SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   20 Kasım 2017, Pazartesi

Ekim 2009 Sayısı

Yıl : 6 | Sayı : 66

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Arşiv
     İletişim

http://www.sandvik.coromant.com/tr


http://www.plasteurasia.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 

































 

İzzet Alper Yıldız
Profesyonel Yönetici (MBA) www.alperyildiz.com................................... ÇAĞDAŞ YÖNETİCİ ve YÖNETİM


Us-lanmak


Öğrencilik yıllarımdan uslu sıfatının -yaramazlık yapmayan, söz dinleyen ve öğretmenlerinin istediği gibi hareket eden öğrenciler için- kullandığını bilirdim. Yıllar sonra gazete ve dergilerdeki bulmacaları çözmeye merak sardığımda iki harfli boşlukların en klasik sorularından biriyle tanıştım.  Eski dilde akıl  sorusuna verilmesi gereken doğru cevap US tu. Eğer us akıl ise uslu olmak akıllı olmak anlamına geliyordu. Oysa yıllar boyunca benim algılamam  uslu eşittir yaramazlık yapmayan  şeklindeydi. Yazımın başlığı olan Us-lanmak bilinçli olarak bu şekilde yazıldı. Uslanmaktan kast ettiğimin akıllanmak olduğunu ben dahil tüm okuyucularıma bir kez daha hatırlatmak istedim. Hata yapmak gelişmek isteyen ve bu yönde teşebbüste bulunan tüm insanların başlarına gelebilecek bir durumdur. Hatalardan ders almak bu durumda uslanmak anlamına geliyor. Ne dersiniz hatalarımızdan ders alabiliyor ve uslanıyor muyuz?

Kaderci kişilikler başlarına gelen felaketleri doğal olarak kabul ederler. Benzer olabilecek olaylar için tedbir almaya gerek duymayabilirler. Olacağı vardır ve olmuştur. İlahi bir takdir olarak dahi algılanabilir. Bir daha ne zaman olacağı ve kimin başına geleceği belli olmadığı için tedbire gerek görmeyebilirler ve uslanmazlar. Uslanmak bir öğrenim neticesinde gerçekleşir ve davranış değişikliği gerektirir. Eğer davranışlarınızda bir değişiklik olmamışsa bir şey öğrenmediğiniz sonucuna varılır. Son zamanlarda medyada tanık olduğumuz olaylar bir türlü uslanmadığımıza işaret ediyor.

Nebahat Salkım, Nuriye Can, Bircan Karataş, Özlem Ünal, Fikriye Öztürk, Altun Yüksek ve Naciye Karadeniz. Bu isimler size tanıdık geldi mi? Büyük ihtimalle hatırlayamadınız. Yaşları 19 ile 47 arasında değişen bu kadınlar tekstil sektöründe çalışıyorlardı. İstanbul trafiğinde hepimizin ara sıra rastladığı, yük taşımak için tasarlanmış tek kapılı penceresiz minibüs benzeri araçla işlerine gidiyorlardı. Oysa yasalarımız bu araçlarla yolcu taşınmasına müsaade etmiyordu. Muhtemelen daha önce de işe böyle gidip geldikleri için onlar, o gün de bir mahsur görmemişlerdi. Ne yazık ki şiddetli yağmurun getirdiği selde, servise uygun olmayan araçtan çıkamadıkları için hayatlarını yitirdiler. İş kazası olarak kabul edilen bu olayda hukuki süreç devam ediyor. İçlerinden Fikriye Özentürk ün aynı işyerinde bir hafta öncesinde de bir iş kazası geçirmiş olması ve 6 gün istirahat alması, iş sağlığı ve güvenliğine bu firmada yeterince önem verilmediği ilk izlenimini oluşturuyor. Ne dersiniz halkımız ve şirketlerimiz bu olaydan sonra servise uygun olmayan araçlarla insan taşımaya son verirler mi?

Yine Tuzla Tersaneler Bölgesinde, çalıştığı gemide yüksekten ambara düşerek yaralanan Halil Daş ın (26), kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiğini Ekim ayı başlarken öğrendik. DİSK e bağlı Limter-İş Sendikası, Daş ın ölümüyle Tuzla Tersaneler Bölgesi nde iş kazası sonucu ölen işçi sayısının 128 e yükseldiğini bildirdi. Bu kadar sık ölümcül kazanın gerçekleştiği tersanelerimizde uslandığımızı söylebiliyor musunuz?

30 Eylül günü bir gazetede rastladığım bir diğer haberde ise İbrahim Bektaş ın (22), geri dönüşüm tesisinde, tamir amacıyla girdiği makine içerisinde çok feci bir şekilde hayatını kaybettiğini yazıyordu. İbrahim Bektaş yaklaşık 3 metre derinliğindeki makinenin içerisinde iken henüz belirlenemeyen bir nedenle makinenin çalışmaya başladığını ve plastikleri parçalamakta kullanılan bıçakların merhumu parçaladığı bilgisi haberde veriliyordu. İş sağlığı ve güvenliğinin temel uygulamalarından biri olan tamir edilen makinenin enerji bağlantısı kesilmiş olsa İbrahim Bektaş belki şu an aramızda olabilirdi. Ama bu kaçıncı makine, kuyu ve kazan içinde çeşitli sebeplerle gerçekleşen ölümcül kaza? Gün geçmiyor ki ölümcül bir kaza haberi almayalım. Uslanıyor muyuz?

Uslanmak, öğrenmek ve akıllanmak anlamına geliyor. Yapılan hataların tekrar edilmemesi anlamına geliyor. Ancak herkes ya da her işletme kendi hatalarından ders alacak olursa benzer kazalar (tıpkı tersanelerimizde olduğu gibi) farklı insanlar tarafından veya farklı işletmelerde defalarca yaşanacaktır. Başkalarının ve başka işletmelerin başlarına gelenlerden de ders almamız gerekiyor. İşte bu yüzden kalite, güvenlik, sağlık ve çevreye yönelik kurulan sistemlerde düzeltici faaliyetler yeterli görülmüyor ve önleyici faaliyetler teşvik ediliyor. Önleyici faaliyetler, proaktif şekilde potansiyel olumsuzlukların gerçekleşmeden önlenmesini içeriyor. Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi aynı zamanda yasal bir zorunluluk. Önleyici faaliyetler başarılı bir şekilde gerçekleştirilirse olumsuzluklar önlenebiliyor. Böylece işçi, işveren ve toplumun kaybı minimuma indirilebiliyor.

Ülkemizde şirketlerin büyük çoğunluğunun bir kalite sistemine sahip olduğu gözlemleniyor. Ancak sistemin işlevselliği ve sürdürülebildiği konusunda ciddi endişeler taşıyorum. Bir tarafta EFQM ödülleri alabilen az sayıda da olsa örnek şirketlerimiz var iken diğer tarafta göstermelik kalite sistemleri kuran yüzlerce belki binlerce şirketlerimiz var. Kalite yönetim sistemleri genellikle müşteriler tarafından arzu edildiği için şirketlerin bir çoğunda ilk kurulan sistem oluyor. Buna karşılık yasalarımızla güvence alınmaya çalışılan iş sağlığı ve güvenliği ve çevrenin korunmasına yönelik  yönetim sistemlerine şirketler daha az talep gösteriyor. Şirketlerde bu üç sistemin birlikte uygulanması bütünlük açısından gerekiyor. Bu üç sac ayağından biri olmadığı zaman diğerleri dengeyi sağlayamıyor ve tam olarak işlevsellik kazanamıyor.

Çevre yönetim sistemini bir başka yazı konusuna bırakarak iş sağlığı ve güvenliği konusuna biraz daha ağırlık vermek istiyorum. İnsan sağlığının ve hayatının önemli olmadığı kuruluşlarda iyileşmeden ve gelişimden söz edemezsiniz.  TS-18001 İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Yönetim Sistemi  standardı şirketlerin İSG risklerini yok etmek veya en aza indirmek üzere bir İSG Yönetim Sistemi oluşturmalarını teşvik ediyor. Bu standardın İSG yönetim sistemi i aşağıdaki basamakları içeriyor:
 
• Planla: İSG politikasına uygun olarak sonuçların elde edilmesi için gerekli hedef ve proseslerin belirlenmesi
• Uygula: Proseslerin uygulanması
• Kontrol et: Prosesleri izlenmesi ve İSG politikasına, hedeflerine, kanuni ve diğer şartlara göre ölçülmesi ve sonuçların bildirilmesi
• Önlem al: İSG performansını sürekli iyileştirmek için önlemlerin alınması

Sürekli iyileştirmek öğrenmeyi ve öğrenme sonucunda davranışlarımızı olumlu yönde değiştirmeyi gerektiriyor. Yani uslanmak anlamına geliyor ve hedef çıtamızı daha yukarıya taşımamızı istiyor. Naceur Jabnoun sürekli iyileştirmenin arkasındaki insani değerleri  The TQM Magazine  de 2001 yılında yer alan makalesinde incelemiş. Sürekli iyileştirmenin amacını iç ve dış müşteri tatminini arttırmak olarak nitelendiren yazar; insana saygı, sorumluluk ve empati değerlerini, sürekli iyileştirmenin itici değerleri olarak tanımlıyor. Buna karşılık alçakgönüllülük, güven, açıklık ve dayanışmanın sürekli iyileştirmeyi gerçekleştirici değerler olduğunu vurguluyor. Yukarıda tavsiye edilen değerlerin üst yönetim tarafından telkin edilmesinin ve kaynaştırılmasının, şirketin sürekli iyileştirme ve rekabet gücünü arttıracağı belirtiliyor. Şirket içindeki statü farklılıklarının azaltılması, alçakgönüllülüğün ve iletişimin arttırılmasının sürekli iyileştirmeye katkı sağlayacağı bildiriliyor.       
Çalışanlarda sürekli iyileştirmeye devamlı kılacak davranışsal değişim için üst yönetimin denetimsel uygulamalar yeterli değildir. Davranış değişim programları önceden belirlenmiş iyileştirme hedefleri ve ödüllendirme ile desteklenmelidir. Kilman (1989) tarafından önerilen 5 basamaklı program bu amaçla kullanılabilir:
• Mevcut davranış şekillerinin ortaya konulması
• Arzu edilen davranış şekillerinin belirlenmesi
• Davranışsal boşlukların tanımlanması
• Davranışsal eksiklik ve boşlukların tamamlanması
• Davranışsal değişimin yeni halinin devam ettirilmesi

Konu ile ilgili olarak  İnsana ve İşe Değer Katan Yeni İK  size bu ay tavsiye edeceğim eser. Nisan 2009 da Remzi Kitapevi tarafından yayınlanan Sayın Prof. Dr. Acar Baltaş ın bu eseri, organizasyondaki insan kaynağı faktörünü her yönden ele alan kapsamlı bir çalışma ve başucu kaynağı olarak bulundurulması gereken bir eser. Kitabın önsözünde değişimin istemli ya da istemsiz olarak yaşanacağını, önemli olanın ise değiştirenlerden olmak gerektiği vurgulanılıyor. Ayrıca kişiler için değişim yerine dönüşümün uygun bir kavram olacağı ve değişimin dış dünyada dönüşümün ise kişinin iç dünyasında gerçekleştiği belirtiliyor. Bu durumda yukarıda yer alan, şirketlerde davranışsal değişimin gözlemlenebilmesi için, çalışanlarda dönüşümlerin gerçekleşmesi gerekiyor. Çünkü çalışanlar kendi akıllarıyla ikna olmadan, duygularıyla kabullenmeden, uygulayarak denemeden ve tekrarlamayarak davranışsal değişiklikleri gerçekleştiremezler.
      
Sonuç: Kadercilikten akılcılığa geçiş için davranış değişikliğine sebep olan öğrenmeyi her kuruluşta her seviyede teşvik etmemiz gerekiyor. Kağıt üzerinde sistemler kurmak yerine insanları dönüştürebilen sistemler kurmamız gerçek anlamda kişilere ve kuruluşlara katkı sağlayacaktır. Çalışanların sistemleri sahiplenmeleri, sürekli iyileştirmeyi gönüllü yapar hale gelmeleri, uslanmayı esas hedef haline getirmeleri gerekiyor.

Kalite, çevre ve iş sağlığı ve güvenliği sistemlerine yönelik olarak yardımcı olabileceğim konular var ise e-mail yolu ile iletişim kurmanızı rica ederim. İyi çalışmalar…

 

  İlgili Haberler

 

Güneş Enerjisini Efektif Biçimde Toplayabilen Doğadan Esinli Çevre Dostu Nano-Mikro-Biyo Kompozit
Emtia Fiyat İndeksi Tablosu ve Analizi
Eurasia Rail 2016 Fuarı İzlenimlerim
Krizi Fırsata Dönüştürme = Umutsuzluğun Hediyesi
Sıcak Daldırma Galvaniz Yöntemiyle Üretim Yapan İşletmelerde Nakit Yönetiminin Önemi

  İlgili Yazılar

 

Operasyonel Mükemmellik
Üretim ve Ekonomi
İK İş İlanlarının Önemi
Şirket İçi Girişimcilik
Şirket İçi İlişkiler Üzerine
 

http://hefist.com














































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi