Türkiyenin amortisör ve kompresör valflerinde uzman kuruluşu olan ve 3500 çeşit parça üreten ve cirosunun %85ini ihracattan gerçekleştiren Valfsan Dış Tic. Koll. Şti. Genel Müdürü ve BEYSAD Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Yeloğlu, farklı sektörlere iş yapmalarının kriz döneminde risklerini azalttığını belirtti.
SUBCONTURKEY: Sizi tanıyabilir miyiz?
Orhan Yeloğlu: 1949 doğumluyum. Orta Doğu Teknik Üniversitesi mezunuyum. Metalurji Yüksek Mühendisiyim. Beş sene İstanbulda Toz Metal firmasında, fabrika müdürlüğü yaptım. 1978 yılında Maysana geçtim ve 1990 yılında da Maysandan ayrılıp tamamen kendi firmamız için çalışmaya başladım.
SUBCONTURKEY: Valfsanın kuruluşu ve iş yaptığı firmalar hakkında bilgi verir misiniz?
Orhan Yeloğlu: Valfsan, 1983 yılında kurulan iki ortaklı bir şirkettir. Şirketimiz iki ortak ve iki çalışan olmak üzere toplam dört kişiyle Yenibosna Doğu Sanayi Sitesinde üretime başladı. Şirketimizin kuruluşundan önce ortağımla komşu olarak tanışmıştık ve ailecek görüşüyorduk. Kendisi Koç Grubunun Topkapıdaki TEE fabrikasında çalışıyordu ve oradan yeni emekli olmuştu. Ben de Maysan amartisör fabrikasının genel müdürüydüm. 12 sene boyunca Maysanda genel müdürlük görevini yürüttüm. Şu anda ürettiğimiz bir çok hassas ürün o zamanlar ülkemize ithal ediliyordu. Bu ürünleri üretebilir miyiz diye uzun süre tartıştık, araştırdık ve sonunda üretebilecek bilgi birikimimiz ve becerimiz olduğunu görerek bir araya gelip çalışmaya başladık ve bugün 120 çalışanıyla 8 milyon dolar ciro yapan ve bu cironun %85ini ihracattan gerçekleştiren bir firma konumuna geldik. 3500 çeşit parça üretimimiz var. Baştan sona kadar mamulün imalatı için gerekli bütün aşamalar bünyemizde yapılıyor. Üretim ve ihracat için gerekli olan tüm kalite sertifikalarımız var, otomotiv sektörünün zorunlu kıldığı ISO 16949 sertifikamız dahi mevcut. İş yaptığımız firmalar alanında dünya devleridir. Amortisör konusunda Monroe, Bilstein, ZF Sachs gibi, firmalara ürün veriyoruz.
Beyaz eşya sektöründe ise Türkiyede Arçelike iş yapıyoruz. Ticari soğutma ünitelerinde dünya devi olan Copelana ciddi oranda parça veriyoruz. Avrupanın en büyük soğutma kompresörü üreticisi Bitzere parça veriyoruz. Yine Avrupanın sayılı soğutma kompresörü yapan iki İtalyan firmasına parça veriyoruz. Hitap ettiğimiz firmaların hepsi konusunda uzman, bilinen, tanınan firmalardır.
SUBCONTURKEY: Tuzla Deri Serbest Bölgede üretim yapıyorsunuz. Serbest bölgede olmanızın ve Kollektif şirket kurmanızın avantajları nelerdir?
Orhan Yeloğlu: Serbest bölge özellikle ihracat yapan üretici firmalar için ideal bir lokasyon. Hammadde ithalatında hiçbir sınırlama ve KDV yoktur. Dünyanın istediğiniz yerinden istediğiniz hammaddeyi buraya getirebilirsiniz. Makine konusunda da tamamen serbesttir. Türkiyeye ikinci el makine girişi problemlidir. Serbest bölgeye girişlerde böyle bir problem yoktur. Serbest bölgenin amacı, İhracat yapabilecek istihdam sağlayan firmalara vergi muafiyetleri sağlayarak, sermaye birikimi sağlayıp firmaları rekabet edebilir duruma getirmektir. Türkiyede maalesef bazı firmalarca sadece vergiden kurtarmak için ithalat amaçlı kullanılmış ama bugün değişiyor. Devlet bunu değiştiriyor, bir takım tedbirler alıyor. Ama bizim gibi gerçek manada serbest bölge ruhuna uygun olarak burada yatırım yapmış firmalara yani üretim yapıp ihracat yapmaya çalışan firmalara sağladığı çok avantajlar var. Kurumlar vergisi muafiyeti var. Kollektif şirketlerin kar dağıtıldığı zaman dağıtılan karın vergiden muafiyeti vardır. Kollektif şirket ortakları beyannamede aldıkları karı gösterirler ama vergiden muafiyetleri vardır. Böyle bir avantajı var. Biz buraya 2002 yılında geldik. Serbest bölge 6 sene önce büyütüldü ve büyütülen arazi tamamen üretim yapan firmalara verildi. 2002 yılında buraya kiracı olarak gelmiştik ve 2006 yılında kendi binamıza geçtik. 10 bin metrekare kapalı alanımız var ama toplam arazimiz 11 bin metre kare, inşaat müsaademiz ise 25 bin metrekare.
