SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   8 Şubat 2012, Çarşamba

Kasim 2008 Sayısı

Yıl : 6 | Sayı : 55

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     Arşiv
     İletişim

http://www.turkeyautosummit.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 





























 

Prof.Dr.Ali Rıza Kaylan
Kalder Yönetim Kurulu Başkanı


Eğitim kalitesi nasıl gelişir?


Bilgisayar ve iletişim teknolojilerindeki hızlı değişim kuşkusuz yaşam tarzımıza ve iş yapma alışkanlıklarımıza yansımakta. Eğitim sistemimizin mevcut durumu ve eğitim kalitemizle ilgili görüş ve önerilerimi kapsayacak bu yazıyı hazırlamaya başlamadan önce yaşadığım son 10-15 dakika bunun canlı bir örneği. 10 yıl önce düşlemekte bile zorluk çekebileceğimiz bu yaşam kesitini öncelikle paylaşmak istiyorum. Saat 17:00 dolaylarında bilgisayarımdan ders notları ve ilgili sunumlarımı Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölüm web sitemizdeki Moodle yazılım ortamına yerleştirdim.  Kısa bir süre sonra bir öğrencimin e-posta mesajı bilgisayarıma ulaştı. Notlar için teşekkür ediyor ve derste verdiğim bir sözü hatırlatıyordu. Gelecek hafta vereceğim sınava hazırlık amacıyla öğrenciler geçmiş yılların sınav ve çözümlerini görmek isemişlerdi ve bu belgeleri web sitemize yerleştirmeyi unutmuştum. Bu uyarı üzerine son üç yılın sınavlarını da siteye aktardım. Resmi çalışma saati sona ermekteydi. Bölüm sekreterliğindeki postamı kontrol etmek için yan ofise geçtiğimde, sekreterimizin ofisten ayrılmadan önce Skype programıyla Doğuda askerlik yapan oğluyla Internet üzerinden görüştüğünü gördüm. Görüntü ve ses kalitesi mükemmeldi ve konuşmayı bölerek ben de oğluna askerlik görevinde başarılar diledim. Dönüşte ofis kapısı açık bir öğretim üyemizle kısaca konuştuk. Google arama motorunun yaşantımızı ne kadar kolaylaştırdığından bahsediyor ve evine dönüş yolculuğu için çantasını topluyordu. Biraz önce Anadolu yakasındaki evine hangi köprüden geçmenin daha uygun olacağı konusunda karar verebilmek için Internet üzerinde trafik yoğunluğunun son durumunu incelemişti. En az bir saatlik yolculuk gerektiğini ön görmekteydi. Özellikle Anadolu yakasında oturup, her gün kıtalar arasında seyahat edenlerimiz yeni alışkanlıklar geliştirmiştik. Arkadaşım biraz önce bilgisayardan indirdiği ve yolda dinlemeye başlayacağı sesli kitaptan heyecanla bahsetmeye başladı. Trafik daha yoğunlaşırsa, kitaptan daha fazla bölümü dinleme fırsatı bulacaktı. Her gün daha katlanılmaz olan İstanbul trafiği, dinlediği sesli kitaplar sayesinde sanki onun için zevkli bir yolculuğa dönüşmekteydi.

Yukarıda bahsettiğim üç yazılım da dünya çapında başarılı girişimcilik örnekleri. Albert Einsteinin “Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. sözünü kanıtlayan yaratıcı ve yenilikçi uygulamalar. Skype Internet üzerinden mesajlaşma ve telefon görüşmesi yapılmasını sağlayan bir program. Girişimci Niklas Zennström (1966 İsveç doğumlu), Janus Friis (1976 Danimarka doğumlu) liderliğinde bir yazılım ekibi tarafından Estonyanın başşehri Tallinnde geliştirilmiş. Eylül 2005te 2.6 Milyar dolara Ebay tarafından satın alınmış. Google arama motoru Stanfordda doktora yapan iki öğrenci, Lawrence Edward Page (Mart 1973, ABD doğumlu) ve Sergey Mikhailovich Brin (Ağustos 1973 Rusya doğumlu) geliştirildi ve Google şirketi 1998de 25 milyon dolar yasal sermayeyle kuruldu. Googleın piyasa değeri 2007 sonu itibariyle 219 milyar Amerikan dolarıdır. Moodle, açık kaynak kod sistemi, bir uzaktan eğitim sitesinde ihtiyaç duyulabilecek etkinliklerin çoğunu fazlasıyla yerine getirebilecek özelliklere sahip bir ders yönetim sistemidir. Martin Dougiamas (Ağustos 1969, Avustralya doğumlu) tarafından geliştirilen Moodledan Ocak 2008de 38,896 değişik sitede 1,713,438 derse kayıtlı toplam16,927,590 kullanıcı yararlanmaktadır. Üniversite çağında girişimci gençlerin geliştirdiği bu özgün ve yaratıcı yazılım uygulamaları, gelecekte başarılı olabilmek için eğitimin her aşamasında yenilikçilik ve girişimciliğin ne kadar önemli olduğunu çarpıcı bir şekilde göster-mektedir.

Ülkemizin rekabet gücünün artması için, iş dünyasında yenilikçilik ve yaratıcılık kavramlarının yönetim kültürünün önemli bir parçası olması beklenir. Bu kavramlarla ilgili yetkinliklerin artırılması için eğitimin her kademesinde özen gösterilmesi ülke geleceğinin güvencesidir. Yaratıcı düşünce ve sorun çözme becerilerinin geliştirilmesi, eğitiminin ayrılmaz bir parçası olması gerekir. Konuya Türkiye açısından mevcut durum değerlendirmesini yaparak başlamak yerinde olacaktır. Yapılan kıyaslama çalışmalarında Türkiyenin mevcut durumu hiç de parlak görünmemektedir. Bu nedenle Türkiyenin rakiplere göre daha tempolu yarışması kaçınılmazdır.
 
Dünya Ekonomik Forumunun 2008-2009 Küresel Rekabetçilik Raporunda yapılan sıralamada, Türkiye 134 ülke arasında 63. sıradadır. Türkiye geçen yıl aynı endekste 131 ülke arasında 53`üncü sırada yer alıyordu. 2006da 122 ülke arasında 58., 2005de ise 71. sıradaydık. 12 faktörden oluşan endekse, faktörler düzeyinde baktığımızda en zayıf faktör olarak 125. sırayla işgücü pazarının verimliliği ve esnekliği görülmektedir. Sağlık ve ilköğretimde 78., yüksek öğretim ve eğitimde 72., yenilikçilikte 66., teknolojik hazırlıkta 58. sıradayız. Bu değerler ile birinci sınıf bir rekabetçi olmamız oldukça zor.
 
Yenilikçiliği teşvik ederek Türkiyeyi küresel rekabette öne çıkarmak istiyorsak, konuyla ilgili bilinçlenmeye eğitimin her aşamasında daha çok önem vermeliyiz. Öğrenciler yaratıcılık ve girişimcilik konularında özendirilmelidir. Yaratıcılık sadece doğuştan var olan yetenekler midir, yoksa eğitimle geliştirilebilinir mi? Yaratıcılık süreci, hayal gücümüzle yeni gözlemler yaparak mevcut bilgi, deneyimlerimizi aşıp, yeni düşünce, kavram veya ürün ortaya çıkartmaktır. Yaratıcılık yetkinliği eğitimle geliştirilebileceği gibi, kötü bir eğitim sistemiyle köreltilebilinir. Geleceğin örgütlerinin başarısı çalışanların yaratıcılık gücüne bağlıdır. Kurumsal yaratıcılık kültürünün gelişmesinde eğitim sisteminin önemi büyüktür.
 
Eğitim sistemi, eğmek ve itmek fiillerinin gereğini yerine getirircesine öğrencileri aynı tezgahtan çıkan tek tip ürün gibi, sorunlar karşısında farklı düşünceler üretemiyen bireylere dönüştürmemelidir. Aksi durumda çocukluk döneminde daha güçlü olan yaratıcılık, yıllar geçtikçe alınan eğitimle zayıflayacaktır. Yaratıcılığı zayıflatan ve hatta yok eden bir eğitim sistemi beyinsel bir kıyıma dönüşür. Farklılık ve çeşitliliği koruyarak,  koşullanmadan özgürce düşünebilme yeteneğini geliştirmek çağdaş eğitim sisteminin en önemli özelliği olmalıdır. 

Eğitim sistemi sorulara doğru yanıt verme üzerine kurgulanmıştır. Yanlış yanıtları görmek kolaydır. Halbuki yanlış soruları görebilmek yaratıcılık ister.  Bu nedenle de, sorulara doğru yanıt verme, doğru soruları sorabilmekten daha kolaydır.
  
Sorun çözme sanatında, farklı ve aykırı düşünebilme becerimizin ne kadar gelişmiş olduğu önemlidir. Bir problemi çözmeye çalışırken, geçmişten gelen deneyimlerimizle oluşan şartlanmaları ve farkında olmadan bizim eklediğimiz problemde olmayan yapay koşulları ortadan kaldırmak gerekir. Benzer, sıradan, herkes gibi düşünerek ortaya çıkan alışılmış çözümler yerine sıra dışı, özgün çözümler üretebilmek yaratıcılığın göstergesidir. Yaratıcılıkta farklı ve aykırı düşünebilme, karşılaşılan problemlere değişik bir açıdan bakabilme becerisidir. Bu kavramın karşıtı ise benzer, sıradan, alışılmış herkes gibi düşünme tarzıdır.
 
Yaratıcı problem çözme yaklaşımında, değişik açılardan bakarak problemi belirlemeye çalışmak, hazırlık aşamasıdır. Yanlış problemi doğru çözmenin hiç kimseye yararı yoktur. GIGO olarak kısaltılan Çöp girerse, çöp çıkar – Garbage in, garbage out ilkesi, problemin doğru tanımlamanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.  Öneri geliştirme aşamasında, çözüm önerilerinin koşullanmadan özgürce düşünülebileceği bir ortamı yaratmak çok önemlidir. Beyin fırtınası sürecinde fikirleri sınırlamamak, çok kaynaklı fikir akışını sağlayabilmek gerekir. Üretilen fikirler düşünme gücünün mermileridir. Çözüm seçeneklerinin çokluğu zenginliktir. Fikirlerin özgürce tartışılmasıyla sürdürülen arayış, fikirlerin berraklaşması için bir kuluçka dönemidir. Sorunlara birden fazla da çözüm bulunabilir. Önerilen fikirlerin analizi ve en doğru çözümü bulmak ve bu çözümü kanıtlamak gerekir. Bir sorunu çözerken, koşullanma ve gerçekte olmayan yapay kısıtlardan ne ölçüde kurtulabilmekteyiz? Düşünce özgürlüğümüzü ve yaratıcı düşünmeyi sağlayabiliyor muyuz? 
 
Russell Ackoff, Problem Çözme Sanatı (The Art of Problem Solving, John Wiley 1978) kitabında belirttiği gibi, başarılı problem çözme, doğru probleme doğru çözümü bulmayı gerektirir. Çoğu zaman doğru probleme yanlış sonuç bulduğumuz için değil, yanlış problemi çözdüğümüz için başarısız oluruz.
 
Öğrenme yolculuğu merakla başlar. Mevcut fikirlerin işlenerek yeni bir fikir çıkartılmasında deneysel öğrenmenin rolü büyüktür. Açık uçlu problemlerle uğraşmak ve özgürce düşünerek çözümler üretmek yaratıcılık ortamını geliştirecektir. Yaratıcılığın önemli bir özelliği başarısızlıktan korkmamaktır. Erken yaşanan başarısızlıklar başarıyı hızlandıracaktır. Yenile yenile yenmeyi öğrenmek gibi, alınan olumsuz sonuçlar başarıyı hazırlar. Doğru sonuçlara ulaşabilmek için önemli olan başarısızlıkları olabildiğince hızlı yaşayıp çok aşamalı öğrenmedir.
 
Herhangi bir eğitim programından beklenenlerin başında, mezunları meslek yaşamlarına hazırlayarak, kurumsal paydaşların (sanayi, kamu, işveren) beklentilerini karşılamak gelmektedir. Bilgi üretiminin giderek hızlanması, uzmanlık alanlarında güncel kalmayı da doğal olarak zorlaştırmaktadır. Neticede eğitim sisteminin can damarı, öğrenmeyi öğrenmek ilkesidir. Kalite iyileştirme çalışmalarında da sürekli öğrenme, yaratıcı düşünce ve yenilikçilik, anahtar rol oynamaktadır. 

Bir eğitim kurumunun veya programın kalitesini belirlemek ve iyileştirmek amacıyla, kabul edilmiş standartlar çerçevesinde bir değerlendirme süreci dönemsel olarak yaşanmalıdır. Akreditasyon olarak adlandırılan bu süreçte, değerlendirilecek kurumca hazırlanan belgelerin incelenmesi, kurum ziyareti, raporlama ve sonuçlara göre karar verilmesi aşamaları, akreditasyon belgesini verecek kuruluş tarafından oluşturulan değerlendirme ekibi tarafından gerçekleştirilir.

Akreditasyonun hazırlık aşaması kurumsal özdeğerlendirmedir. Özgörev (misyon), vizyon ve hedeflerin belirlenmesi, eğitim amaçları ve program çıktılarının tanımlanması, performans ölçülerinin ve hedeflenen değerlerin belirlenmesi, değerlendirme yöntem ve araçlarının tanımlanması, değerlendirmenin gerçekleştirilmesi (veri toplama, analiz), geribesleme ve sürekli iyileştirmenin sağlanması hazırlık aşamasında yerine getirilmeli ve tanımlanan sonuç odaklı ve süreçlere yönelik özdeğerlendirme sistemi akademik bir yaşam tarzı olarak benimsenmelidir. Kurumiçi özdeğerlendirme çalışmalarında gönüllü katılımın sağlanması esastır. Belirlenen çerçevesinde mevcut durumun irdelenmesi, güçlü ve zayıf noktaların belirlenmesi önce kurum içinde yapılmalıdır.

Mevcut mühendislik programları arasında A.B.D.deki benzer programlara eşdeğerliliğini kanıtlamak ve uluslararası düzeyde eğitim kalitesini sınamak için ABET (Accreditation Board for Engineering and Technology) sürecini tamamlamış bölüm sayısı, ABET web sitesi (www.abet.org) incelendiğinde Ekim 2006 itibarıyla Türkiyeden 5 Üniversitede 45 bölüm olarak görülmektedir.
 
Bu noktada Türkiyedeki ABET benzeri başarılı bir girişimden ve sivil toplum kuruluşundan söz etmek istiyorum. Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MÜDEK), farklı disiplinlerdeki mühendislik eğitim programları için akreditasyon, değerlendirme ve bilgilendirme çalısmaları yaparak Türkiyede mühendislik eğitiminin kalitesinin yükseltilmesine katkıda bulunmak amacıyla faaliyet gösteren bir sivil toplum örgütüdür. 2002 yılında Mühendislik Değerlendirme Kurulu adı ile bir sivil toplum platformu olarak çalışmalarına başlayan MÜDEK 25 Ocak 2007 tarihinde dernek haline dönüşerek tüzel kisilik kazanmıstır. MÜDEK, Yüksek Öğretim Kurulunca Ulusal Akreditasyon Ajansı olarak resmen tanınmış ilk kuruluştur. Temmuz 2008 itibariyle 14 farklı disiplinde toplam 86 mühendislik lisans programı değerlendirmesi gerçekleştirmiştir. Temmuz 2008 itibariyle 14 değişik mühendislik disiplininde, 24ü sanayiden olmak üzere toplam 82 kişilik gönüllük esasına göre çalışan eğitimli bir değerlendirici havuzu bulunmaktadır.
 
Program değerlendirme çalısmaları, bir mühendislik programının akreditasyonu için sağlaması gereken minimum koşulları belirleyen ölçütlere göre yapılır. ABET inden esinlenerek oluşturulan çerçevesinde, program düzeyinde eğitim amaçları ve program çıktı ölçütleri belirlenip ilişkilendirilmesi gerekmektedir.

Söz konusu de Program Çıktı Kriterleri:
a. Matematik, fen ve mühendislik bilgilerini uygulayabilme yeteneği,
b. Deney tasarlama, gerçekleştirme yanısıra elde edilen verileri analiz etme ve yorumlama yeteneği,
c. Gereksinim ve beklentileri karşılayacak sistem, birim ve süreçleri tasarlama yeteneği,
d. Disiplinlerarası takımlarda çalışabilme yeteneği,
e. Mühendislik problemlerini belirleme, tanımlama ve çözme yeteneği,
f. Mesleki ve etik sorumlulukların bilincinde olmak,
g. Etkin iletişim yeteneği,
h. Mühendislik çözümlerinin evrensel ve toplumsal boyutta etkilerini algılayabilmek için gerekli bilinçlenme,
i. Yaşamboyu öğrenmenin gerekliliği bilinci ve yaşamboyu öğrenmeyi sürdürebilme yeteneği,
j. Çağın sorunları hakkında bilgi,
k. Mühendislik uygulamaları için gerekli teknikler, beceriler ve modern mühendislik araçlarını kullanma yeteneği
olarak tanımlanmıştır. Program düzeyinde kullanılan değerlendirme araçlarının düzenli olarak uygulanması, program çıktılarını ders programı ve ders düzeyinde ilişkilendirmek önemlidir. Paydaş görüşlerinin eğitim amaçlarına yansıtılması ve bunlara dayalı yapılan ölçme ve değerlendirme çevrimlerinde görülmektedir.

Eğitim kalitesinin iyileştirilmesi çabaları toplam kalite yönetimi kavramları ve araçlarıyla yakından ilişkilidir. Toplam kalite felsefesinin özünde müşteri gereksinim ve beklentilerine odaklanarak, sunulan ürün ve hizmetlerin sürekli ve hiç bitmeyen bir şekilde iyileştirilmesi çalışmaları yatar. Bu çabaların başarıya ulaşması için sistem yaklaşımı ve çalışanların katılımı ön koşuldur. Mevcut durum değerlendirmesi yapılırken, kritik başarı faktörlerinin tanımlanıp, elde edilen sonuçların ölçülmesi, gerçekci hedefler konularak, söz konusu mükemmellik yolculuğunda iyileştirmelerin sağlanması, başarılar elde edildikçe, hedeflerin zaman içinde tekrar gözden geçirilip yükseltilmesi sürekli tekrarlanan adımlardır. PUKÖ döngüsü olarak da bilinen bu aşamalar “Planla, Uygula, Kontrol Et, Önlem al çalışmalarıdır.
 
Özetle yenilikçiliğe önem veren, yaratıcı sorun çözmeye dayalı bir eğitim sistemi, bireyleri gelecek için çok daha iyi hazırlayacaktır.  Böylece özgün ve özgür düşünebilen, öğrenmeyi öğrenmiş bireyler gelecek yaşamlarında 
• Önemli soru ve sorunları görüp, açık ve kesin bir şekilde tanımlayabilecek,
• Sistemle ilgili varsayımları belirleyip, bu varsayımların neden olacağı sonuçları değerlendirebilecek,
• Anlamlı verileri toplayıp, değerlendirip, çözüm ve sonuçlara ulaşabilecek,
• Sonuçlar hakkında başarılı iletişim kurabilecekler.
ve geleceği şekillendirmekte etkin rol oynayabileceklerdir.

kaylan@kalder.org

 

  İlgili Haberler

 

Hexagon Metrology, Ankara-da Yeni Ölçüm Mükemmeliyet Merkezi Açacak
Avrasyanın Tek Kalite ve Kontrol Fuarı
Küresel Krizde Büyüyen Otomotiv Sektörümüz
2011 Sac Piyasaları -III-
İhracatta Yeni Pazarlara Ulaşmak için-Turkish Automotive Suppliers Magazine

  İlgili Yazılar

 

İkibinoniki-ye Bir Kala
Sanayinin Hayalleri
Bu Gücü Kullanın
9. YIL
Kıssadan Hisseler
 

http://www.hannovermesse.de/en/promo?xvn4x

http://maktekfuari.com








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi