Rahmetli Turgut Özal ile başlayan orta direk tanımlaması vasıtasıyla sadeleştirilen orta sınıf; Türkiyenin sanayileşmesi, hizmet ve bilgi toplumuna doğru yelken açması ve hemen her dönemde ve aynı zamanda tarihsel süreç içerisinde küçük işyeri, işletme sahibi, esnaf, tüccar, kendi hesabına çalışan, işveren vekili, yönetici ve nispeten daha yüksek ücretle beyaz yakalı çalışan insanların oluşturduğu bir sınıf olarak tasvir edilmiştir.
Hiç kuşkusuz ki toplum bilimi sosyolojik açısından orta sınıf tanımlaması çok eskilere kadar uzanır. Marxist teorinin sadece teorik olarak güçlü durması ancak hiçbir zaman pratikte yaşam alanı bulamamasının temel nedenlerinden biriside orta sınıfın başta Amerika, Avrupa ve diğer kapitalist rejim, liberal ekonomik ve nihayet hukuk devleti yapılanmalarında olmak üzere tüm dünyada gözlemlenen önlenemez yükselişidir. Elbette kıta Avrupası, İskandinavya ve bazı Latin Amerika örneklerinde olduğu üzere temel hak ve özgürlüklerin kazanım süreçlerinde, sosyal refah devletine geçişte, evrensel insan hakları kazanımlarında ve de örgütlü toplum olma ve kolektif bilinç oluşturmada işçi sınıfının verdiıi mücadele yadsınamaz.
Ancak, özellikle 1980 sonrası küreselleşen dünya ile birlikte gelişen teknoloji devrimi, sermayenin uluslar arası mobilitesi, işgücünün serbest dolaşımı, nitelikli ve meslek sahibi insan kaynaklarının açılan mesleki eğitim kanalları ve insan kaynağı gelişim programları ile belirli bir seviyeye gelmesi bununla birlikte tarım, sanayi, hizmet ve bilgi sektörüne geçişin yeni gelişen orta sınıf oluşumuna yaptığı katkının yanı sıra 1990lı yıllar yeni yönetici, girişimci, yaratıcı ve üretici düşünen orta sınıfın yükselişine şahitlik yapmıştır. Söz konusu orta sınıf, dünyada son 25 yıldır yaşanan ve ekonomik anlamda refah ve de zenginlik getiren, tüketim eğilimini harekete geçiren, yeni yaşam kalitesi ve standart talebini oluşturan, boş zaman, hobi ve eğlence kültürünü tetikleyen, sağlıklı yaşam, iyi yaşam, iyi konut, iyi araç ve yüksek teknoloji kullanımını teşvik eden unsurlar olarak karşımıza çıkmıştır. Ta ki 2008 yılında dünya tarihinin en büyük finansal ve küresel krizini yaşayana dek….
Bugün itibariyle baktığımızda, tüketimdeki azalmanın, toplam talebin düşmesinin, sanayi üretiminin gerilemesinin ve nihayet işsizliğin patlamasının önemli nedenlerinden birisinin bu krizden en derin haliyle orta sınıfın etkilenmesinin, önemli bir kısmının işini yada işyerini kaybetmesinin, bir kısmının daha düşük ücret ile varlığını devam ettirmeyi kabullenmesinin ve tüm bunlara bağlı olarak ta satın alma gücünü ve kabiliyetini kaybetmesinin çok önemli bir rolü vardır.
Dolayısıyla, içinde bulunduğumuz ve halen devam eden kriz sürecini yönetirken, kriz sonrasını yeniden yapılandırırken yeni orta sınıfı hesaba almadan yapılacak her türlü çalışmanın başarılı olma şansının zayıf olacağı düşüncesindeyiz. Burada unutulmaması gereken husus ise Türkiyede yeni gelişen orta sınıfın geçmişte çok tüketen, çok görgüsüz, çok gösterişçi yada şımarık bir grup işveren vekili yönetici veya beyaz yakalı düz üniversite mezunu yada parayı bir biçimde bulan yürü kulum tarzı cahil kesimden ibaret olmadığını görmekteyiz.
Yeni gelişen orta sınıfın çok farklı arka plandan, çok farklı kesimlerden, eğitimin yada kültür düzeyinin çok ta belirleyici olmadığı iş aleminden gelen daha pragmatik, daha planlı, daha az tüketen, daha temkinli, gelecek kaygısı taşıyan ve artık dönemsel olarak sürekli yaşanan krizlerden dolayı kriz ve sonuçlarına karşı daha bağışıklık kazanmış ve tasarruf temayülü ile birikimlerini geleneksel yastık altı yöntemler dahil kendine göre daha sağlam, güven oluşturucu aynı zamanda bir amaca hizmet eden davranış kodları içinde ve maalesef kapitalizmin itici gücü olan kapital birikim ve sermaye yapılanması dışında tutacak biçimde daha manevi, ideolojik ve duygusal seçeneklerle de yeni toplumsal dokunun gerçekleri olarak yüzleşmek zorunda kalacağız.
Sonuç olarak yeni orta sınıfı hesaba katmaya hiç bir ekonomik program, üretim ve pazarlama stratejisi ve de sosyal-siyasi proje 2010lu yılların Türkiyesinde başarılı olamayacaktır.