Ünlü matematikçi ve fizikçi Arşimetin Bana bir dayanak noktası verin Dünyayı yerinden oynatayım. sözü yüzyıllardan beri dillerden düşmemiştir. Arşimet günümüzde yaşasaydı, bilişim teknolojisindeki gelişmeler nedeniyle küresel bir köye dönüşen dünyamıza bakarak cümlesinin sonunu ...Dünyayı evinize getireyim şeklinde bugüne uyarlardı diye düşünüyorum. Bilgi toplumuna dönüşümde en güçlü kaldıraç kuşkusuz internet ağ ortamı ve dayanak noktası da web ve internet erişimi için kullandığımız bilgisayarımız olmalı.
Lizbon Stratejisine göre, Avrupa topluluğu 2010 yılında dünyanın en rekabetçi dinamik, bilgi tabanlı ekonomisi haline gelmeyi amaçlamaktadır. İnternet ortamı ve web araçlarıyla, dünyanın küresel bir ağ toplumuna dönüşmesiyle, bilgi üretim ve dağıtımında da ciddi bir paradigma değişikliği yaşanmaktadır. Bu değişim, bilgi tabanlı ekonomi yanı sıra, yazının başlığında vurgulanan bilgi demokrasisi kavramını yeni yönetişim şekli olarak ortaya çıkarmaktadır. Burada demokrasi sözcüğünü bilgi toplumu penceresinden bakarak irdelemek uygun olacaktır. Abraham Lincoln, halkın iradesi ve yönetimi anlamına gelen demokrasi sözcüğünü Halkın, halk tarafından, halk için yönetimi şeklinde çok açık olarak tanımlamıştır. Katılımı, işbirliğini, güçbirliğini çağrıştıran bu tanım, Toplam Kalite Yönetimi felsefesinin temel özelliklerini de akla getirmektedir. Bu nedenle de Toplam Kalite Yönetimini kurumsal demokrasi olarak da tanımlamaktayız. Aynı şekilde bilgi yönetimi de benzer özellikler taşımaktadır.
21. yüzyılda ülkelerin zenginlikleri yalnızca para ya da doğal kaynaklarının zenginliği ile değil, aynı zamanda bilgi ve insan kaynaklarının zenginliği ile de ölçülmektedir. Bilginin üretimi, dağıtımı ve tüketimi süreçlerinde, hangi bilgi, nerede, nasıl ve kim tarafından sorularını sorduğumuzda çok daha demokratik bir ortamla karşılaşmaktayız. Artık bilgi üretiminde kurumsal araştırma geliştirme duvarları yıkılmış, birlikte üretmek (Co-creation) ortak anlayış şekline dönüşmüştür. Örneğin Linux işletim sistemi bu anlayışla ortak geliştirilmiştir. Vikipedi Özgür Ansiklopedi kullanıcılar tarafından sürekli geliştirilmektedir. Kuruluşlar rekabet gücünün anahtarı olarak yenişim (yenilikçilik) olgusunu görmekte ve açık yenişim yönetimini giderek daha çok benimsemektedir. Üretici ve tüketici kavramları bütünleşmektedir. Bilgi yönetimi, açık sistem yaklaşımıyla, toplum için toplum tarafından gerçekleştirilmektedir. Türkiyenin küreselleşen dünyada hakettiği yeri alması, bilgi ve iletişim teknolojilerinde yetkinleşmesine bağlıdır.
İnternet ve web ortamında bilgiye erişimin kolaylığı bilginin çok daha fazla kişiye ulaşmasını sağlamaktadır. Bilgiye erişimde özgürlük ve eşitlik, toplumlar arası, kültürler arası bir sınırlama getirmemektedir. Bilgi demokrasisi olarak adlandırabileceğimiz bu ortam, iş ve yaşam kalitemizi de önemli ölçüde etkilemektedir.
Bu yazıda önce Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) alanındaki hızlı gelişmelere kısaca değinerek, sayısal evrimin baş döndürücü hızından söz edeceğim. Küresel boyutta eğilim ve gelişmeleri özetledikten sonra, ülkemizdeki bilgi toplumuna dönüşüm çabaları üzerinde duracağım ve Türkiye e-dönüşümün neresindedir sorusunu yanıtlamaya çalışacağım. Öncelikle üretilen veri miktarının inanılmaz bir hızda artmaya devam ettiğini vurgulamak amacıyla, 2009 Haziran ayında sonuçları duyurulan bir çalışmadan söz etmek istiyorum. IDC (Internatonal Data Corporation) tarafından hazırlanan ve her yıl dünya çapında yaratılan ve kopyalanan sayısal bilgilerin miktarını ve çeşitlerini ölçen ve öngören bu araştırma, bu yıl finans krizine de atıf yaparak Ekonomi Daraldıkça, Sayısal Dünya Genişliyor başlığıyla yayınlanmıştır.
IDC raporuna göre, 2008 yılında sayısal evrende var olan toplam veri miktarının bir önceki yıla oranla yaklaşık 2 kat artış göstererek, 486.522 milyar GB`a, kişi başına düşen sayısal veri miktarı ise yaklaşık 90 GB`a ulaştı. 90 GB (Giga Byte) içerisine depolanabilecek bilgi miktarını kabaca algılayabilmek için, pdf dosyası şeklindeki 510 sayfalık bir elektronik ders kitabının büyüklüğünün yaklaşık 2 MB (Mega Byte) olduğunu belirtmek isterim. Demek ki kişi başına 4500 adet 500 sayfalık kitap düşmekte. Üretilen veri miktarı inanılmaz bir hızda artmaya devam etmekte. Sayısal evrenin her 18 ayda iki kat büyüyeceği öngörülmektedir. Aynı çalışmada, önümüzdeki 4 yılda 600 milyon insanın daha İnternet kullanıcısı olacağı belirtilmektedir. 2012 yılına gelindiğine, 850 milyon insanın İnternet üzerinden ürün ve hizmet satacağı ve satın alacağı, 2008`e oranla e-ticaretin iki katına çıkacağı tahmin edilmektedir. İnternet üzerinde ticaret 13 trilyon ABD Doları değerinde bir sektör olacağı ve ticaretin büyük kısmının firmadan firmaya ticaret şeklinde gerçekleşeceği öngörülmektedir.
Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin Evrimi
Dünya genelinde bilgisayar ağlarını ve kurumsal bilgisayar sistemlerini birbirine bağlayan iletişim ağı internetin kullanım yaygınlığı çok hızlı artmıştır. Örnek olarak radyo ve televizyonla kıyaslarsak, bulunuşundan 50 milyon kullanıcıya ulaşmak için geçen süre, radyo için 38 yıl, televizyon için 13 yıl iken, İnternet için sadece 5 yıldır. Türkiye internetle 1994 yılında tanışmıştır. Dünya Çapında Ağ (World Wide Web, kısaca www veya web), birbiriyle bağlantılı sayfaların görüntülenmesini internet üzerinde sağlayan hizmettir. Bugün ulaşılabilir verilerin boyutu, IDC raporunda belirtildiği gibi, interneti veri, enformasyon ve bilgi okyanusuna dönüştürmüştür.
Sayısal evrende, toplanan veriler işlenip enformasyona dönüştürülmekte ve daha sonra karar vericinin daha etkin ve verimli karar alabilmesi için bilgi olarak sunulmaktadır. Veri, enformasyon, bilgi dönüşümünde kullanılan veri ambarları ve veri madenciliği yazılımları giderek yaygınlaşmıştır.
Ortak veri tabanına dayalı olarak, kurumun tüm kaynaklarını ve iş süreçlerini yönetmekte kullanılan bilgisayar yazılım sistemi Kurumsal Kaynak Planlama (ERP - Enterprise resource planning), kapsam ve içerik olarak sürekli gelişmiştir. Başlangıçta Malzeme Gereksinim Planı (MRP) olarak bilinen, daha sonra İmalat Kaynak Planlama (MRPII) olarak genişleyen bu yazılımlar, Tedarik Zinciri Yönetimi (Satınalma, İmalat, Dağıtım), Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM), Sipariş Süreci Yönetimi, İnsan Kaynakları Yönetimi gibi her alanda karar destek altyapısını oluşturmaktadır. Bilgi hizmetleri daha hızlı, daha kaliteli ve daha ucuz sunulmakta, rekabet gücü çıtası sürekli yükselmektedir.
Teknolojik evrim sarkacı, 1990lı yıllarda güçlü ana bilgisayarlardan kişisel bilgisayarlara doğru yönlenmişti. Böylece hesaplama gücü büyük sistemlerden giderek masaüstü bilgisayarlara kaymıştı. Bugün ise İnternet erişim hızının yükselmesiyle birlikte, bilgi ve hizmetlerin kişisel bilgisayarlar yerine İnternet sunucularında tutulması giderek yaygınlaşan akımlardan biri. Hatta bu akımı temsil eden bulut bilişim (cloud computing) teriminden çok söz edilmekte. Çizilen şekillerde İnternetin bulut şeklinde gösterilmesinden esinlenerek geliştirilen Bulut Bilişim kavramı, altyapı, platform ya da yazılım hizmetlerinin İnternet üzerinden sunulması anlamına gelmektedir.
Teknolojik evrim sarkacı artık yön değiştirmiş ve geriye salınmaktadır. Bulut bilişim, verilerin yerel bilgisayarlar üzerinde işlenmesi yerine, dev boyutlarda veri depolama ve işleme kapasiteleri olan merkezleri kullanarak İnternet üzerinden işlenmesi mantığıdır.
Bulut bilişimde sunulan bilgisayar hizmetini geleneksel sunuştan farklı kılan üç temel özellik, esnek yapı, talebe dayalı satış ve hizmet sunum şeklidir. Esnek yapı derken, kullanıcının zamandan ve yerden bağımsız olarak, gereksinim duyduğu kadar hizmeti güvenli ve hızlı bir şekilde istediği zaman alabilmesi anlaşılmaktadır. Talebe dayalı satış ise, elektrik, su, havagazı kullanımında olduğu gibi kullanım miktarına göre belirli miktar dakika veya saat şeklinde ücretlendirebilme yapılabilmesidir. Hizmet tamamıyla sunucu tarafından sağlanmakta ve yönetilmektedir. Hizmet alan müşterinin kişisel bilgisayarı ve İnternet erişimi olması yeterlidir. Bu durumda elimizdeki bilgisayarın kapasitesinin ne olduğunun önemi kalmıyor.
Ülkemizde Bilgi Toplumuna Dönüşüm Çabaları
Tüm dünyada gözlenen gelişmelere paralel olarak, ülkemizde de Bilgi toplumuna dönüşüm çabaları, 1990lı yıllarda başlayarak giderek hız kazanmıştır. Ülkemizde bilgi toplumuna geçiş amacıyla yapılan çalışmalar, hazırlanan rapor ve araştırmalar arasında
• Bilişim ve Ekonomik Modernizasyon Raporu (Türkiye ile Dünya Bankası işbirliği, 1993)
• TUENA, Türkiye Ulusal Enformasyon Altyapısı Anaplanı (Ulaştırma Bakanlığı ve TÜBİTAK, 1999)
• e-Ticaret Koordinasyon Kurulu (Dış Ticaret Müsteşarlığı, 1998-2002)
• KamuNET eylem planı (Başbakanlık, 1998-2002)
• e-Türkiye Girişimi (2001)
sayılabilir. 2003 yılı Mart ayında DPT bünyesinde kurulan Bilgi Toplumu Dairesi (BTD), e-Dönüşüm Türkiye Projesi çerçevesinde bilgi toplumuna dönüşüm stratejilerini belirlemek, BİT yatırımlarında eşgüdümü sağlamakla görevlidir.
Projede yer alan 8 adet çalışma grubu, Milli Eğitim Bakanlığında Eğitim ve İnsan Kaynakları, Ulaştırma Bakanlığında Teknik Altyapı ve Bilgi Güvenliği, Adalet Bakanlığında Yasal Altyapı, Devlet Planlama Teşkilatında e-Devlet, Dış Ticaret Müsteşarlığında e-Ticaret, Türk Standardları Enstitüsü Başkanlığında Standartlar, Sağlık Bakanlığında e-Sağlık ve Türkiye Bilişim Derneğinde İzleme Çalışma Grubu şeklindedir.
Türkiye e-devlet uygulamalarında büyük çaplı ilerlemeler kaydetmiş, ölçülebilir nitelikte önemli kazanımlar elde etmiştir. Başlıca e-Devlet Proje ve Uygulamaları arasında, Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS), Kimlik Paylaşım Sistemi, Vergi Daireleri Otomasyonu Projesi (VEDOP I-II), Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP), Gümrük İdaresinin Modernizasyonu Projesi (GİMOP), Polis Bilgi Ağı (POLNET), Saymanlık Otomasyon Sistemi (Say2000i), e-Bildirge ve Başbakanlık Mevzuat Bilgi Sistemi sayılabilir. E-Devlet hizmetlerinin bütünleşik bir yapıda sunulması amacıyla, 18 Aralık 2008 tarihinde faaliyete geçirilen e-Devlet Ana Kapısı tekrarlardan kurtulup, kaynak israfının önlenmesi için önemli bir adımdır.
Mükemmelliğin temel kavramları ve iyi yönetişim ilkeleri, bilgi toplumu olma yolundaki çalışmaların özünde yer almaktadır. Sonuçlara yönlendirme ilkesini hatırlayalım. Mükemmel kuruluşlar tüm paydaşlarını memnun edecek iş sonuçlarını elde etmeye çalışmaktadır. Aynı şekilde, bilgiye dayalı, dinamik ve rekabetçi bir topluma dönüşebilmek amacıyla yürütülen tüm çalışmalarda da, öncelikle değer yaratabilmek ve toplumsal refahı yükseltebilmek vardır. Müşteri odaklılık dediğimizde, yurttaşlara daha kaliteli ve daha hızlı kamu hizmeti sunabilmek akla gelmektedir. Liderlik ve amacın tutarlılığı kavramı çerçevesinde, yön belirleyici, vizyoner ve tutarlı liderlik, söz konusu değişimi dönüşümü sağlamanın ön koşuludur.
Bilgi ve iletişim teknolojilerinin desteği, doğal olarak süreçler ve verilerle yönetimin etkinliğini artırır. Böylece iş süreçlerini daha yalın bir şekilde yeniden yapılandırmak, oluşturulacak bütünleşik yapıyla kaynak israfını önlemek ve karar alma mekanizmalarını daha etkin ve verimli kılmak amaçlanmaktadır.
Bilgi toplumu olma yolunda atılan adımlarda, yukarıda belirtilen kavramlar yanı sıra, çalışanların geliştirilmesi ve katılımı, sürekli öğrenme, yenişim ve iyileştirme, işbirliklerinin geliştirilmesi ve kurumsal sosyal sorumluluk yön belirleyici olmuş ve pusula görevi görmüştür.
Gerçekleştirilen projeler, iyi yönetişim ilkeleri çerçevesinde kamu yönetiminin, katılımcı, saydam ve hesap verebilir hale getirilmesine katkıda bulunmuştur. Bu ilkeler ışığında hazırlanan yasal zemin ve kamunun düzenleyici rolü, özel sektör için de yol gösterir niteliktedir.
Türkiye e-dönüşümün neresindedir?
Bu soruyu yanıtlarken, uluslararası karşılaştırmalara bakmak yerinde olacaktır. Dünya Ekonomik Forumunun INSEAD İşletme Okulu ile birlikte hazırladığı Küresel Bilgi Teknolojileri Raporu 2008-2009, 134 ülkenin bilgi teknolojileri alanındaki rekabet edebilirliğini ortaya koyan bir sıralama vermektedir. Ülkelerin bilgi toplumuna geçişteki hazırlıkları ve bu konudaki çeşitli göstergeleri dikkate alarak yapılan sıralamada, teknik altyapı göstergeleri yanı sıra, teknoloji üretme yetenekleri, insan sermayesi, hizmetlerin sunumu ve geliştirilmesindeki durum, yasal düzenlemeler gibi pek çok ölçüt değerlendirilmektedir.
Ağ hazırlık indeksine göre ülkemizin sıralamadaki yeri 2003-2009 yılları için Tabloda yansıtılmıştır. Son raporda Türkiye, bir önceki sıralamaya göre 55. sıradan altı sıra gerileyerek 61. sırada yer almıştır. Puanı ise 2007-2008 raporunda 3.96 iken, 2008-2009 raporunda 0.05 eksilerek 3.91 olmuştur. İlk beş ülkenin sıralamasına göz atarsak, zirvede olmalarına rağmen bu ülkeler puanlarını yükseltmeye devam etmektedir. Bu ülkeler sırasıyla Danimarka (5.85, 0.07), İsveç (5.84, 0.12), ABD (5.68, 0.15), Singapur (5.67, 0.18), İsviçre (5.58, 0.09) şeklindedir. Parantez içindeki sayılar, son rapordaki puanlar ve bir önceki yıla göre puan artışını göstermektedir. Çevre, hazır olma ve uygulama şeklinde üç altendeks ve her birinde de üç boyut olan de, sıralamada en geri olunan altendeks, 69. olarak görülen hazır olmadır. Söz konusu raporda BİTe erişim, eğitim kalitesi, BİT yayılımında kamunun vizyonu ve önderliği gibi ölçütler gelişmeye açık alanlar olarak sıralanmıştır. Özellikle kamunun hazır olma göstergesi 87. sırayla en zayıf noktadır. Özetle Türkiyenin bilgi toplumuna hazırlıkta daha çok çaba harcaması kaçınılmazdır.

Economist dergisinin istihbarat birimi (EIU- Economist Intelligence Unit) tarafından IBM firmasının işbirliğiyle her yıl hazırlanan e-Readiness sıralama raporu Haziran 2009da yayınlanmıştır. Bu rapor da benzer şekilde, ülkelerin bilgi ve iletişim teknolojilerini sosyal ve ekonomik faydaya dönüştürme yetkinliklerini ölçmektedir. Kullanılan , 6 temel kategoride, 38 gösterge ve 81 altgöstergeye dayanmaktadır. Temel kategoriler ve yüzdesel ağırlıkları, Bağlantı ve Teknolojik Altyapı (%20), İş Ortamı (%15), Sosyal ve Kültürel Ortam (%15), Yasal Ortam (%10), Kamu Politikaları ve Vizyonu (%15), Tüketici ve İş Dünyasının BİT Kullanımı (%25) şeklindedir. 70 ülkenin değerlendirildiği ve Danimarkanın ilk sırada yer aldığı 2009 sıralamasında. Türkiye bir önceki yıl olduğu gibi 43üncü sıradadır. Genel sıralamada 10 üzerinden 5.34 puan alan Türkiye, Bağlantıda 4,85, İş Ortamında 5.94, Sosyal ve Kültürel Ortamda 5.93, Yasal Ortamda 5.45, Kamu Politikaları ve Vizyonunda 5.35, Tüketici ve İş Dünyasının BİT Kullanımında 4.98 puan almıştır.
Türkiyede Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde Bilgi Edinme Hakkı Yasası ve Elektronik İmza Yasası gibi bilgi toplumu olma yolunda önemli yasal düzenlemeler yapılmıştır. 24 Nisan 2004 tarihinde yürürlüğe giren Bilgi Edinme Hakkı Yasası ile Türkiyenin çağdaşlaşması için, Devlet Yönetiminde çok önemli bir anlayış değişikliğinin yasal zemini oluşturulmuştur. Yasada amaç; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir diye belirtilmiştir. Devlet yönetiminde saydamlığın ve hesap verilebilirliğin başlangıcı olacak bu yasanın başarılı bir biçimde uygulanması, kuşkusuz kamu çalışanlarında bu yasanın ruhuna uygun bir kültürel dönüşümün gerçekleştirilmesine bağlıdır. Diğer taraftan ülkemiz tam bir tezatlar ülkesi. Bir taraftan bilgi edinme, elektronik imza gibi son derece çağdaş yasaları hayata geçirirken, son aylarda İnternet deyince akla ilk gelen artık yasak ve engellemeler olmakta. 23 Kasım 2007den, 11 Mayıs 2009a kadar geçen sürede kapatılan site sayısı 2601.
Bir tepki ve yasaklama yasası olan 5651 nolu yasa aşırı korumacı bir anlayış getirmektedir. Yanlış bilgi içeren ve bizim için zararlı içeriği olan bir kitap veya yazı yüzünden tüm kütüphaneyi yasaklamaya benzemektedir. Sanki pire için yorgan yakmaktır. Yasakçı refleksten kurtulup, katılım ve saydamlık temelinde, ifade özgürlüğünü esas alan, uzun vadeli ülke çıkarlarını gözeten daha sağlam temelli süreçler devreye alınmalıdır.
Bugün İnternet çağdaş yaşamın doğal bir parçası haline gelmiş, ve yaşam kalitemizi köklü olarak değiştirmeye başlamıştır. Yazının başında belirttiğimiz gibi İnternet, Bilgi Toplumunun altyapısı ve kaldıracıdır. Bilgi demokrasisinin özgürlük ve eşitlik ilkelerine dayalı olarak, yurttaş odaklı bir yapıdır. Bireyi özgürleştirir, toplumu güçlendirir. Internet bir yaşam tarzı olarak benimsenmelidir.