|
|
|
 |
 |
|
DeÄŸiÅŸim Åžart |
 |
Evet; zaman, insanın her şeye alışmasına vesile oluyor. Şu an dünya ve Türkiye ekonomisinde yaşanan problemler hallolmuş gibi bir hava sürüyor ülkemizde. Maalesef toplum olarak problemlerin kökten çözümü yönünde değil, problemlerin çözümünü öteleme yönünde tavır sergiliyoruz. Gerek bireyler, gerekse şirketler müstakil düşünceleriyle kendi günlük öncelikleri doğrultusunda hareket ettiklerinden, aynı amaç üzerinde olan birey veya topluluklara verdikleri zararın farkında olamamaktadırlar. Örnek verecek olursak herkesin bildiği pastane örneği… Hiç pastane bulunmayan bir caddeye bir tane açılır ve güzel kazanır. Bundan iştahlanan bir başkası ikinci pastaneyi açar, karlılık yarıya düşer; ancak bir üçüncüsü de açılınca karlılık tamamen biter ve üç pastane de kapanmanın eşiğine gelir. Tüm riskleri üzerinde taşıyan yardımcı sanayinin, gelişmiş dünya ülkeleriyle kıyaslandığında Türkiye’de gördüğü destek ve değer çok azdır. Bunun temel sebebi maliyet muhasebesinin firmalarımızda tam işler hale getirilmeden sürekli büyüme çabasının var olması, bu büyüme sürecinin de çoğu zaman maliyeti çok yüksek parayla yapılmış olması ve gereksinim duyulmayan yerlere atıl yatırımların gerçekleştirilmiş olmasıdır. Yardımcı sanayiyi Türkiye’de her alanda daha karlı ve daha değerli hale getirebilmek için gerekli olanlar; öncelikle ortak vizyon belirlemek, ortak hareket etmek, otomasyona yatırım yapmak, ihracatı artırmak, kaliteden taviz vermemek ve en önemlisi maliyeti çok düşük parayla müşteri seçebilir duruma gelebilmektir. İstişare mekanizmasının işletmelerde oturtulup hatta hayatın 2 kişinin bir araya geldiği sürecinde dahi uygulanır hale getirilmesi elzem olmuştur. Aynı pastayı paylaşan insanların yanındakinin dilimine göz dikmesi yerine, paylaşıma adap kurallarına uygun davranan kişilerin devamlılığını tercih edip sürekli pastadan kararınca yiyebilme çabası taşınmalıdır. Bilgiyi ve işi paylaşmak yeni vizyon, yeni müşteri, yeni bilgi ve itibar getirir. Birey bazında örnekleyecek olursak, paylaşımcı birey hızlı yol alır ve gerektiğinde yardıma hızlı ulaşır. Konuyu kurumsal örnekleyecek olursak, mevcut sistemde büyük şirketler hep paylaşmayı bilenlerdir. Her sıkıntı, sonunda bir ferahlık verir ancak önemli olan sıkıntının niye yaşandığını ve yaşanırken nelerin bize ciddi zararlar verdiğini iyi analiz edip, ilerideki süreçte aynı sıkıntıyı yaşama olasılığını minimumda tutmak bilincidir. Bu zamana kadar sürekli sıkıntının arkasından gelen ferahlığı, sıkıntının bitişi olarak gördü çoğumuz. Halbuki ağrı yapan bir tümörde, ağrı geçince veya hafifleyince tümörün varlığını inkar etmek abesle iştigal etmektir ve ileride ağrı hissedildiğinde daha şiddetli hatta ölümcül olur. Artık değişim zamanı geldi, krizin geçmesini çaresizce beklemek yerine, kriz öncesi yapılan hataları iyi analiz edip kökten değişim sürecine girmek gerekmektedir. |
| |
|
İlgili
Haberler |
|
|
 |
|
|
|
İlgili
Yazılar |
|
|
 |
|
|
|
|
|
|