Olur ama yüzde 5000 de olmaz ki dedirten artış

Ülkemizin bulunduğu coğrafik konum ve sanayileşmede yaşanan gelişmeler, Türkiyede uluslararası ve yerli yatırımcıların, modern madeni yağ fabrikaları kurmasının temelini oluşturdu. Kurulan bu tesisler, yıllar içinde uluslararası piyasalarda teknolojisiyle de rekabet edebilecek kadar mesafe kat etti. Hatta ülkemiz, kapasitesiyle madeni yağ üretim üssü haline geldi ve bu alanda günümüzde uluslararası markalara fason üretim gerçekleştiriliyor.
Ancak son günlerde yaşanan gelişmeler, sektörün ülke ekonomisine katkısını ciddi olarak tehdit eder duruma geldi. Yaşanan sorunlara acilen tedbir alınmazsa, Türkiye madeni yağ üreten değil ithal eden bir ülke konumuna gelecek. Sorunun başlangıç noktasının ise motorine, ucuz olması nedeniyle yağ katmaya başlanması olduğu iddia ediliyor. Motorine katılan bu ucuz yağ ise 10 numara yağ olarak adlandırılıyor. Yağ tenekelerine madeni yağın haricinde kaçak akaryakıt bitkisel yağlar, atık yağlar, solvenler ve benzer karışımlar konularak satıldığı biliniyordu. Hatta bu ürünlere isim bile verildi ve adları 10 numara yağ oldu. Bu durum madeni yağdaki ÖTV miktarı artırılarak önlenmeye çalışıldı ancak zaten bu işi yapanlar bir kılıfını bularak, yine aynı fiyattan ürünlerini satmaya devam etti. Buna karşılık gerçek sanayici ise zor durumda kaldı.
Bu tedbirler nedeniyle yaşın yanında kuru da yandı ve sektör büyük bir sorunla karşı karşıya kaldı. İKMİB (İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz ve MAPESAD (Madeni Yağ ve Petrol Ürünleri Sanayicileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Koçak, ortak bir açıklama yaparak, bu önemli konuda hükümeti acil önlem almaya çağırdılar: İki başkanın sorun tespitleri ve çözüm önerileri şöyle:
Madeni yağ ürünleri 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisine tabii. 2 Temmuz 2008 tarih ve 26924 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca yürürlüğe giren yeni ÖTV oranları sektörümüzü ciddi sıkıntıya soktu. Şöyle ki; 4760 sayılı kanuna ekli (I) sayılı listenin (B) cetvelinde yer alan malların ÖTV oranı 0,350 YTL/Kgdan 0,9345 YTL/Kga yükseldi. Buradaki vergi artış oranı yüzde 267 oldu.
Aynı kanunun 8inci maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca (I) sayılı listeye dahil olmayan malların imalinde kullanılmak üzere tesliminde uygulanan tutar 0,015 YTL/Kg iken 0,750 YTL/Kga çıktı. Artış oranı % 5000 oldu. Sanayiye hammadde olarak giren bu tür mamullerin ÖTVsinde gerçekleşen bu aşırı artış sanayicimizi zor durumda bıraktı.
Burada dikkat çekmek istediğimiz diğer önemli bir konu da; 4760 sayılı ÖTV Kanununda (I) sayılı listeye dahil olmayan malların yurt içinde imalinde 0,750 YTL/Kg ÖTV alınırken, bu mallar yurt dışından ithal edildiğinde hiçbir vergi alınmıyor. Bundan dolayı (I) sayılı listeye dahil olmayan malların ithalatından herhangi vergi alınmaması yurt içi üreticilerinin aleyhine ciddi problemler oluşturuyor. Kararname yeni olmasına rağmen ithalatın daha şimdiden artması ileride daha çok artacağını da gösteriyor ki bu da yerli üreticileri zora sokacak. Üretim tesislerimizi kapatıp bizlerin de üretici konumundan ithalatçı konuma gelmemesi için; bu haksız uygulamanın ithalata da vergi konarak engellenmesi gerekiyor.
Ayrıca Türkiyede baz yağ üreticisi ülkemizdeki tek rafineri olan TÜPRAŞtır. İhraç edilmek şartıyla üretilecek madeni yağın yurt içinden yani TÜPRAŞtan alınması halinde ÖTV Kanununun 5 numaralı Tebliği gereği 0,05 YTL/Kg ÖTV alınıyor. Bu ihraç edilecek malın maliyetini artırdığından uluslararası piyasada rekabet gücümüzü ciddi oranda azaltıyor. Bir de buna TÜPRAŞın, ihraç şartıyla alınan baz yağa ortalama 0,100 YTL/Kg ek ücret koyması işimizi daha da zorlaştırıyor.
Ayrıca hemen her sektörde olan merdiven altı diye tabir edilen kalitesiz baz yağlarla yapılan madeni yağ üretimi de ciddi bir tehdit haline gelmiş durumda. Bu nedenle, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK), madeni yağ lisansı verirken yeni kriterleri devreye sokması gerekiyor.
Yurt dışından kalitesiz ithal edilen madeni yağ ithalatı ise bir diğer sorun. Yerli üreticilere TSE zorunluluğu varken yurt dışından ithal edilen madeni yağlara TSE zorunluluğu olmaması, ülkemize giren kalitesiz ürünlerin artmasına neden oluyor. Ürün kalitesiz olduğu için fiyatları da doğal olarak ucuz. Bu da tabii ki yerli üreticilere çok ciddi sıkıntılar yaşatıyor. Bundan dolayı ithal edilen madeni yağ ürünlerinde oluşan bu haksız rekabeti önlemek amacıyla ek vergi konması gerekiyor.