Kurumsallaşma, ISO 9001 ve sistem kurma çalışmalarını sürdürürken, bunların yanında da profesyonel yönetici ile çalışma fikri doğdu. Bu çalışma süreci de tabii ki yine kolay olmadı. Şirketimizde bazı yapılar kurulmuştu fakat uygulama kısmında hep sorunlarımız vardı. Aile şirketlerinde en önemli gereklilik, PROFESYONEL YÖNETİCİ ile çalışmak ve bu sayede sistemi ikinci kuşağa aktarmaktır. Bu konudaki planlar keyifle geliştirildi. Fakat aksiyon kısmında karşılaşılan sorunlar vardı.
Profesyonel yönetici ile çalışma fikri bizde 5 yıl önce başladı.
Genel Müdürlük için başvuru yapan birinin öz geçmişini anneme verdim ve incelemesini istedim. Bir iki gün sonra, biri karşılama bölümünde oturuyordu. Her zaman çok misafirperver olduğum halde beklemediğim için pek ilgilenme gereği duymadım. Bir saat sonra annem yanıma geldi ve bu kişiyi şirketimizin Genel Müdürü olarak benimle tanıştırdı. Benim kafamda değişime ve yeniliklere hep direnç gösteren annemin, birini Genel Müdür olarak işe alması beni çok şaşırtmıştı. Bu kişi bize yönetim ile ilgili sistemi kuracaktı. Yetki ve sorumlulukları belirleyecek, şirketin büyümesi ve karlılığın artması için çalışacaktı. Bu sistem, işlerimizin daha düzenli gitmesi, elemanların daha verimli çalışması, insan kaynağına yatırım ve iletişimin geliştirilmesi açısından çok önemliydi. En baştaki amacımızın ne olduğunu hepimiz çok iyi biliyorduk. Şirketimize daha fazla kazandırmak ve çalışanlarımızı daha mutlu kılacak şekilde yönetmekti.
Genel Müdürümüzün ilk günü tanışma ve şirket yapısını kavramak ile geçti. Her iki taraf için de ilk izlenim çok güzeldi. Herkes coşkulu ve keyifliydi. Başarılı işler çıkarmak için izlenen bütün yollar hemen hemen hazırdı ve iş sadece uygulamaya kalıyordu. Geliştirilecek kurallar ve planlar çok doğru ve etkiliydi. Eksiklikler zaten gözle görünüyor ve şirketi daha verimli bir hale getirmek için bütün yaratıcı fikirler sergileniyordu. Gerçekleştiğinde ise, iş angarya olmaktan çıkıp, zahmetsiz ve çok üretken bir hal alıyordu.
Benim için ailem tarafımdan konumlandırılmış Pembe Çantalı Kız imajı tabi ki Genel Müdürümüz tarafından da pek kısa süre içinde fark edildi. Aile şirketlerinde sistem kurmanın ne kadar zor olduğunu ve yaşadığım sorunları kısa kısa anlatmaya çalışsam bile, ikinci kuşak olarak deneyimsiz görüldüğümden dolayı pek dikkate alınmıyordum.
Genel Müdürümüz her gün toplantılar düzenliyor ve raporlamalar yapıyordu. Bizim için pek alışılmamış bir düzendi. Annemin kendi yaptığı işlerin başkası tarafından rafa kaldırılması ya da değiştirilip düzenlenmesi Genel Müdür ile aralarında sürtüşme yaratıyordu. (bu değişimler Genel Müdürün emri ile olsa bile) Yeni bir düzene alışmak hepimiz tarafından zor oluyordu. Bu çekişmeler, durumu daha da zorlaştırıyordu. Örneğin, annemin yıllar boyu kullanmış olduğu düzenin bozulması, annem açısından moral bozukluğu yaratıyor ve genellikle Genel Müdürümüze müdahalelerde bulunuyordu. Kendi dişi ve tırnağıyla kurduğu şirketinin başkaları tarafından yönetilmesi fikrine pek alışamamıştı.
Annemin kurduğu iş çocuğu gibi, o yüzden de nasıl insan çocuğunu başkasına emanet etmekte zorlanıyorsa, şirket içinde aynı şey geçerli oluyor. Bu yüzden kurum sahipleri genellikle kendilerini daha deneyimli, bilgili, zeki ve işi daha fazla biliyor gördüklerinden kendilerini aşan yöneticilerle çalışmakta güçlük çekerler. Raporlara, eğitime ve iş bölümlerine duyarlı olmayıp sadece üretim ve satıştan zevk aldıklarından sistemin tamamını görmekte zorlanırlar.
Birlikte çalıştığımız kimselere kendilerine güven duymada yardımcı olabilmek ve bu inancı destekleyecek bir ortam yaratabilmek için kısacası, onların daha yararlı fikirler üretmesini nasıl sağlayacağımız konusunda düşünmemiz gerekir.
İşi, profesyonel iş deneyimi olan birinin önerdiği şekilde yapma fikrine direnirsek, bu fikrin başarıya ulaşıp ulaşamayacağını asla bilemeyiz. Başarısız olduğumuzda da bunun farkına bile varamayız. Her işi kendi bilgimiz dahilinde yaparsak sonuç ne olursa olsun, verimlilik açısından işe yaramayacaktır.
Genellikle, aile şirketlerinde, patronlar kendi işlerini kendileri yaparlar. Kalifiye eleman çalıştırmak ve departmanlar yaratmanın çok anlamsız olduğunu düşündükleri için de fikirlerle dolup taşan insanlara güvenmezler. Fakat, birlikte çalıştığımız insanların kendilerinin yararlı ve verimli olduğuna inanmalarına yardımcı olmalıyız ki şirketimiz daha üretken bir hale gelsin. Eğer inanmazlar ise, asla başarı noktasına gelemeyiz. Yetki ve sorumlulukların belirlenmesi, işlerin kurallara göre yürütülmesi, organizasyon ve görev tanımların oluşması şirketin başarısını arttırır. Bir şirketin başarısı o şirkette çalışan bize güvenen ve keyifle işini üreten kişilere bağlıdır. Böylece, biz farkına varmadan başarı çıtamız yükselir.
Bu durumda ikinci kuşağın görevi ise, kapıları açmak ve yeni yollar bulmaktır. İsteğimiz canlı ve coşkulu bir vizyon yaratabilmektir. Önem verdiğimiz şirketimiz hem çalışanlar tarafından benimsenir hem de çalışanlarımızın memnun edici sonuçlar gördükleri zaman şirketi önemsediklerini biliriz. Zaman geçtikte başarılar ardı ardına gelir, ardından da övgüler gelir.
Fark ettim ki, profesyonel yöneticinin geliştirmiş olduğu yönetim sistemi ile şirketin başarısı artarak, bu sayede, annem ve babam kurumsallaşma temellerinin daha da sağlamlaşması için çaba gösteriyor.
Görüyorum ki, şirket sahipleri gönüllü olduğu zaman, kurumsallaşma hız kazanıyor ve şirketin sürdürülebilirliği artıyor. Böylece, işletmenin kurum değeri artıp, ikinci kuşağın şirketi devir alması sorunsuz bir hale geliyor.
Yeni fikirler ve deneyimlerim ile farkındalığı artırmaya devam edeceğim.