2009 yılı ilk çeyreğinde geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre tüm sektörler gibi Beyaz Eşya sektöründe de önemli ölçüde daralma yaşandı ve iç satışlarda %25, ihracatta, %14, üretimden satışlarda %17 üretimde ise
%22 lik oranlarda kayıplar oldu.
Krizin şiddeti geçen yılın son çeyreğindeki gibi olmasada kayıpların azalarak da sürmesi krizin alt noktasına hala varamadığımızı ve ekonomistlerin tahminleri gibi ancak 2010 yılından sonra normalleşmeye gidileceğini gösteriyor.
Türkiye özellikle son yıllarda artan ihracat rakamlarıyla ve özellikle Beyaz Eşya sektöründe %65e varan oranlarda Euro bölgesine yaptığı ihracat nedeniyle bu krizin dşında kalmasının imkanı yoktu. Ancak bu kriz siyasi kadrolar tarafından daha iyi yönetilebilirmiydi diye sorarsak şüphesiz ekonomik kararların zamanında alınmaması Türkiyede krizin çok ağırlaşmasına neden oldu.
BDDKnın sık sık tekrarladığı ülkemizde bankaların durumunda problem yok biz bu bakımdan Amerika ve Avrupaya göre daha sağlamız söylemi aslında çok doğru. Ama bunun altında yatan gerçeğe bakarsak bugün %100 Türk sermayeli banka sayısı bankacılık sektörü içerisinde maalesef çok düşük bir oranda kaldı ve tüm büyük bankalar zaten yabancıların eline geçmiş durumda. Bu bankaların Avrupada kötü duruma düşmeleri ve adeta devletleştirilmeleri dolayısıyla buradaki uzantılarını da kurtardı. Eğer bu bankalar kurtarılmasaydı Türkiyenin yapacağı hiçbirşey yoktu ve finansal krizin etkilerini biz çok daha kötü yaşayacaktık. Bu nedenle finans sektörünün sağlamlığı bizim ülkemizdeki bankaların sermaye yapısından ziyade artık finans sektörünü yabancı sermayeye teslim ettiğimizden bu konumda ülkenin yapacağı çok fazla birşey olmamasından kaynaklanıyor.
Finansal krizin direkt olarak bizi etkilememesine rağmen Avrupayla kendimizi kıyasladığımızda krizi en ağır yaşanan ülkelerden birinin yine biz olduğunu görüyoruz. Otomotivdeki dramatik düşüşü bir yana bırakırsak Beyaz Eşya sektöründe bizim iç satışlarımızın düşüş oranın Avrupadaki en yüksek oran olduğunu görüyoruz. Avrupa genelinde sektörün genel düşüş oranı %15 civarında ve bizim ihracattaki %14 düşüşte bunu teyid eder nitelikte. Ancak iç satışlara baktığımızda bu oranın birden %25e fırladığını görüyoruz. Bunun anlamıda Avrupada krizin çok daha ağır geçmesi gerekirken asıl krizi biz ülke içinde yaşıyoruz ve bunun sonucu olarakda işsizlik rakamlarıyla Avrupada liderliği elimizde tutuyoruz.
Üç aylık bir dönem için Beyaz Eşyanında içinde bulunduğu birçok sektörde yapılan vergi indirimlerinin halkın moralitesi üzerinde ne kadar etkili olduğuna şahit olduk. Satışların birden pik yapması özellikle otomotivdeki stokların erime noktasına gelmesi aslında Türkiyede krizin akılcı bir yönetimle çok daha az zararla atlatabileceğimizin bir göstergesi. Ancak ekonomik kadroların şu ana kadar gösterdikleri performans bize bu ümidi maalesef vermiyor
Bekleyip göreceğiz.