Aile şirketinde liderlik yapacak kişinin, özellikle sahip olması gereken bireysel kişilik özellikleri sıralanırsa belki de başlı başına bir kitap çıkar. Bunun başlıca iki nedeni vardır. Birincisi, lider olmanın zaten başlı başına bir süreç olması ve ortalama insana göre farklılıklar sergilemesidir. İkincisi ise aile şirketlerindeki liderliğin, ortalama liderlikten daha fazla meziyetler gerektirmesidir. Bu başlıkta aile şirketi liderinin diğer herhangi bir lidere göre sahip olması gereken bir iki özellik üzerinde durmak istiyoruz.
Ortalama bir liderin karizmatik olması, öngörülü olması, etkin bir iletişim becerisine sahip olması, sorun çözme kabiliyetinin yüksek olması, insanları ikna yeteneğinin özellikle gelişmiş olması gereklidir. Bütün bu özellikler aile şirketi liderliği için de geçerlidir. Ancak aile şirketinde liderlik yapacak kişinin özellikle duygusal anlamda derin olması, insani değerlere duyarlı olması, adalet konusunda çok hassas olması, örnek bir insan olması ve yüksek bir başarı güdüsüne
sahip olması da büyük önem göstermektedir. Yani aile şirketinin liderliğinde duygusal bir derinlik önem taşır. Duygusal derinliği aktaracağız ama öncelikle buna neden ihtiyaç olduğu üzerinde duralım.
Hemen bütün liderlik kitapları, liderliğin temel özellikleri arasında güçlü bir duygusal derinliği sayarlar. Bu derinliğin içinde aslında vurgulanmak istenen liderin insan ilişkilerindeki hassasiyeti, nezaketi, saygısı, sevgisi gibi ve daha da önemlisi insani değerlere duyarlılığıdır. Liderin bir diğer davranış kalıbında ise hiç kuşkusuz kararlı olmak, gözü kara davranabilmek, hızlı kararlar verebilmek, grubu peşinde sürükleyebilmek yer alır. Ancak bu son saydıklarımızın, yani kararlı olmanın, grubu yönlendirmenin, gözü kara davranabilmenin kökeninde de yoğun ve kuvvetli bir duygusal yapı vardır. Nitekim belirli bir duygusal derinliğe sahip olmadan grubu yönlendirmek, kendi peşinde sürüklemek pek mümkün olmaz.
Özellikle başarılı olmuş aile şirketi liderlerinin ortak özelliklerine baktığımızda genellikle duygusal bir derinlikleri olduğu dikkati çekmektedir. Bu derinliğin davranış olarak ortaya çıkması ve yansıması ise ya sanat alanında, resim, müzik gibi bir alandaki duyarlılık, ya toplum yararına bir sosyal etkinlik, ya dini inanç alanındaki yoğunluk ve benzeri olarak ortaya çıkabilmektedir. Osmanlı padişahlarının bir kısmının şair, bir kısmının hat sanatçısı, bir kısmının çok ilerlemiş birer yazar olmaları, duygusal alandaki derinliklerinin bir göstergesidir. Yine bilinen bir çok dünya liderinin en az liderlik kadar herhangi bir sanat, kültür ya da benzeri alanda da derin oldukları bilinir.
Aile şirketinin tepesinde bulunan liderin salt liderlik özelliğinin ötesinde duygusal anlamda da derin olmasının önemli faydaları vardır. Her şeyden önce aile duygu kökenli bir sosyal yapı olduğundan, bu konudaki derinlik, liderin detaydaki bir çok konuyu, ayrıntıyı görmesini sağlayacaktır.
Lider, insani değerlere duyarlılıkta öncüdür. Görünüşte değil, gerçekte ve özde insani değerleri en iyi biçimde temsil eder. Bu konuda derindir, düşüncelidir, işi düşündüğü kadar bu işi yapacak insanların psikolojilerini, ruh hallerini de düşünür. Çoğu kişi sadece işi düşündüğünden eksik kalırken lider, iş kadar işi yapacakları, hatta işi yapacakların yakınındakileri de düşünür, onlara ilgi gösterir, yakın durur, hatırlarını sorar. Üstelik de bütün bunları yaparken de dostlar görsün diye yapmaz. Gerçekten gerekli olduğu için yapar ve yapmaktan da haz duyar.
Şu halde aile şirketi liderinin herhangi bir liderden farklılıkları sıralamasında duygusal oluşu ve insani değerlere duyarlılığı sanıldığından daha fazla önem taşımaktadır. Diğer liderlik özelliklerini daha da renkli ve anlamlı hale getiren duygusallık ve insani değerlere duyarlılık, aile üyeleri söz konusu olunca çok daha önem kazanmaktadır. Çünkü, liderin her şeyden önce aile üyelerini kazanması gerekir. Aile üyeleri yeri geldiğinde kendilerini aile şirketi liderine adamalı ve onun yörüngesinden çıkmamak için gereken önemi ve dikkati göstermeleri gereklidir. Aile şirketi lideri için en az ilk ikisi (duygusal derinlik ve insani değerlere duyarlılık) kadar önem taşıyan diğer iki özellik ise adaletli olmak ve örnek olabilmektir. Aslında kim olursa olsun adaletli hareket etmesi, hak, hukuk kavramlarını içselleştirmiş olması beklenir. Ancak insanların belirli güven çizgisi ile birbirlerine bağlandıkları, ortak oldukları ve birlikte iş yaptıkları durumlarda adaletli olmak daha da önem kazanıyor. Söz konusu ortaklar, aynı zamanda aileden kişiler ise adalet terazisi daha da hassaslaşıyor. Liderin bütün davranışları ile adaletli olduğunu göstermesi çok önemlidir. Esasen adaletli olduğunu göstermesi değil zaten böyle olması, böyle düşünmesi, böyle hissetmesi, böyle tutumlara sahip olması ve nihayet böyle davranması gerekir.
Aile şirketi yöneticisinin, bir lider olarak en önemsediğimiz özelliklerinden birisi örnek olabilmesidir. Toplum, önde olan, önder olan kişilerden etkilenir. Şirket, liderin tavrı ve davranışlarından, çocuklar ise anne-baba ve öğretmenlerinin davranışlarından etkilenirler. Onları taklit ederler, onlar gibi olmak için çaba gösterirler. Aile şirketinde de bu durum adeta bir ritüel olarak gelişir ve yerleşir. Geçmişten beri birlikte oldukları babalarını, baba olmanın ötesinde bir patron ve iş adamı olarak da tekrar etmeye çalışır çocukları. Aynı biçimde kardeşler, lider ağabeyi ya da kardeşi izlerler ve tekrar ederler. Gözlemlerimiz, aile şirketinin doğması, gelişmesi ve olgunlaşması aşamalarında liderin takipçileri tarafından aktif bir biçimde kopya edileceklerini göstermektedir. Bu kopyalama, günlük yaşama ilişkin davranışlardan, giyim alışkanlıklarına ve iş alanındaki davranışlara kadar hemen her alanı kapsamaktadır. Böylece örnek alınan liderin kendi davranışlarına dikkat etmesi kadar takip edilmesi nedeniyle de dikkatli olması hem gerekli hem de önemlidir.
Liderin belki de en önemli ve ayırıcı özelliklerinden birisi hiç kuşkusuz yüksek başarı güdüsüdür. Gerçekten de konuyla ilgili akademik çalışma-larımızın liderler konusunda ortaya koyduğu en önemli gerçeklerden birisi yüksek başarı güdüsüne sahip olmalarıdır. Bir kişilik özelliği olarak yüksek başarı güdüsü, bireyin başarılı olma isteği, başarıya odaklanması, bunun için de çok çalışması, kendinden ödünler verebilmesidir. Başarılı olma isteği bu kişilerde bir istek olmanın da ötesinde önemli bir ihtiyaç olarak kişiyi harekete geçirir. Bu kişiler de sonuca ulaşmak, aldığı işte başarı sağlamak bambaşka bir haz verir, kişiyi mutlu eder. Dolayısıyla başarısızlık en büyük tehlikedir onlar için. Bu tehlike ihtimalini azaltmak için ne gerekirse yapma azminde olurlar.
İş hayatı içindeki gözlemlerimiz ve tanıdığımız sayısız işletme liderini şöylece bir gözümüzün önünden geçirdiğimizde gerçekten de çoğunluğunun ortak özelliği arasında başarma ihtiyacı öncelikle kendisini hissettirmektedir. Bu kişiler, genellikle başarma arzusuna yüksek düzeyde sahip olduklarından çok çalışırlar, çok denerler, çok asılırlar, çok mücadele ederler ve sonuçta başarıya ulaşırlar. Ulaşılan her yeni başarı, bir başkası için yeni bir zemin hazırlar ve böylece kişi başarıdan başarıya koşar. Burada işin kritik noktası şudur: Yüksek başarı güdüsüne sahip kişiler, hayatı koşarak yaşadığından birim zaman içinde daha fazla yol alırlar. Genellikle aynı yaş, eğitim düzeyi ve olanaklara sahip kişiler arasından sıyrılırlar. Aslında bunun başlıca nedeni çoğu zaman sıyrılan kişinin diğerlerine göre daha zeki olması değil daha fazla koşması ve her işe asılması aceleci olmasıdır.
Lider için yüksek başarı güdüsünün iki anlamı vardır: Birincisi kurumun bir yerden bir yere gelmesi, ikincisi ise diğer aile üyelerine örnek olunması. Yüksek başarı güdüsü, çok çalışma alışkanlığını beraberinde getirdiği için çoğu aile şirketi liderinin adeta işkolik olmaları ve bir türlü başarıya doyamadıklarını görürüz. Dolayısıyla yüksek başarı arzusu ve ihtiyaç, bir kişisel yatkınlık olarak kişinin kendi içinden gelen bir istektir. Bilindiği gibi kişinin bir işe koşullanmasının ve yönelmesinin iki temel kaynağı olabilir. Birincisi içten gelen arzu, istek ve yapma meylidir (iç motivasyon). Diğeri ise dışarıdan kişiye sağlanan “şey”lerin kişide oluşturduğu yapma arzusudur (dış motivasyon). Bir işin gerçekten başarılmasında, layıkıyla yapılmasında ve sürdürülebilir bir performansın sağlanmasında, kişinin kendi içinden gelen, zaten var olan iş yapma, başarılı olma, işe yönelme, etkin olma yönündeki iç motivasyon, çok daha etkin olmaktadır.
Aile şirketi liderinin, herhangi bir liderden ayrıcalıklı olduğu noktalar sıralamasında öne çıkan duygusal derinlik, insani değerlere duyarlılık, adalet, örnek olma davranışları ve yüksek başarı güdüsü, yaşadığımız sayısız örneklerle de renklendirilebilir. Değerli okuyucularımızın da bu konuda hatırlayacakları, yaşadıkları örnekler mutlaka vardır.
Hiç unutmuyoruz, sanıyorum Kayseri’de aile şirketlerinde yönetim, kurumsallaşma ve halka açılma konulu konferanstan sonra gelen bir soru ilgi çekiciydi: “Hocam, anlattıklarınız çok güzel, özellikle liderin sahip olması gereken özellikler çok ilginç. Ama acaba bizim de bir insan olduğumuzu unutuyor muyuz? Çizdiğiniz tablo öyle güzel ki lider olarak neredeyse Mevlana olmamız gerekiyor. Bunu başarabilir miyiz?
Bu güzel ve haklı soruya verdiğimiz cevap nettir aslında. Evet, günümüz dünyasında alelade bir insan olmak, ihtiyaçlarını karşılayacak donanıma sahip olmak, bir işe, bir aileye, güzel bir çevreye sahip olmak oldukça ciddi bir çaba gerektirir. Bir iş kurmak, ortak olmak, insanlara istihdam oluşturmak daha büyük çaba gerektirir. Aile üyesi olan kişilerin etkinliklerini aynı ortamda buluşturmak, aynı aileden kişilerin enerjilerini aynı amaca doğru yöneltmek, liderlik etmek çok daha ciddi bir çaba gerektirir. Bu sözünü ettiğimiz yoğun çabayı göstermenin her babayiğidin işi olmadığını da biliyoruz. Böyle olsaydı herkes işletme kurar, herkes adam çalıştırır, herkes ciddi ciroları gerçekleştirirdi. Evet, gerçekten de aile şirketi liderliği kolay iş değil ve en önemlisi kendinizden çok şey vermenizi gerektirir. Zamanınızı, emeğinizi, gücünüzü, kısacası sizin olan neredeyse her şeyinizi, aileniz için hem de hiç sıkıntıya girmeden feda etmeniz gerekir. Aslında bu fedakarlık bütün aile üyeleri için geçerli olsa da lider için çok daha önceliklidir. Dolayısıyla lider, insanlara açık olma konusunda biraz Mevlana olabilmeli yeri geldiğinde. Mütevazı olma sınavında Yunus olabilmeli. Kendisini işine adama konusunda biraz Mecnun olabilmeli. Kararlılık konusunda
biraz Fatih Sultan Mehmet, adalet konusunda biraz Hazret-i Ömer olabilmelidir. Efendim bunu başarmak çok zordur, diye düşünebilirsiniz. Aile şirketi liderinin işinin kolay olduğunu söylemiyoruz ki zaten. Bu iş zor bir iştir ve her şeyden önce kendinizi adamayı gerektiriyor. Kendisini ailesine, işine, insanlara adamayan ve buralardaki gelişmeler için kendisinden ödün vermeyen kişilerin, lider olsalar bile bunu sürdürmeleri oldukça zordur.