SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   22 Mayıs 2012,

Mart 2008 Sayısı

Yıl : 5 | Sayı : 47

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     Arşiv
     İletişim

http://www.ankiros.com


http://maktekfuari.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 



























 

Döküm sektörünün 2007 yılı değerlendirmesi

Notlar:
* Sektörün yarattığı katma değeri hesaplanamamaktadır. Döküm ile yaratılan katma değerin büyüklüğü için örnek vermek gerekirse yerli üretilen bir binek otoda yaklaşık 100 kg demir döküm kullanılmakta olup Döküm fiyatı yaklaşık 110 Euro civarı olmakla beraber bu döküm ürünü olmaz ise otomobilin ne motoru ne aktarma organları ne de gövdesi oluşamayacaktır.
 
** 2006 Yılında sektörün en büyük kuruluşunun hisseleri Finlandiya merkezli Componenta Grup tarafından satın alınmıştır. Satış bedeli 200 Milyon USD açıklanmıştır.

*** Tahmini hammadde ithalat tutarıdır.

YÖNETİCİ ÖZETİ

Döküm teknolojisi metalleri işlemek ve şekillendirmek konusunda yüzyıllardır kullanılagelen, en önemli endüstriyel dallardan birisidir. Döküm olmaz ise uçaklar olmaz, trenler olmaz, gemiler ilerlemez, sular akmaz, elektrik üretilemez, tarım üretimi azalır, ekmek ve gıda üretimi azalır, otomobil ve kamyonlar üretilemez, vs. gibi binlerce çıkarım yapmak mümkündür.

Kuyumculuktan, ağır sanayi tezgahlarına, silahlardan gemi makinalarına kadar çok değişik alanlarda döküm yöntemi ile üretilen malzemeler kullanılmaktadır.

Türkiye de döküm sektörü ve zanaatı tarihsel geçmişi ile beraber Sanayileşme döneminde de önemli özel teşebbüs yatırımları ile gelişmiş, 2007 yılı üretimleri ile Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya ile Avrupa da 5 inci sıraya yerleşmiştir.

Türk Döküm Sanayinde 1200 den fazla kuruluş, 2007 yılında 3 Milyar USD kıymetinde 1.300.000 ton üretim yapmış; 1,3 Milyar USD üzerinde ihracat gerçekleştirmiş ve 35.000 kişiye istihdam yaratmıştır.

Döküm sektörü temel metalurjik özelliklerine göre Pik/Sfero/Temper; Çelik; Bakır Alaşımları ve Alüminyum Alaşımları dökümü olmak üzere dört grupta incelenebilir. Bununla beraber işletmenin yatırım sahasına bağlı olarak değerlendirilirse otomotiv dökümhaneleri yüksek miktarda seri üretim yapmak üzere, makine ve diğer alanlarda daha düşük serilerde üretim yapacak işletmeler ise daha farklı teknolojiler ile kurulmuşlardır. Çelik dökümhanelerimizin çoğunluğu çimento ve altyapı sanayine aşınma parçaları üretmekte olup 4 tane firmamız büyük çelik parça dökümü konusunda uzmanlaşmışlardır. Alüminyum döküm temel olarak yüksek basınç ve alçak basınç olmak üzere ikiye ayrılır. Yüksek basınçlı döküm yatırımları yüksek kapasiteli tesisler olup otomotiv ve beyaz eşya sanayine üretim yapmaktadırlar.

Türkiye deki değişik yapıdaki döküm işletmelerinin çoğu 2007 yılında % 90 ın üzerinde kapasite kullanmışlardır. Üretim miktarları raporun ilgili bölümlerinde belirtilmiştir.

Sektör nitelikli istihdam yaratmaktadır. Ancak çok hızlı gelişen talep ve hızlı büyüme karşısında nitelikli eleman temini büyük sorun olmaktadır.

Türk Döküm sektörü Avrupa da elde ettiği başarıyı Dünya nın diğer bölgelerine de ulaştırma hedefindedir. Ancak sektörün temel müşterisi ana üretim sanayidir. Sektör ana sanayinin kuvvetli olduğu ülkelerde Pazar bulabilmektedir.

Döküm diğer üretim metodlarına göre üstünlükleri ve gelişen modern
teknolojiler ile hem Dünyada hem de Türkiye de uzun yıllar önemini koruyacaktır. Her yıl artan Dünya üretim rakamları da bunun ifadesidir.

Döküm ürünleri ağırlık/kıymet oranı düşün ürünler olduğundan navlun ürünün dış ticaretinde önemli bir maliyet kalemi olmaktadır. Verimli demiryolu ve denizyolu taşımacılığı sektörün rekabet gücünü artıracaktır.

DÖKÜM SEKTÖRÜNÜN TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ YERİ

1-Anadolu da Dökümün Tarihçesi

İnsanlığın en eski mesleklerinden biri metal bilimidir. M.Ö. 9000 li yıllarda, insanlar ilk metal ve metal oksitleri ile tanışarak kullanmaya başlamışlardır. ÇayönüTepesi ve Çatalhöyük te M.Ö. 7500 e C14 radyografik analizleri ile tarihlenen bakır boncuk, çengel ve levhalar, madenlerin ilk Anadolu da kullanılmaya başlanıldığına iyi örneklerdir. Arsenikli bakırdan, bronza ve pirinçe uzanan değişik döküm obje imalatı Kuzey Mezopotamya, Doğu ve İç Anadolu da tarih boyunca kurulmuş çeşitli devletlerin ana güçlerinden biri olmuştur. İlk demir tahta oturan Hitit Kralı ve madenci ustaları olarak ünlenen Urartular döküm sektörünün Anadolu daki önemli köşe taşlarıdır. Selçuklu ve Osmanlı İmparatorlukları döneminde, Anadolu da döküm tüm şehirlere yayılarak ticari bir kapsama ulaşmış, top dökümünde ustalaşmayla beraber özellikle savunma sanayinde önemi artmıştır.

7 - 8 bin yıllık bir bilgi birikimini içeren döküm sanayi, ana büyümesini 19. ve 20. yüzyıllarda “Sanayi Devrimi” ile yaşamıştır. İnsanların “mobil” olma tutkusu sonucu gelişen otomotiv sanayi ile birlikte yıllık 80 milyon ton üretime ulaşmıştır. Bu büyümede klasik pik döküm yerine geliştirilen çelik, sfero, alüminyum ve magnezyum malzemeler dökümü de önemli bir rol oynamıştır. 
 
Cumhuriyet devri ile birlikte, döküm sanayi küçük atölyeler ve loncalar düzeninden çıkarak, büyük ölçekli sanayi üretim tesisleri şeklinde gelişmiş İstanbul, Bursa, Adapazarı üçgeni ile Anadolu da Eskişehir, Konya, İzmir, Denizli, Samsun ve Gaziantep gibi birçok şehrinde önemli üretim merkezleri oluşmuştur.

2-Mevcut Durum

Döküm ürünleri, otomotivden beyaz eşya sanayine, demir çelik sanayinden çimento sanayine; savunma sanayiinden gemi inşa sanayiine, tarımdan saılık sektörüne kadar, hemen hemen tüm sanayi sektörlerinde kullanılmakta olup döküm sanayi olmazsa olmaz öneme haizdir. Günlük hayatımızda kullandığımız ve yararlandığımız bir çok ürünün belli bir bölümü döküm metoduyla üretilerek, kullanıma mümkün hale getirilmektedir.

Döküm yöntemi ile üretilen birçok mamul, sanayinin her alanında
kullanılmaktadır. Üretilen sanayi mamullerinin %90 ında en az bir adet döküm ürünü bulunmaktadır.

2007 yılında döküm sektöründe çalışan 1200 den fazla kuruluş, 3 milyar $ kıymetinde 1.300.000 ton üretim yapmış, 1,3 Milyar Doların üzerinde ihracat gerçekleştirmiş ve 35.000 kişiye istihdam yaratmıştır.

Türk döküm sektörü, Türk imalat sanayinin gelişebilmesi için temel
taşlardan biridir. Dizayndan, prototipe, testlere ve nihai ürüne kadar geçen sürede teknik bilgi birikimi ve tesisleri ile makina, taşıt araçları ve savunma sanayinin üretim taleplerini karşılayabilecek yetenektedir.

3-Sektörün Yapısı

Döküm Sanayi sektörünün mevcut durumunu sektörün temsilcilerini, büyük sanayi kuruluşları, KOBİ boyutunda işletmeler ve mikro işletmeler olmak üzere 3 ana grup altında birleştirerek inceleyebiliriz.

Büyük Sanayi Kuruluşları

Genelde otomotiv ve beyaz eşya gibi dayanıklı tüketim sanayine çalışmakta ve yüksek kapasitelerde üretim yapmaktadırlar.

Dünya da otomotiv ve benzeri endüstrilerde artık direkt olarak döküm alınmamakta, komponent ve sistem satın alınmaktadır. Bu nedenle bir zamanlar 1. kademe teslimatçı olan döküm imalatçıları, 2. nci ve 3. ncü kademe teslimatçı olmuşlardır. 

Otomotiv ve benzeri ana sanayiler, global rekabet nedeniyle kendi fiyatlarını düşürmek ve/veya kar marjlarını yükseltmek için, sistem teslimatçılarına fiyat baskısı yapmaktadır. Bu baskı, döküm sanayi gibi diğer alt sanayicilere inmektedir. Alt sistemlerin ağırlık olarak büyük bir kısmını oluşturan basit dökümler için ucuz işgücü ve devlet desteklerinin olduğu 3. ülkelere gidilmektedir.

Otomotiv sanayicileri, hangi ülkede üretim yapıyorlarsa, alt sistem üreticilerini de yanlarında istemektedirler. Alt sistem üreticileri de, döküm taleplerini gittikleri ülkelerden temin etmekte veya mevcut üreticilerinin, bu ülkelerde stoklama sureti ile, "just in time" teslimat yapmalarını istemektedirler. Alt sistem konusundaki sözkonusu beklentiler, ana üreticilerin yatırım kararlarını, yönlendirici rol oynamaktadır.

KOBİ boyutundaki işletmeler

Bu işletmelerin uzun vadede otomotiv ve benzeri sanayine gerek kalite, gerek finansman ve istenilen sertifikalar nedeniyle ürün vermesi beklenilmemelidir. Bu işletmeler makine imal ve inşaat sektörü, gibi kısa serili, değişik ağırlık ve analizde ve çok fazla fiyat baskısı yapmayan sektörlerle gelişmelerini sağlayacaklardır.

Bu işletmelerin rekabetçi olabilmeleri için, diğer bir alternatif ise, kendi dizayn ettikleri veya geliştirdikleri tüketim toplumunun ihtiyacı olan bir vitrin malını her şeyi ile üretip, monte edip pazarlamalarıdır. 

Mikro işletmeler

Mikro işletmeler, yüksek genel giderleri, teknolojik yatırım yapmak için yetersiz finansman güçleri, yönetimin aile yapısı, nakit akış problemleri vs. gibi birçok nedenle, üst kategorideki otomotiv sektörüne de, alt kategorideki tüketim sektörüne de, uzun süreli hizmet vermekte zorlanmaktadırlar. Bu işletmeler ya sermaye artırarak ve büyüyerek, yapısal değişikliğe müteakip, üst kategoriye atlayacaklar, ya küçülerek dar pazarlarla yetinecekler, ya da dünyadaki birçok benzerleri gibi pazardan çekileceklerdir. 

2-3 kişilik aile dökümhanelerinin uzun vadede sayıları önemli ölçüde azalsa bile, yedek parça vs. için her şehirde 3-5 tane dökümcünün kalması beklenilmelidir.
4-Kuruluş Sayısı, Mevcut Kapasite ve Kullanımı

Son dönemlerde, sektördeki küçük boyutlu döküm atölyelerinin kapanmakta olduğu, bunların yerine teknolojisi yüksek yeni fabrika boyutunda dökümhanelerin devreye girmekte olduğu ve tesislerin de modernize edilerek, toplam üretim kapasitesinin arttığı görülmektedir. Bu eğilim tüm dünyada da yaygınlaşmaktadır.

Coğrafi daığılım itibariyle özel sektöre ait fabrikaların büyük kısmı İstanbul, Kocaeli, Bursa, Eskişehir, Bilecik, İzmir, Ankara ve Samsun yörelerinde bulunmaktadır. Küçük atölyeler ise, başta İstanbul, Bursa, Eskişehir, Ankara, Konya ve Gaziantep olmak üzere, tüm illerimize dağılmış durumdadır. 

Alüminyum Döküm Sanayi sektöründe faaliyet gösteren yaklaşık 200 firma bulunmaktadır. 50 kadar firma Orta boyutta işletmeler olup 30-100 kişi arasında işçi çalıştırmaktadırlar. Bununla beraber 120 civarında da küçük atölyeler şeklinde aile işletmeleri mevcuttur.

Zamak dökümde ise 220 civarında işletme çoğunluğu KOBİ ve mikro işletmeler şeklinde üretim yapmaktadırlar.

Alüminyum sektöründe kapasite kullanım oranı % 80 civarındadır. Ancak kapasite kullanım oranları ürün cinsine göre büyük değişiklikler göstermektedir.

Üretim miktarları yurt içi ve yurt dışı talebin önemli şekilde gelişmesi nedeni ile Alüminyum döküm üretimi özellikle son 5 yılda önemli artış göstermiştir.

Yabancı sermaye Döküm Sektöründe 4 kuruluşta mevcuttur.

5-Üretim Yöntemleri ve Teknoloji

Demir ve Çelik Döküm Sanayi, elektrik endüksiyon, ark veya kupol ocaklarında, çeşitli pik demiri, çelik hurdaları ve ferro alaşımların ergitilerek, kalıplama tesislerinde hazırlanmış kum, seramik veya metal kalıplar içerisinde şekillendirilmesi ve özel ısıl işlemler ile değişik mekanik özellikler kazandırılmak sureti ile tüm sanayi sektörlerinin ihtiyacı olan pik döküm, çelik döküm, sfero döküm ve temper döküm türündeki ürünlerin ham döküm, işlenmiş döküm ve mamul olarak üreten önemli bir sektördür.

Demir dışı metallerin dökümünde de benzer yöntemler kullanılmakta olup, Alüminyum ve Zamak parça üretiminde yüksek hız ve erimlilikte basınçlı döküm yöntemleri hızla gelişmektedir.

Metal Döküm Üretim Yöntemi ISIC Rev.3 de 273 Kod ile gruplandırılmış olup Code 2731 Demir ve Çelik Dökümünü; Code 2732 ise Demir Dışı metallerin dökümünü kapsamaktadır. Çalışmaları tamamlanan ISIC Rev.3.1. de ise tüm metallerin Dökümü 273 Code ile sınıflandırılmaktadır.

Döküm Sektöründe kullanılan üretim yöntemlerini, metal ergitme, kum hazırlama, maça imali, kalıplama, temizleme, ısıl işlem, taşlama, kaplama prosesleri olarak özetlemek mümkündür.

Türkiye genelinde Çelik dökümde ergitmenin %100 e yakın bir kısmının elektrik enerjisi ile (özellikle endüksiyon ocaklarında); pik dökümde ergitmenin %60 ı elektrik enerjisi (endüksiyon ve ark ocaklarında) ve %40 ı kok kömürü ile (kupol ocaklarında); sfero ve temper dökümde ergitmenin %95 i elektrik enerjisi ile (endüksiyon ocaklarında) yapılmaktadır. Alüminyum ve Zamak ergitmede de elektrik ve doğal gaz kullanılmaktadır.

Görüldüğü üzere döküm sektöründe kullanılan sıvı metalin elde edilmesinde ağırlıklı olarak elektrik enerjisi kullanılmakta ve maliyette önemli bir paya sahip bulunmaktadır. Kullanılan en önemli hammaddeler, pik ve çelik hurdası olup,
yurtiçinden ve yurtdışından temin edilmektedir.
Döküm üretim yöntemi sanayi üretiminin temel unsurlarından olduğu için bu Toplam Döküm Üretiminde teknik ile üretim yapan kuruluşları ikiye ayırabiliriz. Bunlardan birinci bölüm tamamen müşterisinin talepleri doğrultusunda döküm ürünleri üreten kuruluşlar, diğerleri ise, bitmiş ürünlerinde kullandıkları malzemeler için döküm yöntemi ile üretim yapanlardır. Buna örnek olarak kilit ve fermuar üreticilerinin zamak dökümhaneleri, elektrik motoru üreticilerinin alüminyum dökümhaneleri mevcuttur.

Bazı tesisler ise döküm tekniği ile ürettiklerini son işlemlerden geçirdikten sonra bitmiş ürün olarak son kullanıcıya ulaştırmaktadırlar. Bunlara örnek radyatörler, alaşımlı otomobil jantları, kapı kolları gibi ürünler gösterilebilir.
 
