SubconTurkey

HoÅŸgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

Bugün :   1 AÄŸustos 2010, Pazar

Mart 2008 Sayısı

Yıl : 5 | Sayı : 47

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     ArÅŸiv
     İletiÅŸim

Güncel Döviz Kuru

Dolar Alış: 1.5045
Dolar Satış: 1.5118
EURO Alış: 1.9596
EURO Satış: 1.9691

http://www.sektorel.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış ÅŸekilde ulaÅŸmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz

Güvenlik Kodu

Güvenlik


 

 

















































 

Uğur Özgöker
Kadir Has Üniversitesi, uozgoker@khas.edu.tr


Avrupa Birliği ortak ulaştırma politikası


AB neden bir ortak ulaştırma politikası geliştirmeye ihtiyaç duymaktadır?

Ulaşım sayesinde, vatandaÅŸlar birlik tarafından saÄŸlanan avantajların tamamından direkt olarak faydalanabilmektedirler. KiÅŸiler ve mallar bir ülkeden diÄŸerine engellenmeksizin geçebilmektedirler. Makul ulaÅŸtırma fiyatları ulaşım tipi her ne olursa karayolu, demiryolu, denizyolu yada havayolu olsun serbestçe yer deÄŸiÅŸtirilmesine izin vermektedir. YaÅŸam tarzının belirleyicisi olan ürünler bu kadar büyük bir hızla, bu kadar büyük bir miktarda ve çeÅŸitlilikte Avrupa’nın bir yanından diÄŸerine hiçbir zaman ulaÅŸmamaktadır. Fakat ulaÅŸtırma kendi baÅŸarısının kurbanı olmaktadır. Trafik yoÄŸunlukları, gecikmeler, kirlenme bugün hareketliliÄŸi tehdit etmektedir ve bu durumun deÄŸiÅŸmesi gerekmektedir. AB ulaÅŸtırma politikasının esas uÄŸraşı bu deÄŸiÅŸikliÄŸi gerçekleÅŸtirmektir. 

UlaÅŸtırma Politikası Avrupa BirliÄŸinin ekonomik ve sosyal bütünleÅŸmesinin güçlendirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Her ÅŸeyden önce, özellikle çevre ve merkez bölgelere giriÅŸi geliÅŸtirerek, bölgesel dengesizliklerin azaltılmasına katkıda bulunmaktadır. Ayrıca,  iÅŸ gücü üzerinde çalışanların hareketliliÄŸini tercih edilir hale getiren, ulaşıma dair altyapı yatırımlarını yapılmasını cesaretlendiren pozitif etkileri vardır.
  
Gerçekte geniÅŸleme, küreselleÅŸmenin hızlanması, küresel ısınma, petrol fiyatlarının artışındaki jeopolitik etkenler ve güvenliÄŸe iliÅŸkin korkular ulaşım sektörü üzerinde etkili olmakta ve yeni çözümler talep etmektedir. 

Ulaşım sektörü AB GSYİH’ nın % 7’sini, istihdamın %7 ‘sini, üye ülke yatırımlarının  % 40’ını ve enerji tüketiminin  % 30’unu oluÅŸturmaktadır. Topluluk içi trafikte son 20 yılda ortalama olarak, mallar için yılda %2,3, yolcular için ise % 3,1 düzeyinde bir talep artışı meydana gelmektedir. Tek pazarın tamamlanması, özellikle sınırların kaldırılması ve deniz taşımacılığının serbestleÅŸmesi gibi topluluk ekonomisinin liberalleÅŸmesi yönünde atılan önemli adımlar bir ortak ulaÅŸtırma politikası oluÅŸturma ihtiyacını kaçınılmaz kılmaktadır.  Bu adımlar talep edilen büyümenin devamı açısından, ayrıca tıkanıklık ve Pazar doyma payı gibi problemlerin aşılması bakımından önem teÅŸkil etmektedir. Ancak ulaşımın liberalleÅŸmesinin önünde çeÅŸitli kısıtlamalar da bulunmaktadır.

Sosyal kısıtlamalar: Hizmet sağlama özgürlüğünün ulusal yasalar tarafından aynı titizlikle uygulanmamasından kaynaklanmaktadır. Hizmetlerin serbestleşmesi, topluluk içindeki ülkelerin, hizmetleri ve niteliklerini yöneten kurallarının da uyumunu gerekli kılmaktadır.

Ekonomik kısıtlama: Ulaşım teÅŸebbüslerin alt yapı yatırımlarına sermaye saÄŸlamaması durumudur. Bu konu özellikle karayolu ulaşım sektörü için önemlidir. 

Tedbirler alınırken dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise düzenlenecek olan demiryolu ulaşımının şu anki dağınık taşımacılık yapısına son verecek nitelikte olması gereğidir.

Rota garanti kısıtlaması: Çevresel (ada) ve merkezi (ana kıta ) alanlar arasındaki ulaşım aÄŸlarının iÅŸleyiÅŸine engel oluÅŸturmayacak rekabetçi ortamın yaratılmasını içermektedir. 

AB Ulaştırma politikasının temel amaçları nelerdir?

Ortak ulaÅŸtırma politikası ilgili devletlerde taşımacılık ile ilgili geçerli kuralların, topluluk seviyesinde ortak ilkelere baÄŸlanmasını gerçekleÅŸtirmektir. Temel kuralı; hizmeti yapan iÅŸletme, kullanılan araç yada taşınan mala, ait olduÄŸu ülke dolayısıyla farklı iÅŸlem yapılmasını önlemektir. 

Ulaştırma politikası tüm stratejik seçenekler içinde çevrenin korunması, sosyal refah, ekonomik gelişme arasında uzun vadeli amaçlar taşımaktadır.

1) Kirlilik, kazalar, sıkışıklık gibi ikincil etkileri ayrıştırmak,
2) Her ulaşım tipinin potansiyelini arttırmak.Mesela deniz taşımacılığından tam kapasite yararlanılamamaktadır.
3) Çevreye en az zararı veren ve enerji açısından daha etkili ve güvenilir ulaşım tiplerinin kullanımının özendirilmesi
4) Kaynakların optimum seviyede kullanımının sağlanması için etkinliğine göre kombine ya da tek ulaşım inin özendirilmesi

Bu amaçların gerçekleştirilebilmesi için ulaştırma politikası kapsamında şu dayanak noktaları belirlenmektedir.

a) Birliğin tamamında şirketlerin ve kişilerin serbest bir biçimde hareketliliğinin sağlanması
b) Çevrenin korunması, enerji güvenliği, minimal çalışma normlarına saygı, vatandaşların ve yolcuların korunması
c) Yenilik, ilk iki maddenin gerçekleşmesini hızlandıracak, sektörün daha aktif çalışmasını sağlayacak yenilikler
d)  DiÄŸer ülkelerin bu maddelere uyumunu saÄŸlamak için uluslararası arenada faaliyete geçmesi 

AB’nin Aralık 1992’de yayımladığı ulaşım üzerine Beyaz Kitabın amaçları arasında

1) Ulaşım türleri arasındaki dengenin değiştirilmesi
2) Yasalardaki tıkanıklıkların giderilmesi
3) Kullanıcıların ulaşım politikasın merkezine yerleştirilmesi ve
4) Ulaşımın giderek küresel bir nitelik kazanması yer almaktadır.

2001 yılında yayımlanan ikinci Beyaz Kitap ile ise, ulaştırma pazarını serbestleştirilmesi sonrası oluşan ek sorunlar ele alınmakta ve genişleme sonrası için yeni öneriler getirilmektedir.

Ulaşım politikasının amaçlarından bir diğeri ulaşımı sürdürebilir kalkınma içine entegre edilebilmektedir. Bu yönde atılacak adımlar, hava kirliliğinin ve karbondioksit emisyonunun sonucu iklim değişikliğinin önlenmesi, kaynakların güvenliği ve gürültü kirliliğiyle başa çıkabilmek için gerekli olmaktadır. Söz konusu hedef doğrultusunda Göteborg Avrupa Konseyi ekonomik büyüme ile ulaşımdaki büyüme arasında bağlantı kurulmasını sürdürülebilir kalkınma stratejisinin merkezine yerleştirmektedir. Kabul gören yaklaşım ise ücretlendirme, karayollarına alternatif ulaşım türlerinin canlandırılması ve trans Avrupa ağlarına yatırımı kapsayan 60 tedbirden oluşmaktadır.

Bunlar karayollarındaki yeniden yapılanma ihtiyacı, demiryollarını ulaşım sektöründeki yerinin güçlendirilmesi, hava ulaşımındaki sıkışıklığın, gecikmelerin ve kirliliÄŸin önlenmesi, deniz ulaşımının geliÅŸtirilmesi, iç su yollarının daha etkili kullanılması, deniz, iç su yolları ve demiryolları baÄŸlantısının saÄŸlanması, çoklu ulaşımın özendirilmesi, yasal tıkanıklıkların ortadan kaldırılması , Trans Avrupa aÄŸlarının geliÅŸimine hız kazandırılması, yol güvenliÄŸinin saÄŸlanması, alt yapı kullanımında ücretlendirmeye gidilmesi, ÅŸehir iç ulaşımın rasyonelleÅŸmesi  ve ulaşım politikasının geniÅŸlemeye ayak uydurmasının saÄŸlanması olarak sayılabilinir. 

Uçak ve trenin avantajlı tarifeleri, otomobiller ve ulusal sınır kontrollerinin kaldırılması sayesinde seyahat süresinin uzunluÄŸu ne olursa olsun serbest bir biçimde yer deÄŸiÅŸtirilebilmektedir. AB içerisindeki sınırlar kaldırıldığından ve Tek Pazar yaratıldığından beri, çok çeÅŸitli ürünler oldukça büyük miktarlarda ÅŸimdiye kadar görülmemiÅŸ bir hızla Avrupa’nın her yanına taşınmaktadır. AB ölçeÄŸinde farklı ulaÅŸtırma biçimleri nasıl dengelenebilir?  Mevcut ulaşım ağı nasıl daha verimli kullanılabilir?  Öncelikle bir bütünlük içerisinde çeÅŸitli bölgesel ve ulusal ulaşım aÄŸlarını entegre etmek ve kara yolu –demir yolu, karayolu- denizyolu, demiryolu –denizyolu, hava yolu –demir yolu gibi kombine seyahatleri insanlar için olduÄŸu kadar mallar içinde cazip hale getirmek gerekmektedir. Daha sonra Avrupa ölçeÄŸinde Trans Avrupa aÄŸları gibi büyük altyapı yatırımlarının 2004’de birlik bünyesine katılan ve ulaşım aÄŸları nispeten daha zayıf olan yeni üyelerin uyumunun gerçekleÅŸtirecek biçimde uygulanması gerekmektedir.  Dinamik bir ulaşım sektörü ortaya koymanın amacı kamunun, ÅŸirketlerin ve vatandaÅŸların bundan en iyi ÅŸekilde yararlanmasını saÄŸlamaktır. 

Her AB ülkesi kendi ulaşım ağını ve alt yapı yatırımlarını geliÅŸtirmekte serbesttir. AB dört temel özgürlün korunması gereken durumlarda ya da ulusal politikalarda koordinasyon yokluÄŸu olduÄŸunda Avrupa BirliÄŸi üyesi ülkelerin ulaşım operatörleri arasında bir ayrımcılık oluÅŸması riskine karşılık müdahale etmektedir. AB kuruluÅŸundan beri ortak bir ulaÅŸtırma politikasının ortaya koyulmasını üstlenmiÅŸtir.  Bu sorumluluk 1957 Roma AntlaÅŸmasında da belirtilmiÅŸtir. Fakat AB üyesi ülkelerin efektif olarak bunu gereklilik olarak görmeye baÅŸladıkları 1985 ‘e kadar beklenmesi gerekmiÅŸtir.  1992’de Maastricht   AntlaÅŸmasının kabulünden beri  Birlik , ulaÅŸtırma alanında ölçütleri gerçekleÅŸtirmek için reel rekabet 
uygulamaktadır.1992 yılından beri Birlik   büyük bir baÅŸarıyla karayolu ve hava yolu ulaşımını rekabete açarak ulaÅŸtırma politikasını uygulamaktadır. 

AB Ulaştırma Politikasının Alt Sektörleri

AB ulaştırma politikası, karayolu ulaşımı, denizyolu ulaşımı, iç suyolları, çoklu taşıma, lojistik, temiz şehir ulaşımı ve ulaşım alt yapısı ücretlendirme politikası gibi alt sektörlerden oluşmaktadır.

Karayolu Taşımacılığı

Avrupa entegrasyonunun temelini oluşturan kişilerin ve malların serbest dolaşımının tam olarak sağlanması için etkin ve güvenli bir karayolu sistemin sağlanması önkoşul olmaktadır. Karayolu ulaşımını kullananların tamamı özel sürücü, müşteri ya da ticari nakliyeci olmalarına bakılmaksızın uyumlaştırılmış şartlardan yararlanabilmektedir.

Kara yolu ulaşımında sorunlardan biri trafik terörüdür. Komisyon 2010 yılına kadar kaza ölümlerini % 50 azaltmak için bir Avrupa karayolu güvenliği eylem programı yayınlamıştır. Bu program teknik performanslarını geliştirerek araçları daha güvenli hale getirmeyi, karayollarının alt yapısını geliştirerek tehlikeli noktaları ortadan kaldırmayı amaçlamakta ve sürücüleri var olan kuralları riayet etmeye, daha sorumlu davranmaya ve tehlikeli davranışlardan kaçınmaya teşvik etmektedir.

28 Temmuz 1996 tarihinde otobüs ve yolcu taşımacılığında liberalizasyon ( serbestleştirme ) sağlanmış ve bu konuda toplulukta uygulanan tüm kısıtlamalar kaldırılmıştır. 26 Mayıs 1972’de Komisyon kabul ettiği yönetmelik ile üyeler arasındaki muntazam otobüs hizmetlerini düzenlemiş ve standarda kavuşturmuştur

1988’de, Maastricht’den önce, AB kontrollerin tamamen kaldırılmasından önce yönetimsel formaliteleri tek bir formüle indirgemek için  birlik içindeki iç sınırlardan geçiÅŸlerde  malların ve ağır yüklerin geçiÅŸ dokümanlarının harmonizasyonuna baÅŸlamıştır. Åžoförlerin çalışma saatleri de aynı zamanda uyumlaÅŸtırılmıştır.

1 Temmuz 1961’de ulaştırma ücret-
lerindeki ayrıcalıklara Topluluk içinde son verilmiÅŸtir. Avrupa’da karayollarına ait alt yapı yatırımlarının kullanımının ücretlendirilerek  finanse edilmesini saÄŸlayan bir sistem yerleÅŸtirilmiÅŸtir. Avrupa’da otoyollarda geçiÅŸ ücretinin uygulanmadığı ülkelere ÅŸoförlerin eurovignette kullanmaları gerekmektedir. 
1995 yılında Eurostat tarafından yapılan istatistiklere göre Almanya, Hollanda, Lüksemburg ve Belçika en geniÅŸ karayolu ağına sahiptir.  Karayolu ağı İtalya, Fransa, İngiltere ve Danimarka’da daha az yoÄŸundur. 

Demiryolu Taşımacılığı
 
UlaÅŸtırmada bir diÄŸer alt sektör ise demiryollarıdır. Demiryolları, üye devletlerin sinai ve ekonomik geliÅŸmeleri için stratejik bir deÄŸere sahip ve Avrupa’yı uzun yıllar bölen anlaÅŸmazlıklarda rol oynamış önemli bir alt sektördür.  Kurucu AntlaÅŸmada belirtilen dört temel özgürlükle oluÅŸturulan iç pazarın neticesinde artan ulaşım talebi ve Avrupa altyapısındaki engellere baÄŸlı olarak yeterli ulaşım arzının saÄŸlanamaması üye devletlerin demiryollarının tek bir Avrupa Demiryolu sistemine dönüştürülmesini gerekli kılmaktadır.

Avrupa demiryolu taşımacılığı özellikle nakliye alanında son dönemlerde endişe verici bir düşüş yaşamaktadır. 1970’de şu andaki AB’ in 15 ülkesinde nakliyenin % 21’i demiryollarıyla taşınmaktayken, 2000 yılında bu oran %8.1’ e düşmüştür. Bu süre zarfında karayollarıyla nakliye oranı %30.8 ‘den %43.8 ‘ yükselmiştir.

Düşüş gösteren tek ulaşım ÅŸekli demiryolları olmuÅŸtur. DiÄŸer sektörlerin tamamı performanslarını arttırmışlardır.  Demir yolları ile seyahat eden yolcu oranı da nakliye kadar ciddi olmamakla birlikte 1970’deki %10.2 ‘lik oranda 2000 ‘de % 6.3 ‘e düşmüştür. Bunun temel sebebi demiryollarını karayolları taşımacılığı kadar rekabetçi olmamasıdır.

Demiryollarının rekabetçi olmamasının nedenleri çeşitlidir: Rekabet eksikliği ve bunun yenilikleri engellemesi, yatırım eksikliği ve karşılıklı işlerliğin (interoperability) etkili olmamasının neden olduğu güven eksikliği ve ticari cazibe kaybıdır.

1991 yılında Konsey bu sorunu çözmek üzere mevzuatı kabul etmiştir. Demiryolu taşımacılığının hızı ve sınır aşan hizmetlerdeki gecikmeler gibi sorunlar Avrupa demiryolların kötü bir şekilde birbirine bağlanmış ulusal sistemlerden oluşmasından kaynaklanmaktadır.

Farklı ray genişlikleri, farklı elektrik akımı sağlama sistemleri, vagonlar ve lokomotifler için azami dingil yükündeki farklılıklar, demiryolu trafiği yönetim sisteminin düzenlenmesindeki ve çalışanların niteliklerindeki farklılıklar düzgün çalışan; yeni lisanslı bir işletmenin Avrupa şebekesinin her hangi bir bölümünde teknik veya diğer engellerle karşılaşmadan hizmet sunabileceği bir entegre Avrupa demiryolları pazarının kurulmasındaki önemli engellerdir.

Entegre bir Avrupa demiryolu pazarı kurulması için gerekli unsurların en önemlilerinden biri de güvenliktir. Demiryolu taşımacılığı karayolu taşımacılığından daha güvenli olmasına raÄŸmen  azarların aceleyle açılması kaza sıklığını arttırabilir  ve sektörün yeniden canlandırılması çabaları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.

Demiryolları diğer ulaşım biçimlerine göre daha yavaş olmakla birlikte, seyahat saatlerinde de gecikmeler yaşandığı bir alt sektördür. Buna ek olarak demiryolları ağının farklı kurallara göre işliyor olmasını ve yeteri kadar entegre olmayışı verilebilir.

Bunun yanında demiryollarının kendine özgü avantajları vardır: Demiryolu, güvenli, temiz bir ulaÅŸtırma ÅŸeklidir ve ortalama olarak bir tren 50-60 kamyon yükü taşıyabilir.  Altyapısı günümüz müşteri taleplerini karşılayamasa da geniÅŸ bir alana yayılmıştır ve genel itibariyle

UlaÅŸtırmada bir diÄŸer alt sektör ise demiryollarıdır. Demiryolları, üye devletlerin sinai ve ekonomik geliÅŸmeleri için stratejik bir deÄŸere sahip ve Avrupa’yı uzun yıllar bölen anlaÅŸmazlıklarda rol oynamış önemli bir alt sektördür.  Kurucu AntlaÅŸmada belirtilen dört temel özgürlükle oluÅŸturulan iç pazarın neticesinde artan ulaşım talebi ve Avrupa altyapısındaki engellere baÄŸlı olarak yeterli ulaşım arzının saÄŸlanamaması üye devletlerin demiryollarının tek bir Avrupa Demiryolu sistemine dönüştürülmesini gerekli kılmaktadır.

Avrupa demiryolu taşımacılığı özellikle nakliye alanında son dönemlerde endişe verici bir düşüş yaşamaktadır. 1970’de şu andaki AB’ in 15 ülkesinde nakliyenin % 21’i demiryollarıyla taşınmaktayken, 2000 yılında bu oran %8.1’e düşmüştür. Bu süre zarfında karayollarıyla nakliye oranı %30.8‘den %43.8 ‘ yükselmiştir.

Düşüş gösteren tek ulaşım ÅŸekli demiryolları olmuÅŸtur. DiÄŸer sektörlerin tamamı performanslarını arttırmışlardır.  Demir yolları ile seyahat eden yolcu oranı da nakliye kadar ciddi olmamakla birlikte 1970’deki %10.2 ‘lik oranda 2000 ‘de % 6.3 ‘e düşmüştür. Bunun temel sebebi demiryollarını karayolları taşımacılığı kadar rekabetçi olmamasıdır. 
Demiryollarının rekabetçi olmamasının nedenleri çeşitlidir: Rekabet eksikliği ve bunun yenilikleri engellemesi, yatırım eksikliği ve karşılıklı işlerliğin (interoperability) etkili olmamasının neden olduğu güven eksikliği ve ticari cazibe kaybıdır.

1991 yılında Konsey bu sorunu çözmek üzere mevzuatı kabul etmiştir. Demiryolu taşımacılığının hızı ve sınır aşan hizmetlerdeki gecikmeler gibi sorunlar Avrupa demiryolların kötü bir şekilde birbirine bağlanmış ulusal sistemlerden oluşmasından kaynaklanmaktadır.

Farklı ray genişlikleri, farklı elektrik akımı sağlama sistemleri, vagonlar ve lokomotifler için azami dingil yükündeki farklılıklar, demiryolu trafiği yönetim sisteminin düzenlenmesindeki ve çalışanların niteliklerindeki farklılıklar düzgün çalışan; yeni lisanslı bir işletmenin Avrupa şebekesinin her hangi bir bölümünde teknik veya diğer engellerle karşılaşmadan hizmet sunabileceği bir entegre Avrupa demiryolları pazarının kurulmasındaki önemli engellerdir.

Entegre bir Avrupa demiryolu pazarı kurulması için gerekli unsurların en önemlilerinden biri de güvenliktir. Demiryolu taşımacılığı karayolu taşımacılığından daha güvenli olmasına raÄŸmen  azarların aceleyle açılması kaza sıklığını arttırabilir  ve sektörün yeniden canlandırılması çabaları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.

Demiryolları diğer ulaşım biçimlerine göre daha yavaş olmakla birlikte, seyahat saatlerinde de gecikmeler yaşandığı bir alt sektördür. Buna ek olarak demiryolları ağının farklı kurallara göre işliyor olmasını ve yeteri kadar entegre olmayışı verilebilir.

Bunun yanında demiryollarının kendine özgü avantajları vardır: Demiryolu, güvenli, temiz bir ulaÅŸtırma ÅŸeklidir ve ortalama olarak bir tren 50-60 kamyon yükü taşıyabilir.  Altyapısı günümüz müşteri taleplerini karşılayamasa da geniÅŸ bir alana yayılmıştır ve genel itibariyle

Avrupa BirliÄŸi’nin büyük bölümünde iyi durumdadır.   Demiryolları ile ulaşım imkanları geliÅŸtirilerek havayolu ve karayolunun yükü azaltılabilir.

Birlik mart 2003’te, nakliye sektöründe özel demiryolu operatörlerini kamu firmalarıyla rekabete zorlayan yasal yenilikleri yürürlüğe koyarak bu konudaki ilk ölçütleri almıştır. 

Avrupa’da en yoÄŸun demiryolu aÄŸları Almanya, Belçika ve Lüksemburg’da bulunmaktadır.    İtalya, Fransa, Hollanda, İngiltere, Danimarka ve diÄŸer üye ülkelerde yoÄŸunluk daha azdır. 

Havayolu Taşımacılığı 

Havayolları taşımacılığı son 20 yılda AB’de en etkileyici büyümeyi gerçekleÅŸtiren sektör olmuÅŸtur. Yolcu km anlamında trafik, 1980-2001 arasında yıl başına ortalama % 7.4 artarken 15 üye ülkenin havaalanlarındaki trafik 1970’den beri beÅŸ katına çıkmıştır. 

Hava trafiÄŸindeki bu geliÅŸme sonucu pek çok havaalanında yoÄŸunluklar yaÅŸanmaktadır ve bu da hava kontrol sisteminde yoÄŸunluk yaratmaktadır. Bu yoÄŸunluÄŸun bir sonucu olarak uçakların kalkış ve iniÅŸ saatlerinde gecikmeler yaÅŸanmakta ve uçakların yerde ve havada kaldığı sürece kullandıkları ek yakıt miktarına baÄŸlı kirlilik problemleri artmaktadır. Gecikmeler havayolu firmalarına yılda 1.3 ile 1.9 Milyara mal olmaktadır. 
Hava trafiÄŸi özellikle Londra – Paris – Frankfurt üçgeninde yoÄŸundur. İspanya, Fransa, İtalya ve İngiltere ‘ de her bir ülkede 20’den fazla havaalanında yılda 200.000 ‘den fazla yolcu taşınmaktadır. 

Denizyolu Taşımacılığı

AB dış ticaretinin  % 90’dan fazlası ve iç ticaretinin %43’ü deniz yoluyla gerçekleÅŸmektedir. Yılda ortalama bir milyar tondan fazla yük limanlarından yüklenmekte ve AB limanlarından boÅŸaltılmaktadır.  AB üyelerinde alt üyelerine ait denizcilik firmaları dünya filosunun üçte birini kontrol etmektedir. Deniz ulaşımı sektörüne gemi-inÅŸaat, limanlar balıkçılık ve diÄŸer hizmetler dahil olmak üzere –AB’den de yaklaşık 2.5 milyon kiÅŸi istihdam etmektedir.

Deniz taşımacılığında da liberalleşme ve ulusal pazarların AB içinde rekabete açılması süreci neredeyse tamamlanmıştır. Bu süreç AB filolarının, Avrupa’ya oranla vergilendirme, sosyal yasala, güvenlik ve çevre standartları anlamında gemi sahiplerine daha çekici gelen bandıra avantajları sağlayan ülke limanlarına kaydolmasını yavaşlatmakta yeterli olmamıştır. Bunun AB’deki iş imkanları anlamında çok ciddi sonuçları olmuştur. AB bandıralı gemilerde istihdam edilen AB’li gemiciler 1985- 1995 arasındaki on senelik dönemde %37 oranında düşerken aynı dönemde AB üyesi olmayan ülkelerdeki gemicilerin sayısı % 14 artmıştır. Bu gerçeklerin ışığında Ab olumlu tedbirler vasıtasıyla AB filolarının rekabet gücünü arttırmak için bir küresel strateji geliştirmeye ve uluslararası standartları AB içinde katı bir şekilde yürürlüğe sokarak gemilerdeki güvenliği ve çevre korumasını iyileştirmeye karara vermiştir.
   
Avrupa tek pazarında ulusal pazarların entegrasyonu ve farklı ulaşım türlerinin liberalizasyonuna rağmen, birbirine bağlı ve küresel bir politikanın yokluğuyla karşı karşıya kalınmaktadır. Bununla birlikte AB üyesi devletler demiryollarının zararı pahasına da olsa karayolu taşımacılığının finansmanına öncelik vermektedirler. Bu durum aşağıdaki problemlere yol açmaktadır:

1) Karayolu taşımacılığını diğer ulaşım türlerin göre üstünlük sağlaması
2) Trafik sıkışıklığı yaratması
3) Çevre ve sağlık için zararlı etkiler yaratması
4) Ulusal ve bölgesel ulaşım aÄŸları arasında baÄŸlantı eksikliÄŸi  

Deniz taşımacılığında denizde güvenlik sorunuyla ilgili olarak Konsey üye ülkelere insan hayatını korunması ve gemilerin çevre kirlenmesine neden olmalarının önlenmesi konularında iki uluslar arası sözleÅŸmenin onaylanması önerisinde bulunulmuÅŸtur. 13 Eylül 1977 ‘de Konsey üye ülkeler ile üye olmayan ülkeler arasında gemicilik konusunda danışma süreciyle ilgili kararı kabul etmiÅŸtir. Eylül 1978 ‘de ise üye ülkeleri doÄŸrudan etkileyen konularda 3.ülkelerin gemi filoları hakkında bilgi toplanmasına yönelik bir sistem kurulmasına iliÅŸkin kararı onaylamıştır.  Sonradan Toplulukla DoÄŸu Afrika ve Orta Amerika arasında düzenli sefer yapan taşımacıların bu faaliyetlerinin de söz konusu izleme çerçevesinde alınması kararlaÅŸtırılmıştır. 
Deniz taşımacılığı 60 limanda yoÄŸunlaÅŸmaktadır. Bunlardan her biri yılda 10 milyon tondan fazla, 6 tanesi yılda 50 milyon tondan fazla mal sevk etmektedir.  Rotterdam dünyanın en büyük limanıdır. Antwerp, Marsilya, Hamburg, La Havre, Londra limanları arasında Marsilya hariç diÄŸerleri Kuzey Denizi ve Atlantik Okyanusu kıyısındadır.

Dahili Su Yolları ve Kısa Deniz Taşımacılığı

Dahili su yolları ve kısa deniz taşımacılığı özellikle karayolu taşımacılığına –demiryollarından ayrı olarak – çevre dostu, güvenli ve ekonomik bir alternatif sunmaktadır. Her iki yöntemde alt yapı ve taşıma kapasiteleri bakımından tam kullanımdan uzaktır. AB’nin kuzeybatı bölgelerinde nehir sistemlerine birbirine bağlanmış altı üye devlet bulunmasına rağmen, dahili su yollarını durumu son yıllarda düzeltilebilmiştir. 1970’den bu yanan dahili su yolları ile malları nakliyesinde % 16 artış kaydedilmiştir. Yine de tür olarak malların nakliyesindeki payı, karayolları cephesindeki etkileyici büyüme nedeniyle, 1970 ile 1999 arasında azalarak %7.7’den % 4,1’ e gerilemiştir.

Kısa deniz yolu taşımacılığı 1970’den bu yana tür olarak payını etkili bir şekilde arttırmakta ve yakınlardaki büyüme hızları karayolu ile yük taşımacılığına yaklaşmaktadır.

Mal taşımacılığındaki payı % 40.4 civarında olup tahminlere göre önümüzdeki on yılda değişmeyecektir. Kısa deniz taşımacılığı bu sayede karayolu taşımacılığına gerçek bir rekabetçi alternatif oluşturmaktadır.

