“taklit eden değil, taklit edilen, değer yaratan ve okunan bir yayın olmaktan mutluluk duyuyoruz” cümlesiyle yazımızı bitirmiştik.
Kaldığımız yerden devam etmek gerektiğini düşündüm, yazı biraz yarım kalmıştı.
Evet logosundan ölçüsüne, sayfa tasarımlarından yazı karakterlerine kadar taklit edenler var, neyse ki içeriği taklit etme becerileri ve tecrübeleri yok o beceri olsa onu da yapacaklar, yapabiliyorlarsa yapsınlar iyiler hep taklit edilir zaten ama asla aslının yerini alamazlar.
Örnek gazete HÜRRİYET
1 Mayıs 2008 günü Hürriyet Gazetesi nin kuruluşunun 60. yılı için hazırlanan özel sayıyı aldığım da taklit edilmesi “pardon örnek alınması” gereken yayının Hürriyet olduğunu bir kez daha gıptayla gördüm. Hürriyet Gazetesi bizim (1994-1997) 4 yıl boyunca sektörel sayfalar yaptığımız bir yayındı. İlk sektörel başlıklı sayfayı hazırlayıp götürdüğümüz de (kabul göreceğinden o kadar emindik ki ilgililerinden habersiz hazırlayarak gittik) projemiz hemen kabul görmüştü ve biz Hürriyet Gazetesi ne o başarılı sayfa çalışmalarını 4 yıl boyunca yaptık. Sonra ikili ballı- börekli ilişkiler yüzünden iş elimizden uçtu gitti. Zaten işin de eski tadı kalmamıştı, reklam verenlerimiz için Hürriyet in reklam fiyatları çok pahalı gelmeye başlamıştı. 90 lı yılların sonuna doğru sektörel yayınlar bir bir çıkmaya başladı, reklam verenler çok daha ucuza reklamlar verme imkanına kavuştular. Direkt hedef kitlesine ulaşan bu sektörel yayınlar sayesinde pazar da bir hayli büyüdü. Fuarcılığın gelişmesi ve internettin hız kazanmasıyla
reklam verenler için yeni tanıtım kaynakları da yaratıldı.
Hürriyet i neden anlattım, ancak sektörün içinden gelenlerin görebileceği bir detaydan dolayı. Hürriyet in çalışanları ve sahiplerinin en çok gururlandıkları olay gazeteye okurlarının sahip çıkmasıydı. Evet Hürriyet i Hürriyet yapan okurlarıydı. Bunu verdikleri çarşaf çarşaf reklamlarla da deklare ettiler.
Bizim içinde en büyük kaynağımız siz okurlarımızsınız. Siz varsanız, (iyi ki varsınız) bizi önemser ve okumaya devam ederseniz bizler de büyür, belki bir gün Hürriyet gibi bir mecra oluruz. Geçen haftalarda daha önce bizi tanımayan Kayseri li bir firmaya örnek birkaç sayı göndermiş arkadaşlarımız. Firmanın yetkilisi bugüne kadar bu yayından neden haberimiz olmadı diye serzenişte bulunmuş. Her ay bunun gibi onlarca örnekle karşılaşıyoruz. Bizde yayınımız okundukça ve beğenildikçe daha da iyiyi nasıl yaparız daha çok kitlelere nasıl ulaşırız tek çaba ve gaye olarak bunu görüyoruz ve uygulamayı bu yönde geliştirmeye çalışıyoruz. Bu vesileyle maliyetleri artırmadan okur kitlesini artırmanın bir yolu olarak ta interneti gördük. Bugüne kadar ki sayılarımız/sayfalarımız internette tabi ki vardı ama resim formatındaydı, okuması kolaydı fakat internet denizinde bulunması zordu, sadece bilenler ulaşıyordu. 1 Mayıs 2008 den itibaren SUBCONTURKEY web sitesinin (www.subconturkey.com) yeni versiyonu yayına girdi, zamanla hem genel aramalarda hem de sektörel bazlı aramalarda ilk sıralarda çıkarak okunurluk ve bilinirlik oranını artıracak, böylelikle reklam verenler, haber gönderenler, makale yazanlar her ay, on iki bin kişiye değil belki de yüz yirmi binden de çok daha geniş kitlelere ulaşacaklar.
Yaza girmeden Haziran sayısında buluşmak dileğiyle…