Yeni Yıla girdiğimiz ilk günlerde “Financial Times” ’da (Wednesday January 2 2008) Niall Fergusan’ın yazısı oldukça dikkat çekici idi. Harvard üniversitesi Profesör Ferguson’un makalesinin başlığını “An Ottoman Warning for America” olarak atarken, içeriğinde Amerika’nın içinde bulunduğu borç krizinden dolayı günümüz Amerikan İmparatorluğu’nun kaderinin Osmanlıya benzeyeceğini iddia etmekteydi.
Niall Ferguson geleceği öngörmeye çalışan tarihçilerin Amerika’yı bekleyen tehlikeleri genelde 1970’li yılların ekonomik koşulları ve kriz tecrübeleri ile mukayese ettiğini, kendisinin ise bu tarihi 130 yıl öncesine çekerek 1873’de yaşanan dünya finansal krizi sonrasında global rüzgarların ve finansal güç dengelerinin batıya yöneldiği ve bu noktada en önemli kırılma noktalarından birinin Osmanlı İmparatorluğu gibi dünyaya yayılmış çok önemli bir İmparatorluğun dış borç krizini yönetmek için vergi gelirlerinin kullanımı, varlıkların değerlendirilmesi, alt yapı ve üst yapı projelerinin yönetimi, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını ve diğer kazançlarını yabancı yatırımcılara açması ve menkul ve gayrimenkullerin yabancıların eline yada kontrolüne geçmesi örneğinde olduğu gibi benzer bir durumun bugün Amarika’da yaşandığını söylemektedir.
Ferguson’a göre Osmanlıda borçların militarist ve ekonomik nedenler ile yapıldığını, savaş harcamalarının ve güçlü ordunun pozisyonu korumak için yapılan giderlerin ve aynı zamanda Suveyş Kanalı yapılması için harcanan servet ve demiryolu projelerinin finansmanının başı çektiği altyapı inşaat faaliyetleri ile Sultan Abdul Mecid’in ultra lüks Dolmabahçe Sarayı, Mısır Kaire Aida opera evinin 1871’deki yapımı, 1873’deki finansal çalkantı ve sonrasında ortadoğu borç krizi ve nihayet 1875’de Osmanlının iflasını deklare etmesinin esasında ortadoğudaki ekonomik varlıkların el değiştirerek batıya geçmesi ekonomik gücün batıya yönlendirilmesinin ilk göstergeleri olarak kabul edilmelidir.
Niall Ferguson’un altını çizdiği önemli bir nokta ekonomik gücün bugün batıdan doğuya geçerek el değiştirmesinde yine yabancı kredi yada yatırım kuruluşları rol oynamakta ancak bir farkla bu sefer kanal hisselerini almak yerine devlet tahvilleri veya banka hisselerini almak suretiyle bu dönüşümü ve güçler dengesini değiştirmektedirler. Örneğin, özellikle son yıllarda ortadoğu ve doğu Asya kökenli yatırımcıların veya onların finansal kuruluşları aracılığıyla Amerikanın dört önemli bankasına Bear Stearns, Citigroup, Margon Stanley ve Mersill Lynch’na “kapital enjekte” ederek, Amerika’nın finans sektörünün ekonomik varlıklarının ve kazançlarının yönetimi yabancı hükümetlerin (Asya-Ortadoğu ağırlıklı olmak üzere) inisiyatifine geçmektedir. Yazarın bu iddialarını destekleyecek en önemli kanıt geçtiğimiz hafta dış basının manşetindeydi. ABD’nin en büyük bankası Citigroup Mortgage krizinden doğan zararın altından kalkabilmek için Kasım 2007’de hisselerinin yüzde 4.9’unu 7.5. milyar dolara Abu Dabi yatırım idaresine satan ABD’li banka şimdi de 2008’in başında 9 milyarlık hissesini Çinli yatırımcıların ve 1 milyar dolarlık hissesini ise Kuveyt yatırım idaresine sattığı açıklaması yapılıyordu.
Bu bağlamda yazar, doğu imparatorluklarının (Osmanlı, İran ve Çin) 1870’lerde düştüğü durumun bugün Amerika için geçerli olduğunu vurgulamaktadır. Afrika’da Mısır açısından baktığımızda bu borçların bir sonucu olarak 1882’de İngiliz askeri müdahalesi ve Mısır’ın bir koloni ülkesine dönüşmesi sonucu ortaya çıkarken, Osmanlının ise sonunun başlangıcını hazırlayan Balkanlardaki hakimiyetinin kaybedilmesi ve nihayet Osmanlı İmparatorluğunun bitişine kadar olan bir süreç gözlemlenmektedir.
Profesör Fergusan’ın “Amerika için Osmanlı uyarısı” tarihçilerin, günümüz ekonomistlerinin dikkatini çekeceği gibi umarız Türkiye’deki politikacıların da ilgisini çekip batıdan doğuya el değiştiren ekonomik ve politik gelişmelerin ve yeni oluşan finans, enerji, yatırım, üretim ve ihracaat imparatorluklarının kontrolüne doğru eğilim gösteren güçler dengesi içinde Asya-Ortadoğu coğrafyasının içinde biz de yerimizi alabiliriz. Aksi takdirde tarihten ders almayanlar için tarih tekrar edeceğinden dolayı Niall Ferguson’un “Amerika için Osmanlı uyarısının” her geçen gün borçları artan ve daha fazla yabancı finansör ve yatırımcı güdümüne giren Cumhuriyet Türkiye’si için de geçerli olacağı konusunda hiç kimse kuşku duymamalıdır. Tarihin ekonomik performansı ve zamanın global ruhunu 1870’lerde nasıl yakalayamadıysak, bugün de aynı fırsat, risk ve tehditlerle karşı karşıyayız diye düşünüyoruz...
Not: Wikipedra encylopedia kaynaklarına göre Osmanlı İmparatorluğu yönetimindeki Mısır’ın Hidivi said Paşa döneminde artan dış borç yükünü kucağında bulan İsmail Paşa ülkenin Suveyş Kanalı üzerinde sahip olduğu hisselerini 1875 yılında İngilizlere £ 4.000.000 Sterline satmıştır.