SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   18 Mayıs 2012, Cuma

Agustos 2008 Sayısı

Yıl : 5 | Sayı : 52

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     Arşiv
     İletişim

http://www.ankiros.com


http://maktekfuari.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 



























 

TECHNOINVENT A.Ş. Gene Müdürü Hasan DEMİRKIRAN: Sanayicinin gerçek sorunu maliyet değil, katma değer üretememesidir

Birçok toplantıda, basın ve yayın organlarında sanayicinin problemleri gündeme geldiğinde genel olarak şu sorunlar ortaya çıkar;
• Enerji fiyatları çok yüksek,
• İşçilik maliyetleri devletin aldığı vergiler ve sigorta maliyetleri başta olmak üzere yüksektir,
• Dolaylı ve doğrudan vergiler yüksektir,
• Taşıma ve el değiştirme maliyetleri, hem taşımacılık üzerindeki vergiler, hem petrol, hem de KDVden dolayı yüksektir.
• Son yıllarda zorunlu hale gelen CE, Kalite ve Çevre gibi standartları uygulama maliyetleri yüksektir,
• Kredi faiz oranları yüksektir vb. gibi..

 
Evet bunların tamamı doğrudur ve maliyetleri yüksektir. Dolayısı ile bu maliyetlerin yükselmesi satış fiyatının yükselmesine veya karın azalmasına sebep olur. Bu da sanayicinin rekabet gücünü azaltan bir etkidir.

Ama şu bir değişmez gerçektir ki bu maliyetlerin, yani  enerji, işçilik, vergiler, taşıma ücretleri ve standartları uygulama maliyetlerinin kısa ve orta vadede düşmesi mümkün değildir.

Çünkü devletin bu güne kadar gelen enerji politikası enerji maliyetlerini indirecek seviyede değildir. Enerji ağırlıklı olarak petrol ve doğal gaza dayandırılmıştır ki bunun kısa ve orta vadede düzelmesi mümkün değildir. İşçilik maliyetleri de muhtelif sebeplerden Çin, Hindistan vb. ülkelere göre yüksektir. Yine aynı şekilde  devlet aldığı vergiden memnun değil, bunu artırma, en azından yaygınlaştırma eğilimindedir. Bunu azaltmayı düşünmemektedir.

Türkiyedeki taşıma ve el değiştirme maliyetleri hem petrol fiyatlarından, hem de taşıma üzerindeki vergilerden dolayı yüksektir. Bunun da kısa ve orta vadede yine devlet politikasından dolayı düşmesi mümkün değildir.

Özellikle son yıllarda zorunlu hale gelen CE, bazı konularda Kalite Belgesi, tescil zorunluluğu, çevre standartları vb. gibi uygulamaların da ortadan kalkması mümkün değildir. Çünkü Türkiye uluslararası anlaşmalara imza atmıştır ve buralarda bu standartları uygulayacağına dair taahhütte bulunmuştur. Bu taahhüt olmasa bile uluslararası ticaret bunları zaten zorunlu kılmaktadır.

Peki bu durumda sanayici ne yapacak. Gerçekten de rekabetçiliğini azaltan bu üretim maliyetleri kısa vadede düşmeyecekse bu gittikçe karlılığının azalması ve en sonunda küçülmesi ve yok olması anlamına mı gelir?

Elbette ki hayır. Gerçekten Türkiyede üretim maliyetleri özellikle uzak doğu mamulleri düşünüldüğünde çok yüksektir. Ama gelişmiş ülkelere göre çok da yüksek değildir. Örneğin Almanyada vergiler Türkiyeden yüksek değildir. İşçilik maliyetleri hakeza Türkiyeden kat kat fazladır. Ama Almanya 1 Trilyon Dolar ihracatla rekora koşmaktadır. Asıl sorun üretim maliyetlerinin yüksek oluşu değil Türk sanayicisinin katma değer üretememesidir.

Katma değer denilen şey herhangi bir mamulün üretim maliyetinin üstünde elle tutulmayan bir değer konularak satılmasıdır. Örneğin Türkiyede bir tekstilci 1.000 işçi ile 50 milyon dolarlık bir ciro üretebilir, ama Microsoft 1.000 yazılımcı ile 500 milyon dolarlık bir ciro üretebilir. En çok övündüğümüz otomotiv sektöründen örnek verirsek bir otomobilin fiyatı ortalama 30.000 YTL ise Mercedes veya Audi otomobillerinin 60.000 YTLden aşağı satılmamasıdır. Bu katma değerli ürünlerin, ürünü bir araya getiren parçaların maliyetleri, ona harcana işçilik maliyeti ve kâr toplamının haricinde zenginlik yaratan bir değer eklenmesidir.  Zenginlik yaratan katma değerin en önemli iki unsuru marka ve teknolojidir. Marka, arkasında bir teknoloji, tasarım gibi fark yaratacak bir yenilik yoksa tek başına anlam ifade etmez.

Bunu nasıl tespit ediyoruz? Öncelikle katma değerin ölçümü için temel kurallar olmasa da firmaların ve ülkelerin ürettiği teknolojilere, tasarımlara ve dünya markalarına bakmak lazım. Teknoloji üretiminin en önemli ölçümü firmaların veya ülkelerin ürettikleri patent sayılarına bakmaktır. Bir firma ne kadar patent üretiyorsa o kadar çok yeni ürün veya teknoloji üretiyordur anlamına gelir. Örneğin Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatının (WIPO) rakamlarına bakıldığında en çok patent üreten ülkeler sırasıyla Japonya, Amerika, Güney Kore, Çin ve Almanyadır. Türkiye bu sıralamada 37. sıradadır. Global marka derecelendirmelerine baktığımızda uluslararası olarak bunları derecelendiren iki önemli kurum olan Interbrand ve Brandfinance kurumlarının sıralamalarında Türkler ilk 100e bile girememektedirler. Şunu tekrar belirtmek gerekir ki marka derecelendirmeleri sadece pazarlama başarılarından değil, bu başarıların elde edilmesini sağlayan teknoloji ile de alakalıdır. Örneğin Toyota, Honda, SONY, HP veya Astra Zeneca gibi firmaların marka değerlerini oluşturan en önemli unsur teknoloji de üretmeleridir.

Asıl sorun üretim maliyeleri değil, katma değer üretememek ise nasıl bir çözüm yoluna gidilmelidir? Sanayicinin öncelikle katma değer sağlamaya yürekten inanması gerekir. Elbette katma değerli yenilikler için yeni ürün geliştirme, tasarım geliştirme, Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) yapıp teknoloji geliştirme faaliyetleri yapması gereklidir. Türkiyede bu durumu sezmiş veya tespit etmiş olan birçok firma artık rekabetçiliğini sadece verimlilik üzerine değil, yenilikçilik faaliyetleri üzerinde çalışarak arttırmaktadır.

Ancak burada çok önemli bir konuyu da ihmal etmemek gerekir. Yine WIPOnun yaptığı bir araştırmaya göre Güney Korede 1 milyon dolarlık bir Ar-Ge yatırımı sonucu 4,7 adet patent elde edilirken, Türkiyede 0,14 patent elde edilmektedir. Bu şu anlama gelir. Güney Koredeki sanayicinin Ar-Gesi  Türkiyedeki sanayicinin Ar-Ge sine göre 30 kat daha verimlidir.

Zaten Güney Kore sanayisinin sıçrama yapmasının en önemli sebebi hızlı Ar-Ge ve teknolojik inovasyonu yapabilmesidir. Yine buradan Türkiyede yapılan Ar-Ge ve yeni ürün geliştirme çalışmalarının verimsiz olduğu, Ar-Ge, Yeni Ürün Geliştirme ve Teknolojik İnovasyon konusunda metodolojilerin bilinmediği ve uygulanmadığı ortaya çıkmaktadır. 

Sonuç olarak;
Türkiyedeki sanayici elbette ki üretim maliyetlerini düşürücü tedbirler ne ise onu yapmak durumundadır. Ama dünyada artık özellikle global rekabet ortamında bu yeterli değildir. Firmaların global rekabet ortamında rekabet üstünlüğü elde etmesi için Ar-Ge, Yeni Ürün Geliştirme faaliyetleri yapmalıdır. Elbette ki sanayicinin kıt zaman ve finansal durumundan dolayı bunların pazarda başarılı olacak şekilde olması, yani teknolojik inovasyona dönüşmüş olması gerekir. Buna göre ve ilk adımı atan sanayiciler çözüme mutlaka ulaşacaktır. Diğerleri eriyen kârlar ve kızgın rekabet içinde yok olmaya mahkum olacaklardır.

 

  İlgili Haberler

 

Lukoil, Vites Yükseltme Hedefinde
Denizatı Petrokimya, İhracatta Yeni Rekorlar Hedefliyor
BUSWORLD TURKEY 2012
4. Busworld Turkey 19 Nisan da Açılıyor
Yan Sanayide Hedef, Daha Fazla İhracat

  İlgili Yazılar

 

Bir üretim stratejisi olarak Volkswagen MQB nedir? Yan sanayi firmaları için ne anlam ihtiva ediyor?
Türk Sanayisinde ERP Tatminini Etkileyen Faktörlerin Analizi
Türk Havacılık Sanayisinde İlk Girişimler
İkibinoniki-ye Bir Kala
Türkiyenin Filtre Sektörü ve Gelişimi
 

http://www.commercial-vehicles-turkey.com/?referer=Subcon

http://www.cnrsubconist.com/content/tr_index.asp








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi