SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   23 Mayıs 2012, Çarşamba

Temmuz 2008 Sayısı

Yıl : 5 | Sayı : 51

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     Arşiv
     İletişim

http://www.ankiros.com


http://maktekfuari.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 



























 

S.N.ÖZSOY - Mühendis, Patent fobimizin toplumsal temelleri

1. İtiraf

Bir yazının, “bir uzman” ya da “bir bilen” elinden çıktığı izlenimini vermesi için, yapılabilecek en temel şeylerden birisi edilgen çatılı cümleler kurmaksa diğeri de yazarın kimliğini/deneyimini bir sis perdesi arkasında muğlaklaştırmak, bu yolla, okuyucuda ortaya çıkması hayli muhtemel şüpheleri, daha zihinlere düşmeden ezmek, “bunları yazsa yazsa bir uzman yazmıştır” sanısı yaratmaktır.   Buna karşın, burada bir itirafta bulunmak elzemdir: Her ne kadar edilgen çatılı cümle ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalınarak yazıldıysa da, bu yazı uzman elinden çıkma değildir.  

Pek tabii ki,  hariçten okunan gazelin dahildekiler için kıymet-i harbiyesinin ne kadar cüzi olduğunu bilmez değiliz.  Ve fakat, Türkiye koşullarında, bir patent vekilinin, uzmanının ya da mühendisinin, sanayide çalışma olanağı bulması son derece zor olduğundan (o derece zor ki, bilinen örnekler bir elin parmaklarını geçmez!) sanayimizin patentle ilgili sorunlarına dair dile getirilecek görüşler de, ister istemez, hariçten söylenmiş olacaktır.

Hal böyle olunca, tek teselli kaynağı, harici bakış açılarının o kadar da kötü olmadığına inanmak gibi görünüyor.  Çünkü, bize öyle geliyor ki, ancak böylesi "dışarlıklı" bir konum, “içerde olma”nın beraberinde getirdiği kimi bilindik endişelerden azade kılarak, kişiyi serbestçe düşünmek rahatlığına ulaştırıyor.  İşte, biraz da bu nedenle, burada bu gayrı-uzman görüşlerinin dile getirilmesinde sakınca görülmemiştir.  Yine de, tam da aynı nedenle, aşağıda yer alan görüşlere temkinli yaklaşılması yerinde olacaktır. 

2. Girizgah
 
Patent-phobia ya da Türkçe adıyla patent korkusu, ülkemizde oldukça sık görülen bir “rahatsızlık ”tır.    Söz konusu rahatsızlık, literatürde henüz tam olarak tanımlanmış değilse de semptomlarından bazıları şöyle sayılabilir:

a. Patent sözcüğünün, daha duyulması ile ortaya çıkan şiddetli histeri atağı;

b. Rakibe ait bir patente rastlanınca baş gösteren, “Bunun nesine patent almışlar?!” “Böyle de buluş mu olurmuş!” cümlelerinde ortaya serilen, reddetme, kabullenememe hali;

c. Bir patente çarpınca  ortaya çıkan, “Bu patent elimizi kolumuzu bağlıyor, hiçbir şey üretemeyiz artık, battık!” cümlesinde kendini gösteren karamsarlık, pes etme hali;

d. Konu kısmında, “.... sayılı patentimize tecavüz etmektesiniz” yazılı bir mektup alınca, aniden baş gösteren ateş, ter, baş dönmesi....

Konuyla ilgili vakaları inceleyen uzmanlar, rahatsızlığın konjenital değil sonradan kazanılan türden olduğu üzerinde görüş birliğine varmıştır.  Ayrıca, akut örneklere arada sırada rastlansa da, rahatsızlığın daha çok kronik olduğu gözlenmiştir.    

Bu sıra dışı rahatsızlık, daha çok psikopatolojik semptomplar göstermekte ise de, kimi kalabalık ortamlarda, tahminen hava ile yayılarak, tüm kitleyi etkisi altına alabildiği rapor edilmiştir.  Dolayısıyla kayda değer, toplumsal bir yönü de bulunmaktadır.  Rahatsızlığı ilginç ve üzerinde düşünülesi kılan da, haddizatında bu toplumsal yönüdür.

3. Vaka tipleri

Heyhat, elimizde sapasağlam rakamlar,  her yazıyalazım türden renkli istatistik grafikleri değil, sadece kişisel gözlem ve deneyimler, tıp diliyle söylenecek olursa, bir kaç tip “vaka” bulunmaktadır.  Bunların bilimsel değerinin son kerte az oluşu tarafımızca malumsa da, yazıyı tümden desteksiz bırakmamak adına, burada bir kaçına yer vermek gerekli addedilmiştir.

Birinci tipten vakalara, daha çok, konferans, çalıştay, kurultay, seminer gibi kalabalık etkinliklerde rastlanmaktadır.  Bizim nev-i şahsına münhasır ülkemizde, patentle ilgili en teknik etkinliklerde bile konu döner dolaşır, “kökü dışarıda patent komploları”na dayanır. O noktadan sonra, seminerin ana konusu bir anda unutulur, katılımcılar, ekmeğini patentten kazananlar da dahil, hep bir elden patent sistemini kötülemeye girişir. Mikrofonu kapan, dakikalarca, feryat-figan şikayette bulunur.  

Daha ağır vakalarda, bu “Dünya tekelleri, patentleriyle sanayimizi çökertmeye çalışıyor” feveranının, kendi elimizle davet ettiğimiz ecnebi konuşmacıların, “aramıza gizlice sızmış ajan” muamelesi yapılarak, handiyse sorgulanması noktasına kadar vardığına şahit olunmuştur.  Bu sorgulamaya maruz kalan ve söz konusu rahatsızlıktan bihaber olan zavallı ecnebi konuğun, gözlerinden okunan “Madem bu kadar karşı idiniz, patent seminerinde işiniz ne idi?” şaşkınlığı görülmeye değerdir doğrusu.

Bir diğer tip vaka, daha sınırlı katılımlı toplantılarda görülür.  İster anlı şanlı, ekonomimizin medar-ı iftiharı bir şirket olsun ister daha küçük başka biri, fark etmez... Söz konusu şirketin mensupları, patent kanunun yazımında sadece sekreterlik yapmış dahi olsa, sorumlu saydıkları birini ellerine geçirdiklerinde, neredeyse sözel-linç yapmaya kalkarlar.  Zavallı kurban, neye uğradığını şaşırır, “Ben ne etmişim, elim kırılsaydı da, şu patent kanununa dokunmaz olaydım” diye kendi kendini suçlamaya girişir.

Üçüncü tip vakaların en şiddetli örneğine 4-5 yıl önce rastlanmıştır.  Yaşını başını almış bir mucidin buluşu için Türkiye de  patent başvurusu yapılır.  O tarihte, TPE henüz araştırma ve inceleme yapmaya başlamamış olduğundan, başvurunun, TPE nin sözleşmeli olduğu, bir Avrupa ülkesinin patent enstitüsüne iletilmesi gerekir. Bir süre sonra, bu enstitüden beklenen rapor gelir: Patent uzmanı, maalesef, daha önceki tarihlerde yayımlanan çeşitli dokümanlara atıfta bulunarak, buluşun yeni olmadığı, dolayısıyla patent belgesi verilemeyeceği yönünde rapor düzenlemiştir. TPE de, bu rapora dayanarak başvuruyu reddetme kararı almıştır.  Mucit, bu raporla neredeyse çılgına döner.  Uzmanın sıraladığı tüm nesnel kanıtlara karşın, buluşunun yeni olmadığını bir türlü  kabullenemez.  Sürekli “ecnebi ve Hristiyan” uzmanın, “hem Türk hem de Müslüman olan bir mucide patent vermemek için” olumsuz rapor yazdığını iddia eder. 

Dördüncü tip vakalara, esasen mühendislerde rastlanır: Örneğin, firmanın patronu, şiddetle rakip firmanınki gibi bir ürün üretmek istemektedir.  Fakat, rakip firmanın bir patenti vardır ve bu patentin etrafından dolaşan  bir buluş yapmak, tabii ki, firmanın-kimi zaman tek(!)-
Ar-Ge mühendisine düşmüştür.   Mühendis, eğer patent-fobisinden muzdarip ise, buluş yapacak yerde, patenti ve sistemi kötülemeye girişir.  Bu bakış açısına takılıp kaldığı müddetçe de, buluş yapamaz tabii (Zira, hepimizin bildiği gibi, buluş yapmak, her şeyden evvel, takıntısız zihinler icap  ettirir).  Sorun da, böylece büyür gider.

4. Neden

Vaka tipleri, oldukça çok; tam ve kapsayıcı bir listeye ulaşmak da oldukça güç. Ancak, nitelikli bir teşhis için, hastalığın temelinde yatan sorunun saptanması gerekir. Bu niyetle vakalar üzerinde bir kez daha düşünmekte yarar var.

a. Zahiri neden
Hiç şaşırtıcı bir şey söylemiş olmuyoruz ama, hafif ya da ağır seyreden başka pek çok psikolojik rahatsızlığın olduğu gibi, bizdeki bu yaygın patent korkusunun altında da öncelikle bilgi eksikliğinin yattığı görülüyor.   Ki, bu görüşe ilişkin sağlam sayılabilecek bir kanıt bile mevcut: Türk Patent Enstitüsü nün kısa süre önce yaptırdığı anketin  sonuçları incelenince, adını bile doğru düzgün bilmediğimiz paten(t) sisteminden korkmamızın ne kadar doğal olduğu anlaşılıyor. 

b. Batıni neden
Ancak, bilgisizlik, bilgi eksikliği ya da yanlış bilgi (eğer buna hala bilgi denebilirse), olayın toplumsal boyutunu açıklamaya yeterli gelmiyor.   Zira, nispeten bilgi sahibi olduğu halde bu hastalıktan muzdarip olanlar mevcut: Mühendisler, patent vekilleri, patent avukatları, vb.    Söz konusu olan sadece cehalet olsaydı, bu kitlelerde bu rahatsızlığa bu kadar sık rastlanmazdı sanıyoruz.

Bize öyle geliyor ki, patent fobimizin daha dipteki nedenlerinden biri, bizdeki araştırma-geliştirme kültürünün eksikliği, bu geleneğin oturmamışlığıdır.   Biz mühendisler bile, böyle bir kültür içinde yetişmiyoruz. Baktığımız her ürüne, bunu nasıl iyileştirebilirim, diye bakanımız az.  Daha iyi/gelişmiş ürün üretmek iddiası ile yola çıkan sayılı işveren var.

Bir bakıma, Ar-Ge eksikliğinden, teknolojide (en az) bir adım geriden gitmemizden doğan boşluğu, patent korkumuz dolduruyor!  Çünkü bilinçaltı düzeyde de olsa biliyoruz ki, kendi teknolojimizi geliştirmediğimiz sürece yabancıların patentleri elimizi kolumuzu bağlamaya devam edecek. Ve, kabul etmesi zor belki ama, patentten şikayet edip durmak, her zaman için teknoloji geliştirmekten daha kolay.

5. Sonuç niyetine

Çözüm önerisinde bulunmak bize düşmez ama, patente karşı daha doğru ve sağlıklı bir tepki, patente lanet okumak yerine, teknolojiye-düşmanlaştırmadan-meydan okumayı denemek olabilir.  Üstelik, bunu yapmak daha ilginç ve eğlenceli görünüyor!

Özcesi, yazının geri kalanıyla çelişmek pahasına, burada belirtilmeli ki, patent korkusunun kendisi bir rahatsızlık değil, Ar-Ge eksikliği adlı daha büyük bir rahatsızlığın semptomlarından birisi, sadece.İşte bu nedenle, samimiyetle çözüm arıyorsak, asıl nedene eğilmek daha doğru olabilir.

NOTLAR
  Yurtdışında da bu tip vakalara rastlanıyor olmalı ki, Internet te küçük bir araştırma, terimin daha evvel kullanılmış olduğunu gösteriyor.  Örn.  bkz.  http://www.roughnotes.com/rnmagazine/2006/march06/03p080.htm
  "Patente çarpmak" deyimi de, patent argosunda, bir patente tecavüz etmek anlamında kullanılmaktadır
  “Patentin etrafından dolaşmak” deyimi, patent jargonunda, patente tecavüzü önleyecek şekilde bir yol bulmak, bir ürün tasarlamak anlamında kullanılmaktadır.
http://kobi.milliyet.com.tr/haberdetay?nid=952

 

  İlgili Haberler

 

Lukoil, Vites Yükseltme Hedefinde
Denizatı Petrokimya, İhracatta Yeni Rekorlar Hedefliyor
BUSWORLD TURKEY 2012
4. Busworld Turkey 19 Nisan da Açılıyor
Yan Sanayide Hedef, Daha Fazla İhracat

  İlgili Yazılar

 

Yöneticilerin Duyguları
Yüzyılın En Büyük Ekonomi Savaşı: Çin ve Amerika
Şirketler Ritim Tutuyor
2011 Yılında Takım Tezgahı Sektörü
Enerji ve Sürdürülebilirlik
 

http://www.commercial-vehicles-turkey.com/?referer=Subcon

http://www.cnrsubconist.com/content/tr_index.asp








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi