Türkiye üreterek, ürettiğini dünyaya satarak gelişecektir. Bu nedenle biz kalıpçılar daha çok çalışmak ve üretmek mecburiyetindeyiz.
Dünyayı etkisi altına alan küresel krizin, birçoğumuzun çok veya az, sosyal ve ekonomik şartlarında olumsuz değişikliğe sebep olduğu artık yadsınamaz bir gerçektir.
2009 yılının ilk yarısında, Türkiye ekonomisi yaklaşık %15 gibi rekor bir oranda küçülmüş, ihracatımız %30 düşmüş, işsizlik oranı %13e yükselerek işsiz vatandaş sayısı 4 milyona ulaşmıştır.
Türk ekonomisi ihracata dayalı bir ekonomidir ve bu nedenle, iyileşme için dış pazarların hareketlenmesini beklememiz gerekmektedir.
Ancak nihayet büyümenin öncü göstergelerinden olan sanayi üretimi artık nefes almaya, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre daralmasına rağmen, son aylarda toparlanmaya başlamıştır. Son açıklanan sanayi üretim endeksi, istihdam ve ihracat rakamları da bize Türkiyede toparlanmanın işaretlerini çok güçlü olmasa da vermektedir.
Ancak kısa zamanda bir iyileşme beklemek ve bu çıkışın hızlı bir şekilde yaşanacağını söylemek çok fazla iyimser bir yaklaşım olacaktır. Öngörüler, 2010 yılının ikinci yarısında ülkemizin, kriz öncesi dönemdeki kapasite kullanım oranlarına, üretim miktarına ve ihracat rakamlarına kesinlikle ulaşacağı yönündedir.
Tüm dengelerin alt üst olduğu dünyada, kriz sonrası üretim merkezlerinin yer değiştirecek olması kaçınılmaz bir durumdur ve Türkiye bu yer değiştirme sürecinde bir küresel üretim merkezi olmasını sağlayacak çok cazip özelliklere sahiptir. Ancak sadece, bu özelliklerden biri olan ucuz işgücümüze güvenmemiz yeterli değildir. Her zaman bizden daha ucuz ülkeler olacaktır. Bu yüzden sanayi stratejimizi belirlerken katma değer yaratacak yenilikçi projelere odaklanmalıyız zira katma değeri olmayanlar, ekonomik değer üretmeyenler kriz sonrası ayakta kalamayacaklardır.
Türkiye üreterek, ürettiğini dünyaya satarak gelişecektir. Bu nedenle biz kalıpçılar daha çok çalışmak ve üretmek mecburiyetindeyiz. Unutulmamalıdır ki Kalıpsız üretim olmaz.
Tüm yıkıcılıklarına rağmen, kriz dönemlerinin, bir taraftan da, sistemin aksaklıklarını görmeye ve iyileştirici düzenlemelere gitmeye olanak tanıyan fırsat dönemleri olduğunu unutmamalıyız.
Daha önce yaşanan krizlerden edindiği tecrübe ile, sanayimiz süratle kendini onarım sürecine girmiştir. Ancak bu onarım sürecinin tamamlanabilmesi ve krizin en az hasarla atlatılması, özel sektörün güvenini kazanmış, güçlü, tutarlı ve kararlı bir siyasi irade gerektirmektedir.
Makro ekonomiyi ve siyaseti bir yana bırakırsak, mikro ekonomik ölçekte, işletmelerin kendileri için doğru stratejiler belirlemesi, kriz sürecinde ayakta kalmaları bakımından hayati önem taşımaktadır.
Kalıp üreticileri olarak bizlerin de bu durgun dönemde, katma değeri en yüksek sektörlerden biri olan kalıpçılığımızı geliştirmek için yapılması gerekenleri düşünmemiz, iyileştirme, araştırma ve geliştirme çalışmalarına yoğunlaşmamız en doğru yaklaşım olacaktır.
Türkiye Kalıpçılık Endüstrisinin hedefleri bellidir:
• Türkiyenin ihtiyaç duyduğu kalıpları Türkiye de yapalım.
• Kalıp tedariki konusunda dışa bağımlılığı hep birlikte ortadan kaldıralım.
• Türkiyeyi küresel bir kalıp tedarik merkezi haline getirelim.
Önce kişisel, sonra kurumsal gelişimimizi sağlamak bu hedeflere ulaşmanın temel şartıdır. Fakat her şeyden önce sektörümüzü ve kendimizi doğru analiz ederek eksiklerimizi tespit etmeli, sonraki aşamada iyileştirme ve geliştirme çalışmalarına başlamalıyız.
Firmamızı, sektöre hizmet veren diğer firmaları, diğer ülke kalıpçılarını doğru tanımalı, kalıpçılık ile ilgili dünyada yaşanan değişimleri ve gelişmeleri takip etmeli, bu bilgiler ışığında stratejik eylem planı hazırlayarak rekabet gücü yüksek bir kalıp üreticisi haline gelmek için sürekli çalışmalıyız.
Türkiye kalıp üreticileri olarak, birbirimizle yıpratıcı bir rekabet içerisinde değil, bilgi, tecrübe ve iş paylaşımına dayalı işbirliği içerisinde çalışarak, kişisel, kurumsal ve ulusal gelişimimizi hızlandırmalı, meslek aşkımız ve vatan sevgimiz ile üretim yapmaya, istihdam sağlamaya gücümüzün yettiği yere kadar devam etmeliyiz.
Bu düşüncelerle, UKUB-UIudağ Üniversitesi işbirliği ile birlikte gerçekleştirdiğimiz AB projesinin son aşamasına geldik. Bu proje kapsamında 3 kur halinde toplam 90 erkek işsiz CNC operatörü, 90 kadın işsiz plastik enjeksiyon operatörü olarak eğitim aldı. Eğitimler haftanın 2 günü Uludağ Üniversitesinde verildi, öğrenciler haftanın 4 günü belirlenen firmalarda staj yaptılar. Cep harçlığı desteği de sağlanan öğrenciler eğitimlerinin hemen bitiminde istihdam edildiler.
UKUB olarak son olarak başladığımız bir başka çalışma da OSD (Otomotiv Sanayi Derneği) ve TAYSAD (Taşıt Araçları Yan Sanayi Derneği) ile birlikte yürütülmektedir.
Türkiye kalıpçılık endüstrisinin geleceği açısından çok önemli bu çalışmanın amacı, otomotiv sektörünün ihtiyacı olan kalıpların tedarikinde dışa bağımlılığın ve yurtdışı kaynak kullanımının azaltılması, yerli kalıp üretiminin desteklenmesi ve Türkiye kalıpçılık endüstrisinin kalite ve standart açısından daha yüksek noktalara ulaşmasını sağlamaktır.
Kalıpçılarımızın otomotiv kültürüne uyum sürecinde önce denetlenerek seviyelerinin belirlenmesi ve sonrasında düzenlenecek eğitim çalışmaları ile eksiklerinin tamamlanması, uzun vadede ise Türkiye kalıpçılık endüstrisini geleceğe taşıyacağına inandığımız Türkiye Kalıp Teknolojileri AR-GE Merkezi nin kurulması için UKUB olarak OSD ve TAYSAD ile çok samimi, şeffaf, etkin ve örnek bir işbirliği içerisinde çalışmalarımız devam ediyor.
Renault-Megane nın yeni modeli…
Yeni Megan hem Türkiye de hem de Güney Kore de üretilecek bir otomobil ve Kore deki proje Türkiye den 6 ay daha önce başladı. Bu, Türk kalıpçılar için olumsuz bir durum yarattı maalesef. Kore li kalıpçıların bizden 6 ay önce yaptıkları kalıpların aynılarını sorunsuz ve tabii ki daha ucuza temin etmeleri Oyak-Renault için mantıklı bir tercih sebebi olarak ön plana çıktı. Ancak proje başlamadan önce Renault tarafından yapılan kıyaslama (benchmarking) çalışmaları kapsamında Türk kalıpçıların yaptığı önemli bir hata oldu. Bunun bir kıyaslama çalışması olduğunu bilen Kore li firmalar olağan fiyatlarının altında teklif verirken Türk kalıpçılar gerçek fiyatlarını verdiler. Haliyle bizim fiyatlarımızın Kore li meslektaşlarımızın üstünde olduğuna dair izafi bir durum ortaya çıktı ve Yeni Megan için yaptırılacak 75 milyon Euro tutarındaki kalıp projelerinin büyük miktarı ne yazık ki Kore ye kaydı, Türkiye de yapılan kalıpların tutarı ise birkaç milyon Euro civarında kaldı.