TÜRKİYE NİN PARLAYAN SEKTÖRÜ OTOMOTİV
Ülkemizin ekonomik büyümesinin ve dolayısıyla istihdam ve refah düzeyinin başlıca belirleyicilerinden biri olan ihracatımız, ülkemiz ekonomisine döviz kazandırma işlevinin yanı sıra ihracata yönelik üretim çabası yoluyla üretim altyapımızı geliştirerek uluslararası piyasalardaki rekabet gücümüzü artırmaktadır. Firmalarımız, ürünlerini ihraç etme çabası ile yenilikçi fikirler üretmek, fikirleri ürünlere dönüştürmek, üretim aşamalarını iyileştirmek, dağıtım kanallarını güçlendirmek, uluslararası pazarlama ağlarını geliştirmek gibi konularda kendilerini sürekli olarak daha da iyileştirmek durumundadırlar. Uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzün artması ihracatımıza olumlu olarak yansımakta, ihracat yoluyla erişim sağladığımız pazarlardaki payımızı koruma ve artırma çabası da rekabet gücümüze katkıda bulunmaktadır.
Sektörümüz, son on yıldaki atılımları ile dünya standartlarında üretim yapabilen ve rekabet yeteneğini geliştirerek uluslararası ortak pazarlama stratejisini uygulayabilen bir yapıya ulaşmıştır. Türk otomotiv sektörü bugünkü konumu ile üretim sanayi içinde önemli bir yere sahiptir. Ülkemizde otomotiv sektörünün rolü, genel ekonomi içinde artan bir grafik çizmektedir.
Son iki yıldır üst üste rekor kıran finansal dalgalanmaya rağmen hızını kesmeyen otomotiv sektörü, Türk üretim sanayi içinde sanayinin en ileri kollarından biri durumunda olup, sanayinin ana güçlerden birini oluşturmaktadır.
Otomotiv sektörü, ekonomide yarattığı katma değer, istihdama olan katkısı ve ilişkide bulunduğu diğer sektörlerdeki teknolojik gelişmenin sürükleyicisi olarak stratejik önemi bulunan bir sektördür. Ülkemizdeki otomotiv sektörü de son birkaç yıldır hep yükselen bir grafik çizmektedir.
Dünden bugüne sektörün geldiği noktaya bakıldığında, rekabetçi bir yapının olması, yeni teknolojilerle kaliteli ve düzenli üretim yapabilme gücü, en etkilisi de maliyet-fiyat avantajı olması, Türkiye yi bugün dünya otomotiv sektörü açısından hem önemli bir üretim üssü hem de önemli bir Pazar konumuna yerleştirmektedir. Otomotiv sektörü tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de her yönü ile gelişmeye devam etmektedir. Türkiye otomotiv ana ve yan sanayi, çok önemli bir gelişim potansiyeline ve ihracat kapasitesine sahiptir.
Otomotiv sanayi, özellikle son yıllarda teknoloji olarak çok ileri bir düzeye gelmiş ve uluslararası denetimlerde, gelişmiş batı ülkelerinde faaliyet gösteren OEM firmalarına yönelik üretim yapacak düzeye ulaşmıştır. Sektör ihracatının; 2006 yılı itibarı ile; %65 inin Avrupa Birliği ülkelerine yönelik olarak gerçekleşir olması da, ulaşılan teknoloji düzeyinin bir göstergesidir. Otomotiv yan sanayinde faaliyet gösteren firmaların çoğu uluslararası pazarlarda kabul gören kalite belgelerine (ISO 9000, QS 9000, ISO 14000, vs) sahiptir.
Türkiye otomotiv sektörü, Avrupa nın ciddi üretim merkezlerinden bir tanesi olma yolunda hızla ilerlemektedir. Otobüs üretiminde Avrupa da 1., hafif ticari araçlarda3., toplam üretimde ise Avrupa da 7. ve dünyada 16. sırada yer almaktadır.
