www.Linkedin.com dünya çapında 100 milyon üyeye ulaşmış, iş dünyası çalışanlarının buluştuğu sosyal ağ hizmeti veren bir web sitesi. Bu site içerisinde kendi profilinizi oluşturabiliyor, iş arıyabiliyor, eleman arıyabiliyor, ticari bağlantılar kurabiliyor, tartışmalara katılabiliyorsunuz. Günümüzde iş çevrenizi ne kadar genişletebilirseniz o kadar etkili olabilirsiniz anlayışı hakim. Bu web sitesi sayesinde eski okul arkadaşlarınızla, meslektaşlarınızla, eski ve yeni iş arkadaşlarınızla, müşterilerinizle, tedarikçilerinizle ve sizlerle benzer amaçlara sahip profesyonellerin kurdukları gruplarla iletişim kurabiliyor ve iş çevrenizi geliştirebiliyorsunuz. Linkedinde sayın Bülent Akyıldızın kurduğu Turkish Business Network te gruplardan bir tanesi ve sayısı onbinleri bulan üyeleri ile Likedinin en büyük gruplarından biri olmayı başardı. Grupta yer alan tartışma konularından bir tanesini uzun zamandır takip ediyorum. Sayın Fuat Türkerin başlattığı İK İlanları ne kadar doğru ne kadar gerçek? tartışmasına profesyonellerden 300e yakın yorum geldi. Bu yorumlardan bazılarını derleyerek bu yazımda sizinle paylaşmak istedim.
Geçmiş yazılarımdan birinde bahsettiğim üzere bir insan üniversiteyi bitirdikten sonra 40 yıl çalışmadan artık emekli olamıyor. Bu 40 yıllık süre içerisinde ister istemez bir çok defa o ya da bu sepebten ötürü iş aramak zorunda kalıyor. İşveren, aracı İK kurumu/İK danışmanlık şirketi ve iş arayandan oluşan üçlü ilişkide başlangıcı sağlayan İK iş ilanları oluyor. Konuyu her üç kesim için ayrı ayrı ele almaya çalışacağım. İşveren ile çalışanı buluşturmada aracılık yapan İK iş ilanları aslında tüm taraflar için büyük önem taşıyor. Ancak konuya yeterince önem verilmediğini düşünen (ben de dahil) çok sayıda profesyonel var. Nitekim bu tartışma konusuna gelen yorum sayısı da konuya önem verilmediğinin en açık kanıtını oluşturuyor.
Fuat Bey tartışma konusunu şöyle başlatmış: İK İlanları ne kadar doğru ne kadar gerçek? Çeşitli iletişim kanallarında farklı sektörlere ait çok sayıda iş ilanı olmasına rağmen, istisnalar haricinde ilan içerikleri hemen hemen aynı sayılır. Sanki birbirlerinden kopyalanmış gibi. Elbetteki bazı ilanlarda ortak beklentiler olacak ama o ilan sahibinin ya da kurumunun hiç mi farklılıkları olmaz ve öne çıkarılamaz? İyi ve farklı eleman arayanlar kendileri neden farklı olmaya çalışmazlar? İK ilanlarında farkındalık sizce nasıl yaratılabilir, katma değer nasıl yansıtılabilir? Şirket değeri ve cazibesi nasıl artırılabilir?
Sayın Fatoş Altıntaş konuya yeterince önem verilmediğini göstermek adına yayınlanmış olan bazı iş ilanlarını paylaşmak istemiş ve kendi yorumlarını da eklemiş: Floryada oto yıkamaya deneyimli yıkamacı aranıyor. Durum budur... Oto yıkamacıda işe girmek için bile kıdem gerekiyor artık. Göztepedeki mobilya atölyemize aklı başında ustalar aranıyor.
Deli usta da var demek ki... Emlak ofisinde telefona bakacak bekâr bayan aranıyor. Yorumsuz… Hastaneye lise mezunu temizlik görevlisi aranıyor. Orta okul yetmez... Malum, liselerde hademelik dersi okutuluyor... Ofisboy yetiştirilmek üzere üniversite mezunu, yabancı dil bilen eleman aranıyor. Üniversite bitirecek, yabancı dil konuşacak, yetiştikten sonra getir götür işleri yapacak. Fatoş Hanım bu şartlara uyduğu için merak etmiş, telefon açıp sormuş, Kaç para? Maaş 500 lira... Örnekler ve yorumlarınız için teşekkürler Fatoş Hanım...
Yukarıdaki paragrafta yer alan basit ama vahim örnekler bana hitap etmiyor diye düşünüyorsanız, emin olun ki size uyacak onlarca belki yüzlerce benzeri İK iş ilanlarına rastlayacaksınız. Kimisinde sizden gereksiz yere tecrübe isteyecekler, kimisinde ihtiyaç bile duymayacağınız halde ana diliniz kadar iyi birkaç yabancı dil bilmenizi isteyecekler. Kimisinde yüksek lisans tercih sebebi derken aynı süre içerinde askerlik yapmanız beklenecek, kimisinde müşteri ile doğrudan temasınız olmadığı halde göze hoş görünen (presentable) olmanızı isteyecekler. Cinsiyetiniz, yaşınız, okuduğunuz okul ve daha bir çok şey işle alakası olmadığı halde sizden istenecek. Bazı iş arayan adaylar, iş ilanındaki tüm gereksinim ve özellikleri taşıdıkları halde ya görüşmeye çağrılmayacaklar ya da çağrılsalar bile iş için fazla (over qualified) bulunacaklar ve istedikleri halde çalışma imkanı bulamayacaklar.
Öncelikle konuya İK iş ilanları nasıl hazırlanıyor diye bakalım. Bu noktada gruptan iki arkadaşımız şirketlerin İK bölümünde ve eğer kullanılıyorsa aracı ya da danışman şirkette ilanların nasıl hazırlandığını mizahi bir dille bize aktarmışlar...
Sayın Sevda Ergenekon ortalama bir şirkette sürecin nasıl işlediğini anlatıyor: Açık olan pozisyonla ilgili ilan hazırlanması gerektiğinde İK yöneticisi birden bire delegasyonun önemini hatırlayarak bu işi, işe alımdan sorumlu uzmana delege eder! Uzmanın canı sıkılır, işin yoksa görev tanımını oku, yetkinlik kataloğuna bak, taslak hazırla, git eleman talebinde bulunan departman yöneticisi ile taslak ilanı incele, ilgili yöneticinin ilanı beğenmeyip burun kıvırmasına, seni terslemesine katlan. Halbuki Uzmanımız hiç yerinden kıpırdamadan en popüler birkaç iş arama sitesine girer, aynı pozisyon için başka şirketlerin verdikleri ilanlardan en beğendiği, en havalı cümleleri kopyala yapıştır ile boş bir yazım programı dosyasına yapıştırır, bulabildiği ilanlardan kopyalama işi bitince ortaya çıkan hilkat garibesi ilanı okur, başarısı karşısında gözleri yaşarır, kendisi ile gurur duyar. İlanın aktif olmasını sağlayacak butonu tıklar ve artık ilan yayındadır...
İlanı okuyan adaylar, yönetici pozisyonu için verilmiş bir ilanın neden takım arkadaşları arıyoruz ibaresi ile bittiğini anlayamazlar. İlanın geçerlilik süresinin neden bir yıl olduğunu anlayamazlar. Tercih edilen 2. yabancı dil ile şirketin ne alakası olduğunu anlayamazlar. Tercih edilen fakültelerin belirtildiği bölümde yer alan isimlerin bir çoğunun neden aslında fakülte adı olmayıp ana bilim dalı adı olduğunu anlayamazlar. Tıpkı neden belli bir yaşın altında olmaları veya presentable olmaları gerektiğini anlayamadıkları gibi...
Peki kimdir bu Uzman? Üniversiteden mezun olup, uzun bir süre işsiz kalana kadar İnsan Kaynaklarında çalışmayı aklının köşesinden bile geçirmemiş, hatta olumsuz sonuçlanan iş görüşmeleri sebebi ile İKndan nefret dahi etmiş Uzmanımız tamamen tesadüf eseri kendini İKnda çalışırken bulmuştur. Uzman Yardımcılığı ile yetinmemiş, üniversitelerin, hatta danışmanlık şirketlerinin açtığı 3-5 haftalık İK Uzmanlık Sertifika Programlarını bitirip Uzman olmuştur. Sertifikasını alan Uzmanımız iş çıkışı en yakın AVMye koşarcasına gitmiş, siyah tayyör, beyaz bluz ve tek sıra imitasyon inci kolyesini alarak Uzmanlığını cümle aleme duyurmuştur. Teşekkürler Sevda Hanım...
Sayın Filiz Demirbağ ise İK iş ilanını müşteri adına hazırlayan aracı ya da danışman olarak adlandırılan şirketlerde sürecin nasıl işlediğini anlatıyor: Danışman firmadaki satış müdürü ya da yönetici danışman müşteriyle anlaşarak pozisyonu alır. Pozisyonun araştırmasını yapacak asistan/araştırmacı arkadaşa notlarını aktarır. Müşteri ilan çıkılmasını da istemiştir ama ilan hazırlığını danışman firmaya bırakmıştır. Üstelik iş tanımını da bir türlü göndermez, ya da baştan zaten göndermeyeceğini söyler.
Asistan/araştırmacı kızımız (genelde sektörün %90ı bayan) onca işin arasında bir de bununla mı uğraşacağım psikolojisiyle başlar internetten araştırmaya. Bu işleri yaparken bilgi göndermeyen müşterisine, toplantıya gitmediği halde kendisine verilen bu işe söylene söylene ilanı hazırlar. Sonuçta kulaktan kulağa oyunu gibi aktarılan bilgilerle hazırlanan ilan yayınlanır. Kimsenin ilgilenmediği başarısız ilanlar kategorisine bir ek daha olur.
Nedenler derseniz: Ne yazık ki İK bölümlerinde ve İK danışmanları içinde de işlerini sevmeyen, benimsemeyen birçok kişi var.
İK aslında şirketin reklamını yapan çok önemli bir departman ancak çoğu zaman bunun farkında olamıyoruz.
Ayrıca danışmanlık hala birçok şirket ve İK bölümü tarafından danışılacak, bilgisine güvenilen kişi değil Özgeçmiş (CV) Sağlayan Kişi olarak görülüyor.
Danışman şirket sayısı o kadar çok ki fiyat kırarak rekabet yapıyorlar. Müşteriye yapılan indirim sonucunda inanılmaz ücretlere uzun saatler boyunca çalışacak yeni mezunlar işe alınıyor. Teşekkürler Filiz Hanım...
İşe alım sürecinde işveren/İK bölümü, aracı İK kurumu/İK danışmanlık şirketi ve iş arayandan oluşan üçlü ilişkinin sağlıklı işleyebilmesi için tüm taraflara bir takım görevler düşüyor. Gelin şimdi bunlara biraz daha yakından bakalım.
İşveren ve İK Bölümü
Sayın Bülent Akyıldızında belirttiği gibi aslında İK iş ilanları işyerlerinin aynasıdır. Ancak görüntüye bakıldığında gerek ilanlara gerekse mülakatlara ve adaylarla iletişime yeterince önem verilmediği aşikar. İşte düzeltilmesi gereken bazı noktalar:
İlanların yetersiz içeriği: İnsan kaynaklarınının ilanlarını verirken özenli olmamaları, hangi vasıfları istediklerini açık seçik belirtmemeleri...
İK bölümü ilanı veriyor olsa bile, içeriğini o pozisyonun yöneticisi nasıl nitelikler arıyorsa ona göre hazırlamak gerekiyor...
İlanlar gerçek ihtiyaca dayanmaması: Gerçekte ihtiyaç olmadığı halde şirkette işler iyi gidiyormuş havası yaratılmak için verilen prestij ilanları ya da aday veri ambarı oluşturmaya (adres avlamaya) yönelik fakat bu durumun belirtilmediği gerçekten arayış var izlenimi veren ilanlar...
Firma adlarının gizli tutulması: Açıklık ve şeffaflık açısından bu tip ilanlar ne çalışanlarına ne de adaylara güven vermekte...
İlanlarda ayrımcılık içeren unsurların yer alması: Yaş, cinsiyet, medeni durum, mezun olunan okul, vs gibi ayrımcılık içeren unsurların bulunduğu ilanların verilmesi... Yurtdışında resimli özgeçmişler bile ayrımcılık (suç) olarak değerlendirilirken Türkiyede henüz bu kavrama yeterince özen gösterilmiyor...
Başvuruları değerlendirecek kişilerin (En uygun özgeçmişe sahip adayların belirlenmesi işini) yeterli yetkinliğe sahip olmayan stajyerlerin ya da yeni mezunların yapması.
İşe alma sürecinin kişilere bağımlılığı: Her ne kadar süreç prosedürlerle standart (objektif) hale getirilmeye çalışılsa da işe alan kişilerin kişisel tercihleri etkili olabiliyor. Ne kadar iyi özgeçmişiniz olursa olsun, İK bölümünde görüştüğünüz kişiden geçemezseniz işi alma şansınız kalmıyor. Karşınızdaki kişi o an iyi bir ruh hali içerisinde ise, siz kulağına hoş veya gözüne güzel gözüktüyseniz geçebilirsiniz. Malesef bu durumda her zaman geçerli olmayabiliyor. Eğer mülakatı yapan kişi bir kadınsa ve sizde nitelikli ve güzelseniz şansınızı kaybedebilirsiniz. Benzer şekilde işe alacak kişiden daha iyi bir deneyime sahipseniz, bu kişi işini kaybetmek korkusuyla veya sizi yönetemeyeceğini bildiğinden sizi yine işe almak istemeyebilir...
Aracı – Danışman Şirketler
Profesyonellerin genelde yakındıkları bir konuda ilanlara başvurdukları halde aracı ya da danışman firmalar tarafından görüşmeye çağrılmamarı. Sayın Süleyman Kundakın bu noktadaki tespitleri paylaşmakta fayda var: Kriz sırasında bana uygun ilanlar veren, ancak hiç bir şekilde görüşmeye çağırmayan danışmanlık firmalarından birisinde bir tanıdık bulup sordum neden diye, verdiği cevap çok ama çok çarpıcı, İlanlar otomatik, sen ilanlara bakma! Yani diğer bir çok arkadaşımızın dediği gibi ilanların çok ciddi bir bölümü ya reklam ya da İK sitelerinin yıllık sınırsız aidatı ödendiği için bari ilan verelim diyerek veriliyor. Teşekkürler Süleyman Bey... Aracı/danışman şirketlerden bazıları malesef iş arama sitelerinde ilan kirliliğine sebep olabiliyorlar.
Öte yandan her ne kadar İş ve İşçi Bulma Kurumu yasak olduğunu söylese de aracı firmaların çalışanın maaşından kesilen miktarları komisyon olarak aldıkları da dolaşan dedikodular arasında... Malesef iş arayanlar da benzer şekilde karşı tarafa bu teklifleri yapabiliyorlar... Örneğin, bana iş bulursanız, size ilk maaşımın yarısını vereyim gibilerinden... İş etiğine tüm tarafların özen göstermesi gerekiyor.
Genelde firmalar ne aradıklarını, neye ihtiyaçları olduğunu bilmiyor ve/veya ifade edemiyorlar. Danışman firma aracılığı ile arasalar bile çoğunlukla bu firmalar danışmanlık yapmıyorlar. Sadece CV (özgeçmiş) bulan şirket vasfında çalışıyorlar. Halbuki Danışmanlık firmalarının sektördeki gerçeklerle bağdaşan, müşterilerinin ihtiyaçlarına ve vizyonlarını uygun adayları bulmaları gerekiyor. Bu firmalar danışmanlığın ötesinde bir partner (ortak) yaklaşımı ile hareket etmeli ve uzun işbirlikteliği teşkil ederek müşterilerini İK bakımından sürekli geliştirmeyi hedeflemelidirler.
İş Arayanlar
Ülkemiz istihdam yaratmakta zorlanıyor. Milyonlarca kişi KPSS sınavları ile Devlet Memuru olmak (garantili iş) için yarışıyor... İşsizlik hemen hemen her aileyi ilgilendiren bir konu olarak gündemden düşmüyor. Hal böyle olunca da iş arayan adaylar önüne gelen ilana başvuruyor... İlanlara cevap verilirken özen gösterilmemesi işveren ya da danışman şirketleri aday seçiminde filitreler kullanmaya zorluyor. En doğru adayların işlere yerleştirilmesi için belli kriterlere sahip olmayan adayların eleneceği filitreler oluşturuluyor. Nasıl iş ilanlarındaki kirlilik iş arayanları rahatsız ediyorsa, nitelikleri uygun olmayan adayların başvuruları da işveren ve danışman firmaları rahatsız ediyor. İş arayanların ilanlara başvururken daha özen göstermeleri gerekiyor.
Adayların bir başka hatalı davranışı da özelliklerini abartıyor olmaları... Özellikle yabancı dil konusu özgeçmişlerde olduğundan daha iyi gösteriliyor. Fakat doğru olmayan ve abartılı bilgilerin özgeçmişlerde yer alması adaya fayda sağlamadığı gibi tüm taraflara zaman ve para kaybettirmekten başka bir işe yaramıyor.
Sonuç
Doğru işe doğru kişiler yerleştirebildiğimiz ölçüde tüm taraflar dolayısıyla ülkemiz kazançlı çıkacaktır. İK iş ilanları işe alım sürecinin başlangıcını oluşturuyor. İlanlar içerikleriyle bir ölçüde işyerlerini yansıtıyorlar. En önemli kaynağın gerçekten insan olduğu ve farkı yaratanın insan olduğu kabul ediliyorsa, ilanlara ve işe alım sürecine tüm tarafların gereken özeni göstermesi gerekiyor.