2010 için Avrupa Taşımacılık Politikasına iliÅŸkin Beyaz Kitap, özellikle geniÅŸlemeyi de göz önünde bulundurarak, Topluluk otoyollarındaki baskıyı azaltmak için dahili suyolları ve kısa deniz taşımacılığı konularına özel bir vurgu yapmaktadır. Bu beklentilerin karşılanabilmesi için dahili su yolları ÅŸebekelerinde var olan darboÄŸazları ve uygun olmayan geçiÅŸleri ortadan kaldırmak ve köprü  yüksekliklerinin arttırılması, yanaÅŸma yerleri  ve muhtemelen yeni kanal inÅŸası için yatırımlara ihtiyaç vardır. Komisyonun Beyaz Kitabına göre bazı kısa deniz yolu taşımacılığı rotalarının da özellikle Alpler ve Pireneler gibi doÄŸal engellerden etkilenilmesi için deniz otoyolu olarak geliÅŸtirilmesi gerekmektedir.

Yasal bir bakış açısıyla deÄŸerlendirildiÄŸinde, sektörde serbesti saÄŸlanması sonrasında, az sayıda ancak önemli alanlarda, özellikle teknik uyumlaÅŸtırma tedbirleri örneÄŸin, taşımacılık birimlerinin standardizasyonu, kaptanların ve mürettebatın sosyal haklarını uyumlaÅŸtırılması gibi temel konuların yakın bir gelecekte düzenlenmesi kaçınılmaz olacaktır. 

1-http://ec.europa.eu/publications/booklets/move/39/ index_fr.htm , 01/11/2007
2-http://europa.eu/scadplus/leg/fr/lvb/ı24207.htm, 01/11/2007
3-http://europa.eu/scadpus/leg/fr/lvb/I24461.htm, 01/11/2007
4-Erçin, E. , 2005 s. 5
5-Karluk, R., 2003 s.448
6-http://europa.eu/scadplus/leg/fr/lvb/I24461htm,
01/ 11/2007
7-Erçin, E. , 2005 s.5-6
8-http://ec.europa.eu/publications/booklets/move//39/
index_fr.htm , 01/11/2007
9-Erçin ,E. 2005 s.7
10-Karluk ,R. 2003 s.448
11-http://ec.europa.eu/publications/booklets/move//39/
index_fr.htm , 01/11/2007
12-Pracht , L., 1995 s. 142
13-http://ec.europa.eu/publications/booklets/move//39/
index_fr.htm , 01/11/2007
14-Erçin, E. ,2004 s. 6,7,8 AB’nin Enerji ve Ulaştırma Politikaları ve Türkiye’nin Uyumu ,s. 90-92-93
15-Erçin, E. , 2005 s.7-8
16-http://ec.europa.eu/publications/booklets/move//39/
index_fr.htm , 01/11/2007
17-Pracht , L., 1995 s. 142
18-Erçin, E., 2005 s.7-8
19-http://ec.europa.eu/publications/booklets/move//39/
index_fr.htm , 01/11/2007
20-Pracht , L., 1995 s. 142
21-Erçin, E. 2005 s. 6
22-http://ec.europa.eu/publications /booklets/move/39/index_fr.htm ,01/11/2007
23-Karluk ,R. 2003 s.448
24-Saraçoğlu T. , Avrupa Ekonomik Topluluğu s.54
25-Pracht , L., 1995 s. 142
26-Erçin, E. , 2005 s.5-6

Nisan sayısında devam edecektir.

 

  İlgili Haberler

 

A.Hamdi DOĞAN, KalDerin Yönetim Kurulu Başkanı Oldu
İŞTE KOBİye Üstün Başarı Ödülü
TEB Leasingten KOBİlere Özel Ürün Kobilease
Avrupa İş Desteği Yanınızda
HOME APPLIANCES SUPPLIERS MAGAZINE-in Üçüncü sayısı hazırlanıyor

  İlgili Yazılar

 

Türk Dış Politikasında Üç Ana Eksen Batıya Doğru AB 1, Doğuya Doğru AB 2, Güneye Doğru AB 3
ABnin kendi üniversitesi olan College Of Europeun (Avrupa Koleji) Türkiye ziyareti
Avrupa Birliğinin çevre politikası ve Türkiyenin uyumu-III
Bilimsel araştırmadan teknolojiye - V
Avrupa Birliğinin çevre politikası ve Türkiyenin uyumu-II
 

http://www.ankiros.com

http://www.tatef.com










































































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Åžti.

  BahçeÅŸehir 2.Kısım Mah.(BoÄŸazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEÅžEHİR-BAÅžAKÅžEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com