6-Üretim Miktarı ve Değeri
 
2000 yılından itibaren yerli otomotiv sanayinin, montaj ağırlıklı gelişme içerisine girmesi sebebiyle, yan sanayii yeterince gelişememiş ve döküm sektöründeki üretim artışı sınırlı kalmıştır. Bununla beraber modern dökümhaneler yurtdışı satışları
ile kapasitelerini doldurmaya çalışmaktadırlar.

Ancak gelişmekte olan ülkelerden gelen devlet sübvansiyonlu mamuller, çok ucuz fiyatları ile, dünya pazarlarında olduğu gibi, Türkiye pazarını da tehdit etmektedir.

Çelik Döküm uzun süredir Türkiye nin önde gelen sanayi alanlarından olmuştur. Yüksek tecrübeye sahip kuruluşların yeni yatırımlar ile Yurt içine ve dışına ciddi üretimler gerçekleştirdikleri gözlenmektedir. Son on yıl içinde Çelik Döküm sektöründe üretim profili büyük gelişme göstermiş, teknolojisi ve katma değeri daha yüksek alaşımların ve malzemelerin dökümü hedeflenmiştir. Önümüzdeki 10 yıl içinde Türk Çelik Döküm Sanayi küresel rekabette ciddi bir pozisyona yerleşecektir.

Çelik Döküm fabrikalarımız 2007 yılında yaklaşık
130.000 ton çelik dökümü üretmişlerdir.

Türk Sanayi için genç konumda olan Alüminyum Döküm Sanayinde; özellikle yerli otomotiv sanayinin gelişmesi ve döküm ihracatında talep artışı nedeniyle önemli ilerleme beklenilmektedir. Alüminyum döküm ile beraber Zamak Dökümü de gelişme göstermektedir.

Alüminyum Döküm sektörünün yurt içinde en önemli kullanım alanları

• Otomotiv sanayi (Alaşımlı jant, dişli kutuları, silindir kafaları)
• Elektrikli ve elektronik sanayinde (elektrik motor gövde ve kapakları, buvat kutuları, cep telefonları, tv, video, müzik sistemleri )
•Mobilya sanayi (masa ve koltuk ayakları)
•Beyaz ve kahverengi eşya (dişli kutuları kapaklar ,kulplar)
 
Döküm Sektöründe Avrupa ülkeleri ile Türkiye nin karşılaştırıldığı Tablolardan da görüleceği üzere, Türkiye, Alüminyum Döküm Sektörü, Avrupa sıralamasında gerilerde yer almaktadır. Ancak eğilim kısa süre içinde Avrupa da bu alanda da söz
sahibi haline geleceğimiz şeklinde değerlendirilebilir.
AB ve diğer batı ülkeleri döküm sektörünün zorluğu, katma değerinin düşüklüğü, emeğe dayalı olması nedeniyle, bu sektörde yeni yatırımlar yapılmayıp ihtiyaçlar Doğu Avrupa, Türkiye, Çin, Hindistan gibi ülkelerden temin edilme yönüne gidilmektedir. Hammadde fiyatlarındaki dalgalanmalar, enerji fiyatlarının yüksekliği ve Çin/Hindistan ve Doğu Avrupa ülkelerinden gelecek rekabet sektördeki büyümeyi etkileyebilecek faktörlerdir.

Türkiye deki enerji (elektrik, doğalgaz, akaryakıt) fiyatlarının yüksekliği, 1 ton alüminyum döküm parçanın üretimi için gerekli olan 4500 kws (eşdeğer) enerji maliyetini yükseltmekte ve aynı enerjiyi 5 ~ 6.5 kws bedelle kullanabilen Doğu Avrupa ülkelerine göre rekabet gücümüzü azaltmaktadır.

Bunun yanında, tüm AB müşterilerinin JıT (Just in time/zamanında teslimat) sistemi ile çalışmaları nedeniyle saatlik, günlük teslimatı sağlamak için yerinde depo ve hızlı nakliye bedelleri maliyetleri artırmaktadır.

7-İstihdam

Sektördeki üretim artışına bağlı olarak istihdamın yükselmesi Grafik 5 de gösterilmektedir. 

Döküm üretim yöntemi her ne kadar modern sanayileşme eğilimleri ile makineleşme yolunda ilerlese de, temelinde kişisel bilgi ve tecrübe çok önemli bir unsurdur. Mesleğin zanaat özelliğinden dolayı iyi yetiştirilmiş nitelikli insan gücüne ciddi ihtiyaç vardır. Makineleşme ile beraber de olsa gelişme istihdamı da artırmaktadır. Ancak kişi başı verimlilik henüz istenen seviyeye ulaşmamıştır.

Sektörün teknisyen (orta teknik) seviyesinde ve yönetim ile üretim kısımları arasında görev yapacak teknik elemanlara olan ihtiyacı artarak devam etmektedir.
 
Diğer işgücü gruplarında ihtiyaçtan daha fazla arz bulunmaktadır.

YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİ

Döküm sektörünün en önemli sıkıntıları arasında yeni yatırım için arazi temini gelmektedir. Sektörün ağır ve geniş sahalara olan ihtiyacı Sanayinin yoğun olduğu büyük şehirlerde ve sanayi bölgelerinde sanayi arazilerinin bedellerinin çok yükselmesi nedeniyle dökümhane yatırımları imkansız hale gelmektedir.

Bölge sanayicileri yeni organize sanayi bölgelerine ihtiyaç duymaktadırlar. En önemli örnek ızmir ilimizde yaşanmaktadır. Bölge dökümcüleri ihtisas organize sanayi bölgesinin hayata geçirilmesini heyecanla beklemektedirler.

Sektörün diğer önemli sorunu ise nakliyedir. Gerek hammaddelerin gerek mamulün nakliyesi önemli bir maliyet teşkil etmektedir. Verimli demiryolu taşımacılığı da sektörün hevesle beklediği bir gelişme olacaktır.

Döküm sektörü metal ergitmede yüksek miktarda elektrik enerjisi kullanmaktadır. Serbest piyasa koşullarının hala oluşmadığı enerji piyasasında sektör “büyük kullanıcı” olmanın avantajını beklemektedir.

SEKTÖRDE YENİ YÖNELİMLER

İnsanların “mobil” olma tutkusu sonucu gelişen otomotiv sanayi ile birlikte, dünya döküm sektörünün üretimi yıllık 95 milyon ton seviyesine ulaşmıştır. Bu büyümede klasik pik döküm yerine geliştirilen, çelik, sfero ve hafif metal malzemelerin dökümü de önemli bir rol oynamıştır.

Dünya döküm fabrikalarının ürettiği bu malzemelerin yıllar itibariyle geçirdikleri değişimlere bakıldığında, önemli değişiklikler izlenebilmektedir.
• Pik döküm sürekli pazar payı kaybetmekte, yerini sfero döküm almaktadır.
 
• Temper döküm sürekli bir şekilde azalmakta, kısa bir gelecekte spesifik  fittings işinden başka pazarının kalmayacağı değerlendirilmektedir.

• Çelik döküm, özel alaşımlılar haricinde, pazarının önemli bir bölümünü sfero dökümüne kaybetmektedir.

• Petrol fiyatlarının artması, araç kullanımında güvenlik ve kolaylık, tonaj tahdidi gibi nedenlerle alüminyum, magnezyum, plastik ve kompozit malzeme kullanımlarının çoğalması ile araçların ağırlıklarında azalma sağlanmaktadır. Otomotiv endüstrisinde araç ağırlıklarının azaltılmasına yönelik çalışmalar, alüminyum döküm parça kullanımını artırmıştır.

ABD ve Almanya gibi gelişmiş olan ülkeler değerlendirildiğinde yıllık üretimlerinde sfero gibi yeni nesil, teknolojik alaşımların çoğunluğu teşkil ettiği ve yıllara göre bu tip üretimlerin arttığı gözlenmektedir.

Dünyadaki döküm fabrikaları gruplar halinde birleşmektedirler. Öyle ki, 15-20 döküm fabrikasına sahip gruplar ortaya çıkmıştır. Bu gruplar dünyanın döküme talep olan yerlerinde stratejik döküm fabrikalarını satın alarak, grup baskısı ile, otomotiv ve benzeri sanayilerden önemli döküm siparişleri almaktadır. Sahipleri zaman içinde değişmekle birlikte gelişmeler, bu grupların çoğalması ve büyümesi yönündedir.

Özellikle, son 3 yıldır zarar eden bu gibi grup döküm fabrikalarını, Hindistan sermayesi ile yatırım fon şirketleri satın almaktadırlar.

Büyük Türk işletmelerinin önündeki alternatifler ise, ya bu gruplarla rekabet etmek, ya bu gruplarla birleşmek ya da, bağımsız olarakkalıp, bu grupların fiyat baskısından bıkan müşterilere mal satabilmek olacaktır.

SEKTÖRÜN DIŞ PİYASALARDAKİ DURUMU

Türk döküm sektörünün gerek Avrupa da, gerekse Dünya da önemli bir yeri vardır. Türkiye, 2006 yılı toplam 1,200 milyon ton döküm üretimi ile toplam döküm üretimi açısından Avrupa da 5 inci, dünya da ise 14 üncü sırada olup dünya üretiminin %1.4 ü Türkiye de üretilmektedir.

Diğer üretim sektörlerindeki dünya ve Avrupa klasmanımız göz önüne alınırsa, döküm sektöründe önemli bir konumda olduğumuz görülmektedir.

Türk döküm sektöründe üretimin büyük bir çoğunluıu yerli piyasada satılmakta iken 1995 yılından
itibaren başlayan ihracat artışı ile sektör büyümeye başlamıştır.
 
Üretim yapan 1200 civarında döküm tesisinin 900 adeti büyük çoğunluıu küçük işletmeler olup, bu küçük işletmeler çevrelerinin taleplerine cevap vermektedirler. 300 civarındaki büyük ve orta boy işletmeler ise, Türkiye deki otomotiv, beyaz eşya ve makina sanayicilerine parça üretmenin yanında, yurtdışı firmalarına direkt satış yapmaktadırlar.

Özellikle, 1994 ve 2001 yılı krizleri, Türk döküm sanayine ihracatın önemini öğretmiştir. Çeşitli yurtdışı firmalara katılım yoluyla yurtdışı satışlar, büyük birkaç işletmenin ötesinde ilerleyerek, Anadolu daki döküm fabrikalarına da sıçramıştır.

Emek yoğun bir sanayi olmakla birlikte yüksek teknoloji gerektiren ağır endüstri makinaları yatırımını da içerdiğinden özel önem taşıyan döküm sektörü sanayileşme hamlesine paralel olarak gelişmeye açıktır. Otomotiv sanayinin gelişmesi ve montaj yerine, yerli üretim ve işleme ağrlıklı yatırımların yapılması ile ülkemiz döküm sanayine bu konudaki talepler artacaktır.

Türk döküm sanayinin rakipleri olan Polonya, Hindistan ve Çin gibi diğer gelişmekte olan ülkeler ile düşük katma değerli ürünlerde rekabet etme yerine, katma değeri daha yüksek olan ve gelişmiş ülkelerin üretimleri olan ürünlerde payını artırması gerekmektedir.

Son yıllarda dünyada görülen talep artışına paralel olarak, çevre kirliliği tedbirleri, işçi ücretlerindeki yükseklik, işgücü teminindeki güçlük ve bir çoğu eski olan tesislerin yenileme yatırımı gereksinimleri gibi nedenler ile gelişmiş Avrupa ülkelerinde döküm üretimi, teknoloji yatırımları ile yapısını değiştirmiş ve çok modern ve hızlı otomasyon teknolojileri ile üretim kapasitesini ve verimliliklerini artırarak ülkemizin de rekabet etmek durumunda kaldığı bir yapı ortaya çıkmıştır.

Türk döküm sektörünün dünya döküm sektörü ile bir farklılığı da, hizmet verdiği sektörlerdeki farklılıktır. Sektörün dünya pazarına penetrasyon için üretim gamını genişletmek ve yayma mecburiyeti olduğu görülmektedir. (Grafik 2,Tablo.7.) Alüminyum döküm parçalarına olan talep, dünya genelinde artış göstermektedir. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde, Dünyada her yıl ortalama %9.5 oranında artış beklenmektedir.

Otomotiv sektörünün Türkiye de kapasite artırması, ayrıca yurtdışı siparişlerin sürekli artması nedeniyle önümüzdeki 5 yıl içinde Alüminyum Dökümde Türkiye de yılda ortalama %15 seviyesinde talep artışı beklenmektedir. Türkiye de kurulu otomotiv tesislerinin kendi aktarma organlarının ve motorlarını kendileri üretmeyip ithal etmeleri nedeniyle alüminyum döküm parça kullanımının çok fazla olduğu bu ekipmanlarda Türk döküm üreticileri, doğu ve batı Avrupalı üreticilere karşı daha az rekabetçi olmaktadır; zira bu ürünlerin geliştirilmesine Avrupalı üreticiler direkt olarak katılmaktadır.

Türk dökümcüsü işgücünün verimsiz olması nedeniyle Avrupalı dökümcülerin istemediği kısa serili ürünleri üretmektedir. Bu noktada enerji ve işçiliğin önemi daha fazla ortaya çıkmaktadır.

Avrupalı dökümcüler bilinen şanzıman kutusu, motor, silindir kafası gibi döküm parçaları ile beraber halihazırda pik veya sfero döküm veya çelik saç olarak üretilen parçaları yeni teknolojiler kullanarak alüminyum döküm olarak üretip pazar paylarını ve katma değerlerini artırmaya çalışmaktadırlar.

Dünya da sektörün ana problemleri:

Kar marjlarının çok düşük olması nedeniyle yeni komple yatırımların yapılmaması,

•Hammaddelerin, ana girdi fiyatlarının artması ve spekülatörler yoluyla yükselmesi. Bu fiyat artışlarının müşteriye yansıtılmasında yaşanan zorluklar,
•Enerji fiyatlarının artması nedeniyle üretim maliyetlerinin yükselmesi, nakliye bedellerinin artması ve bu artışların satış fiyatlarına yansıtılamaması,
• Emek yoğun bir sektör olan döküm sektöründe düşük işçilik maliyetleri ile çalışan Çin Hindistan ve Doğu Avrupa ülkelerinin Batı dünyası döküm sektörünü zorlaması. Bu ülkelerde, çevre kurallarına uyma mecburiyetindeki gevşeklik, Batı ile rekabette ayrı bir avantaj oluşturmaktadır,
•Kapanan ve iflas eden döküm fabrikaları,
•Sektörün, Batı ülkelerindeki çalışanlar için cazibesini kaybetmesi,

İHRACAT

Ülkemizde döküm sektörünün son 25 yılda gelişmiş olması ve mevcut kapasitenin yarısının da son 15 yılda devreye girmesi, Dünya genelinde tüm rakiplerine karşı güncel teknolojiyi içermesi açısından büyük bir avantaj sağlamaktadır. Ana otomotiv sektörüyle birlikte gelişmesini ve yatırımlarını tamamlayan döküm sektörü, otomotiv sektörünün yerli katkı oranının düşük seviyede kalması nedeniyle yurtdışına açılmış ve kapasitesini dolu tutabilmek için son 10 yıl içerisinde Avrupa ve ABD ye önemli ihracat bağlantıları gerçekleştirmiştir. Bu durum hem küresel teknolojiye ulaşabilmesini hem de işgücünün uluslararası alanda tecrübe kazanmasını sağlamıştır

Türk Döküm Sanayi sektörünün ürettiği malların ihracatında yıllar itibariyle artan bir gelişme gözlenmektedir. İhracatın içinde AB Ülkeleri büyük bir yer tutmaktadır

Türk Döküm sanayi sektörünün ürettiği malların ihracatında son 10 yıldır görülen artış trendi, Çek Cumhuriyeti ve Polonya yanında Hindistan, Çin ve İran lı üreticilerin sübvansiyonlu veya dampingli fiyatlar ile, Avrupa pazarlarına girmesi üzerine azalma göstermiştir. Ayrıca, uygulanmakta olan kur politikaları da tüm ihracatçı sanayi sektörleri gibi, döküm sektörünün de yurtdışıpazarlardaki rekabet gücünü yitirmesinde etkili olmuştur.

Batı Avrupa ülkelerindeki pazarlardan uzaklığı nedeniyle, navlun, mal bedeli içinde yüzde 15 seviyelerindedir. Avrupa ya verimli demiryolu nakliyesinin sağlanması halinde navlun maliyetlerinde ki düşüşe bağlı olarak, rekabet gücü iyileştirilebilecektir.

Sektörün önde gelen kuruluşlarından alınan bilgiler ile dökümhanelerden direkt yapılan ürün ihracatı ile ilgili miktarlar ve değerleri Tablo. 5. de özetlenmiştir.

Türk döküm sanayinin toplam direkt ihracatı (pik, sfero, temper, çelik, bakır alaşımları ve alüminyum döküm) 1.500 milyar Euro olup, bu miktara yerli imal edilmiş araç, makina ve teçhizatta bulunan döküm parçalar da dahil edilince 2.500 milyar Euro yu geçmektedir. Türkiye döküm üretiminin miktar olarak %59 u ciro olarak ise %68 i 2007 yılında ihraç edilmiş olup
Toplam ihracatın %75 i Avrupa ülkelerine olmuştur.

Türk döküm sektörünün üretimde kullandığı aluminyum, pik demir, bağlayıcı gibi bazı hammaddeler hem yerli, hem dış piyasadan ekonomik  kurallara bağlı olarak temin edilmektedir. Türk döküm sektörünün hammadde ithalatı yaklaşık 150 milyon $ olup, tüm üretime oranı %5, ihracata oranı ise %7 dir.

SEKTÖRÜN YAPISAL SORUNLARI VE ÇÖZÜM YOLLARI

Raporda detaylı olarak ele alınan sektörde öne çıkan sorunlar ve bunların çözüm önerileri tablo 9 da sunulmaktadır.


SEKTÖRÜN AB UYUM SÜRECİNDE GELDİĞİ NOKTA VE UYUM SORUNLARI

Avrupa Birliğine katılma süreciyle birlikte, halen 4.5 – 5.5 ğ/saat olan giydirilmiş işçilik ücretlerinin 9 -10 ğ/saat seviyelerine yükseleceği değerlendirilmektedir. Döküm sektörünün emek yoğun olması (%18-30 direkt/endirekt işçilik) nedeniyle, bu maliyet
artışının sektörün rekabet gücünü olumsuz yönde etkilemesinden endişe duyulmaktadır.

AB çevre standartlarına uyum çalışmalarının da, üretim maliyetlerinin % 4-5 civarında artmasına yol açacağı değerlendirilmektedir.

Hammadde fiyatları halen, Türkiye de dünya fiyatlarının altındadır. AB ye tam entegrasyon ile hammadde fiyatları da dengelenecektir. AB ye üyelik halinde III. Dünya Ülkeleri Rusya, Hindistan, Arabistan ülkelerinden yapılan ithalata %6 ek vergi uygulanacak ve mevcut avantaj kaybedilecektir.

Diğer taraftan AB üreticilerinin mühendislik ve teknolojik seviye beklentisi yüksek malzemelerle ilgili yatırımlarını, maliyet mülahazaları ile önümüzdeki dönemde Türkiye ye kaydırmalarının, sektörde teknolojik seviyesi yüksek, ilave kapasitelerde artışa imkan sağlayacağı değerlendirilmektedir. 

SEKTÖREL YAPILANMA

Türk Döküm Sektörü, Ulusal ve Uluslararası platformlarda Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği tarafından en üst düzeyde temsil edilmektedir.

Tüdöksad 1976 yılında Turgut Özal ın başkanlığında o günkü döküm sanayicilerimizin ortak girişimleriyle kurulmuştur. Ana amacı, üyeler arasında birlik ve beraberliği sağlayarak birbirlerinden haberdar olmalarını ve ortak çalışmalarla döküm sektörünü daha iyi bir noktaya getirmelerine yardımcı olmaktır. Üyelerin oluşturduğu teknik komite, sosyal komite, resmi ilişkiler komitesi ve istatistiki bilgiler komiteleri kendi alanlarında faaliyet gösterirler. Tüdöksad, mevcut üyeleri ile Türk döküm sektörünün ciroda %80 ini, ihracatta ise %85 ini sağlamaktadır. 

Tüdöksad, 1989 dan beri döküm sektöründe dünyadaki en büyük kuruluş olan World Foundry Organisation (WFO) da temsil etmekte olup 2007 yılında Avrupa Birliği ülkelerinin üye olduğu CAEF, European Foundry Association a tam üye
olmuştur.

Tüdöksad ın hedefleri; Üyelerine ve Türk Döküm Sanayine teknoloji ve bilgi desteği, AB, yeni çevre kanunları ve müşteri beklentileri doğrultusunda çevre, kalite ve işçi sağlığı kurallarına uyum çalışmaları, Yurt dışı ve içinde teknik geziler, fuarlara ve konferanslara katılım, Büyük iller dışındaki dökümcülere ulaşılarak, destek verilmesi. Tideb, Tübitak, TTGV, Kosgeb in üyeleriyle ilişkisinin geliştirilmesi, Arge projelerinin hazırlanmasına destek, WFO, CAEF ve diğer uluslararası mesleki kuruluşlarla ilişkilerin atırılması gibi çalışmalardır.

ISO, ASO, EBSO ve diğer Sanayi ve Ticaret Odalarında da Döküm Meslek Komitelerinde sektör uzun süredir temsil edilmektedir. Bununla beraber bölgesel Döküm Meslek Odaları ve Dernekleri de belirli sayıda bölgesel dökümcüyü bünyesinde toplamaktadırlar.

Türkiye Döküm Sanayicileri Derneğinin yönlendirdiği ve geliştirdiği, Döküm Sektörünün Avrupa daki en önemli ikinci fuarı haline gelen Ankiros, Annofer ile TurkCast fuarları 2 senede bir İstanbul da yapılarak yerli ve yabancı yatırımcıların
ve üreticilerin ilgi odağı olmaktadır.

SEKTÖRÜN REKABET GÜCÜNÜN ARTIRILMASI VE
VERİMLİLİK

Türk Döküm Sanayinin edindiği büyüklüğün sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi Avrupa ve Dünya sıralamasında daha yüksek sıralarda yer alabilmesi için Sektörel Vizyon aşağıdaki temel unsurlar etrafında belirlenmektedir.

• Rekabet gücünü gelişmiş ülkelerdeki rakipleri seviyesine ulaştırmalıdır.
• Toplam kalite anlayışını benimsenmeli ve Uluslararası kabul edilmiş üretim standartlarına uyum sağlamalıdır.
• Teknoloji ile gelişmelere öncülük etmek ve ürününü en yüksek katma değerle satacak teknolojileri kurmak zorundadır.
• Çevreye ve çalışan haklarına duyarlı olmalı ve insan kaynaklarını korumalı ve geliştirmelidir.
• Sanayi kültürünü benimseyerek, yaygınlaşmasına örnek olmalıdır.
• Döküm ürünlerini, rakip ürünlere rağmen pazarlayabilmek için fonksiyona uygun en hafif parçayı üretebilecek teknoloji için araştırma ve yatırım yapmalıdır.
• Müşteri ve pazarın tüm dünya olduğu bilinci ile küresel oyuncu olmayı öğrenmelidir.
• Önümüzdeki dönemde sektörde karlılıklar azalacak ve kapital sahiplerine daha az para verileceğinden, Yatırım ve işletme sermayeleri için kaynak bulmanın yollarını da araştırmalıdır.
 
GENEL DEĞERLENDİRME

Genellikle, döküm sektörünün, zorluk ve çevre koşulları nedeniyle AB tarafından terk edilip Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere kaydığı düşünülmekte ise de, AB içerisindeki döküm tesis yatırımlarına ve tonajlarına bakıldığında, durumun böyle olmadığı anlaşılmaktadır. Almanya, verimsiz eski dökümhanelerini kapatmaktadır. Ancak açtığı her yeni dökümhane, kapattığı 10 dökümhanenin tonajını yapmakta ve iş gücü tecrübe ve eğitiminde çok iyi olması nedeniyle, maliyetleri navlun farkı ile birlikte, Türk ürünleriyle başabaş noktaya gelmektedir.

Döküm, diğer üretim metodlarına göre üstünlükleri ve gelişen teknikler ile hem Dünya, hem de Türkiye de uzun yıllar önemini koruyacaktır. Bu her yıl artan dünya üretim rakamları ile de kendini belirgin şekilde göstermektedir.

Ağırlıklı olarak yerli otomobil sanayinin gelişmesine paralel olarak döküm sektörü büyümesini sürdürebilecektir. Bu büyüme rekabet şansının daha fazla olduğu yoğun işçilik gerektiren döküm parça üretiminde daha fazla olabilir.

Üretilen döküm parçalarının yaklaşık %75 i ihraç edilecektir.

Katma değeri çok yüksek olan bu sektörde en önemli girdiler yerli hammaddeler, enerji ve işçiliktir. Dolayısıyla, enerji ve işçilik fiyatlarında yapılacak tasarruflar rekabet gücünü olumlu yönde etkileyecektir. Alınacak kararlarda enerji, işçilik ve nakliye konularına özel önem verilmesi gerekmektedir.

Kıymeti düşük olan döküm ürünü üzerine nakliye bedelleri %15-20 arasında ilave ihracat maliyeti getirmektedir. Avrupa ya demir yolu taşımacılığı mutlaka verimli hale getirilmelidir.

Döküm ürününün ihracatı desteklendiği takdirde ülkeye yaratacağı katma değer ve istihdama katkısı çok daha yüksek olacaktır.

Türkiye de sadece hizmet, ticaret ve bankacılık faaliyetleri ile Türkiye nin büyüyebileceğini düşünüp, üretimi dışlayan yaklaşımlarla sanayimizin temeli durumundaki döküm sektörü arasında önemli fikir uyuşmazlığı bulunmaktadır.

Sanayileşme birinci hedefimiz olmalıdır. (Tüdöksad tan alınmıştır) 

Kaynaklar:
AFS American Foundry Society
Modern Casting - World Cencus 41
İstanbul Sanayi Odası, 1. ve 2. 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması
TİM, Türkiye İhracatçılar Meclisi, 2006 yılı ilk 1000 İhracatçı Araştırması
CAEF Avrupa Dökümhaneleri Birliği Com. 7 Raporları
DPT Döküm Sanayi Alt Komisyon Raporları


 

 

  İlgili Haberler

 

Recydia Grup Şirketi Süreko A.Ş. dan Atıklara Biyo Kurutma Teknolojisi
Lukoil, Vites Yükseltme Hedefinde
Denizatı Petrokimya, İhracatta Yeni Rekorlar Hedefliyor
BUSWORLD TURKEY 2012
4. Busworld Turkey 19 Nisan da Açılıyor

  İlgili Yazılar

 

Bir üretim stratejisi olarak Volkswagen MQB nedir? Yan sanayi firmaları için ne anlam ihtiva ediyor?
Türk Sanayisinde ERP Tatminini Etkileyen Faktörlerin Analizi
Türkiye Dünya Rekabet Edebilirlik Sıralamasında 50. Sıralarda Yer Aldığı Sürece Küresel Krizi Yönetemez Ancak İdare Eder
Türk Havacılık Sanayisinde İlk Girişimler
2011-2012 Global Rekabet Edilebilirlik Raporunun Söyledikleri (2):
 

http://www.commercial-vehicles-turkey.com/?referer=Subcon

http://www.cnrsubconist.com/content/tr_index.asp








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi