SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   23 Mayıs 2012, Çarşamba

Temmuz 2008 Sayısı

Yıl : 5 | Sayı : 51

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     Arşiv
     İletişim

http://www.ankiros.com


http://maktekfuari.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 



























 

Uğur Özgöker
Kadir Has Üniversitesi, uozgoker@khas.edu.tr


Avrupa Birliği Sanayi Politikası-II


Tüzüğün 3. maddesinin III. fıkrasında, AT hukukunun istisnaları düzenlenmiştir. Birleşme ve devralmaların kontrolünde ve rekabetin korunmasını doğrudan amaçlayan hükümlerde topluluk hukukunun genel ilkelerini ihlal etmemek kaydıyla ulusal rekabet hukuk düzenlemeleri, AT rekabet hukuku karşısında öncelik alabilirler. Bunda amaçlanan rekabetin korunmasını sağlayan ulusal hükümlerden faydala-nabilmektir.

Komisyon, ulusal rekabet örgütleri, ulusal mahkemeler arasındaki işbirliğine ilişkin maddeler ise reformun 11-14. madde-lerinde düzenlenmiştir. 11. madde ile anlatılmak istenen komisyonun görevleri sırasında ulusal rekabet örgütleri ile ilişkilerinde bir eşitlikten ziyade koordinatörlük görevi üstleneceğidir. Bu anlayışa göre 81. ve 82. maddelerin uygulanmasında komisyon veya ulusal rekabet örgütleri münhasır yetkiye sahip olmayacaklardır. Ancak komisyon topluluk rekabet ilkelerini belirleme gibi üst konularda görevler üstlenebilecektir. Kısaca komisyon çok hakim bir yetki olmamak kaydıyla ulusal rekabet örgütlerinin ana başlığı haline getirilmiştir.

Komisyon ve ulusal rekabet örgütleri 81. ve 82. maddeleri uygulayabilmek amacıyla elde edilen bilgileri gizli dahi olsa birbirlerine verme, delil olarak kullanma yetkisine sahiptirler. Bu durum madde 12 ile düzenlenmiştir. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında bu paylaşımın sınırlandırılması yer almaktadır. Bu sınırlandırmalar; diğer bir rekabet örgütünden gelen bilgiden ancak 81.
ve 82. maddenin uygulamasında yararlanılabilir sınırlaması ve elde edilen bilgiden sadece elde edildiği amaçla yararlanılabilir sınırlamasıdır. Gerçek kişiler ile ilgili yapılacak işlemlerde bu maddenin 3. fıkrası üye ülke hukukunun ilgili konuda topluluk hukuku ile aynı yaptırımları barındırması şartını aramaktadır. Gerçek kişi aleyhine kullanılacak bilgiyi ilk elde eden ülkenin hukuku ile birlik hukukunun ve aleyhte kullanılacak ülkenin hukukunun yaptırımlarının aynı olması şartı aranmaktadır.

1/2003 sayılı tüzüğün 13.maddesi ise uygulamada ikilik olmaması ve aynı konu için birden fazla birimin zaman kaybetmemesi için komisyon veya bir başka rekabet örgütünün, bir rekabet örgütünün veya komisyonun ilgilendiği konuyla ilgilendiğinde soruşturmayı başka bir kurum yürütüyor gerekçesi ile soruşturmayı askıya alabilir veya sona erdirebilir hükmünü düzenlemektedir.

17/62 sayılı tüzükte 10. maddede bulunan ve iyi işler yapan bir kurum olan danışma komitesi madde 14 te hükmü genişletilerek 1/2003 sayılı tüzükte de korunmuştur. Tavsiye kurulu niteliği taşıyan bu kurum çeşitli maddelerin işaret etmesi ile komisyonun vereceği kararlarda görüş bildirir. Kendiliğinden veya talep üzerine ulusal rekabet örgütlerinin ilgilendiği bir konuya da görüş bildirebilir. Komisyon komitenin görüşünü almakla ve komiteyi bilgilendirmekle yükümlüdür.

1/2003 sayılı tüzük madde 15 te ulusal mahkemelerin topluluk rekabet hükümlerini uygularken komisyondan bilgi alması, komisyonun da ulusal mahkemelere hükümlerin uygulanması ile ilintili görüş bildirmeleri düzenlenmiştir.

Ulusal rekabet örgütleri ve mahkemeleri aldıkları kararlarda, komisyonun konu ile ilgili varsa daha önce almış olduğu kararla çelişmemeye gayret ederler. Benzer uygulama komisyonun yürüttüğü bir soruşturmada ulusal mahkemenin alacağı tavır içinde geçerlidir. 16. madde bu konu ile ilgili olarak düzenlemeler getirmiştir. Bu durum ATAD ın 28 Şubat 1991 tarihli Delimitis ve 14 Aralık 2000 tarihli Masterfood kararıyla kabul edilmiştir.

1/2003 sayılı tüzüğün iyileştirme amaçladığı konulardan biri de komisyonun soruşturma yetkilerini düzenleme durumudur. Bu konu ile ilgili tüzükte 17-22. maddeler kullanılmıştır. 17/62 sayılı tüzükten farklı olarak ilk kez bazı konularda 1/2003 sayılı tüzükte düzenlemelere gidilmiştir. Bu konular incelenirse;

Reformun 17. maddesinde 17/62 sayılı tüzükte 12. maddede işlenen sektör araştırması yapma yetkisi genişletilerek münferit anlaşmalara ilişkin araştırmaların rapor halinde yayınlanması düzen-lenmiştir. 17/I. maddeye göre üye ülkeler arasında ticaret eğilimleri, fiyatların sabitliği, diğer hal ve şartlar, rekabetin ihlaline bir veya birden çok sektörde işaret ediyorsa komisyon konu ile ilgili araştırma yapabilir, hatta işletme ve işletme birliklerini her türlü anlaşma, karar ve uyumlu eylemlerini komisyona bildirmekle görevli kılabilir. Ancak en önemli farklardan biri de 17/62 de rekabetin bozulduğuna işaret ediyorsa diye bir ifade bulunmaktadır. 1/2003 de bu rekabetin bozulacağı ihtimaline işaret ediyorsa şeklinde değiştirilmesidir. Bu müdahaleyi bir adım öne çekmektedir. 

17/62 sayılı tüzükte bilgi isteme sistemi için iki aşamalı bir usul öngörülmüştü. Buna göre komisyon idari bir yazı ile bir işletmeden bilgi talebinde bulunuyor ancak bilgi gelmezse bir yaptırımda bulunamıyordu. Basit bilgi istemeyle bilgi alınamazsa karar yolu ile bilgi alınıyordu. Buna da cevap alınamazsa cezai müeyyide uygulanıyordu. 1/2003 madde 18 bu uygulamayı değiştirdi.Artık komisyon hangi yöntemi isterse onu tercih ediliyor. Ancak sonun da karara uyulmazsa bilgi verilmezse cezai müeyyideye geçilir. Tüm bunlara  rağmen komisyonun bu arzusuna karşı işletmelerin ATAD a başvurma hakkı her zaman bulunmaktadır.

17/62 sayılı tüzüğe göre komisyonun  soruşturmanın kapsamında 3 üncü kişilerin sorgulaması ve   bulduklarının kanıt olarak gösterilmesi  mümkün değildi. Ancak yeni düzenlemelerle, 1/2003 sayılı tüzükdeki 19. madde ile gerçek ve tüzel kişilerin ifadesine başvu-rulabilir hale gelinmiştir.

Yerinde inceleme ile ilgili madde ise 20-21 maddelerde düzenlenmiştir. Komisyon görevlerini yerine getirebilmek amacıyla gerekli gördüğü tüm işyerlerini, işletmeleri, araştırmaya yerinde incelemeye yetkindir. Bu durumun gerçekleştirilememesi durumunda süreli para cezası uygulanmaktadır.

Üye ülkelerden çıkan rekabet örgütlerinin birbirleri arasında yerinde inceleme yapabilmek hakkındaki düzenlemeler, madde 22 ye bırakılmıştır.

1/2003 sayılı tüzükle değişimi amaçlanan bir başka önemli konu da bütün uygulamaların sıkıntıyla karşılaştığı durumlarda men veya başka bir ceza görmekteyiz.  Bu cezalardan madde 23 te para cezalarının verilebileceği anlaşılmıştır. Para cezaları; her bir fiil için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Para cezası 23/I de bahsi geçen hallerde olmak kaydıyla bir önceki yıldaki cirosunun yüzde 1 ini geçmeyecek şekilde kesilebilmektedir. Süreli para cezaları ise madde 24 ile düzenlenmiştir.

Zaman aşımı olgusu 2988/74 sayılı tüzükte yer alan hükümlerin 1/2003 sayılı tüzük için de aynen kabul edilmesi ile halledilmiştir. 25. ve 26. maddelerde bu durum toparlanmaktadır. Para cezası verme yetkisi usul kurallarına aykırılık halinde 3 yıl, diğer maddi hukuk kurallarına aykırılık halinde beş yıl içinde komisyon tarafından kullanılmazsa, bu yetki zaman aşımına uğrar. 26. maddeye göre ise para cezalarını ve süreli para cezalarını takip etme yetkisini komisyon beş yıl içinde kullanmadığı takdirde bu yetki zaman aşımına uğrar. Süre cezaların kesildiği gün başlar.

1/2003 sayılı tüzükte öngörülen rekabet usul hukuku reformu, önceki düzenleme olan 17/62 nin yerine geçecek kapsamlı bir düzenlemedir. Getirmiş olduğu değişiklikleri yukarıda ayrıntıları ile ele almıştık. Ancak son bir tahlilde bulunmak gerekirse; 1/2003 sayılı tüzük ana başlıkları ile şu hususlarda yeni düzenlemeler getirmektedir.

Muafiyette izin ve bildirim sisteminin kaldırılmış olması ve 81/III. maddenin doğrudan uygulanabilirliği,

AT rekabet hukukunda komisyona dayalı merkezi sistemden vazgeçilerek, ulusal rekabet örgütleri ve mahkemelerinin daha fazla katılımları

Ulusal rekabet hukuk alanlarının daraltılıp topluluk hukukunun ilkelerini öncelikli hale getirme

Komisyonun her şeye rağmen yetkilerini genişletme

Aslında amaçlar birbiri ile çelişiyormuş gibi gözükse de işin doğrusu böyle değildir. 81/III. maddenin doğrudan uygulanabilirliği komisyona rekabet hukuku ile ilgili alanlarda daha ciddi ve önemli ihlalleri takip etme zamanı kazandırmaktadır. Bu sayede işletmeler kendi yükümlülüklerini yerine getirirken bir çeşit oto kontrol mekanizmasını işler hale getireceklerdir. Bunun başarılı olabilmesi için zaten bu hususta daha önceden çıkan tüm ictihadi kaynaklar (GMT, örnek komisyon kararları,… vs)  yönlendirici vazifesi üstlenmektedirler. Bu sayede komisyonun işleri hafifleyecektir.

Ayrıca ulusal yargı organlarının ve rekabet kurumlarının konu ile ilgili olarak daha da aktif hale getirilmesi yaklaşımı, bu doğrultuda daha da anlam kazanmaktadır. Şöyle ki; kendi kendisini denetleyen işlemlerini ona göre yapan işletmeler, iyi niyete aykırı bir tavır alırlar ve anlaşmanın ilgili hükümlerini ihlal ederlerse, bu hususta birinci elden ulusal rekabet organları veya yargıları kendileri üzerinde yaptırım haklarını kullanacaklardır. Bu durumun topluluk politikası açısından birkaç sonucu vardır. Topluluk işletmelere bir çeşit güvene dayalı serbestlik sağlarken, işletmelerin faaliyette bulundukları ülkeleri de buna bağlı olarak kurumlarına tanıdığı bu imkanlarla kısmi sorumlu hale getirmiştir. Politik olarak ilerde doğacak herhangi bir önemli sorunda ülkeler topluluk işlerini hallederken topluluğun rekabet hukuku ile ilgili hükümlerinin ardına saklanma imkanı bulamayacaklardır.

Ancak; bu işletmelere tanınan sonradan kontrol imkanının ve faal oldukları ülkelerin kurumlarına tanınan yetki artırımının topluluk rekabet hukukuyla çelişecek bazı sonuçlar doğurması da ayrıca diğer bir amacın gerçekleştirilmesi ile önlenmiştir. 1/2003 sayılı tüzük ile topluluk rekabet hukuku ilkeleri ulusal rekabet hukuku ilkeleri karşısında öncelikli hale getirilmiştir. Bu sayede yeknesaklığın tanınan serbestiden dolayı bozulmasının önüne geçilmektedir.

Dahası Komisyona tanınan etkilerde de genişlemeye gidilmesi,en son merciinin yine komisyon olacağını ve bu sayede işlerin ikinci bir kontrol noktasından daha geçirilerek güvenlik altına alındığını göstermektedir.

Özetle; 1/2003 sayılı tüzük AT rekabet hukuku alanında tüm topluluğu kapsayacak şekilde rekabet politikasının özümsenip uygulanmasını sağlama amacı taşımaktadır. Bunu yaparken eskimiş ihtiyacı karşılayamaz hale gelmiş 17/62 yi devreden çıkarıp, işlemleri hızlandırmakta, yükü başka kurumlara atıp, rekabet politikasını tüm topluluğa yaymakta, ancak; komisyonun yetkilerini genişletip, ilgili yasaları da uluslar üstü konma taşıyarak dizginleri elinde tutmaktadır.

Tüm bunlara rağmen 1/2003 ün uygulanmasında kaygılar bulunmuyor değildir. Öncelikle tüzüğün altından yatan amaç rekabet politikasının topluluğa tek tip uygulama ile yayılmasını sağlamak olsa da bu hususta kaygılar vardır. Uygulamada tecrübe gerçekten önemli bir husustur. Ulusal kurumların bu konudaki çabalarından duyulan endişe için kontrol mekanizması önce bahsedilen maddeler ile oluşturulduysa da halen hukuk çevrelerinde, 1/2003 ün istenilen şekilde uygulanabilirliği hakkında tecrübe eksikliğinin olacağı düşünülmektedir. Çünkü ulusal rekabet kurumlarının ve ulusal mahkemelerin topluluk hukukunun içtihatları ve düzenlemeleri üzerinde hakimiyetleri çok sağlıklı görünmemek-tedir.

Sanayi politikası içinde, Ar-Ge ve endüstriyel teknolojinin desteklenmesi önemli bir yer tutmaktadır. Avrupa Birliğinde, yapısı itibarıyla özgürlükçü bir bünyeye sahip olduğundan, bu tarz destekler sadece büyük ölçekli işletmeler üzerinden uygulanmaya değil, KOBİ lerde de uygulanmaya çalışılmıştır. Ayrıca Ar-Ge faaliyetleri AB içerisinde rekabetin sağlanabilmesi üçüncü ülkelerle ve dünya ticaretinde öncü rol oynanabilmesi için son dönemlerde hayati önemde görülmektedir. Bu nedenle; her geçen gün Ar-Ge faaliyetleri için daha fazla fon ayrılmaya çalışılmaktadır. Ar-Ge faaliyetleri 1999 yılında 13.9 milyar ğ tutarında bir katma değer üretmiştir. Bu tutarın yarısı Almanya da dörtte biri de İngiltere de, olmak üzere diğer önemli paylarda Lüksemburg %13.9, İsveç %5.2, Belçika %2.9 gibi ülkelere dağılmaktadır. İstihdamda  ise yine Ar-Ge faaliyetleri AB içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. AB bünyesinde Ar-Ge sektöründe faaliyet gösterenler 2000 yılı itibarıyla 558.6 bin kişi, olmakla beraber bunların
% 58.4 ü erkek, %65 i üniversite mezunu, %90 ı ücretlidir.sektörün ortalama ücreti yıllık 45.000 ğ olmasına rağmen en yüksek ücret Danimarka da senelik 70.000 olarak verilmektedir.

Avrupa Birliği kurumsal olarak genel manada teknolojinin güncellenmesi ve Ar-Ge masraflarında da olumlu bir tutum izlemektedir. Komisyon rekabet gücünü artırmak amacıyla bazı kararlar almaktadır. 17 Şubat 1996 Tarihli kararında komisyon bir çerçeve kararı almıştır. Ancak bu alanda uygulamayı kolaylaştırıcı tüzük çıkarmamıştır. Ancak yapılan düzenlemeye göre Ar-Ge yardımları topluluk içerisinde Temel Araştırmalar (yardımın tavanı %100 olarak belirlenmiştir.), Endüstriyel araştırmalar
(yardımın tavanı %50 olarak belirlenmiştir.), Rekabet öncesi geliştirmeye yönelik faaliyetler (yardımın tavanı %25 olarak belirlenmiştir.) olarak üçe ayrılmıştır.  Bu şekilde Ar-Ge alanında destekler verilmektedir.

AB sanayi politikasının bir diğer unsuru da girişimciliğin desteklenmesi, yeni istihdam sahalarının açılmasının sağlanmasıdır. Bu AB sanayi politikalarının toplum refahının artırılmasına dair yapılan bir gelişme olmakla beraber Avrupa nın geçmişten gelen müteşebbis ruhuna da uygun bir faaliyet olarak göze çarpar. 1990 sonrasında yapılan araştırmalar AB içerisinde istihdamı en çok destekleyen yapıların KOBİ ler olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle Avrupa Birliği bünyesinde girişimciliğin desteklenmesi ve bu işletmelerin rekabet koşullarından olumsuz etkilenmesinin önüne geçilmesi amacı ile bir takım önlemler alınmaya gayret edilmiştir. Bu rekabetten etkilenmeyen girişimcilerin piyasada oluşacak fiyatın aşağıya çekilmesinde önemli katkıları bulunmaktadır. Bir diğer taraftan da bakıldığında girişimciliğin mesleki doygunluk, göç kararını etkileme gibi yan unsurları bulunmakta kişileri daha bağımsız kılmakta olduğu görülmektedir. Bu durum toplumun bir kesiminin dahi olsa rahatlamasına yol açacağından girişimcilik desteklenmektedir. Bu alanda izlenen adımlardan kısaca bahsetmek gerekirse, topluluğun ilk KOBİ programı Aralık 1983 te Strasbourg da kabul edilmiştir. Ardından 1986  da KOBİ görev gücü oluşturulmuş, bunun doğrultusunda eylem planları geliştirilerek, KOBİ ler için enformasyon, iletişim, işbirliği imkanı yaratılmış bu sayede eşgüdümlü birşekilde ilerleme kaydedilmeye başlanmıştır. 1992 de imzalanan Maastrich Anlaşmasının 157. maddesi ile de özellikle KOBİ lerin faydalanacağı bir rekabet ve teknolojik destek ortamının yaratılması öngörülmüştür.  Girişimciliğin teşvikinde ise daha farklı araçlar kullanılmıştır. Özellikle 23-24 Mart 2000 Lizbon zirvesi bu hususta ana politik kararın alındığı devlet ve hükümet başkanları zirvesi olarak göze çarpmaktadır.  Avrupa küçük işletmeler şartının imza kararı burada alınmıştır. Avrupa Yatırım Bankası nın ve Avrupa Yatırım Fonunun girişimleri gözden geçirmeleri ve desteklemeleri konusunda da görevlendirilmeleri yine bu zirveden çıkan bir başka sonuçtur. Çok yıllı program ile bütçede ayrılan fon miktarı, 317 milyonğ olarak göze çarparken, bu fon Avrupa Yatırım Fonu tarafından yönetilmektedir. Avrupa Teknoloji Programı iş kurma desteği, KOBİ teminat programı, Çekirdek sermayesi, Ortak Avrupa Girişim Programı gibi enstrümanları olan Avrupa Yatırım Fonunun vasıtası ile 1997 den beri Komisyon ulus-aşırı girişimlerin desteklenmesi için de finansman sağlamaktadır.  

AB sanayi politikası içerisinde değerlendirilmesi gereken bir diğer husus ise devlet yardımlarının durumudur. Devlet yardımlarının kurumun üst kimliği altında değerlendirilmesinin en önemli sebeplerinden biri de hiç kuşkusuz, haksız rekabetin önüne geçebilmektir. Ancak devlet yardımları olmaksızın kalkınmış, uluslar arası rekabet gücü yüksek bir sanayi yaratmak da imkansız gibidir. Bu nedenle AB devlet yardımlarını kurum içerisinde bir üst politika olarak ele almakta gerektiğinde haksız rekabetin önüne geçebilmek amacı ile AB bünyesinden yardımlar desteklenmekte fakat denetimleri de yine AB bünyesinde gerçekleştirilmektedir. Devlet yardımlarının mevzuatı genel bir yapı içerisinde korunmaya çalışılmakta bu sayede eşitlikçi bir politika tutturulmuş olmaktadır. AB üye ülkeleri de birincil mevzuat kaynağı olarak AB nin kendi müktesebatını tanımakta tüzük ve yönergeleri ile devlet yardımları hususundaki düzenlemelerine yön vermektedirler. AB nin devlet yardımları konusundaki tavrı esasen rekabeti bozucu kabul ettiğinden olumsuzdur. Bu nedenle AB devlet yardımları konusunda iç Pazar dengelerini bozduğu gerekçesi ile yasaklayıcı bir tutum içerisindedir. Ancak yukarıda da bahsedildiği gibi AB nin dünya rekabeti içerisinde varlığını sürdürebilmesi için en azından ulusal ölçekli bir takım işletmelere yapılan devlet yardımlarında müsamahakar davranması kaçınılmazdır. Bu nedenle AB her yardımı devlet yardımı olarak kabul etmemektedir. Devlet yardımı olabilmesi için şu koşullar aranmaktadır.

•Devlet kaynakları aracılığı ile verilen yardımlar aracılığından başka kurumlar bulunsa bile devlet yardımı sayılırlar.

•Devlet tarafından mali bir katkı sağlanmalıdır.

•Tek firma veya sanayi kolu olması devlet yardımı olmasını değiştirmez.
•Yardımı alan firma yardım ile ilgili ekonomik faaliyette bulunabilecek durumda olmalıdır.

Bu ifadelerle aktarılabilecek her yardım devlet yardımı olarak benimsenmekte ve AB tarafından iç pazarda rekabeti bozucu olarak kabul edilmesi için ise aşağıdaki şartlar aranmaktadır.
 
•yardım belli işletmeleri ve belli ürünleri kayırıyorsa,
•yardım rekabeti bozuyor veya bozma ihtimali taşıyorsa,
•yardım üye ülkeler arasındaki ticareti etkiliyorsa,

Yasak kapsamına giren devlet yardımlarının içinde yer almanın şartları oluşmuş demektir.  Komisyon 7 Haziran 2005 te devlet yardımı eylem planı  içerisinde bu konudaki 2005-2009 vizyonunu da belli etmiştir. Lizbon stratejisinde belirlenen Ar-Ge yardımları, rekabet gücü arttırılması, sürdürülebilir istihdam yaratma, sosyal uyum sağlama ve devlet hizmetlerinde gelişim gerçekleştirme gibi hedefler daha da altı çizilerek ortaya konmuştur.       

Sonuç: AB nin sanayi alanında yaşadığı güncel gelişmeler ve beklentiler

Yaklaşık beş yüz yıldır süren bir ivme ile Avrupa dünya üzerindeki tüm uluslardan daha atılgan bir yaşam tarzı benimsemiştir. Bir insan hayatının tamamlamaya elveremeyeceği ancak kuşakların gerçekleştirebileceği gelişmeleri bu atılımlarının sonucunda son yüzyıla sığdırmayı da bilmiştir. Sorgulanabilen bilim anlayışı gerçeği aramadaki tutkulu ilerleyiş Avrupa nın dünya ölçeğindeki başarısının mimarı olmuştur. Son dönemlerin en başarılı entegrasyon hareketi olan AB de temelini bu sağlam örgüden aldığı yapı içerisinde başarıyı kovalamayı ana amaç haline getirmiştir. AB sürecindeki Avrupa aslında hiç de iyimser beklentilerle kurulmamıştı ancak görülen bir gerçek var ki; şu an itibarıyla sanayiyi kendisine motor güç belirleyen topluluk Avrupa sından daha güçlü, bir Avrupa Birliği yine sanayinin genele yayılması Ar-Ge alanında yapılan yatırımlar ve teknolojinin değerlendirilmesi ile yaratılan katma değer sayesinde inşa edilmektedir. Bugünün dünyasında Avrupa Birliği sanayi alanında kendisini sosyal hayatı ve refahı destekleyecek şekilde organize ederken bunun gerçekleşmesi için en önemli araç olarak girişimci hareketleri ve KOBİ faaliyetlerini öngörmektedir. Tıpkı yüzyıllar önce olduğu gibi, bireysel ataklar ile açılan dünya hakimiyeti yolunu bu sefer üretim hattından yine bireysel açılımlarla desteklemeyi Avrupa kendisine hedef olarak belirlemiştir. Yeni üyeleri, her geçen gün büyüyen ama hantallaşmayan müktesebatı, bürokrasisi, AB nin başarılı bir entegrasyon, başarılı bir dünya devleti olması yolunda hayalleri beslemeye şimdiden başlamıştır. yaratmış olduğu iktisadi kalkınmayı, sosyal hayatın gerekleri ile de desteklerken geçmişte edindiği tecrübeler ışığında insan hayatını ve haklarını önde tutan yapısı ile Avrupa Birliği her geçen gün yaşam alanını büyütmeye devam etmektedir. Kaçınılmaz olarak kültürünün geçmişte de ulaştığı her nokta ile bağlantısının oluşacağını düşündüğüm Avrupa Birliği nin sanayi politikası da her geçen gün bu doğrultuda küresel bir güç olacak şekilde kendisini yenilemektedir. Güncel alanda AB nin önünde çok açık bir yol bulunsa da halen çözülmeyi bekleyen sorunlar yok değildir. Sanayi politikasında tüm önlemlere rağmen rekabeti bozucu devlet yardımlarının önüne geçilememiştir. Bu durum şimdilik, ulusal ekonomilerin birlik içerisinde güçlenmesi için bir göz yummayla karşılansa da, gelecekte iç pazarda başlayacak bir rekabet karmaşasının AB nin ortak pazar anlayışını baltalayacağı, dahası kendi içinden yarattığı imkanlarını yok ederek sosyal huzursuzluğu tetikleyeceği çok açıktır. Haksız rekabet sonucu kapanan işletmelerin geride bıraktığı işsiz yığınlar birlik için bir yük olduğunda bunun hesabı nasıl verilecektir? Bir başka konu sanayide atılan tüm adımlara rağmen AB nin halen dünya ölçeğinde geride kaldığıdır. Hammadde ihtiyacını yeterli seviyede karşılayamayan, yükselen Çin ve halen en büyük üretici ABD karşısında ancak tamamlayıcı bir rol üstlenebilen AB bu haliyle dünya ekonomisindeki soyunduğu başat güç olma rolünü nasıl gerçekleştirecektir? İşte bu ve buna benzer sorular ve sorunları ile boğuşmaya, her geçen gün yaşlanan işgücünün yarattığı sosyal güvenlik bunalımı ile uğraşmaya devam eden AB her şeye rağmen gelişmesine devam etmek zorunda olan bir büyük dev adayıdır. Gelecekte AB kurumsal olarak belki de bir birlikten daha fazlasını ifade edecektir. Bu durumda izlemiş olduğu sanayi politikası daha bütüncül bir yapı içereceğinden belki sorunlarına daha kolay çözüm bulacaktır. Fakat hali hazırda AB yeni yüzyıla bu kaygılar ile birlikte girmektedir. Gelecekte birleşik bir Avrupa devletinin hayalini gerçekleştirecek olan motor hiç şüphesiz yine üretim, dolayısı ile sanayi olacaktır. Bu nedenle gelecekte AB nin izleyeceği politikaları tahmin ederken şüphesiz toplumsal refahının devamı her kişinin iş sahibi geçimini asgari müşterekte sağlayabilen mutlu birey olmasının devamını sağlayabilmek için izleyeceği muhtemelen atılgan politikaları da hesaba katmak gerekmektedir. Bugünün sanayi politikalarında Ar-Ge, teknoloji, bireysel girişimcilik, gibi konulara ehemmiyet veren AB Avrupa nın başat güç olması yolunu takip ederken izlediği haritadan çok da farklı bir yolda değildir. Coğrafi ve bilimsel keşiflerle yükselmeye başlayan, kendisine hammadde ve ürün pazarı bulan Avrupa nın ileride başlattığı hareket, dünyaya hakim olma çabası olmuştur. O dönemin öncesinde de tıpkı bugün gibi bireyselcilik, ileri teknolojilere dönük çabalar, en önde giden beklentilerdi. İşte bu nedenledir ki AB nin geleceğine dair çıkarsamalar yaparken yeni teknolojilerin gelişeceği birliğinde tıpkı atalarının yaptığı gibi dünyaya yeniden başat ekonomik ve siyasi güç olmak için çaba sarf edeceğini hesaba katmak gerekmektedir. Sanayi politikaları halkların refahı için hiç şüphesiz en önemli ortak politikalardan biridir. Ancak bu yolda hataları veya doğruları ile AB geçmişte izlediği yolun bir güncel benzerini takip etmektedir.                       

Kaynakça
•Woodruff William, Modern Dünya Tarihi,  Aralık 2006, İstanbul
•Sander Oral, Siyasi Tarih İlkçağlardan 1918 e,  Ekim 2006, Ankara
•Dedeoğlu Beril, Dünden Bugüne Avrupa Birliği,  Ekim 2003, İstanbul
•Uçarol Rıfat, Siyasi Tarih (1789-2001), Kasım 2006, İstanbul
•Avrupa topluluğu komisyonu enformasyon temsilciliği, Avrupa topluluğu Nedir?, Ankara
•Schmahl Maık&Koch Martın, Avrupa Birliği nin Girişimcilik Politikası ve Türkiye nin uyumu Sanayi Politikası ve Kobiler, Haziran 2001, İstanbul, İktisadi Kalkınma Vakfı Yayınları.
•Ülger İrfan Kaya, Avrupa Birliği nin ABC si, Kasım 2005, İstanbul
•TÜSİAD, Lizbon Avrupa Konseyi AB Başkanlar Konseyi Belgesi 23-24 Mart 2000, Ocak 2003
•Tanrısever Nazlı Hezar, Avrupa Birliğinde Girişimciliğin Teşvik Edilmesi İçin İzlenen Politikalar ve Türkiye deki Politikaların Avrupa Birliği Uygulamalarına Uyumu, Mayıs 2004, Ankara
•T.C. Başbakanlık DTM AB Genel Müd., Avrupa Birliği nde Üretim ve Hizmet sektörleri, Ekim 2003, Ankara
•Ersoy Çiçek, Avrupa Topluluğu Rekabet Usul Hukuku Reformu (Avrupa Topluluğunu Kuran Anlaşmanın 81. Ve 82. Maddelerinin Uygulanmasına İlişkin 1/2003 Sayılı Tüzük) Rekabet Hukuku Dergisi
•http://europa.eu.int/comm/competition/state_aid/others/action_plan/
saap_en.pdf
http://www.europa.eu.int./comm/enterprise

  1 Woodruff William, Modern Dünya Tarihi, s.175, Aralık 2006, İstanbul
  2 Sander Oral, Siyasi Tarih İlkçağlardan 1918 e, s.208, Ekim 2006,   Ankara
  3 Sander Oral, Siyasi Tarih İlkçağlardan 1918 e, s.209, Ekim 2006,   Ankara
  4 Dedeoğlu Beril, Dünden Bugüne Avrupa Birliği, s.19-33, Ekim 2003,  İstanbul
  5 Uçarol Rıfat, Siyasi Tarih (1789-2001), s. 828, Kasım 2006, İstanbul
  6 Dedeoğlu Beril, Dünden Bugüne Avrupa Birliği, s.48, Ekim 2003,   İstanbul
  7 Dedeoğlu Beril, Dünden Bugüne Avrupa Birliği, s.51, Ekim 2003,   İstanbul
  8 Dedeoğlu Beril, Dünden Bugüne Avrupa Birliği, s.250, Ekim 2003,   İstanbul
  9 Dedeoğlu Beril, Dünden Bugüne Avrupa Birliği, s.247, Ekim 2003,   İstanbul
10 Avrupa topluluğu komisyonu enformasyon temsilciliği, Avrupa topluluğu  Nedir?, s.95, Ankara
11 Schmahl Maık&Koch Martın, Avrupa Birliği nin Girişimcilik Politikası  ve Türkiye nin uyumu Sanayi Politikası ve Kobiler, s.9, Haziran 2001,  İstanbul, İktisadi Kalkınma Vakfı Yayınları. Daha fazla bilgi için   http://www.europa.eu.int./comm/enterprise 
12 Schmahl Maık&Koch Martın, Avrupa Birliği nin Girişimcilik Politikası  ve Türkiye nin uyumu Sanayi Politikası ve Kobiler, s.12, Haziran   2001, İstanbul, İktisadi Kalkınma Vakfı Yayınları. Daha fazla bilgi   için http://www.europa.eu.int./comm/enterprise
13 Ülger İrfan Kaya, Avrupa Birliği nin ABC si, s.84, Kasım 2005, İstanbul
14 TÜSİAD, Lizbon Avrupa Konseyi AB Başkanlar Konseyi Belgesi23- 24 Mart 2000, Ocak 2003
15 Tanrısever Nazlı Hezar, Avrupa Birliğinde Girişimciliğin Teşvik   Edilmesi İçin İzlenen Politikalar ve Türkiye deki Politikaların Avrupa  Birliği Uygulamalarına Uyumu, s.14, Mayıs 2004, Ankara
16 Dedeoğlu Beril, Dünden Bugüne Avrupa Birliği, s.253, Ekim 2003,   İstanbul 
17 Kurucu Anlaşmanın 81. ve 82. maddelerinin rekabet hukuku alanında  uygulamalarını düzenleyen 16 aralık 2002 tarih ve 1/2003 sayılı   konsey tüzüğü 
18 Topluluğun Kurucu Anlaşmasındaki 85. ve 86. md. lerin    modernizasyonuna dair basılan yayın ( EC treaty of May 1999, O.J.  1999, C 132/1)   
19 21.02.2001 tarihinde Niza Anlaşması ile verilen son hal kastedilmektedir.
20 Kurucu anlaşmanın 85. ve 86. maddelerinin uygulanmasını düzenleyen  06. 02. 1962 tarihli 17/62 sayılı tüzük
21 Komisyonun şimdiye kadar olan kararları ve ATAD kararları ile paralel  bir düzenlemedir.
22 Bu sayede işletmeler sistemden kaynaklanan bürokratik ve mali   yükten de kurtulacaktır. özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin bu  konuda ciddi bir tasarruf yapması söz konusudur. 
23 Ulusal mahkeme kararlarının tanınması 44/2001 sayılı konsey kararı  ile güvence altına alınmıştır.
24 83/I. maddeye göre 81. ve 82. maddelerin uygulanmasındaki yetki   karmaşası en nihai olarak komisyonun önerisi, parlamentonun görüşü  alındıktan sonra, konsey tarafından çıkarılacak tüzük ve yönergelerle  engellenir.
25 Sistemin iyi işleyebilmesi için otoriteler arası görev dağılımı, işbirliği,  karşılıklı danışma, bilgi ve belgelerin paylaşımı düzenlenmesi    zorunluluğu vardır. (md. 11)
26 T.C. Başbakanlık DTM AB Genel Müd., Avrupa Birliği nde Üretim ve  Hizmet sektörleri, s.195, Ekim 2003, Ankara
27 Uysal Taylan, Avrupa Birliği ve Türkiye de Devlet Yardımları, s.30,   Ağustos 2005, İstanbul, İktisadi Kalkınma Vakfı Yayınları.
28 Tanrısever Nazlı Hezar, Avrupa Birliğinde Girişimciliğin Teşvik   Edilmesi İçin İzlenen Politikalar ve Türkiye deki Politikaların Avrupa  Birliği Uygulamalarına Uyumu, s.19, Mayıs 2004, Ankara
29 TÜSİAD, Lizbon Avrupa Konseyi AB Başkanlar Konseyi Belgesi23- 24 Mart 2000, Ocak 2003
30 Tanrısever Nazlı Hezar, Avrupa Birliğinde Girişimciliğin Teşvik   Edilmesi İçin İzlenen Politikalar ve Türkiye deki Politikaların Avrupa  Birliği Uygulamalarına Uyumu, s.22, Mayıs 2004, Ankara
31 Uysal Taylan, Avrupa Birliği ve Türkiye de Devlet Yardımları,   s.11- 12, Ağustos 2005, İstanbul, İktisadi Kalkınma Vakfı Yayınları.
32 http://europa.eu.int/comm/competition/state_aid/others/action_plan/
 saap_en.pdf

 

  İlgili Haberler

 

Beyaz eşya ana ve yan sanayi de FIRSATLAR
Beyaz eşya ana ve yan sanayi de FIRSATLAR
Beyaz eşya ana ve yan sanayi de FIRSATLAR
Beyaz eşya ana ve yan sanayi de FIRSATLAR
Geçmişle Hesaplaşmak… Salçalı Ekmek

  İlgili Yazılar

 

Yöneticilerin Duyguları
Yüzyılın En Büyük Ekonomi Savaşı: Çin ve Amerika
Şirketler Ritim Tutuyor
2011 Yılında Takım Tezgahı Sektörü
Enerji ve Sürdürülebilirlik
 

http://www.commercial-vehicles-turkey.com/?referer=Subcon

http://www.cnrsubconist.com/content/tr_index.asp








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi