Gelirdi, gelmezdi ve de gelse de bizi fazla etkilemez derken geldi ve etkilemeye başladı. Etkisi önümüzdeki dönem daha da fazla hissedilecek.
Malumunuz üzerine finans krizinden bahsediyorum. Finans krizinin reel sektörlere etkisi geçen aydan itibaren tüm hükümetlerin ana iştigal konusu. Amerikanın ardından Avrupa Birliği üye ülkelerinin finans piyasaları için eşi benzeri görülmemiş kurtarma operasyonlarının ardından şimdi de konjonktürü canlandırma programları geliştirilmeye başlandı.
Kriz üzerine ilk tespiti şöyle formüle edebiliriz: Bu kriz, epey bir süre önce kendini bize tanıttı ve bağıra bağıra geldi. Kimse böyle olacağını bilmezdik diyemiyor.
Bu yazıda kısaca otomotiv ana ve yan sanayinin kriz senaryoları ve muhtemel etkileri üzerinde duracağım. Tabii buradaki izlenim ve yaklaşımlar daha çok Avrupa penceresinden olacaktır.
Bu yazıyı yazmadan önce Türkiyedeki otomotiv üreticilerinin son verilerine ve gelecek tahminlerine de bir baktım. Henüz krizden dolayı revize edilmemiş rakamlar var. 2011e kadar verilen üretim/satış rakamlarının revize edileceğini söylemek falcılık olmasa gerek.
Yazının ileri bölümünde tekrar değinmek kaydıyla önemli bir soruyu hemen soralım. Türkiyenin açık pozisyonu olarak belirtilen 80 milyar Doların içinde otomotivin payı ne kadardır bilmiyorum. Aslında bu sorunun yanıtı bile krizin sektöre etkisi ve gelecek senaryo için fikir verebilirdi. Neyse, konumuza tekrar dönelim.
2011 planı
Krizin etkilerini hesaplayan ve Pricewaterhouse-Coopers (PwC) tarafından yeni yayınlanan bir rapora göre, 2011 yılına kadar krizin çıktığı ve bir nevi kaynağı olan Amerika ve Avrupada 5 milyon adet otomobil daha az üretilecek.
Aslına bakılırsa kriz öncesi de bu coğrafyalarda otomotivde büyümenin düşeceği ve Brezilya, Rusya, Çin ve Hindistanda üretimin artacağı biliniyordu. Finans krizi küresel çapta önceden belirlenen güzergâhı daha bir göz önüne serdi diyebiliriz.
Bilindiği üzere otomotiv üretim stratejilerini belirleyen faktörler; teknolojik konseptler, yasal çerçeve (emisyon hacmi, güvenlik vs) ve müşteri talepleridir. Daha çevreci, güvenlikli, daha az yakıt tüketen küçük ve orta segment otomobillerin gelecekte daha çok aranan ve istenen ler olacağı biliniyordu. 2007 yılında dünya çapında üretilen otomobillerin %39,5i bu kapsamda üretilmiş idi ve bu oranının 2011 yılında %46,7 oranına çıkacağı hesaplanıyor. Bu üretimde de yukarıda adını andığımız ülkeler listenin ilk sıralarını kaplayacaklar.
Avrupalı otomobil üreticileri paralarını daha çok lüks segment diyeceğimiz platformlarda ürettikleri otomobiller ile kazanıyorlardı. Bu segmentte kriz nedeni ile düşüşün daha hızlı yaşanacağı tahmin ediliyor (2007deki oran %18 idi bunun 2011 yılında %13 ve aşağısı olacağı hesaplanıyor).
Görüleceği üzere, kriz otomotivdeki mevcut senaryoları, trendleri hızlandırma etkisi görecektir. Yani, bildiğimiz güzergâhta hızlılık yaşayacağız. Küresel olarak mali açıdan kendini güven altına almamış ana ve yan sanayilerin çok zorlu yıllar yaşayacakları çok açık ve net.
Krizin Türkiyeye muhtemel etkileri
Ana sanayiye etki
Türkiyede yerleşik ana sanayilerin kendi kriz senaryoları olduğunu tahmin etmiyorum. Çünkü bu şirketlerin stratejileri dışarıda belirleniyor. Örneğin, Toyotanın merkezi nasıl karar verirse Türkiyedeki üssü de ona göre hareket edecektir. Bu, Renault içinde böyle, Ford için de böyle. Bu nedenle ana sanayideki gelişmeleri merkez üslerini yakından takip ederek bilgi sahibi olabiliriz.
Türkiyede son dönem konjonktürü canlandırmak için ÖTV vergilerinde indirim talebi yükseliyor. Benzer talepler Avrupada da var. Avrupada bu yönde adımlar da atılıyor. Ama Türkiyede bu yöndeki taleplere Maliye Bakanımızın verdiği yanıt çok ilginç; dolaylı olarak yurtdışı otomotiv sanayisini ben desteklemem diyor. İşaret ettiği nokta, öncelikle yurt içinde satılan araçların %75inin ithal olması ardında da Türkiyede üretilen otomobillerin katma değer oranı. Bu oranın bilhassa ihraç otomobillerde düşük olduğunu hepimiz biliyoruz.
Özetle, krizin otomobil ana sanayimizi etkileyeceği açık. Çünkü, Türkiyede faaliyet gösteren ana sanayicilerin küresel kriz konseptinden Türkiyenin etkilenmemesi mümkün değil. Ana sanayicilerin bu küresel kriz konseptinde fabrikalardaki geçici işçilerin sözleşmelerinin uzatılmaması, hatta işten çıkarmalar ve üretimin belli süreler durdurulması gibi önlemler var. Bu önlemler şimdilik böyle. 2009 yılının başında buna eklemeler olacaktır.
Yan sanayiye etki
Gelelim krizin yansanayiye etkileri üzerine.
Burada bir genelleme yaparak krizin sektöre etkilerini incelemek mümkün değil. Yansanayi sektörümüzdeki işletme türlerine, müşterilerine ve faaliyet alanlarına göre yorum yapmak daha gerçekçi olur kanısındayım. Şöyleki;
a) Sadece Türkiye içindeki anasanayilere ürün ve hizmet veren firmaların bu şirketlerdeki kriz konseptlerinden direkt ve çok etkilenecekleri açık. Alternatif müşteri ve müşteri pazarları geliştirememiş bu tip firmalar bir de mali açıdan açık pozisyon çalışıyorlar ise durumları daha vahim olabilir. Burada yapılması zorunlu olan, devletin bu tür işletmelere finansman olanakları sağlaması ve olası bir iş azlığında fabrika içi eğitimler ile bu şirketleri desteklemesidir. Bu şirketler ilerisi için acil alternatif stratejiler oluşturmalıdırlar.
b) Avrupa pazarlarına ve burada doğrudan OEMlerle çalışan firmalarımızda Avrupadaki daralmadan etkilenecek ve kapasite kullanım oranları düşecektir. Bunu 2009 yılında daha net göreceğiz. Bu firmalar–daha önce de defalarca tavsiye ettiğimiz gibi- çalıştıkları OEMlerin gelişen pazarlardaki (Rusya, Hindistan gibi) tedarikçi ihtiyacına göre bir pozisyonlandırmaya girmeleridir. Genelde Avrupalı OEMlere çalışan firmalarımızın iş oranları/ciroları düşüktür. Bu nedenle etkilenme fazla olmayabilir hatta burada yeni iş olanaklarının açılması da sözkonusu olabilir.
c) Avrupa pazarlarına yedek parça üreten firmalarımız krizden OEMlere çalışanlara nispetle daha az etkileneceklerdir. Çünkü, Avrupa pazarlarında yeni otomobil satışları düşeceğinden ve herkes elindeki otomobillere servis ve yedekparca takviyesi yapacağından bu alanda işlerin düşmesi beklenmiyor hatta bir artışın olacağından bahsedebiliriz (hali hazırda Almanyada ortalama otomobil yaşı 8 senenin üzerindedir). Burada yaşanacak sorun, alıcının finansman durumudur. Çünkü, bu tür ürünleri satın alan firmalar Avrupa ölçeğinde orta ölçek firmalardır ve bunlara verilecek kredilerde bir daralma yaşanacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle firmalarımız mali yapılarını daha da zayıflatacak müşterilerden kaçınmalıdırlar.
KISA KISA KRİZ HABERLERİ
Volkswagen (VW): Başarılı politikaları ve zamanlama (Golf VInın yeni piyasaya çıkması) nedeni ile 2008 yılında Almanyadaki üretim üniteleri krizden fazla etkilenmeyecek. Büyük olasılıkla Noel tatili uzun tutulacak ve yeni yılda üretime bir hafta geç başlanacak. Toureg ve Q7nin üretildiği Slovakya fabrikasında ise şimdiden iş yavaşlatma ve üretime ara verme gündemde. Benzer şekilde Skoda ve Seat markalarında daha az üretim yapılacak.
Daimler: Almanyadaki 14 üretim ünitesinde üretime 4 hafta ara vereceği kesinleşti. 2008 üçüncü çeyreğinde satışlarda %8e varan düşüşler yaşanıyor. 2009 planları henüz net değil.
BMW: Hem Almanyadaki fabrikalar hem de yurtdışındakiler Ekim ve Kasım aylarında üretime bir hafta ara verecekler. Bu sene 25 000 adet daha az otomobil üretecekler. 2009 daha zorlu geçecek.
Ford: Köln fabrikasında kısa dönem mesai uygulamaya konuldu. Motor fabrikasını bu sene 5 hafta kapatacak. Saarlouis ve Köln fabrikalarında geçici işçilerin sözleşmesi fesih edildi.
Opel: Avrupa daki önemli fabrikalar zorunlu olarak üretime ara verdiler bunlar arasında Bochum, Eisenach, Antwerpen (Belçika), Luton (İngiltere), Gliwice (Polonya) ve Trollhättan (İsveç) var. Kaiserslautern fabrikası üretimi kıstı. Sadece Rüsselheim fabrikası normal üretime devam ediyor. Burada yeni Insigna üretiliyor.