TOSYÖV İstanbul Destekleme Derneği tarafından düzenlenen iftar yemeğinde bir araya gelen üyelere TOSYÖV ün gelecek dönemde yapacağı projelerde aktarıldı. Düzenlenen bu etkinlikte önce TOSYÖV İstanbul Destekleme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Karadağ, TOSYÖV ün kısaca amaçlarını ve düzenlediği projeler hakkında bilgi verdi. Daha sonra çok kısa bir konuşma yapan TOSYÖV- Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Develi, bu kriz döneminde beraber hareket ederek, krizin fırsata dönüştürebileceğinin altını çizdi. Son olarak da İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. M. Emin Yıldız, ekonomi ve sanayimizi ilgilendiren çok önemli konuları gündeme getirdi.
TOSYÖV İstanbul Destekleme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Karadağ:
Bu akşam ramazanda bir etkinlik yapmayı planladığımızda ne sadece iftar yemeği nede bir konunun aktarılması olsun istedik. İkisinin beraber olmasını istedik. Bulunduğumuz mekan bir üyemize ait ona da destek olmak istedik. Birileri birilerinden alışveriş yaparak bir yerlere geliyorsa bizde bunu yapabiliriz. Hatta onlardan daha iyi yapacağız. Birbirimize destek olacağız.
TOSYÖV ün amacı, girişimciliği teşvik etmektir
TOSYÖV un, Türkiye deki en önemli sivil kuruluş örgütü olduğunun ispatını kısaca anlatmak istiyorum. Girişim ve girişimcilik TOSYÖV ün klavuzudur. TOSYÖV, 1989 yılında Ankara da kuruldu. Kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. KOBİ leri geliştirmek ve girişimciler için çalışmalar yapmak amacıyla kuruldu. KOBİ kavramının ve bilincinin geliştirilmesi için çalışmalar yaptı. Amacı girişimciliği teşvik etmektir.
TOSYÖV Yönetim Kurulu Üyeleri birçok alanda yetkin bilgi birikimleri ile çeşitli platformlar da ve etkinliklerde görüşlerine başvurulan kişilerdir. TOSYÖV AB Çalışma Gurubu ekonomi ile ilgili süreçlere AB tam üyelik müzakerelerinde katkı sağlamaktadır. Destekleme Dernekleri TOSYÖV ün misyonuna olan inancın bir göstergesi olarak sürekli artarak 20 ye ulaşmıştır.
TOSYÖV kurulduğu 1989 yılından bu güne kadar öncelikle ülkemizde KOBİ bilincinin yerleşmesinde önemli bir etkinlik alanı oluşturdu. KOBİ kavramı TOSYÖV ile Türk Ekonomi literatürüne kazandırıldı. KOBİ bilinci yaratıldı. TOSYÖV KOBİ leri ile kalkınan ve ihracatının yüzde 70 e yakınını KOBİ leri ile gerçekleştiren Almanya modeli üzerinden Türkiye de de KOBİ lerin güçlenmesini ve rekabet güçlerinin artmasını amaçladı.
Çok yakında Haliç Üniversitesi ile TOSYÖV İstanbul u Destekleme Derneği arasında bir işbirliği protokolü imzalanacak. Bunu da yine bir etkinlikle paylaşacağız.
TOSYÖV ve Projeleri:
TOSYÖV çeşitli projeleri yoluyla yılda 70 e yakın etkinlik düzenlenmektedir.
TOSYÖV AB Proje deneyimi ile 30 a yakın projede yer almıştır.
Bu etkinlikler yolu ile TOSYÖV Türkiye nin her bölgesinde KOBİ lere ulaşmakta ve bu yolla destekçilerini artırmakta KOBİ bilincini TOSYÖV çatısı altında örgütlemektedir.
TOSYÖV Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Develi:
TOSYÖV İstanbul Destekleme Derneği ne bu akşamı düzenledikleri için teşekkür ederim. Türkiye bir ekonomik kriz süresi içerisinde belli bir noktaya gelmeyi amaçlıyor. Bu konuda herkese görev düşüyor. Hükümetimize görev düşüyor, sivil toplum kuruluşlarına düşüyor. Dolayısıyla bu süreçte bu tür dayanışmanın, özellikle sıkışık iş yerlerinin iş ortaklıklarının bu kriz sürecinde fırsata dönüşmesi konusunda bir adım olarak algılamak gerekir. Dayanışma ve işbirliği için illaki Türkiye de cemaatlere üye olmak gibi bir zorunluluk yok, çağdaş ülkesini seven, cumhuriyetçi aydınlarında bir araya gelebileceği platformlar var. TOSYÖV de onlardan bir tanesi. Dolayısıyla bu işbirliğinin ancak bu tür platformların daha çok beraber sinerji yaratarak bir noktaya gelmeleri ile mümkün olabileceğini de unutmamak diye düşünüyorum. Umut ediyorum ki bu çaba 2010 yılında Türkiye de krizi başka bir noktadan aşma, TOSYÖV ünde kendini geliştirerek özellikle fırsat boyutunu ortaya koyan bir anlayışı hüküm sürerek bu kriz sürecinden faydalı çıkmalı gerekir diye düşünüyorum. Altını çizerek tekrar söylüyorum umut ediyorum ve diliyorum ki, bu süreç birliktelik, dayanışmanın beraber iş yapmanın bir adımı olsun. Yeni yönetime başarılar diliyorum, şahsım ve TOSYÖV yönetim kurulu adına da katılan herkese teşekkür ediyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. M. Emin Yıldız:
Benim dünyanın birçok yerinde verdiğim bir konferans var, Paranın Yolu adında. Bunu burada vurgulamak istiyorum. Beni 2002 de Paris e davet ettiler bir grup, 4 gün boyunca ben onlara projeler anlattım. Bu gruba dünyada kaymağın kaymağı deniyor. Bunlar o zamanki anlattıklarına göre 13 aile olarak dünyadaki sıcak paranın %80 ini elinde tutuyorlar. Bu grubun görevi gelişmiş ülkelerin G7 ülkelerinin ekonomisini stabil tutmak. Bana çalış, projeyi bize ver dediler ama kabul etmeyip döndüm. Bunlara finans dolarcılar deniyor. Birde petrol dolarcıları var. Petrol dolarların merkezi de İngiltere deki Coventry kenti. Bilhassa körfezdeki petrolün paraları oralardan değerlendiriliyor. Üçüncü kaynak, milli sermaye. Milli sermaye bizim gibi ülkelerde oluşamıyor. Sermaye olmayınca dağdaki ağaç odun olarak kalıyor, masa yapılamıyor, sermaye şart. Biz kırk kanaat ancak idare eden bir ülke halindeyiz. Dördüncü para kaynağı da kara paradır. Kara para da iki şekilde oluşuyor. Eroin esrardan gelen paralar ve örneğin Rusya nın İran a nükleer verip İran petrollerinden gelen parayı kendine çekmesi gibi paralardır. Bu yasak olduğu için kara para olarak adlandırılıyor. Kara paranın hacmi de 1,5 trilyon dolar olduğu söyleniyor. Paranın yolu böyle.
Dünyada kriz neden doğdu? 2001 yılında finans dolarlarla ile petrol dolarlar arasında bilinmeyen bir savaş koptu. 2003 te Amerika Irak a girmesiyle petrol dolarlar yükselmeye başladı. Petrolün varili 25 den 142 lere çıktı. Petrol dolarlar finans dolarlarla çatışır hale gelince Amerika daki büyük şirketlerin tahvilleri büyük paralar etti. Çok yükseldiler ve bu petrol dolarları, Rusya Çin de dahil hep oraya kaymaya başladı. Bu paranın tekrar batıya çekilmesi gerekiyordu. Bir krizle 100 dolarlık bir kağıtın değeri 10 dolara düştü. İşte bazı firmalar iflas eder gibi oldu, para el değiştirmiş oldu. Bu arada bizim gibi ülkeler çok sıkıntıya girdi. İyi tedbirler alınsaydı girmeyebilirdi. Türkiye hiç sıkıntıya girmeyecek tek ülkeydi. Çünkü dünyada 1,7 milyar Müslüman var. Batının haçlı zihniyetinden dolayı ilk defa İslam birliği bilinci oluştu. Biz iyi bir program yapsaydık, her Müslümana 100 dolar mal satar bir projemiz olsaydı, 170 milyar dolar ihracat yapardık ve hiçbir sıkıntımız olmazdı. Çünkü dünyadaki teknolojik ve ekonomik ölçekler; eğer bir ülkede 1 milyon kişi yaşıyorsa, o ülke 1,5 milyar dolarlık ihracat yapması gerekiyor diyor. Türkiye nin 105 ile 110 milyar dolar ihracat yapması halinde başa baş duruma geliyor. Onu aşması halinde kendi projelerini yapar kendi ayakları üzerinde durur bir ülke haline geliyor. Bunu biz yapabilirdik ama proje lazımdı. Ben 7 Temmuz 2000 tarihinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel e sundum. Geleceği bu günleri anlatarak, bu kayıt altındadır ama maalesef yapamadık ve bu günlere geldik. Alternatif projeler üretmek zorundayız. Çünkü biz dünyayı idare etmek için aday ülkeyiz millet olarak. Yakın gelecekte de buna doğru gidiyoruz. Misyon ülkesiysek IMF nin dışında alternatif projeleri üretmek zorundayız.
Ar-Ge ye önem vermeliyiz
Paradan sonra teknolojik düzeylerden bahsetmek isterim. Japonya nın 130 milyon nüfusu var, 400 bin araştırmacısı var. Japonya da araştırmaların %90 ı ileri teknoloji ürünü olarak piyasaya gidiyor. Hemen yanı başımızda İsrail de 4 milyon nüfusun 87 bini araştırmacıdır. Bugün İsrail askeri telekomünikasyon sahasında Amerika nın da üzerine geçmiş bir ülkedir. Hemen kuzeyimizde Sovyet coğrafyasında dağılmadan önce 400 milyon insan yaşıyordu, 1,5 milyon araştırmacı, bilim adamı vardı. Bunun büyük bir kısmı Rusya ya miras kaldı. Ben 1992-95 yıllarında Rusya ya gittiğimde, Rusya nın tekrar çok büyük bir ekonomik güç haline geleceği ve bizim üzerimizden Afrika ya gideceği konularında konferans vermiştim. Hem bu kadar bilim adamı var hem de nüfusun yüzde 32 sini teknolojik alanında mühendis olarak yetiştirmişler. Bizde ise 80 bin kadar öğretim elemanı var, bunun ancak 1500 ünü birer sanayinin karşısına çıkaramayız. Demek ki Türkiye de 70 milyon nüfus var ama bir bilimsel lokomotif yok. Birikmiş büyük sermaye de yok. Biz ne yapmalıyız peki. Biz yüzde karlı işleri bırakacağız. Katlı karlı işlere yönelmemiz gerekiyor. Bu katlı karlı işlerde araştırma geliştirme konularıdır. Araştırma geliştirmeye devletimiz yardım veriyor, bunu kabul etmek lazım. Birinci araştırma geliştirme kanununda 500 milyon dolarlık fon ayrıldı. Aksaklıklar oldu ama Ar-Ge ye yeni başlayan bir ülke için iyi bir noktaya doğru gitti. Bu sene 8 Şubat ta Ar-Ge kanunu değişti, süreyi 2023 e kadar uzattılar ve 100 milyon dolar gibi bir fon ayrıldı. Bu yardımların çoğu TUBİTAK ve KOSGEB tarafından veriliyor. 5 Mayıs itibariyle bizim kanunumuz da değişti. Daha geniş bir şekilde sanayilerin dışındaki işletmelere de destek verecek duruma geldi. Bununla ilgili yönetmelikler hazırlanıyor, önümüzdeki günlerde destek vermeye başlayacağız.
Araştırma geliştirmeye yönelmek gerekiyor. Bu da şöyle olabilir, yenilik veya farklılık aratmak istediğinizde bize başvurabilir, projelendirebiliriz. Bizim piyasada para edecek projeleri olan üniversite hocalarımız var. Onları da ortaya dökebiliriz. Üçüncüsü de koloni şeklinde yeni bir ürün ortaya koyabiliriz. Örneğin enerji en pahalı şeydir. Baraj yapmadan değirmen tipi çalışan elektrik santralleri var dünyada. Ben bunu çok önceden de gündeme getirmiştim ama şimdi gündeme geldi. Mesela koloni şeklinde çalışmak bu şekilde olabilir.
M. Emin Yıldız: Dünya teknolojilerinin üzerinde projelerimiz var
Bir yılda Türkiye nin enerjiye ödediği para 50 milyar dolar civarında. Enerji zaten kendisi bir pazar. Karadeniz de 150 tane ırmak akıp gidiyor, her ırmağa 10 tane değirmen tipi santraller kurabilirsek hem çevreyi kirletmeyiz hem de arazileri yok etmemiş oluruz. Enerji konusu çok önemli, bu şekilde bir çözüm üretilebilir. İkinci konu ise doğal gıda ve doğal gıdayı destekleyecek doğal organik gübreler sanayiye girmemiz lazım. Çünkü dünya nüfusu 7 milyar oldu ve bu nüfusu dünya toprakları besleyemiyor. Ne yapıyorduk, azotlu fosfatlı potasyum gübreyle verimi artırarak besliyorduk. O da görüldü ki kanserojen etkisi var şimdi doğal gıdalara dönüldü. Gayri safi milli hasılası 15 bin doların üzerindeki ülkelerin insanları, zaten çoluk çocukları da yok, ölmemek için ben doğal isterim diyor. Peki bu nerede yapılabilir, güneşi ve suyu bol olan ülkelerde olacak. Bizim ülkemizde bunun için tam biçilmiş kaftandır. Bunu Avrupa istediği için de lojistik bakımından da hemen gönderebiliriz. Bu konuda Çin zaten rakibimiz değil, enerji konusunda olduğu gibi. Üçüncü konu ise malzeme teknolojileri ve çok önemli. Gümrük birliği olmasaydı ekonomi daha çok çökerdi. Çünkü kaliteli mal üretemiyoruz. Avrupa dan alıyoruz, gümrüksüz vergisiz geliyor ve işleyip yine gümrüksüz vergisiz satıyoruz. Kazar iki tarafta da gümrük vergi olsaydı malımız çok daha pahalı olurdu ve Avrupa ya mal satmamız imkansız olurdu. Malzeme teknolojisine, kimya teknolojisine girmemiz gerekiyor. Bir de sağlık sektörüne girmek gerekiyor. İlaca verilen para 12 milyar dolar, yüzde %90 dan fazlasını devlet veriyor. Bu pazara girmek gerekir, rekabet yok.
Koloni şeklinde dışa açılmak diye bir proje hazırladık. Ukrayna da, kırımda serbest bölge meydana getirdik. Çünkü Ukrayna ya satacağımız 100 dolarlık mal 170 dolara geliyordu, gümrük, vergi ve nakliyeden dolayı. Bu şimdide yapılabilir, özellikle Afrika bu konuya çok verimli. Bunu da bundan sonraki çalışmalarımız arasında elle tutulabilir projeler olarak sunacağız.
19 yılda, 1990 ve 2000 yılları arasında Ar-Ge bilincini sanayiye ve üniversitelere aktardık. İkinci etapta 2000 ve 2007 yılları arasında da Avrupa ve Amerika yla yarışır projeler ortaya koyduk. Bu süre içersinde 470 proje ortaya koyduk ve bunların 27 tanesi Avrupa nın üzerinde teknoloji projeleri. Bunun 21 tanesi askeri projedir ve şuan kullanılıyor. NATO da iki ülke biri Amerika ve biri Türkiye nano bordan zırh yapan ülke haline geldik. Bunun gibi işler yaptık. İki senedir ara verdik ama şimdiki projemizde dünyada olmayan projeleri ortaya koymak. Dünyada teknolojilerin üzerinde 10 tane projemiz var ve bunlara tek tek başladık. Buradaki projelerde sanayicilere ihtiyaç var. Yurtdışından bize bu projelere ortak olmak için geliyorlar. Biz isteriz ki Türk işadamları gelsin bu projelere ortak olsun. Hem birlikte hareket etmemiz lazım, dayanışma içerisine girmemiz lazım, hem de bu dünyanın üzerindeki teknolojilerin tamamen bizim elimizde pazarlamasının da bizim olması gerekiyor. Hepinizi bizim merkeze davet ediyoruz.