Şirketimiz bünyesinde Ar-Ge çalışmalarınız var, müşterilerimizle birlikte yeni ürünler geliştiriyoruz. ISO/TS 16949 kalite belgemiz vardır. ISO 14000 Çevre belgesi almak için çalışmalarımız devam ediyor. Serbest bölgede olmanın avantajlarının yanı sıra bazı konularda dezavantajları da var. Metal atıkları serbest bölge dışına çıkarmak oldukça sıkıntılı. Bu bakımdan çevre belgemiz biraz gecikti, bir an önce almayı istiyoruz.
SUBCONTURKEY: Kriz döneminde işçi çıkardınız mı?
Orhan Yeloğlu: Çalışanlarımızdan 40 kişi beyaz yaka, 80 kişi ise mavi yakadır. Krizde yapamadığımız tek şey, kurulduğumuzdan bu yana her sene enflasyonun 1-2 puan üzerinde ücret artışı yapıyorduk. Bu sene onu yapamadık ama karşılığında ise kimseyi işten çıkarmadık.
SUBCONTURKEY: Dünyada beyaz eşya sektörünün durumu hakkında neler söyleyebilirsiniz, otomotiv sektörü için yaptığınız üretim hakkında da bilgi verir misiniz?
Orhan Yeloğlu: Bizim şirket olarak direkt beyaz eşyaya ürünümüz yok. Biz soğutma kompresörlerinin valflerini yapıyoruz. Yani beyaz eşya üreticilerine yan sanayi olarak çalışan kompresörcülerin yan sanayisiyiz. Klima ve endüstriyel soğutma sistemleri sektörüne de çalışıyoruz. Beyaz eşya olarak ev tipi buzdolabı üretiminde krizde Türkiyede ciddi bir düşüş olmadı. Yurtdışında da yine ciddi bir düşüş olmadı. Ticari tip soğutma ünitelerinde ise etkilenme çok çok az. Klima adetlerinde de düşüş olmadı. Soğutma sektörü krizi çok hissetmedi. Aynı durumu konveyörde de söyleyebiliriz. 2009 yılı 2008 yılından daha iyi sonuçlanacak gibi. Konveyördeki özel durum ise hammadde fiyatlarının düşmesinden kaynaklanıyor, 2010 yılı daha da iyi olacak.
Üretimimizin %50sini de otomotiv sektörü oluşturmaktadır. Otomotive amortisör parçaları üretiyoruz. Amortisörün içerisindeki hassas valfleri üretiyoruz. Gerek soğutma sanayi, gerekse amortisör sanayine yaptığımız işler bakımından konusunda Türkiyede tek firmayız. Yaptığımız işin %85ini ihraç ediyoruz. İhracat yelpazemiz çok geniş, Çin ve Hindistan olmak üzere, Güney Afrika ve Tunus, Avrupada; İspanya, İtalya, Fransa, Almanya, Belçika, İngiltere, İrlanda, İsveç, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Romanya var. Okyanusun öbür tarafında ise Amerikaya ihracat yapıyoruz. Ciromuzun %25i Amerikayadır.
SUBCONTURKEY: 2010 yılı için beklentileriniz ve öngörüleriniz nelerdir?
Orhan Yeloğlu: 2010 senesinin genel olarak iyi geçeceğini düşünüyorum. Amortisör sektörü için ilerisi için çok ciddi yatırımlar yapılıyor. Global şirketler 2010 ve 2011 yılları için umutlu olmasalar bu yatırımları yapmazlar. Otomotiv üreticileri geleceğe sıcak bakıyorlar, yeni yatırımlar yapılıyor, yeni modeller üzerinde çalışılıyor. Beyaz eşya sektörü ise inşaat sektörü ile paralel giden bir sektör. İnşaat sektörü üzerindeki durgunluğu atmak üzere. Son bir ayda verilen konut kredileri toplam sekiz ayda verilen konut kredileri ile aynı şuanda. Faizlerin iyice aşağı çekilmesi bu sektörü de canlandıracaktır. Aldığımız sinyaller olumsuz değil.
Krizden daha çok tek sektöre hitap eden firmalar etkilendi.
Hatta sadece tek firmaya hizmet veren firmalar ise daha çok etkilendiler. Bizim avantajımızda burada ortaya çıktı, her zaman farklı sektörlere farklı pazarlara iş yapmak gerekiyor. Riski paylaştırmak gerekiyor.
Bizim ürünümüz kritik ve özel bir ürün. Bizimle iş yapan firmalar çok kolay imalatçı değiştirmeye gitmiyorlar. Örnek vermek gerekirse, bir amortisörün içinde bizim payımız 10 Euroluk bir üründe 50 cent ise 5 centlik bir tasarruf yapmak için ana üretici, firma değişikliğine gitmek istemiyor. Türkiyede işçilik Avrupaya göre daha ucuz. Çin ile kıyaslarsak lojistik bakımından avantajlıyız. Başka bir avantajımız müşterek Ar-Ge çalışmalarımızda müşterilerimiz buraya geldiğinde aynı gün veya bir gün sonra geri dönebiliyor. Kültürel açıdan Türkiye Avrupaya daha yakın. İngilizce bilen bir Çinliyle İngilizce anlaşmak çok çok zor. Gerek buradaki lisan açısından gerekse komünikasyon iletişimi ve kültürel açıdan bizim avantajlarımız var. Bunlar iş yapmak için önemli faktörler. Satın alma müdürü bir memleketi sevmiyorsa orayla iş yapmamak için bahaneler arayacaktır. Bütün bunları üst üste koyunca Çine göre ciddi avantajlarımız var. İşçilik açısından Türk işçisi işine sadık, yaptığı işten gurur duyuyor ve öğrenmek için hevesliler.
Türk insanında Türk misafirperverliği var. Buraya gelecek birini mesela havaalanında karşılarız. Kalacağı yer için yardımcı oluruz, yedirmeyi-içirmeyi-gezdirmeyi severiz. Bunları da işimizin bir pazarlama stratejisi olarak görüyoruz.
Dünyaca tanındığımız ve özel ürünler ürettiğimiz halde pazarlama ve tanıtıma çok önem veriyoruz. Ulusal ve uluslararası bir çok fuara katıldık ve katılıyoruz. Bunun son örneği 2010 yılında İlk kez İstanbulda düzenlenecek olan Domotechnika İstanbul fuarında yer alacağız. Direkt beyaz eşyaya temasımız az ama prestij için orada bulanacağız. Ayrıca BEYSAD olarak orada bulunmamızın da Türkiye için avantajı olacaktır.
Amerikada mal verdiğimiz Copeland firması dünyanın en büyüğüdür. 120 bin çalışanı olan Emerson Grubunun dünyada 35 bin tedarikçi firması var. 35 bin imalatçı arasından 35 tanede bu işin kreması dedikleri en iyiler vardır. Bu en iyi 35 firmayı ayrı değerlendirirler. Valfsan bu 35 firma arasında yer almaktadır.
SUBCONTURKEY: İş süreçlerinizde yaşadığınız sorunlar var mı? Varsa bu sorunları nasıl çözüyorsunuz?
Orhan Yeloğlu: Sorun bütün sektörlerde her zaman var. Bizde sorunları çözmek için varız. Mümkün olduğu kadar kadroları yetiştirip sorunları çözmeye çalışıyoruz.
Gerek üretim, gerek pazar konusunda mümkün olduğu kadar çeşitlendirmek gerekiyor. Riskleri azaltmak için bunu şart görüyorum.
İmalat yapan şirkete ihracat çok değişik disiplin getiriyor. Yurtdışına gidecek malın mutlaka mükemmel olması gerekiyor. Biz ürettiğimiz her parçanın bütün ölçülerini kontrol edecek imkana sahibiz. Daha doğrusu kontrol edemeyeceğimiz ölçüsü olan parçanın imalatına girmeyiz, risktir. Yeni bir iş geldiği zaman eğer eldeki imkanlar yetmiyorsa işin makine, kalıp, hammadde vs. yatırımı ile beraber kalite kontrol yatırımı varsa o da planlanır. Mutlaka ölçülmesi lazım ki giden ürün sağlam olsun. İyi imaj yaratıldığı zaman onun size geri dönüşü mutlaka oluyor. Fiyatınız tolore edilebilir derece yüksek de olsa siz tercih ediliyorsunuz, eğer imajınız düzgünse. Teknik değişiklik istediğimizde müşterimiz olaya çok sıcak bakıyor. Müşterimiz, eğer Valfsan bir değişiklik istediyse bir sebebi vardır diyor ve olumlu yaklaşıyorlar. Fiyat konusunda bazen rekabetçi olamadığımız durumlar oluyor ama müşterilerimiz bunu Valfsan olduğu için tolere edebiliyor.