Otomotiv sanayinin başarısı katma değer zincirindeki ardışık yüksek performansların toplamlarından gelir. Katma değer zincirindeki görev dağılımı veya ana/yan sanayi işbirliği bu performansın kimler tarafından ve nasıl yapılacağını bizlere göstermektedir. Dolayısı ile başarı ana/yan sanayi işbirliğine çok bağımlıdır.
Bugün bir aracın %75 oranında katma değeri yan sanayi firmaları tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu oran oldukça yüksek ve önemlidir. Ana sanayiler küresel rekabet faktörünü acımasızca kullanarak yan sanayi firmalarının katma değer oran/performansını zayıflatmamalı hatta bu performansın daha da yükseltilmesi için destek vermelidirler. Küresel boyutta öyle bir proses yaşamaktayız ki, zaten ana sanayilerde inovatif ve küresel çapta organize olmuş yan sanayilere büyük ihtiyaç duymaktadırlar.
Otomotiv sanayinin gelecekte başarısı da ana ve yan sanayi işbirliği ve bu sinerjiden doğan tekniklerin üretim, serviste kullanılmaları ile sağlanacaktır. Önümüzdeki dönemin en önemli konularından biri olan Elektrikli-Araç ana ve yan sanayiler arası işbirliklerinin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha göstermiştir. Otomotivde gelecek yatırımlarının 4/5i nin elektronik, sensör ve software alanında yapıldığını izlemekteyiz. Ayrı bir yazı konusu olmakla birlikte belirtmek gerekir ki, bu alanda yapılan Ar-Ge yatırımlarının finans konusu ve yan sanayi firmalarının güçlü, rekabet edebilir konumunu canlı tutmak için bir dizi önlem şarttır. Türkiyede para kıymetli ve de pahalı. Daha ucuz finans mekanizmaları, kaynakları bilhassa Türkiyede faaliyet gösteren yan sanayi firmaları için önemlidir. Avrupalı yan sanayi firmalar hali hazırda Avrupa Yatırım Bankasının bu alanda sunduğu olanakları kullanmaktadır veya kullanmaya özen göstermektedirler. Türkiyede yerleşik firmalara da bu gibi kanallar tavsiye edilir.
Özetle, otomotiv katma değer yapısında mevcut durumu korumak ve de geliştirmek için sektördeki mega trendleri iyi okumak, anlamak, analiz etmek ve genel ve firma bazında yapılması gerekenleri, stratejileri oluşturmak gerekmektedir.
Kriz dönemi sonrası otomotivdeki ana eğilimleri sıralamak gerekirse;
- Çevreci, daha az yakıt ihtiyacı olan motor ve motor bileşenleri,
- Elektro mobilite,
- Hafif Araç konseptleri ve
- Software Sistemlerin birbirlerine adaptasyonu/entegresi sayılabilir.
Bu belirtilen alanlar birbirlerinden bağımsız değildir, ama bu alanlarda çözüm üreten, inovatif konseptlere sahip yan sanayi firmalarının gelecekte en karlı çıkacak firmalar olacağını belirtmekte hiçbir sakınca da yoktur.
BENZİN, DİZEL, HİBRİD
Basında, sektörel dergilerde Elektrikli-Araç konusunda pek çok makaleye rastlamaktayız. Gündemi bu konu meşgul ederken bilinmektedir gelecek 10-15 yıl benzin, dizel yakıt kullanan otto motorlar ile bunların elektrikli motor karışımı olan hibrid reel gündemi belirleyecek. Dikkat edilirse elektrikli araç performansı sürekli diesel yakıt kullanan motor/tahrik sistemleri ile mukayese edilmektedir. Çok yakın gelecekte benzin ve dizel yakıt kullanan tüm motor ve parçalarda optimizasyon çalışmaları ve inovatif konseptler aracılığı ile mevcut durumdan en az %20 oranında iyileştirme sağlanacağı veya sağlandığı biliniyor. Bosch firmasının yönetim başkanı Franz Fehrenbach šubat 2010 yılında yaptığı basın açıklamasında önümüzdeki dönemde bilhassa Çin ve Hindistan pazarlarında optimize edilmiş dizel motorlara yönelik talebin yüksek olacağını belirtmişti. Bu trend şimdiden kendisini göstermektedir. Gelişen pazarlardaki ihtiyacı karşılamak için yeni optimize motorların (benzin ve dizel ile çalışan) hızla piyasaya sürüleceği tahmin edilmektedir.
Avrupa da yeni nesil benzin ile çalışan motorların (daha tasarruflu ve dinamik) yeni araçlardaki oranının %7den %20ye kadar çıkacağı yani her iki benzinli motordan birisinin yeni teknoloji ürünü olacağı da yine sektör tahminleri arasındadır.
Bosch ve Mahle firmasının ve dolayısı ile bunların alt tedarikçilerinin bu yeni durumdan daha kazançlı çıkacaklarını tahmin etmek zor değil.
Elektrikli aracı fokusunda tutan ve ikili tahrik sistemlerine yönelik faaliyet gösteren (mild Hibridten Plug-Ine kadar) yan sanayi firmaları da yakın gelecekte karlı çıkacak firmalar arasında sayabiliriz. Hatta Hibridin bir önceki dönemi için diye addedilen ‘start-stop-otomatik sistemlerinin bile 2 milyon adetten fazla satacağı öngörülüyor.
Özetle, elektrikli-araç konseptine doğru yol alırken – ki bu tip tahrik sisteminin büyük adetlere ulaşması zaman alacaktır- mevcut sistemlerin optimizasyonu ve teknolojik gelişmelerin daha yoğun entegresi ile bu alanda da yapılacak işler çoktur.
Önümüzdeki sayıda hafif araç konseptine elektrikli araç bağlamında değineceğim. Bilhassa bu alanda Türkiyede yerleşik yan sanayi firmalarının potansiyeli olduğunu düşünmekteyim.