SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   22 Mayıs 2012,

Mart 2008 Sayısı

Yıl : 5 | Sayı : 47

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     Arşiv
     İletişim

http://www.ankiros.com


http://maktekfuari.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 



























 

Ali Rıza Büyükuslu
arbuyukuslu@yahoo.com.tr


Kusursuz Küresel Fırtına


ABD ve Avrupa Birliğindeki ekonomik çalkantı ve sorunu çözmek için ortaya konan araçlar yada tedbirler sorunun kısa vadeli çözümler noktasından çok uzakta olduğunu dolayısıyla dünyanın hızla resesyon sarmalı içine girmesinden dolayı bir sonraki kusursuz küresel fırtınaya hazır olması gerektiği sonucunu çıkarabiliyoruz.

Bu itibarla, 2012-13 yılları için piyasaların beklediği ekonomik yardım ve kamusal destek her zamankinden daha büyük önem arz ediyor.  Başka bir ifadeyle, söz konusu yeni ekonomik fırtınanın tarih deki büyük buhrandan daha etkili olacağı düşüncesiyle şimdiden farklı politik ve ekonomik önlemlerin alınması gerektiği vurgulanmaktadır.

Nitekim, ABDde OBAMA yönetimi ülkesinin ulusal bir ekonomik krizle yüz yüze olduğunu ifade ederek, vergi indirimi ve kamu harcamalarını da kapsayan yeni istihdam paketini açıkladı.  Esas itibariyle,  ABDdeki durgunluğu hedef alan devlet destekli büyüme stratejisinin uygulanması ve istihdamı artırması için daha önce yapılan desteklere ek olarak 447 milyar dolarlık bir bütçe öngörülmüştür.

ABnde de görüntü çok farklı değildir. Bir çok bankanın kredi notunun düşürüldüğü ve kriz sinyali verdiği bilinmekle birlikte esas sorunun Avrupanın içinde bulunduğu kamu borcunun neden olacağı finansal krizin sonuçlarının AB ülkelerine yapacağı ekonomik ve sosyal tahribatın yada iflasların maliyetinin nereden karşılanacağıdır. 

Bu noktada ABnin ABDye göre ez zayıf yanı bu krizi merkezden yönetecek otorite boşluğu olarak kabul edebiliriz. Almanya ve Fransa arasında dahi bir çok konuda fikir ayrılıkları su yüzüne çıkarken, İngilterenin özellikle ekonomi kurtarma operasyonlarına ve mali yardımlara karşı mesafeli duruşu ABndeki çok başlılığın global durgunluğu yönetecek kararların alınması ve büyüme için atılacak adımların yönetilmesi süreçlerinin sorunlu olduğunu işaret etmektedir.

Avrupadaki ek likidite kararları geçici iyimser gelişmelere neden olsa dahi kalıcı bir toparlanmanın piyasaya para sürmek ve harcamaları artırıcı tedbirlerle sağlanamayacağı görüşü zamanla ağırlık kazanmaya başlamıştır. Bu nedenle, İtalyanın 54 milyar Euroluk tasarruf paketi açıklaması sürpriz olarak algılanmamalıdır. Dolayısıyla,  son yıllarda varlık fiyatlarına dayalı balon yada abartılı biçimde dile getirilen sözde zenginleşme yada sanal refah artışı aynı zamanda hükümetlerin geleceğe yönelik şişirilmiş beklenti ve umut satışlarından kaynaklı iyimserlik yerini karamsar bir tabloya bırakmıştır. Dolayısıyla, global istikrar için sadece Avrupanın değil tüm dünyanın yeniden sağlıklı büyümesini sağlayacak küresel düzenlemeler gerekiyor. Kısacası, ucuz borçlanma, devlet destekli kaynaklar ve finansal yardımlara dayalı Keynesyen müdahaleler beklenen büyük fırtınayı frenleyecek gibi durmuyor. ABD ile başlayıp AB ile devam eden kriz büyük bir ihtimal ile 2012 ile birlikte yükselen piyasa ekonomilerine sıçrayarak, global olma karakterini tam olarak hissettirecektir.

Ekonomik resesyonun daha az hissedileceği tahmin edilen yeni ekonomiler ve yükselen pazarlarda dahi temkinli bir bekleyişin hakim olduğu görünmektedir. Ancak, yatırım bankası GOLDMAN SACHS tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan raporda Asya, Afrika ve Orta Doğunun dahi söz konusu resesyon riskini taşıdığı hatta bu riskin Güney Afrika, Rusya ve Türkiye gibi son yılların yükselen ekonomilerinde de hissedileceğinin altı çizilmiştir.

Yükselen pazarların yada ekonomilerin çoğu global krizi yavaşlayarak yani mevcut büyüme hızlarında düşüş yaparak karşılaması beklenirken, Türkiyenin de içinde bulunduğu bazı ülkeler ise global krize yüksek dış borç ve cari işlem açığı sorunu ile girmek zorunda oldukları görülmektedir. Dolayısıyla, batıdaki küçülmeye paralel ortaya çıkan resesyon riski Türkiye bağlamında yüksek cari açık riski ile birlikte ele alınması ihtiyacını ortaya koymuştur.

Diğer taraftan, Türkiyenin son yıllardaki ekonomik performansındaki önemli unsurlardan biri olan sıcak para girişinin de ters esmeye başlayan bu rüzgarlardan nasıl etkileneceği belirsizliğini korumaktadır. Esas itibariyle, bugüne kadar krize karşı önlem olarak, ABD ve ABde bankaları  piyasalara devesal oranlarda likidite pompaladı, bir taraftan da bu ülkelerin merkez bankaları para politikaları yönetiminde sıfıra yakın faiz oranları belirlemeyi benimsemişlerdir. Ancak, bu para bolluğu ve fonların büyük bölümü, üretim ve istihdam  dostu kredilere değil finansal varlıklara akmıştır. Bu nedenle de global sermaye akışı Türkiye gibi çevre ekonomileri tercih ederek yön değiştirmiştir.

Bu sefer global piyasalara yeni para pompalayanların ulusal ekonomilerindeki durgunluğu da hesaba katarak, içe dönük yaklaşımların ve politik baskıların tesiri ile korumacı bir yaklaşım ile hareket ederek özellikle uluslararası sıcak para akışlarını çeşitli tedbirlerle kontrol edeceklerdir. İşte bu ve buna benzer nedenlerle 2012-2013 yıllarında mücadele etmemiz gereken küresel tsunami bundan öncekilerden daha sert olacaktır. Her şeyden önemlisi Türkiye de cari açık tüm önlemlere rağmen büyümeye devam etmekte, Türkiyede döviz fiyatları son aylarda beklenilenin üzerinde artmakta maalesef yaz aylarındaki döviz bolluğuna rağmen dış kaynak yada döviz girişindeki artış cari açık tarafından daha hızlı bir oranda tüketilmektedir. Döviz kurlarındaki yükselişin bir nedeni de yukarıda belirttiğimiz sıcak para hareketinde tersine esmeye başlayan rüzgarlar ve buna bağlı sıcak para çıkışıdır.   

Son olarak,  dünyanın en büyük ekonomisi olan ABDnin ve global ekonomiyi yönlendiren güçlerden bir diğeri olan ABnin 2012 ve 2013 döneminde her zamankinden daha fazla içe dönük, milli ve korumacı ekonomi politikaları uygulayacağı ve özellikle ulusal üretim ve istihdam bazlı büyüme ve resesyonla mücadele siyaseti üzerinden mesafe alacağı için uzun zamandır ülkemizin yanında yer alan uluslararası ekonomik ve finansal gelişmelerin pozitif etkisi yada yansımalarının bu defaki kusursuz küresel fırtınada artık yanımızda olamama ihtimalini veya realitesini de hesaba katarak önümüzdeki yıllarda karşılaşabileceğimiz şoklara hazırlıklı olmalıyız.

 

  İlgili Haberler

 

Beyaz eşya ana ve yan sanayi de FIRSATLAR
Beyaz eşya ana ve yan sanayi de FIRSATLAR
Beyaz eşya ana ve yan sanayi de FIRSATLAR
Beyaz eşya ana ve yan sanayi de FIRSATLAR
Geçmişle Hesaplaşmak… Salçalı Ekmek

  İlgili Yazılar

 

Yöneticilerin Duyguları
Yüzyılın En Büyük Ekonomi Savaşı: Çin ve Amerika
Şirketler Ritim Tutuyor
2011 Yılında Takım Tezgahı Sektörü
Enerji ve Sürdürülebilirlik
 

http://www.commercial-vehicles-turkey.com/?referer=Subcon

http://www.cnrsubconist.com/content/tr_index.asp








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi