Uzunca bir süredir hasretini çektiğimiz yoğun kar yağışlı bir 2008 günü yazıyorum bu yazıyı...
İnsanların geçmişi anlatırken hep özlemle; abartılı bir betimlemeyle anlatmalarına tanık olmuşuzdur. Hani derler ya Benim çocukluğumda bi kar yağardı... , Bir tarihte şu gördüğün dere buz tutmuştu... , Şu gördüğün kurumuş dereden kolum kadar balık alırdık... , Şuradaki sazlığa 50 çeşit kuş türü gelirdi ... bu örnekleri çoğalt istediğin kadar.
Beni asıl ürküten bu söylemlerin yarısı doğru olsa , 50 yıl sonra doğadan geriye konuşulacak ne kalır? Kendi payıma ciddi şekilde korkuyorum, endişeleniyorum.
Ne olur doğayı korumak kollamak adına bir şeyler yapabilsek... Yapacaklarımız emanetçisi olduğumuz dünyamızı sağaltsa , güzelliklerle donatsa diyip çocuklarımın şahsında tüm güzel çocuklarımıza naçizane bir şiir karalayarak gönderiyorum...
YAZI / ÇOCUKLARIMA
Yalnızca zamandır gerçeği gösteren
beklemez kimseyi, bırakır.
Bindiğin dalı kesersin oysa;
yarışırım, geçerim dersen.
Bi sakin ol , örseleme kendini
taşları yerine oturtmalı
şansını yaratmalısın sen.
Sana ait , senin olanlarla gitmelisin
yürüyeceksen, üreteceksen,
seveceksen.
Ne başkasından ne Yaradan dan
bekleme bişey sen;
üzülür, yıkılırsın.
Kırda bir çiçeksen
eğilsende rüzgara karşı
dikil, dik dur yeniden.
Koparsalarda hoyratça seni
bırak doğaya döllerini.
Tutarsa tutsun,
tutmazsa gözyaşı!!!
İsyanını tutma içinde
hoyrat olsun, bayrak olsun
mapus olsun farketmez.
İsyanın olsun bölüşebileceğin ki
aş olsun, iş olsun
ışık olsun insanımıza.
Uzun gecelerin gecesi olmuşsan eğer,
aşıksın sen sevdiklerine, ülkene
dönüşü yok.
Bedel ödersin yalnızca,
yakışır!
Hani derler ya, emanettir
bu Dünya bizlere,
Bekçi olun, sahip çıkın
doğasına, havasına, suyuna.
Bağ olsun
Dağ olmasın
Gül bahçesi olsun
Çok renkli
Kovun gitsin
Karanlıkları!