Sektörün başarısının sırrı teknoloji yoğun olmasıdır. İhracat yapımızdaki değişimden görüleceği üzere ülkemiz düşük ve orta düzeyde teknolojiye dayanan ürünlerden orta ve yüksek düzeyde teknolojiye dayanan ürünlere doğru yönelmektedir. Bu yönelimin devam ettirilebilmesi için teknolojiyi bilinçli kullanan, teknoloji üreten ve üretilen teknolojileri ekonomik faydaya dönüştüren bir yapıya ulaşmamız gerekmektedir. Ulaşmayı hedeflediğimiz yapının temel taşları Ar-Ge çalışmaları ve inovasyondur. Ar-Ge çalışmaları sayesinde üretilen ya da geliştirilen teknolojilerin yenilikçi bir bakış açısıyla yeni bir ürüne, sürece ya da yönteme dönüştürülmesi olarak tanımlanabilecek olan inovasyon, rekabet koşullarına uyum sağlamak ve rekabet ortamında yeni avantajlar kazanabilmek için etkin ve kullanımı zorunlu bir araçtır.
Değişen pazar koşullarına bağlı olarak ülkemiz üretim yapısı da değişmiştir ve değişmektedir. Günümüz koşullarında, düşük maliyet/fiyat yöntemiyle sürdürülebilir ihracat artışı sağlamak mümkün görünmemektedir. Nitekim, doğal kaynaklar, enerji ve iş gücü gibi üretim faktörlerinin rekabet gücünü belirlediği ekonomik yapıdan, “Yeni Ekonomi” olarak adlandırılan bilginin ana üretim faktörü olarak ortaya çıktığı yapıya geçiş söz konusudur. Kaydedilen gelişmeler ışığında inovasyonun öneminin arttığı görülmektedir.
Otomotiv sanayi Değer Zinciri içinde “Ürün Tarifi ve Tasarımı-Üretim-Pazarlama ve Satış-Hizmet” olarak sınıflandırılabilecek 4 temel işlev bulunmaktadır. Üretim işlevi halen dünyada 60 dan fazla ülkede yerine getirilirken tasarım, pazarlama işlevleri sadece sayıları 10 dolayında kalan ülkeler tarafından yapılmaktadır. Üretimde yoğun rekabet daha düşük katma değer yaratmaya yol açmakta ve katma değer diğer işlevlerde yoğunlaşmaktadır.
Türkiye otomotiv sanayi üretim alanında gerek yüksek verimliliğe dayalı uygun maliyet ve gerek üstün kalite yönetim uygulaması ile kendini küresel pazarlarda kanıtlamıştır. Bundan sonra sanayimiz diğer işlevlere ağırlık vererek daha yüksek katma değer hedeflerine ulaşabilir.
Sanayinin gelecek dönemde vizyonu “AB İçinde En Rekabetçi Üretim ve Gelişmiş Ar-Ge Merkezi” olarak belirlenmiş ve üretimde 2 milyon adetlik hedef öngörülmüştür. Bu amaçla sanayimizin yeni stratejik yaklaşıma ihtiyacı bulunmaktadır.
Türk otomotiv sektörünün AB ile bütünleşme sürecinde tasarım yeteneklerini geliştirerek, katma değeri artırmak zorundadır. Bunun için, Ar-Ge faaliyetleri ve tasarım geliştirmeye yönelik projeler için teşviklerden daha fazla pay almaları gerekmektedir. İhracat sürecin bir parçası olmakla birlikte; esas olan pazarı büyütmek için kalıcı çözümleri cesurca hayata geçirmektir.
Sektörler açısından değindiğimizde Gümrük Birliği ne en erken ve en başarılı uyum sağlayan sektörler arasında otomotiv sektörü başta gelmektedir. Bunda Türkiye de yatırım yapmış Avrupalı firmaların da etkisi büyüktür. Sektör Avrupa ya mal satabilmek için çalışmalara erken başlamış ve şu an yüzde 90 oranında mevzuat uyumunu sağlamış durumdadır.
Türkiye yi dünya otomotiv pazarının önde gelen tedarik merkezi haline getirmek büyük önem taşımaktadır. Bunun için yapılması gerekenler ise;
Burada “Alternatif Ülke/Merkezlere” Karşı rekabet gücü korunarak ve geliştirilerek “Üretim Merkezi” işlevi sürdürülmelidir. Bu amaçla:
•Kamu Politikaları ve Sektör Politikaları “Ortak Bir Stratejide” Bütünleşmelidir
•“Daha Yüksek Katma Değer” yaratmak hedef olarak alınmalıdır
Üretimden sağlanan kaynaklarla, daha karlı olan yeni alanlara yönelmek zorunludur. “Hizmet” odaklı yaklaşımla tüketicinin daha yakınında bulunmak, “Ürün Tarifi, Tasarım ve Ar-Ge Yetkinliği”nin geliştirilmesi ve “Mükemmeliyet Merkezi” olma hedefine yönelik şirket stratejilerinin oluşturulması gerekli bulunmaktadır.
Bu stratejiler aynı zamanda, “Rekabet Öncesi (Sinerji Yaratan)” işbirlikleri ile güçlendirilmelidir. Bu işbirlikleri arasında:
•“Rekabet Öncesi (Sinerji Yaratan) Yatay ve Dikey İşbirlikleri”
•Araç Üreten Şirketler Arasında Ortak Ar-Ge Projeleri
•Daha Fazla Ortak Parça Kullanımı
•Üniversite-Sanayi İşbirlikleri
•Ortak Tasarım sayılabilir.
Ayrıca;
•Enerji, hammadde vb. temel girdi maliyetleri dünya fiyat seviyesinin üzerindedir. Aynı şekilde SSK primleri, liman vergileri, yüksek arsa vergileri ve bürokratik işlemler asgari düzeye çekilerek, yatırım ve üretimin teşvik edilmesi gerekmektedir.
•Kayıtlı ekonominin yaygınlaştırılması, devletin girdi fiyatlarında indirim yapmasını kolaylaştıracaktır, aksi taktirde bütün yükü kayıtlı ekonomi taşıyamaz. Yüksek vergi, sektörde yatırımların geleceğini de olumsuz etkilemektedir.
•Lojistik altyapının yetersiz oluşu hem maliyet hem de pazarlamayı olumsuz yönde etkilemektedir. Limanların yeterli sayıya ve altyapıya kavuşturulması ve demiryolu ağının genişlemesi sağlanmalıdır. Demiryolu ve şehir içi raylı taşımacılık sektörünün gelişmesi Otomotiv yan sanayicileri içinde bir çıkış yolu olabilir. En ucuz taşımacılık yolu olan demiryolu, rekabette fiyat avantajının yakalanması bakımından önemlidir.
Yatırım teşviklerinin zayıflığı, uluslararası otomotiv üreticileri için “merkez” ülke olarak görülen Türkiye nin cazibesini günden güne yitirmesine sebep olmaktadır. Vasıflı işgücü ve lojistik avantajlar dışında sunulan imkanlar kısıtlı olduğundan OEM, yatırımlarını Çin Halk Cumhuriyeti, Latin Amerika Ülkeleri, Rusya Federasyonu, Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Slovakya ya kaydırmaktadır. Bu gelişmeler; düşük maliyet ile üretimi yanında getirerek, rakiplerimizin güçlenmesine ve yeni rakiplerin doğmasına yol açmaktadır.
Sağlıklı bir ekonominin temel unsuru rekabet gücüdür. Ekonominin rekabet gücü ise verimliliğin ve yenilik yaratma gücünün artmasına bağlıdır. Verimlilik ve yenilik yaratma ise tamamen teknolojik gelişmenin bir sonucudur. Teknolojiye hakim olmadan dünya pazarlarında rekabet etmek oldukça güç olduğundan, teknoloji yaratabilmek, dolayısıyla Ar-Ge ye önem vermek gerekiyor. Ancak, maliyet handikabı firmaların Ar-Ge faaliyetlerine yeterince fon ayırabilmelerine engel olmaktadır.
Ulusal Marka Sahibi Olmak: Ulusal marka için büyük devlet desteği gerekli. Malezya, Kore, Hindistan, Çin, İran gibi ülkelerin hepsinde ve en çok da Çin de bu destek sağlanmaktadır. Yatırım teşviklerinin, yatırım indirimi uygulamalarının muhakkak yürürlüğe girmesi gerekmektedir.
Tarife Dışı Engellerin İşler Hale Getirilmesi: Referans fiyat uygulaması, ithalat lisansları vb. önlem politikaların derhal yürürlüğe konarak, yurtiçi üretim koruma kapsamına alınmalıdır.
Günün Koşullarına Uygun Üretim: Otomotiv yan sanayi firmalarının şirket evliliklerine giderek, finansal güçlerini artırmaları şarttır. Büyüyen firmaların güne uygun üretim teknolojilerini belirleyerek talebe uygun üretim yaptıkları gözlemlenmektedir. Söz konusu uygulamaların teşvik edilmesi markalaşma yolunda da önemli katkılar sağlayacaktır.
Ar-Ge Desteklerinin Artırılması: Ana ve yan sanayinin araştırma, geliştirme ve tasarım yapabilme konusunda sınıf atlaması şarttır. Bunun sağlanması için Ar-Ge ve tasarım elemanı yetiştiren kuruluşlar, bu konularda yatırım yapan ve eleman istihdam eden sanayi kuruluşları devlet tarafından azami şekilde desteklenmelidir. Yan sanayi firmalarının üretecekleri ürünlerde tasarım çalışmalarını yapmaları veya ana ve yan sanayide ortak ürün geliştirilmesinin özendirilmesi, bu amaçla Ar-Ge desteklerinin etkin olarak kullanılması sağlanmalıdır.
Ar-Ge Tasarım tasarım konusundaki sektördeki çalışmalar;
İnovasyon, yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (mal yada hizmet), veya sürecin yeni bir pazarlama yönteminin iş uygulamalarında, işyeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır.
Dünya ile rekabet edebilen bir otomotiv sektörü için, sadece üretim ile yetinmeyip ürün tasarımı yapabilen bir konuma gelmeli ve bu konuda gerekli stratejilerin belirlenmesi gerekmektedir.
Teknolojiye hakim olmadan dünya pazarlarında rekabet etmek oldukça güç olduğundan, teknoloji yaratabilmek, dolayısıyla Ar-Ge ye önem vermek gerekmektedir. Ancak, maliyet handikabı firmaların Ar-Ge faaliyetlerine yeterince fon ayırabilmelerine engel olmaktadır. Yan sanayi firmasının üreteceği ürünün tasarımını da yapmasının veya ana ve yan sanayide ortak ürün geliştirilmesinin özendirilmesi, bu amaçla Ar-Ge desteklerinin etkin olarak kullanılması sağlanmalıdır.
Türkiye üretim merkezi işlevini yürütmekle birlikte ürün ve teknoloji geliştirme çalışmalarına temel oluşturan tasarım tasarım ve tasarım doğrulama çalışmaları ile ilgili yetkinliklerde genelde yetersiz olup, kısmi bir yetkinlik söz konusudur. Türkiye de otomotiv sektöründe tasarım ve tasarım doğrulama ile teknoloji geliştirme yeteneği edinim ile ilgili konulara genelde gereken önem verilmemiş ve günlük üretim ile uğraşılmıştır.
Ana ve yan sanayi tasarım ve tasarım doğrulama çalışmalarını genelde lisansör işletmeden almaktadır. Türkiye de yerleşik yabancı ortaklı firmaların outsourcing (dış kaynaklı) Ar-Ge çalışmaları yerine yurtiçinde bu faaliyetlere yönelmeleri şarttır, aksi taktirde sektör dışa bağımlı yapısını kıramayacaktır. Dış kaynaklı Ar-Ge faaliyetlerin, yurtiçine taşınması gerekmektedir. Bunun için Ar-Ge yatırımları yapılmalı, eğitimli işgücü yetiştirilmeli, gerekli er-ge teşviklerinin verilmesi gerekmektedir.
Otomotiv yan sanayinin tasarım yeteneği ve teknoloji geliştirme açısından içinde bulunduğu durum ve yapılan çalışmaların yetersizliğinde; tasarım ve teknoloji geliştirmenin öneminin yeteri kadar anlaşılamaması, konu ile ilgili bilgi ve tecrübe yetersizliği, günlük üretim kaygılarından kurtulamama, yeterli proje üretilmemesi, kuruluşlar arası işbirliğinin zayıf olması, destek ve teşviklerden yeterince yararlanılmaması etkili olmaktadır.
Otomotiv sektörün ihracattaki yeri
Bu nedenle,
•Tasarım ve teknoloji geliştirme ile ilgili belirlenmiş katma değeri yüksek alanlarda çalışmalar
yapılması,
•İşbirliği modellerinin oluşturulması, rekabet öncesi işbirliğinin geliştirilmesi, ortak tasarım çalışmaları yapılması,
•İnsan kaynaklarının geliştirilmesi, bilgilendirme, Ar-Ge ve teknoloji merkezlerinin kurulması,
•BDx ve BDT sistemlerinin hızlı gelişiminin ürün tasarım ve teknoloji geliştirme ile ilgili yenilikçi yaklaşımları uygulayabilme olanağı sunmasından yararlanılması,
•Sanal tasarım ve tasarım doğrulama merkezlerinin kurulması,
•Üniversitelerde lisans ve lisansüstü seviyede otomotiv konularına yönelik programlarının açılması, tasarım ve teknoloji üretme konusunda eğitilmiş araştırmacı mühendislerin sektöre kazandırılması.
•Bilgi ve iletişim alanında gerekli yapılanmaya yönelik çalışmaların hızlandırılması,
•Strateji odaklı planlamanın yapılması,
•Stratejilerin ve politikaların ilgili kurumlar ve sektör kuruluşları tarafından desteklenmesi,
•Rekabet öncesi ortak araştırma projelerinin desteklenebilmesi için mekanizmaların oluşturulması, Ar-Ge yoğunluğu hedefine paralel olarak teşvik mekanizmalarının çeşitlendirilmesi, Destek ve teşvikler ile ilgili bilgilerin sanayi işletmelerine etkin bir şekilde duyurulmasına ve anlatılmasına yönelik mekanizmaların oluşturulması gerekmektedir.
Stratejilerin ve politikaların uygulama sonuçları değerlendirilmeli ve gereken düzenlemeler yapılmalıdır. Türk otomotiv yan sanayinde tasarım ve tasarım doğrulama yeteneği kazanımı açısından 2005- 2010 dönemi büyük önem taşımaktadır. Ürün know-how ına sahip ve uluslararası alanda katma değeri yüksek ürünler ile rekabet eden bir otomotiv yan sanayinin oluşturulması için bu dönemin çok iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.
Hedef, 2010 yılına kadar yukarıda verilen tasarım ve tasarım doğrulama temelinde yetkinlik kazanılmasına yönelik önerilerin ve stratejilerin uygulanması ile kendi know-how larına sahip yan sanayi işletmelerinin oluşturulması çalışmaları yapılmalıdır. Önemli olan, belirlenen stratejiler için eylem planlarının ilgili kuruluşların birlikte uygulayacakları politikalar ile hayata geçirilmesinin sağlanmasıdır.
Sektörün gelecek beklentisi
Gelişmiş bir otomotiv sanayini yan sanayinden ayrı düşünmek mümkün olmadığı gibi, yan sanayini de sadece yerli taşıt araçları imalatçılarına yedek parça ve ekipman sağlayan bir sektör olarak düşünmek mümkün değildir. Sektör bunun ötesinde birçok ithal araca yedek parça temin eden ve ihracatta küçümsenmeyecek miktarda döviz girdisi sağlayan boyutu da vardır. Otomotiv yan sanayi, küresel düzeyde hızla değişen Pazar ve rekabet koşulları nedeniyle sürekli ve dinamik bir gelişim içindedir.
Otomotiv yan sanayinin rekabet gücünü artırabilmesi ve gücünü sürekli kılabilmesi için ana sanayi ile yan sanayi arasında tam bir entegrasyonu sağlaması gereklidir. Kitlesel üretim sürecinde ana ve yan sanayi arasındaki ilişki başlangıçta, ana sanayinin gücü ile orantılı olarak yan sanayinden düşük fiyatla parça almak şeklinde kurulmuştur. Ancak uluslararası rekabetin hızla yayılması ve kitlesel üretim yerine esnek üretim sürecine geçiş işbirliğine farklı bir boyut kazandırmıştır. Bu boyut, ilişkiler basit ve dar kapsamlı ilişkiler yerine, tasarım da dahil tüm üretim süreçlerinde işbirliği ve entegrasyonu kapsamaktadır.
Türk otomotiv yan sanayi, mamul üretim kapasitesi, mamul çeşitliliği ve ulaştığı standartlar itibariyle Türkiye de üretilen taşıt araçları için gerekli olan komple motor ve motor parçaları, aktarma organları, fren sistemleri ve parçaları, hidrolik ve havalı aksamlar, süspansiyon parçaları, emniyet aksamları, kauçuk ve lastik parçalar şasi aksam ve parçaları, dövme ve döküm parçalar, elektrik ekipmanları ve aydınlatma sistemleri, aküler oto camları ve koltuklardan oluşan yedek parçaların tamamını karşılayabilecek düzeye gelmiştir. Güçlü bir yan sanayi ana sanayi ile işbirliği içinde olmalıdır.
2008 yılı, geçen yılın benzeri olacak, yani sektör açısından pozitif bir yıl olacaktır. 2008 yılında otomotiv sektörü, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de her yönü ile gelişmeye devam edecektir. 2008 yılı için sektör ihracatının 25 milyar $ ı geçme hedefi vardır ve hepimiz üzerimize düşen görevleri yerine getirdiğimizde bu hedefe ulaşılabileceği hususunda herhangi bir şüphemiz bulunmamaktadır.
Dünya ile rekabet edebilen bir otomotiv sektörü için, sadece üretim ile yetinmeyip ürün tasarımı yapabilen bir konuma gelmeli ve bu konuda gerekli stratejilerin belirlenmesi gerekmektedir. Teknolojiye hakim olmadan dünya pazarlarında rekabet etmek oldukça güç olduğundan, teknoloji yaratabilmek, dolayısıyla Ar-Ge ye önem vermek gerekmektedir. Ancak, maliyet handikabı firmaların Ar-Ge faaliyetlerine yeterince fon ayırabilmelerine engel olmaktadır. Yan sanayi firmasının üreteceği ürünün tasarımını da yapmasının veya ana ve yan sanayide ortak ürün geliştirilmesinin özendirilmesi, bu amaçla Ar-Ge desteklerinin etkin olarak kullanılması sağlanmalıdır.
Türkiye üretim merkezi işlevini yürütmekle birlikte ürün ve teknoloji geliştirme çalışmalarına temel oluşturan tasarım ve tasarım doğrulama çalışmaları ile ilgili yetkinliklerde genelde yetersiz olup, kısmi bir yetkinlik söz konusudur. Türkiye de otomotiv sektöründe tasarım ve tasarım doğrulama ile teknoloji geliştirme yeteneği edinim ile ilgili konulara genelde gereken önem verilmemiş ve günlük üretim ile uğraşılmıştır.
Ana ve yan sanayi tasarım ve tasarım doğrulama çalışmalarını genelde lisansör işletmeden almaktadır. Türkiye de yerleşik yabancı ortaklı firmaların outsourcing (dış kaynaklı) Ar-Ge çalışmaları yerine yurtiçinde bu faaliyetlere yönelmeleri şarttır, aksi taktirde sektör dışa bağımlı yapısını kıramayacaktır. Dış kaynaklı Ar-Ge faaliyetlerin, yurtiçine taşınması gerekmektedir. Bunun için Ar-Ge yatırımları yapılmalı, eğitimli işgücü yetiştirilmeli, gerekli er-ge teşviklerinin verilmesi gerekmektedir.
Otomotiv yan sanayinin tasarım yeteneği ve teknoloji geliştirme açısından içinde bulunduğu durum ve yapılan çalışmaların yetersizliğinde; tasarım ve teknoloji geliştirmenin öneminin yeteri kadar anlaşılamaması, konu ile ilgili bilgi ve tecrübe yetersizliği, günlük üretim kaygılarından kurtulamama, yeterli proje üretilmemesi, kuruluşlar arası işbirliğinin zayıf olması, destek ve teşviklerden yeterince yararlanılmaması etkili olmaktadır.
2008 yılı, geçen yılın benzeri olacak, yani sektör açısından pozitif bir yıl olacaktır. 2008 yılında otomotiv sektörü, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de her yönü ile gelişmeye devam edecektir. 2008 yılı için sektör ihracatının 25 milyar $ ı geçme hedefi vardır ve hepimiz üzerimize düşen görevleri yerine getirdiğimizde bu hedefe ulaşılabileceği hususunda herhangi bir şüphemiz bulunmamaktadır.
Otomotiv sektörün ihracattaki yeri
1990 lı yılların başından bu yana köklü bir değişim geçirmekte olan Türkiye deki otomotiv sanayi, yaşanmakta olan iç talep darlığına karşın lisansör firmaları ile entegrasyonunu büyük bir hızla tamamlayarak AB gibi gelişmiş pazarlara sürekli ihracat yapmaya başlamıştır. İhracat, genel çizgileriyle sürekli bir artış eğilimi içindedir. İhracat, 2002 yılında bir önceki yıla göre yüzde 24 oranında artmıştır. İç pazardaki daralma nedeniyle dış ticarete yönelen üretici firmalar, 2002 yılında üretimlerinin yüzde 80 ini ihraç ederek, toplam 4 milyar 800 milyon 530 bin 992 Dolar düzeyine ulaşılmıştır. Taşıt Araçları ve Yan Sanayi 2003 yılında ihracatını en fazla artıran sektör özelliği taşımaktadır. 2003 yılında sektör 7.190.983.162 USD lik bir ihracat gerçekleştirmiştir. 2004 yılında otomotiv sektörü rekorlara imza atarak 10.705.806.467 USD düzeyine ulaşmıştır. 2005 yılında yine ihracatta en fazla artış kaydeden sektör olarak, 12.598.072.045 USD düzeyinde ulaşmıştır. 2006 yılında ise sektör ihracatı 15.482.066.686 USD ye ulaşmış ve Türkiye ihracatı içindeki payı %18 olmuş, 2007 yılı Ocak-Ağustos dönemi sektör ihracatı 12.589.934.000 USD ye ulaşmış ve Türkiye ihracatı içinde %20 lik bir paya sahip olmuştur. 2008 yılı Ocak-Nisan itibari ile Taşıt Araçları ve Yan Sanayi sektörünün 9.652.739.264 USD ile Türkiye ihracatı içindeki payı %22 dir.
2008 yılı Ocak–Nisan dönemi en büyük ihraç kalemini binek otomobilleri grubu oluşturmaktadır. Eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar grubu da ana sanayi kalemleri içinde önemli bir yere sahiptir. Sektör ihracatında yaşanan bu artışta, otomotiv ana sanayinde daha önce başlayan ve hali hazırda devam eden projelerin etkili olduğu görülmektedir. Otomotiv yan sanayinde görülen artışta yine ana sanayine bağlı bir artış görülmektedir. Otomotiv yan sanayi de 2007 yılı ilk dört aylık döneme göre, %42 oranında bir artış göstermektedir. Sektörün ihracat yapısı ağırlıklı olarak Avrupa Birliği ülkelerine olup, bu yapıda geçmiş yıllarda olduğu gibi bir değişiklik görülmemiştir.
Potansiyel Pazar niteliğindeki komşu ülkelere ihracatımızın artırılması, ihraç ürünlerimizin çeşitlendirilmesi, yabancı sermayenin ülkemize çekilmesi ve müşterek yatırım imkanları için gerekli ortamın yaratılması amacı ile gerçekleştirilen Ticaret ve Alım heyetlerinin yaşanan bu ihracat artışlarında büyük etkisi bulunmaktadır.
Uludağ Taşıt Araçları ve Yan Sanayi İhracatçıları Birliği 2007 yılı faaliyetleri
*Uludağ Taşıt Araçları ve Yan Sanayi İhracatçıları Birliği “Otomotiv Endüstrisi İletişim Yönetimi” projesini başlatmıştır.
Otomotiv endüstrisinin yüksek büyüme hızına katkı sağlamak ve bu büyümenin önüne çıkabilecek engelleri önlemek amacıyla gerek son tüketici bazında gerekse de endüstri olarak otomotiv kavramının genel algısını ölçmek için “Otomotiv Sektörü Algı Anketi” çalışması yapılmıştır. Araştırma sonuçlarını paylaşmak ve otomotiv sanayinin geleceği hakkında fikir alışverişinde bulunarak sektöre katkı sağlamak amacıyla 13/12/2007 tarihinde “Ortak Bilinç Toplantısı” düzenlenmiştir. Söz konusu toplantı neticesinde Otomotiv Endüstrisi ve Entegre Sanayi İletişim Projesi Çalışma Grubu kurulmasına karar verilmiştir. Bu çalışma grubu Türk otomotiv endüstrisinin doğru algılanması ve tanıtıma dönük çalışmalarda bulunacaktır.
*Uludağ Taşıt Araçları ve Yan Sanayi İhracatçıları Birliği “Otomotiv Endüstrisi Moskova Temsilciliği” projesinin temelini atmıştır.
Söz konusu proje, ülkemizin rekabet üstünlüğünün bulunduğu otomotiv alanında ihracat ve/veya yatırım potansiyelinin değerlendirilmesi açısından yerinde Pazar araştırmaları çalışmaları yapılmasına, pazardaki çalışmaların sürekli bir şekilde takip edilmesine, sektörün pazardaki ihracat potansiyelini etkileyebilecek kamusal düzenlemelerin takip edilmesine ve bu çerçevede üretilecek bilgilerin sektör firmalarına iletilmesinde ve firmalarımızın tanıtımının gerçekleştirilmesine imkan sağlayacaktır. Birliğimiz Yönetim Kurulu, Genel Sekreterlik ve Dış Ticaret Müsteşarlığı ndan oluşacak bir heyet önümüzdeki aylarda görevlendirilecek personel seçimi ve pazarın etüd edilebilmesi amacıyla Moskova ya ziyarette bulunacaklardır.