Son yılların en çok konuşulan konusu Ar-Ge harcamalarının yetersizliği olmuştur. Milli Gelirle orantısı baz alınarak sürekli kaynak aktarılmaya çalışılan araştırma geliştirme çalışmalarının temel sorunun sistemsizlik olduğu ortaya çıktı. Yıllardan beri konuşulan ve ülkemizin hak ettiği teknolojik gelişmişlik seviyesini yükseltmeye yönelik sonuçların üretilmesi için sonucu buluş olan Ar-Geye ihtiyaç vardır. Yalnızca aktarılan parasal kaynakların bu soruna çare olmayacağından sistemin tüm olarak ele alınmasına ihtiyaç vardır.
İstanbul Sanayi Odasının yaptığı birinci 500 ve ikinci 500 sanayi işletmesi sıralamasının patentler yönünden değerleme sonuçları, Ar-Ge çalışmalarının sonuç üretemediğini göstermektedir. Ülkemizin kalkınma dinamiğini harekete geçirecek olan iş sonucu buluş olan Ar-Ge çalışmalarına odaklanmak olacaktır. Teknoloji üreten ülkelerin bu gelişmeleri başarmasının ardındaki gerçek sonucu patent belgesi alabilecek Ar-Ge çalışmaları yapıyor olmalarıdır. Detayına baktığımızda kobilerimiz dahil bütün sanayi işletmelerinin uygulamasında zorlanmayacağı bu sistematik yapı için, sadece kararın bu yönde olması yeterlidir.
Patent odaklı olacak bu Ar-Ge sistemi ile Ar-Ge çalışanlarının daha verimli çalışma olanağı bulacağı ve hedeflerini daha kolay saptayabileceği bir ortam oluşacaktır. Verimli Ar-Gede hem parasal kaynakların hem de zamanın yönetimi çok yalın ve kolay olacaktır. Karmaşık ve anlaşılmaz hedefler her zaman sonuçsuz kalamaya mahkum çalışmalara yol açacağından bu sistem ile ölçülebilir değerler üretilebilecektir. Ülkemizin sınıf atlaması için patent sayılarını önce 10.000e sonra 50.000e çıkarması gerekir. Yine İstanbul Sanayi Odasının verilerine göre 230.000den fazla sanayi işletmesine sahip ülkemizde bu potansiyel fazlası ile vardır. Soru:4- Sayfa 17 deki reklam hangi firmaya aittir.
Bu potansiyeli harekete geçirecek danışmanlık şirketlerine bu işin verilmesi halinde bu sorun rahatlıkla çözülecektir. Gelişmiş ülkelerin sonuç odaklı yani patent üreterek bilgiyi nasıl yaygınlaştırdıklarını ve bu bilgilerle yeni bilgi üretimine hız verdiklerini global büyüklüklerinden görüyoruz. Tescilli bilginin sahibinin devlet garantisinde bu bilgiyi kamu ile paylaşması bu kültürel yapının tüm sanayi işletmelerine yaygınlaşmasının modelini oluşturmaktadır. Tübitak, Kosgeb ve Dış Ticaret Müsteşarlığının Ar-Ge çalışmalarının bu sistematik yapı içerinde olmasını özendirici teşvikleri bulunmaktadır. Patente odaklanan Ar-Ge birimleri hem firmaları zenginleştirmekte hem de ülkenin katma değerli ürünler üretmesinin yolunu açmaktadır. Buluşları ortaya çıkarmak için firmaların sadece Ar-Ge biriminde çalışanlarından değil tüm birimlerde çalışanlarından yararlanacağı bir sistematik yapıyı kurması hızlı sonuçlar doğuracaktır. Ülkemizde üretilen ürünlerin ortalama birim değerini arttırmak da bu tür çalışmaları yapmakla mümkün olacaktır. Üretme kültürünü öğrenen bir toplum olarak kendimizi zenginleştirecek Ar-Ge kültürünü de çok kısa zamanda öğrenme ihtiyacımız var.
Geleceğini düşünen şirketlerin yapması gereken işlerin başında kriz anında kesintiye uğramayacak bütçeye ve yetişmiş insan kaynağına sahip olan bir Ar-Ge birimini patent odaklı çalışacak anlayışla kurmak olmalıdır. Zira devletin istihdam üzerindeki yükleri azaltması ve vergileri indirmesini beklemek karlılık için yeterli olmayacaktır. Elbette ki Ar-Ge mühendisliği açısından mühendislik fakültelerinin klasik eğitimin yanında, araştırma projelerini yönetilmesine yönelik eğitimlere de ağırlık vermesi insan kaynağının niteliği yönünden büyük önem taşımaktadır.
Sonuç olarak hedefi, bütçesi ve yetişmiş insan kaynağı olan patent odaklı Ar-Ge sistemi ülkemizin yarınlarını kurtarmanın ve teknoloji üretiminin yoluna açmanın başlangıcını oluşturmaktadır. İşletmeleri balsız petek gibi verimsiz olmaktan buluş üretmeye götüren yol budur.