Engin ERTAM
ISTNVEST - Asset Management Director
Oldukça hareketli bir seneyi daha geride bırakırken, finansal piyasalar açısından, 2009 gibi 2010un da verimli bir yıl olarak tarihe geçtiğini söylemek gerekiyor. Ana senaryomuzda hep öne çıkardığımız Gelişmekte Olan Piyasalar genel olarak yeni yükseklerde veya yakınlarında kapanış gerçekleştirirken, ABD güçlü bir yılı geride bıraktı. 2008 başlarındaki seviyeler ABDde tekrar test edilirken, Avrupada sadece Almanya piyasalarında güçlü bir yapıyı gözlemledik. Avrupanın kendi içinde ciddi ekonomik farklılıklar artık iyice belirginleşmiş oldu. Yunanistan ve İrlandanın ardından 2011de bütün gözler; belki de sırasıyla Portekiz, Belçika ve biraz da İspanyaya çevrilecek. 1980 ve 2000 yılları arasında yaşanan devasa kredi genişleme sürecinin getirdiği borçluluk seviyeleri dünden bugüne azalacak durumda değil.
Ekonomik olarak bu sıkıntılar son 2 yıldır konuşulmasına rağmen, piyasalar tam tersini yapıp güçlü sürecine devam ettiler. Bu farklılıkları yatırımcıların iyi ayrıştırması gerekiyor, çünkü piyasalar her zaman kendi dinamikleri içinde hareket etme eğiliminde oluyor.
2011de dünyadaki mevcut faiz ortamında fazla bir değişiklik beklemiyoruz. Gelişmiş ekonomiler sabit faizleri sürdürürken, gelişmekte olan ülkelerde enflasyonist baskılardan dolayı çok büyük oranlarda olmasa da faiz artışları gündeme gelebilir.
Dünyada hisse senedi piyasasına baktığımızda, 2011e girerken son 2 yılda olduğu gibi bu sene de bir korku ve güvensizlik havasının hakim olduğunu düşünüyoruz. Küresel bir piyasa dışı çatışma olmadığı sürece, 2011i de bir kriz yılı olarak görmüyoruz, 2012de bu riskin çok daha büyük olduğunu şimdiden söyleyebiliriz. 2008deki gibi küresel çöküşle ortaya çıkan enerjinin tekrar birikmesini 2-3 sene içerisinde olası görmediğimizden, 2011in hala fırsatlarla dolu bir sene olacağına inanıyoruz.
2011in Türkiyede mevcut bütün soğutmalara rağmen kredi genişlemesinin artan hızıyla devam edeceği bir yıl olacağını ve iç talebin gücünü koruyarak, yılın yine güçlü bir büyümeyle kapanmasını bekliyoruz.
ABD 10 yıllıkları ile 3 aylıkları arasında aralık hala çok yüksek boyutta olduğundan, 2011de küresel bir resesyonun oldukça uzağında olacağız. ABDde Teknoloji ve Materyal sektörünün yine iyi bir yıl geçireceğini öngörmekteyiz, zira bu sektörler önemli oranda gelirlerini ülke dışından sağlamaktadır. Mal piyasalarının da dalgalı olmakla beraber güçlü bir yılı daha geride bırakmasını beklerken, genel olarak doların diğer para birimleri karşısında (özellikle Avustralya Doları, Kanada Doları, Japon Yeni ve İsviçre Frangı) zayıflık sergileyeceğini öngörüyoruz.
Türkiyede ise faizler artık tarihi diplerde, yatırımcı hiç olmadığı kadar şaşkın bir durumda… Her ne kadar yazılarımıza başladığımızdan beri Türkiyede hisse senetlerinin uzun vadeli bir perspektifle portföylerinde bir miktar yer almasını vurgulamaya çalıştıksa da, yerli yatırımcıların 2010 da hisse senedinden uzak durduğunu gözlemledik. 2011de hisse senedi katılımcılığında oldukça büyük bir hareketliliğin gözlemleneceğini düşünmekteyiz, ancak bu noktada yatırımcılara her zaman olduğu gibi uzmanlara danışmayı ihmal etmemelerini öneriyoruz.
Mevcut faiz ortamında ve Merkez bankası politikaları düşünüldüğünde TLnin Dolar karşısında fazlaca güçlenme ihtimali düşmüştür; dolar için 1,50 ile 1,55 arası bir ortalama kuvvetle muhtemel olacaktır.