Uğur Özgöker Kadir Has Üniversitesi, uozgoker@khas.edu.tr
Uluslararası İlişkilerde Realist Politikalara Dönüş
1929 Dünya İktisadi Buhranından sonra İdealist (Ülkücü) Politikalar Uluslararası ilişkiler de belirleyici özelliğini kaybederken yerini Realist (Gerçekçi) Politikalar almıştı. Devletlerin ana aktör olduğu ve devletlerarası (uluslararası) ilişkileri GÜÇ kavramıyla ifade edilen çıkar unsurunun belirlediği realist veya gerçekçi politikalar bütün 2. Dünya Savaşı ve sonrası Soğuk Savaş dönemlerinde uluslararası ilişkileri belirleyici ana kuram olmuştur. 1980 lerin başlarında Doğu ve Batı Bloğu arasında yumuşama (Detant) havası ile başlayıp SSCB de Gorbaçov un Glasnost ve Pereystroyka açılım ve dönüşüm politikaları ile devam eden süreç sonucu 1989 da Berlin Duvarı nın çöküşüyle simgelenen Doğu Bloğu-Komünist sistem ve SSCB ile bu sistemin uluslararası kurumları olan Varşova Paktı ve COMECON un dağılması sonucu uluslararası ilişkilerde ana belirleyici unsur olan GÜÇ ve onun temsil ettiği Devletler ve Bloklar arası REKABET ve Uluslararası GÜVENLİK Sorunları 2. Plana düşmüş onun yerini Uluslararası İşbirlikleri almıştır. İdealist ya da ülkücü politikaların yeni versiyonu olan Liberalizm yada Liberal Enternasyonalizm teorisi veya kavramı ile izah bulan bu yeni düzen, uluslararası ilişkiler de rekabet yerine işbirliğini esas alan uluslararası anlaşmazlıklar halinde GÜÇ kullanmak yerine uzlaşmayı temel alarak 20 yıl kadar sürmüş ancak akıbeti gene Liberalizm in babası İdealizmin akıbetine benzemektedir. İdealizm in 1929 Büyük Dünya İktisadi Buhranında başına geldiği gibi Liberalizm de 2008 Küresel Ekonomik Kriziyle üstünlüğünü tekrardan REALİST veya gerçekçi politikalara kaptırmaya başlamıştır. Güç kavramı ve Güvenlik politikaları ve tehdit algılamasının ana unsur olduğu realist politikalar ile birlikte bu kavramların ana uygulama esaslarını tespit eden STRATEJİK ARAŞTIRMALAR uluslararası ilişkilerde yeniden önem kazanmıştır.
Hiçbir uluslararası güvenlik sorunu olmayan ve Tehdit algılaması bulunmayan, doğu-kuzey ve batısı yani 3 tarafı denizlerle çevrili güneyinde ise aynı dili konuştuğu (Kanada nın Quebec eyaleti hariç) aynı dine mensup olduğu, NAFTA kapsamında gümrüklerin kaldırıldığı, insan ve mal dolaşımının serbest olduğu ve hiçbir siyasi, askeri, ekonomik ve tarihi sorunun bulunmadığı ABD ye komşu olan Kanada da Soğuk Savaşın bittiği 1990 da 100 den fazla Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi bulunuyordu. Bunun nedeni ni de Kanada nın DÜNYA POLİTİKASI izlemesi olarak açıklıyorlardı. O tarihte 4 tarafı düşmanlarla çevrili Türkiye de ise 1 tane bile Stratejik Araştırmalar Merkezi bulunmuyordu. Hükümeti, Genel Kurmayı ve ilgili akademik çevreleri sürekli bilgi ardumanına tutmamız sonucu 1990 ların 2. yarısından itibaren Türkiye de Stratejik Araştırmalar Merkezleri think-thank (düşünce kuruluşları) şeklinde bağımsız ve üniversiteler bünyesinde Araştırma ve Uygulama Merkezleri olarak kurulmaya başlamıştır.
Rusya nın artan petrol ve doğalgaz fiyatları yüzünden büyük ekonomik gelirler elde etmesi ve yeniden tehdit unsuru olmaya başlaması, geçen sene Gürcistan ı istila etmesi, Ukrayna-Makedonya ve Gürcistan ın NATO ya girişlerini engellemesi, Batı ya giden doğalgazı kesmesi ve nihayet 2008 Küresel Mali ve Ekonomik Kriz sonucu Liberal Politikaların terk edilmeye başlaması ile uluslararası ilişkilerde Realizm yeniden ön plana çıkmış ve Güç ve Güvenlik kavramları uluslararası ilişkileri tanımlayan ana unsurlar olarak yeniden gündeme oturmuştur. Bu kapsamda Kadir Has Üniversitesi de bünyesinde Türkiye ve Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi kurma kararı almıştır.