SubconTurkey

HoÅŸgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   22 Mayıs 2012,

Mart 2008 Sayısı

Yıl : 5 | Sayı : 47

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     ArÅŸiv
     İletiÅŸim

http://www.ankiros.com


http://maktekfuari.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış ÅŸekilde ulaÅŸmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 



























 

Dr.İlhami Fındıkçı
Davranış Bilimleri Uzmanı, ifindikci@degerdanismanlik.com.tr


Neden Kavga Ediyoruz?


Önce kavgadan ne anladığımıza bakalım: İki kişi arasında arzu edilmeyen sözlü ve sözlü olmayan iletişim. Daha bilinen bir yaklaşımla kavga, diğerleri ile geçinememe hali olarak da özetlenebilir.

Günlük yaşantımızda ne tür kavgalara giriyoruz? Toplumlar, işletmeler, aileler ve kişiler neden birbirleriyle kavga edebiliyorlar? Yani karşılıklı geçimsizlik her seviyede olabiliyor. Ama neden? Acaba neden insanlar diğerleriyle sağlıklı bir iletişim kurmak yerine geçinmeme yolunu tercih ediyorlar ya da nasıl oluyor da hemen her adımda karşı karşıya geliyoruz?

Her insanın daha doğrusu her canlının yıkıcı bir potansiyeli, olumsuz bir tarafı vardır. İnsanların bu potansiyeli nasıl, neden, ne sıklıkla, niçin kullandığı sorusunun cevabı kişiden kişiye değişir. Acaba neden biz, biz olmaktan çıkıyor ve insanlarla kavga ediyoruz? Çoğu masum insana, vücutlarından daha ağır alar yağdıran, yıkıcı, yok edici davranışı, nasıl izah edeceğiz? Özdeki sıkıntı nedir?

Neden insani değerler yıpranmış, kişiler sanki kendilerinden geçmiş, dağılan aileler çoğalıyor, stres had safhada, intiharlar çoğalıyor, yetmiyormuş gibi savaşlar yaşıyoruz? Yani hem kendimize, hem ailemize, hem işimize hem de diğer insanlara yabancılaşıyoruz. Yabancılaşıyoruz çünkü kendi kendimizle iyi değiliz. Kendimizle barışımız bozuldu, iletişim köprülerimiz zayıfladı.

Aslında varlığın ya da var olmanın belki de doğal bir sonucudur kavga. Hayatta kalabilmek; sürekli didinmek, çaba göstermek, bir şeylerle ve birileriyle uğraşmayı gerektiriyor. Toplumsal yaşam biçimleri değiştikçe bu uğraşma ve kavga konuları da değişmektedir. En önemli zenginlikleri kas güçleri olan ve göçebe yaşam ile tüm dertleri hayatta kalıp temel ihtiyaçlarını karşılamak olan ilk insanların yegâne kavgaları, doğal koşullar ve yırtıcı hayvanlarla başa çıkabilmekti. Arkasından gelen tarım toplumunda insanların temel kavga nedenleri, dönemin zenginlik kaynağı olan topraktır. Buhar gücünün kullanılması ile geçilen sanayi toplumunda güç sembolü olan makine, yüksek sanayi ürünleri ve rekabet kavga konusu olmuştur. Nihayet hızlı değişme ve bilgi artışı ile karakterize olan bilgi toplumunda bilgi, kavganın hem sebebi hem sonucu olmuştur.

İleri teknoloji, insanın hayatını kolaylaÅŸtırmak için her geçen gün yeni ürünler sunarken diÄŸer yandan sosyal hayatı, bireysel iliÅŸkileri, aile hayatını daraltmıştır günümüz insanının. Öyle ki hızlı deÄŸiÅŸme ve geliÅŸme, beraberinde otomatikleÅŸen bir hayatı getirerek insanı kendisinden, insani deÄŸerlerinden uzaklaÅŸtırmış gibi görünüyor. İşte günümüz insanı için asıl tehlike buradadır. Bilgi dalgası, insani deÄŸerleri öylesine alaÅŸağı etmiÅŸtir ki uzmanlar, takip edecek toplumsal yaÅŸam döneminin deÄŸer çağı  olacağını tartışıyorlar.

Evet, günümüz insanı en baÅŸta kendisi ile kavgalı olduÄŸu için bunu diÄŸerlerine de yansıtıyor.  Kendimiz ve diÄŸerleri ile kavganın günlük belirtileri giderek çoÄŸalıyor: Yapay iliÅŸkiler, davranış bozuklukları, aile kurumunun yıpranması, stres, kriz, ahlak aşınması, hoÅŸgörünün azalması, isteksizlik, umutsuzluk, tatminsizlik, belirsizlik…

Birey düzeyinde yaÅŸanan bu gelgitler, insanı kendi hayatını yeniden gözden geçirmeye, hayata ve onun anlamına yeni yorumlar getirmeye zorluyor. Ve nihayet günümüz insanı, nereden gelip nereye gittiÄŸi sorusuna gelip takılıyor. Bu temel soruya anlamlı ve kendini tatmin eden bir cevap bulamadığında ise zorlanıyor. Hayatı anlamsızlaşıyor. YaÅŸamak ile yaÅŸamamak arasındaki çizgi inceliyor. DiÄŸerlerine vermek deÄŸil sürekli almak, egemen olmak, bağırmak, fitne üretmek,   günlük düşünce ve davranışlara hâkim oluyor birden bire. BulanıklaÅŸan zihinlerde deprem yaÅŸanırken mantık kırıntıları öne çıkarak duygular köreliyor.

Her akşam ekranlara yansıyan ve neredeyse hayatımızın bir parçasıymış gibi baktığımız, yaşadığımız savaşın özünde de birkaç insanın, birkaç kişiliğin kavgası vardır. Kimin haklı olduğu önemli değil. Bireysel çıkarları, basiretlerini bağlamış, insani değerleri körelmiş; annelerin, babaların, çocukların feryadını duyamayan, yaşamlarının odağına sevgiyi hem de nedensiz sevgiyi koyamayan, kabaran benliklerinin gölgesi ile milyonlarca insanı ezen, enerjilerini yıkıcı olmaya yönlendirmiş, kendileri ile barışları bozulmuş, gönüllerinde ve ruhlarında yaşadıkları çaresizliği insanlara yaşatan insanlar. Dünya bu kişisel kavganın toplumsal yansımalarına sahne oluyor.

Kendisini, benliğini algılamakta ve hayat düzleminde bir yere koymakta zorlanan günümüz insanı, yapay besinlerle midesini düzensiz biçimde beslerken, elektronik ortamın yapay bilgileriyle zihnini bulandırmaktadır. En önemlisi gönül ve ruh dünyasını sanal ortamın yapay sevgileri ile avutmaktadır. Özünü, geleceğini, alışkanlığını kısacası kendisini değil, başkasını yaşıyor günümüz insanı. Körelen duyguların, eriyen değerlerin, yıpranan ahlakının, yok olan geleneğin gölgesinde yapaylık hayata damgasını vuruyor. Anlamını kayıp eden hayat, kişinin kendisi ile iletişim kusurlarına, ailede kavgaya, boşanmalara, evden kaçmalara, toplumsal alanda geçimsizliklere ve nihayet savaşlara yol açıyor. İşin daha da ilginç yanı herkes de bu yapıp ettiklerinde haklı görüyor kendini.

Peki, nasıl aÅŸacağız kavgaları? En baÅŸta kendimizle bozulan barışımızı yeniden kurmalıyız. BaÅŸarı güdümüzü yükseltmeliyiz. KiÅŸisel geliÅŸimimizi canlı tutmalıyız. Ruh saÄŸlığımızı korumalıyız. Körelen duygularımızı yeÅŸerterek, hoÅŸgörü sınırımızı geniÅŸletmeliyiz. Yıpranan insani deÄŸerleri yeniden baÅŸ tacı etmeliyiz. İliÅŸkilerimizin ve yaÅŸamımızın odağına sevgiyi koyarak, hayatı en güzel ÅŸekilde yaÅŸamak için yeniden bir aÅŸk ve heyecan oluÅŸturmalıyız. Çevremizdekilere kim olursa olsun ümit vererek; baÅŸkalarına hizmeti, onurlu bir iÅŸ görmeliyiz. Yapay iliÅŸkilerden tabii ortamların gerçek iliÅŸkilerine dönmeliyiz. BaÅŸkalarınınkini deÄŸil kendi hayatımızı yaÅŸayarak ve nihayet mücadeleye yönelik enerjimizi baÅŸka kiÅŸilere yönlendirerek deÄŸil, iÅŸe ve daha iyi olmaya yönlendirmeliyiz. En büyük kavgayı ve savaşı kendimize karşı verdiÄŸimizi unutmadan, farklı seslere, sazlara ve sözlere tahammül göstererek aÅŸarız kavgaları. 

İşimiz, mesleğimiz, konumuz ne olursa olsun hizmetkâr lider olma çabasını sürekli canlı tutarak kavgaların üstesinden geleceğimiz gibi, ailede, iş yerinde ve toplumda değer odaklı bir davranış ve yaşam biçimini yeniden sağlamamız mümkündür. Dolayısıyla günümüz dünyasının küresel aktörleri arasında yer almak için öncelikle değerleri yıpratmamamız, yok etmememiz gerekli ve önemlidir.

 

  İlgili Haberler

 

Sürekodan Çevreye Yatırıma Devam: Güvenle İleri
Ünveren CRM Sistemle Kullanıcıya Etkin Çözümler Sunacak
FARO, Yeni Lazer Tarayıcı Teknolojisi ve Road-Scanner (Yol Tarayıcısı) Projesi ile Intergeo 2010 Fuarında
KARAKOÇ KALIP METAL FORM SANAYİ
ELKİ A.Ş.- IRMAK KABLO

  İlgili Yazılar

 

Yöneticilerin Duyguları
Bir İnsan Bir İşletme
Düşünen Yöneticiler, Yapan Yöneticiler
İnsan Merkezli Bir Dünyaya Doğru
İnsan Kaynaklarından İnsani Değerlere
 

http://www.commercial-vehicles-turkey.com/?referer=Subcon

http://www.cnrsubconist.com/content/tr_index.asp








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Åžti.

  BahçeÅŸehir 2.Kısım Mah.(BoÄŸazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEÅžEHİR-BAÅžAKÅžEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi