Herşey geçen akşam kardeşimde izlediğim film ile başladı. Filmden önce başrol oyuncusunu o kadar övdüler ki, dayanamadık ve izledik hatta arka arkaya her ikisini de Orijinal adı The Transporter, Türkçesi; Taşıyıcı…
Bir film seyrettim ve bu yazı ortaya çıktı. Taşıyıcı, başrolünü Jason Statham’ın oynadığı Fransız, Amerikan yapımı bir film. Filmi izlemeyenler için birkaç şey söylemek istiyorum. Film; Eski Özel Kuvvetler Uzmanının emeklilik döneminde yaptığı işten bahsediyor.
Bu iş iyi araba kullanan bu kişinin emekli maaşı dışındaki ekmek kapısı, bir şeyler taşıyor. Bazen soygun yapan kişileri, bazen bir paketi vb. Filmde en çok ilgimi çeken şey, bu insanın kendisi ve işi için koyduğu prensipleri. Bunlara uyduğunda ve uymadığında başına gelenler oldukça ilginç.
Bu prensiplerin satışta uygulanmasını beklemek pek doğru olmamakla birlikte satışında kendine göre prensiplerinin olması gerektiğini düşünüyorum. Bu kişi kendini riske atmamak için yaptığı işin derinliklerini öğrenmemeye çalışıyor.
Bu prensiplerden bazıları;
1. Yapılan anlaşmayı asla değiştirme,
2. İsim yok, kimin adına çalıştığı ve teslimatı alacak kişiyi bilme,
3. Asla paketin içine bakma,
4. Tutamayacağın sözleri verme,
5. …
Kendi koyduğu prensipleri çiğnediğinde başına neler geldiğini her iki filmde de görüyoruz. Tabi ki filmde onun prensiplerine karşı sürekli bunları delmeye özen gösteren kişileri de görüyoruz. Onların kuralı da; prensipler çiğnenmek içindir
Gelelim satışla ilgili prensiplerin konulup konulamayacağı konusuna, Müşterinin kral olduğu günümüzde, onu elimizden kaçırmamak için adeta ağzı ile kuş tutan satışçının nasıl olur da prensiplerini savunabilir? Gerçekten zor bir durum. Ama buna karşın prensiplerden taviz verilmeye başlandıkça da müşteri daima daha fazlasını istediğinden, tavizin sonu gelmemektedir.
Gördüğümüz kadarıyla; prensipli, verdiği sözün arkasında duran, sattığı ürüne güvenen ve ona göre davranan satışçıların diğerlerine göre daha başarılı olduğudur.
Satışçının olması gereken prensipleri:
1. İnanmadığın ürünü satma ve taraftarı görünme,
2. Ödeme, iskonto vb. konularda sistemin dışında farklı uygulamalar yapma,
3. Teslimat konusunda kesin tarih ver, yapamayacağın sözler verme,
4. Yüz yüze yapılan görüşmelerde randevu saatine uy vaktinden önce orda ol,
5. Numune ürün ile gerçek ürünü farklı üretme,
6. Müşterinin ihtiyacını tam anlamadan ürün teklifinde bulunma,
7. Ona uygun olmayacak yüksek konfigrasyonları istese de, onu uyarmadan verme,
8. Sıcak satışta araçta bulunmayan bir ürünü varmış gibi satma,
9. Rud sisteminde her hafta müşteriye aynı gün ve saatte uğra,
10. Şirket sırlarını müşteri ile paylaşma,
11. Hedefleri tutturmak adına ürünü bile bile düşük potansiyelli bir noktaya verme,
12. Bölge potansiyeli hakkında şef ve müdürlerini pembe tablo varmış gibi gösterme,
Eminim şu anda bu maddeleri okuyan bir çok satışçı, bu prensipleri le satış yapmanın kolay olmayacağını hatta satışın oradan masa başında yazı yazılarak yapılmadığını hatırlatmak isteyecektir.
Ben de tek bir şey söylemek istiyorum. Satışçılık mesleği maalesef son yıllarda oldukça kan kaybetmekte, satışçı insana asla güvenilmeyeceğinden başlayıp, üç kağıtçılık, düzenbazlık, vb. her türlü hakaret onlara karşı yapılmaktadır. Bu kaybedilen imaj bence prensipler ile tekrar kazanılabilir.
Hatta, bu prensipleri arttırmak elimizde, sektörlere göre daha bir çok şey yazabiliriz. Sizden ricam aklınıza geldikçe bana göndermeniz.
Bana her konuda yazabilirsiniz. Tek yapmanız e-mail atmanız. Bu arada bana eğitimlerim ve çalışmalarla ilgili bilgi isteyenler için www.hakanomergider.com sitesine bir göz atmalarını da hatırlatırım.
info@hakanomergider.com
Unutmayın, Satış Kumar Değildir !
Profesyonel Destek Gerekir