Takvim yapraklarında yer alan yaz kendini yavaşça sonbahara bırakacak derken ara ara oluşan sıcaklar, büyük bir çoğunluğun bayramda son yaz tatili için heveslenmelerine yol açıyor. Sıcak bu günlerde oruç tutanları bir nebze zorlarken, turizmciler için de son umut olarak görünüyor.
Tüm bu görüntülerin içerisinde kriz sözü ve duygusu da yavaş yavaş galiba geriliyor. En azından psikolojisinin etkinliği eskisi kadar yoğun değil. Krizin psikolojik etkisini azaltmak için önce TOBBun tüm odalar ile başlattığı kriz varsa çaresi var! kampanyası, gerek afişleri gerekse yanlış algılanması ile gereği kadar başarılı olamadı. Genelde o afişleri görenler, çizim olarak anlatılan kişilerin, İlköğretim sosyal bilgiler kitaplarından fırlamış, kahramanlar olarak gördü. Yıllardır, okul ile piyasanın zıt hareket ettiğini söyleyenleri bir kez daha doğrular gibi, karakterlerde maalesef doğru görünmüyordu.
Ağustosun son haftalarında TVde yoğun olarak gördüğümüz ve önemli ekonomi uzmanlarının çiçek, simit, sakız satarak yaptıkları anlatım, biraz daha doğru görünmeye başladı. Türkiye Reklam Konseyi tarafından hazırlanan bu reklamlar. alın verin ekonomiye can verin sloganı ile mesajlarını iletiyor.
Peki, kriz bu tip kampanyalar ile atlatılır mı? Evet atlatılır. Çünkü krizin psikolojik etkisi ortadan kalkarsa, ekonomik canlanma başlayacaktır. Birincisi çok fazla etkili olmasa da her ikisini de destekliyorum. Çünkü 2001 krizinde de bu fikri savunuyordum. Yine aynı fikirdeyim. Çarkı durdurmayalım, hayatı ertelemeyelim…
Birkaç sayı etrafımda gördüğüm, pazarlama çabalarını sizlere aktarmak istiyorum. Geçen gün çok ilginç bir şey yaşadım ve gerçekten de çok etkilendim. İftar vaktine az bir zaman kala, bulunduğum semtin içinde yer alan bir kahvaltıcıda (şarküterinin içki satmayan hali!) alış veriş yaptım. Aldıklarımı özenle torbaya koyan acemi fakat ilgili eleman, daha sonra da hiçbir yerde belirtilmeyen ve bir ibare görmediğim halde, poşetleri vermeden önce sana bir kahve hediye edeyim diyerek paketli bir kurukahve verdi. Evdeki kahve stokunu düşünerek, kendisine kahve yerine başka bir şey verip veremeyeceği sordum. Bu tip hediyelerde maalesef algımız, elinde fazla kalmış ürünlerin ya da son kullanması gelen paketlerin verilebileceği düşüncemi de test ederek, hediyeyi değiştirmesini talep ettim. Hiç tereddütsüz, bu kez litrelik bir meyve suyu verdi. Hem de öyle tanınmamış markalardan değil, bilinen bir markadandı. Anlayacağınız, tamamen gönülden ve bir jest olarak verilen bir hediyeydi. Arkasında hiçbir ekstra pazarlama düşüncesi olmadan.
. İki alana bir bedava, onun yanında bu var, yarısı bizden vb. gibi kampanyalardan değil, sadece içten ve önceden hazırlanmadan yapılan bu tip kampanyalara ihtiyacımız var. Müşterinin beklemediği bir anda, daha önceden onu hazırlamadan, tamamen spontane hediyeler, müşteriyi daha çok mutlu edecektir. Özelikle de bunu yapabileceği ihtimali çok zayıf yerlerde olursa daha da etkin olacaktır.
Etrafınızda bu dönem içerisinde gördüğünüz, ilginç pazarlama çalışmalarını benim ile paylaşırsanız memnun olurum. Bu vesile ile de Ramazan Bayramınızı kutlarım.
Ayrıca, bana her konuda yazabilirsiniz. Tek yapmanız e-mail atmanız. Bu arada benden eğitimlerim ve çalışmalarla ilgili bilgi isteyenler için www.hakanomergider.com sitesine bir göz atmalarını da hatırlatırım.
info@hakanomergider.com
Unutmayın, Satış Kumar Değildir !
Profesyonel Destek Gerekir
Kriz zamanlarında daha fazla…