6. Türkiyenin Topluluk Çevre Mevzuatına Uyum Durumu
ABnin 10-11 Aralık 1999 tarihinde gerçekleştirdiği Helsinki Zirvesinde ülkemizin tam üyeliğe adaylığının kabul edilmesiyle, Türkiye AB ilişkileri yeni bir sürece girmiş ve Türkiyenin ABye adaylığının hukuki zeminini oluşturan Katılım Ortaklığı Belgesi ve Çerçeve Tüzüğün 2001 yılında AB Konseyince onaylanmasının ardından, AB Müktesebatının Üstlenilmesine ilişkin Ulusal Programı, 19 Mart 2001de kabul edilmiştir. AB ile ilişkilerimiz, bu tarihten itibaren, anılan belgelerde kayıtlı öncelikler kapsamında şekillenmeye başlamıştır.
Katılım Ortaklığı Belgesinin çevre alanındaki kısa vadeli hedefleri arasında AB müktesebatının üstlenilmesi için bir uyum programının benimsenmesi, yatırımları finanse etmek üzere her yıl için kamu ve özel sektör finansman kaynaklarına ve uyumlaştırma maliyeti tahminlerine dayanan bir planın geliştirilmesi tedbirleri yer almaktadır. Çerçeve mevzuat, uluslararası çevre sözleşmeleri, doğa koruma, su kalitesi, atık yönetimi ve entegre kirlilik önlemesi ve kontrolü konularında müktesebatın uyumlaştırılmasına ve uygulanmasına başlanması, ayrıca, Topluluğun taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve su çerçeve direktifine uygun olarak sınıraşan sular alanında işbirliğinin geliştirilmesinin sürdürülmesi tedbirlerine yer verilmiştir. Diğer bir öncelik ise, ÇED direktifinin yürürlüğe konması ve uygulanmasıdır. Orta vadede ise, AB çevre mevzuatının uyumlaştırılmasının tamamlanması, çevre ile ilgili verilerin toplanması ve çevrenin korunmasını sağlamak için idari kapasitenin ve izleme kapasitenin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerinin, tüm diğer sektörel politikaların tanımlarına ve uygulamalarına entegrasyonu tedbirlerine yer verilmektedir.
Katılım Ortaklığı Belgesi hedefleri dikkate alınarak hazırlanan Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programında, su kalitesinin iyileştirilmesi, atık yönetiminin etkinleştirilmesi, hava kalitesinin iyileştirilmesi, doğanın korunması, endüstriyel kirlilik ve risk yönetimi, ÇED sürecinin güçlendirilerek etkinleştirilmesi ve stratejik çevresel değerlendirme direktifine uyum sağlanması, çevresel gürültü yönetimi, kimyasallar yönetimi, genetik olarak yapıları değiştirilmiş organizmalar ve radyasyon güvenliği ve radyasyondan korunma öncelikleri altında, AB mevzuatı ve karşılık Türk mevzuatı, sorumlu kurum ve uyumlaştırma-uygulama takvimi verilmiştir. Ancak ağır yatırım gerektiren direktiflere ilişkin uygulama takvimi belirlenememiştir. Ayrıca, kurumsal yapılanma tedbirlerine dair takvim ile finansman ihtiyaçlarına ilişkin öngörülerle birlikte, Avrupa Topluluğunun taraf olduğu çevre ile ilgili uluslararası sözleşmelere ilişkin ülkemizin durumu ve izleyeceği süreç verilmiştir .
Türkiyenin Katılım Yönünde İlerlemesi Üzerine 2003 yılı İlerleme Raporunda , çevre alanındaki alt sektörler itibarıyla müktesebatın uyumlaştırılması ve uygulanmasına yönelik olarak önemli ölçüde çalışmaya ihtiyaç olduğu vurgulanmaktadır. Çevre korumanın diğer politikalara entegrasyonu, su kalitesi, endüstriyel kirlenme ve risk yönetimi konularında gelişme olmadığı belirtilmektedir. Su kalitesi konusunda, su kaynakları konusunda yeni çerçeve yasa dahil olmak üzere müktesebatın uyumlaştırılması ve uygulanması ile içme suyu ve atıksu deşarj standartlarının uyumlaştırılması konularında ilave çalışmaların, hava kalitesi konusunda müktesebatın uyumlaştırılması hava kalitesi izleme sisteminin iyileştirilmesi dahil olmak üzere mevzuatın uygulanması konusunda adımlar atılmasının gerekliliği vurgulanmaktadır. Atık yönetimi konusunda belli seviyede uyum sağlanmış olmakla birlikte, mevzuatın uyumlaştırılması ve uygulanması konularında ilave çalışmalar ile sektöre yeterli mali kaynak sağlanmasının gerekliliği belirtilmektedir. Nükleer güvenlik ve radyasyon güvenliğine ilişkin mevzuat konusunda ilerleme olmasına rağmen, kimyasallar ve genetik olarak yapıları değiştirilmiş organizmalar konularında uyumlaştırmanın tamamlanması için ve Avrupa Çevre Ajansı yükümlülüklerinin yerine getirilmesi konusunda, veri toplama sistemi de dahil olmak üzere, ilave çabalar gerektiği ifade edilmektedir.Ayrıca, çevre mevzuatının etkili uygulanması konusunda çabalara, özellikle ekipman alımına ve personelin alınıp, eğitilmesine ihtiyaç olduğu raporda belirtilmektedir. Özetle, İlerleme Raporu, çevre mevzuatına uyum çalışmalarının yavaş ilerlediğini, mevzuat uyumu ve uygulanması açısından başlangıç aşamasında olduğumuzu ortaya koymaktadır.
6.1 Türkiyedeki Çevre İle İlgili Mevzuatın Analizi
Türkiyede çevre alanındaki mevzuat uyumlaştırma sorumlulukları farklı Bakanlıklar tarafından yürütülmekte olup, (Çevre ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü gibi), kimi konularda yetki karmaşası sorunu ile de karşılaşılmaktadır.
MEDAdan desteklenen ve Ocak 2002de tamamlanan Türkiyedeki Çevre İle İlgili Mevzuatın Analizi Projesinde, Topluluğun çevre mevzuatı ile ülkemiz çevre mevzuatının karşılaştırıldığı farklılık analizi çalışması ve ağır yatırım gerektiren direktifler bazında tahmini yatırım maliyetlerinin hesaplanması çalışmaları yapılmıştır (tüm çevre müktesebatının analizinin yapılması mümkün olamadığından, çerçeve direktifler, yatay mevzuat, atık yönetimi, su kalitesi, doğanın korunması ve endüstriyel kirliğin kontrolü konuları temel alınmıştır. Analiz çalışmasının sonuçları ile proje kapsamında yer almayan mevzuat uyumu tamamlanmış mevzuatlar EK Ade verilmektedir). Analiz çalışması, çevre müktesebatının uyumlaştırılmasında ve uygulanmasında, Türkiyenin erken bir aşamada olduğuna dikkati çekmektedir.
Tablo 1.150 incelendiğinde, çevre mevzuatının uygulanması (yüksek yatırım maliyetler içeren direktifler çalışılmıştır) ile ilgili maliyetler (27 milyar Euro) yüksek olmasına rağmen (2010 nüfusuna yansıtıldığında, kişi başına yaklaşık 360 Euro, 2001 nüfusuna göre kişi başına 410 Euro), getireceği ekonomik kazanımların maliyetlere göre önemli ölçüde yüksek olduğu görülmektedir. Bu sonuç uygulamaya geçilmesi için güçlü bir ekonomik nedendir. Yürütülmekte olan, Türkiye İçin Entegre Çevresel Uyumlaştırma Stratejisi Projesi sonuçlandığında, çevre mevzuatının uygulanması için gerekli finansmana ilişkin net değerlendirmeler ortaya koyulabilecektir .
Tablo:1.1-Çevre Mevzuatına Tahmini Uyum Maliyetleri ve Yararları (milyar Euro).
Kaynak: Türkiyedeki Çevre İle İlgili Mevzuatın Analizi Projesi Final Raporu (MEDA/TUR/ENLARG/D4-01), Carl Bro Global Environment Consortium, Ocak 2002, sf.94.
Çevre mevzuatı uygulamalarının önemli ölçüde yatırım gerektirmesi, mevzuat uyumu çalışmalarını da etkilemektedir. Ülkemizde, çevre alanında mevzuat uyumu ve uygulanması çalışmaları, daha çok projeler kapsamında yürütülmektedir. Düzenli izlemesi Avrupa Birliği Genel Sekreterliği tarafından yürütülen, mevzuat uyumu ve uygulaması takvimini içeren Ulusal Programın (çevre için verilen taahhütlerin daha çok 2005 ve 2006 yıllarında yoğunlaştığı görülmektedir) ve AB fonlarından desteklenen projelerin (Ek Ade verilmektedir) uyum çalışmalarını etkinleştirmesi beklenmektedir.
B. Çevre Müzakereleri
Son genişleme kapsamındaki müzakere süreci, aday ülkelerin müzakere pozisyonları ve ABnin talepleri muhtemel müzakere sürecine yönelik önemli bilgiler sağlamaktadır. Öncelikle, AB çevre mevzuatının ulusal mevzuata aktarılması ve uygulanması, aday ülkelerin en temel yükümlülüğüdür. Öncelikli konular, çerçeve mevzuat (ÇED ve çevresel bilgiye erişim dahil), Topluluğun taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ilişkin tedbirler, sınıraşan ve küresel kirliliğin azaltılması, biyolojik çeşitliliğin korunmasını amaçlayan doğa koruma mevzuatı, iç pazarın işleyişini sağlayan tedbirler (örneğin, ürün standartları) olarak belirlenmiştir. AB çevre mevzuatının etkili uygulanmasını sağlamak için güçlü ve donanımlı idari yapı gereklidir. Ayrıca, Avrupa Topluluğu Antlaşmasının 6. Maddesi uyarınca, sürdürülebilir kalkınma için, çevre koruma prensiplerinin diğer politika alanlarına entegrasyonu sağlanmalıdır.
ABnin geçiş düzenlemelerine yaklaşımı, geçiş düzenlemelerinin zaman ve kapsam olarak sınırlı olması yönündedir. Geçiş süreleri, mevzuat uyumu, çerçeve mevzuat (hava, atık, su, ÇED, çevresel bilgiye erişim gibi), doğa koruma (doğal yaşama alanları (habitat), kuşlar), iç pazar ile ilgili temel unsurlar (ürünlerle ilgili tüm mevzuat) için ve yeni tesislerle ilgili düzenlemelere ilişkin olarak verilmemektedir. Geçiş düzenlemeleri, ancak, uzun zamana yayılması gereken altyapı adaptasyonları gerektiğinde düşünülebilmektedir. Ayrıca geçiş düzenlemelerinin hukuki olarak bağlayıcı ara hedefler içeren, detaylı uygulama planları ile desteklenmesi gerekmektedir . Öte yandan, sınıraşan etkilere neden olabilecek (uzun menzilli kirlilik veya nehir/deniz kalitesi gibi üye ülkeleri etkileyebilecek konular gibi) düzenlemeler konusundaki geçiş süresi tekliflerine üye ülkeler olumlu yaklaşmamaktadır . AB çevre mevzuatı içinde, anılan mevzuatlar dışında kalan küçük bir grup mevzuat bulunmaktadır. Bu grupta, içme suyu temini ve atıksu yönetimi, büyük yakma tesisleri, atık yönetimi alanlarında alt yapı tesisleri gibi uygulamaları ağır yatırım gerektiren mevzuatlar yer almaktadır. Bu gruba mensup mevzuatın uygulanması fiziksel yatırım gerektirdiğinden, teknik ve ekonomik nedenlerle uygulama zaman alacaktır. Öte yandan, çevrenin korunması ve genel sağlık açısından söz konusu mevzuatların uygulanması önemli kazançlar sağlayacağından, mevzuatın uygulanması önem taşımaktadır.