Ali Rıza Büyükuslu arbuyukuslu@yahoo.com.tr
Yeni Patron Obama: Yeni bir umut mu, yoksa hayal kırıklığı mı?
Amerikayı süper güç olarak kabul edersek, dünyanın yeni patronunun da Obama olduğunu ilan etmekte bir sakınca olmadığı kanısındayız.
Obamanın seçilmesinin Amerika demokrasisi ve tarihi içindeki yeri ve anlamı konusunda mutlaka söylenecek çok söz olmasına rağmen global kriz ve dünya ekonomisi açısından yeni bir dönemin başlangıcı olup olmadığı konusunda herhangi bir heyecan duymamızı gerektiren bir durum da henüz ortada yoktur. Bilindiği üzere, Demokrat Parti Clinton başkanlığında başarılı olmuş ekonomik göstergeler, büyüme ve istihdam adına önemli mesafeler alınmıştır. O dönemde tüm dünyada Amerikan ekonomisinin ve doların performansından etkilenerek özellikle gelişmekte olan yeni ekonomilere olumlu etki yapmak suretiyle genel anlamda dünyada ekonominin ve yaratılan katma değerin büyümesine neden olmuştur. Bugünkü tablo ise Obamanın bir enkaz devraldığı ve global bir krizi yönetmekle işe başlayacağı bir süreci tanımlaması itibariyle başlangıçta günümüz konjektürünün ve dünyanın içinde bulunduğu küresel finansal felaketin Obamanın başarı şansını azalttığı gerçeğini göz önünde tutmamız gerekir.
Diğer taraftan Obamayı destekleyerek tercihlerini dışarıda daha barışçı bir Amerika görmekten yana oy kullanan seçmenler, petrol ve savunma sanayi ağırlıklı bir ekonomik yapılanmadan daha fazla üretim odaklı ekonomik program ve adil gelir dağılımı ile Amerikan halkını mutlu edecek iç politika ekseninde eğitim, sağlık ve işsizlik projelerine önem veren bir Obamayı sahnede ve uygulamada görmek isteyeceklerdir.
Dolayısıyla dünyanın yeni patronundan barış, ekonomik istikrar, güvenlik, yoksulluğa karşı mücadele, küresel ısınma, demokrasi, eşitlik gibi birçok alanda beklentiler artarken ancak devletlerarası iş birliğiyle karşılanması mümkün olan yeni açılım ve taleplerin finansmanı konusunda Obamanın elinde sihirli bir değnek olmadığının bilinmesi gerekir. Diğer taraftan, Amerikanın kendi iç sorunları ile daha fazla mücadele etmek zorunda kalacak olan Obamanın dünya ekonomisine yapacağı katkının ya da sağlayacağı dinamizmin geçmişteki diğer başkanlardan daha az olacağını tahmin etmekteyiz.
Sonuç olarak, Obamanın Amerikan halkı nezdinde popüler bir lider olma ihtimali ne kadar yüksek ise dış dünya için bir hayal kırıklığı yaratma olasılığı (özellikle Türkiye için) ve düşük profilli bir başkan olarak dünya tarihindeki yerini alması büyük ihtimal dahilindedir. Obama döneminde Rusya, İran, Çin, Güney Amerika, Arap ve Avrupa liderlerinin dünyanın geleceği ve global ekonomik performans konularında daha belirleyici rol oynayacaklarını düşünmekteyiz.