GALDER–Genel Galvanizciler Derneği nin organize ettiği, dünyada ve Türkiye de küresel krizin genel seyri, ülkemize ve galvaniz sektörüne etkisinin ve alınması gerekli önlemlerin tartışıldığı yemekli toplantı, Dünya Gazetesi moderatörlüğünde 16 Mayıs 2009 Cumartesi Günü Gebze-Bayramoğlu nda yapıldı. Sıcak ve samimi bir ortamda geçen yemekli toplantı yoğun ilgi gördü.
Toplantı da genel ekonomik krizin seyri ve yapılması gerekenler, alınması gerekli önlemlerin dışında, demir çelik sektörünün de ayrılmaz bir parçası olan galvanizlemenin, tanımı, demir çelik kullanımıyla olan ilişkisi, bu sebeple sahip olduğu büyük önem, korozyonun ülke ekonomisine olumsuz katkısı, Türkiye de ve dünyada galvanizli ürün kullanımı ve Türkiye de kullanımın artırılmasına yönelik çabalar masaya yatırıldı. Galvaniz sektörünün güçlü durumu nedeniyle, krizden diğer sektörlere göre daha az etkilendiği ancak buna karşın demir çelik tüketiminin artması ve galvaniz sektörünün daha iyi tanıtılması gerektiği vurgulandı.
Temel amacı ülkemizdeki galvaniz sektörünün daralan talep hacmini artırmak, galvanizleme bilincini oluşturmak, kullanımının yaygınlaşmasını sağlamak, milli gelirimize katkı sağlamak olan Genel Galvanizciler Derneği (GALDER) yapılan bu toplantıyla bu konulardaki hassasiyetini göstermiştir.
Genç ve dinamik bir yapıya sahip olan GALDER buna benzer etkinlikleri sıklıkla tekrar edecektir.
Toplantıya aşağıda yazılı değerli ekonomist yazarlar ve dernek temsilcileri katıldı;
Konuşmacıların her biri kendi alanlarında son derece faydalı ve çarpıcı tespitlerde bulundular. Toplantı bütününde genelde küresel krizin tanımı, geleceği ve Türkiye deki seyri ile özelde galvaniz sektörüne etkisi vurgulandı.
Konuşmacıların yaptıkları sunumlarla ilgili özetler şöyledir;
Uğur Civelek - Ekonomist Yazar
Dünya Gazetesi
Ekonomik krizin tanımı ve daha kolay anlaşılması için geçmişe bakmamız gerektiğini söyleyen Uğur Civelek, küresel bazda gelir dağılımın 1930 lara benzediğini, Eğer mevsimlere benzetirsek 1945-1970 yılları arasında ilkbaharın, 1970-1995 yıllarında yazın, 1995-2009 sonbaharın yaşandığını, asıl krizin kış ayında çıkacağını henüz yaprak dökümünü yaşadığımızı anlattı. Genel ekonomik gidişatla ilgili karamsar bir tablo çizen Civelek Bu kış çok uzun sürecek, mevcut politikaların değiştirilmesi lazım. Bu kriz küresel bir kriz. Çözümü için de küresel uzlaşı gerekiyor. Bu uzlaşı sağlanmazsa her ülke yada şirket kendi başının çaresine bakmalıdır dedi.
Sanayicilerin önünü göremediklerini belirterek, önümüzdeki dönemde firmaların uzun süreli bir krize göre önlem almasını öneren Civelek; önümüzdeki dönemde durgunluk içinde enflasyon yaşanabileceğini ve doların yılsonunda 2 TL nin üzerine çıkabileceğini ifade etti.
Rüştü Bozkurt- Ekonomist Yazar
Dünya Gazetesi
Bütün araştırmacılar krizlerin 18 aydan fazla sürmediğini belirtiyor. Bu krizde beklendiği gibi devam ederse Ağustos 2009 dan sonra toparlanması gerekiyor. Kriz süreci ve sonrasında dört refleks var; Birincisi krizde mutlaka eleme oluyor, bazı şirketler eleniyor. İkincisi bazı işletmeler uyum gösteriyor. Üçüncüsü her kriz piyasa da boşluk yaratıyor ve bunu görenler zengin oluyor. Dördüncüsü kriz sonrasında sektörde öncü olanlar ve yatırım yapanlar o alanın kaymağını yiyor. Bu refleksler sonucunda da dört davranış biçimi gelişiyor. Organik büyüme, satınalma, ortaklıklar kurma iş birlikleri. İlk olarak galvanizin uzun dönemli dayanıklılığı ile kısa dönemli farklılığını, avantajlarını anlatmamız gerekiyor. Bu kriz sonuçta bitecek, krizde ciddi projesi, ciddi fikri ve işi olanlar ayakta kalacak. Bu nedenle krizin etkilerini tartışmalı ve muhakkak projeye geçirmeliyiz. Türkiye nin önünde büyük fırsat var. Bunun yolu kendimizi sorgulamaktan geçiyor. Ar-Ge ye çok önem vermeliyiz.
Can Komar
Ekonomist Yazar
Krizin dibe vurduğu görüşünü savunan Grup Metal Genel Müdürü Can Komar, Nisan ayında Londra da yapılan G20 zirvesinde alınan kararlara bakarsak; krizi sonlandıracak ana enstrümanlar IMF ve Dünya Bankası olacaktır. Küçük ülkelere destek verilecektir. Dünya ticaretini desteklemek için 1,1 trilyon dolar bütçe açıklanmıştır, Bence kriz dibe vurmuştur dedi. Komar, bu krizin V tipi veya U tipi kriz olmadığını L tipi kriz benzetmesinin yapıldığını ifade ederek, dibe vuran ekonomik göstergelerin bir süre yatay gideceğini, kriz grafiğinin 2011 den itibaren yükseliş trendine girebileceğini ifade ederek şöyle devam etti: Düzelme de 2011 ortalarında olur. Küresel kriz, küresel önlemler getirir. Korumacılık yanlıştır. Arttırılan gümrük oranları indirilmelidir. Kriz dibe vurdu ama her şey bitmiş değil. Ama işsizlik, kapasite kullanım oranları ve GSMH olarak daha kötüsü olmayacak dedi. Komar, Demir çelikte ise krizle birlikte talep kesildi, üretim düştü ve stoklar çok fazlaydı. 2009 un ikinci çeyreğinde stoklarda azalma görüldü ve siparişler başladı ama eskiye oranla daha az üretim var. Daha az malzemeye ihtiyaç var. Fiyatlar istikrarsız. Uzun vadeli sipariş için güven yok. Hem şirket hem de birey olarak azla yetinin. Sadece ihtiyacınız kadar malzeme alın. Karlılığa geçin. Borçlarınızı erteletin, bunun için gerekirse ek teminatlar verin açıklamasında bulundu. Hükümete de önerilerde bulunan Komar, Satışların devam edebilmesi için banka-tüketici kredileri muslukları açılmalı, kredi faizleri düşmeli, insanlardaki işimi kaybeder miyim korkusu bitmeli, IMF anlaşması yapılmalıdır .
Şuanda kuru ağaç gibi ayakta duran birçok firmanın daha önümüzdeki dönemde devrilmeye devam edeceğine değinen KOMAR, gelecekle ilgili olarak firmaların; küçülmelerini, bir süre azla yetinmelerini, alımları kısmalarını, karlılığa geçmelerini (nakit yönetimi adına zararına satışa son vermelerini), borçlarını erteletmelerini önerdi. Önümüzdeki sürecin bir maraton değil peş peşe 10 maraton olduğunu belirten KOMAR “nefesimizi iyi ayarlamamız gerekir” önerisiyle konuşmasını sonlandırdı.
Alper Akçam
GALDER Yönetim Kurulu Başkanı
GALDER Yönetim Kurulu Başkanı Alper Akçam Gelişmiş toplumların başarıları altında; örgütlenmeye inanmış toplumlar, sektörünü ileriye götürmeye istekli insanlar ve birlikler yatıyor diyerek bu tür organizas-yonların sinerji ve motivasyonu artırdığını kaydetti.
Henüz yeni kurulmuş GALDER in ilgili tüm kurum ve kişiler tarafından desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Akçam, derneğe olan inancın ve bağlılığın yitirilmemesi gerektiğini söyledi.
Demir veya çeliğin galvanizlenmemesi durumunda hem israf olacağını hem de çeliğin kuvvetinin düşeceğini vurgulayan Akçam, Üç yılda bir yapılan Inter Galva Konferansı, 8-11 Haziran 2009 da İspanya da yapılıyor. Son derece faydalı geçen bu büyük buluşmaya Türkiye den imkanı olan herkesi davet ediyoruz. Ayrıca 2010 yılında İstanbul da yapılması planlanan bir galvaniz konferansı var. Bu konuda önümüzdeki bir yıl içinde öncelikle GALDER üyelerinin ve ilgili herkesin bireysel katkılarına ihtiyacımız var dedi.
Prof. Ali Fuat ÇAKIR,
İTÜ Kimya Metalurji Fakültesi-Metalurji ve Malz. Müh. Bölümü
Katılımcılara galvaniz kaplama, yüzey işlemleri ve korozyon hakkında genel bilgiler veren Prof. Çakır, korozyona ekonomik bakmak gerektiğini ifade ederek şu bilgileri verdi; Türkiye nin toplam korozyon kaybı Gayri Safi Milli Hasıla nın %4,5 u. Yani korozyon nedeniyle yıllık kaybımız 40 milyar dolar. Kaç bakanlığın bu düzeyde yıllık bütçesi var? Bu büyük bir kayıp. Türk sanayisinin en büyük yanılgısı korozyonu bakım onarım masraflarının içine sokmasıdır. Dünyanın demir çelik üretimi 1 milyar ton civarındadır. Çalışmalar gösteriyor ki ciddi koruma yapmazsanız üretilen demir çeliğin %30 u fire verip, kullanılamaz hale geliyor. Bunun ancak %30 u geri kazanılabiliyor. Galvaniz artı boya ile çeliğin ömrünü 50-60 yıl uzatmak mümkündür diye konuştu.
Alim Kınoğlu
GALDER Yönetim Kurulu
Başkan Yardımcısı
GALDER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alim Kınoğlu, yaşanan son süreçte genel anlamda ekonominin tüm unsurlarının krizden etkilendiğini söyleyerek, Sanayicimiz önünü göremez durumdadır. Piyasalarda iş hacmi daraldı, firmalar geleceğe yönelik planlama yapmakta zorlanıyorlar. Belirsizlik ciddi oranda artıyor. Ve bu belirsizlik yatırım ve gelişmeye engel faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır dedi.
Krizin galvaniz sektörü üzerindeki etkilerinden bahseden Kınoğlu, Genel kapasite kullanım oranı %50 lere düşmüş durumda. Ortalama iş hacminde 2008 yılı ilk çeyreğine oranla %45 azalma var. Finansmanda ortalama vade 30-45 günden 90-100 güne çıkmış durumda. Kar oranı hemen hemen yok gibi. Devletin çevresel mevzuat ve uygulamalarda, sektörümüze proje, finansman ve altyapı desteği vermesi gerektiğini düşünüyoruz bilgisini verdi. Krizin olumlu etkileri olduğunu da ifade eden Alim Kınoğlu, Firmalarımız dışa açıldı. Teknolojide, üretimde, malzemede ve yönetimde farklı bakış açıları ve beceriler kazandılar diye konuştu.
Öncelikle galvaniz endüstrisinin daha etkin tanınmaya ihtiyacı olduğunu vurgulayan Kınoğlu, şunları söyledi: Sektörümüzü başta ülkemizin ilgili kamu kurumlarına, sektörlere meslek odalarına ve kamuoyuna anlatmalıyız. Evvela demir çeliğin kullanımını arttıracak yöntem ve oluşumlara katkı sağlamalıyız. Ülkemizde Avrupa ile rekabet edecek düzeyde oldukça gelişkin galvaniz tesisleri vardır. Bugün Türkiye galvaniz endüstrisinde yapılan kaplama kalitesi başta Avrupa ülkelerinde ve tüm dünyada kabul görmüş ve kalitesini kanıtlamıştır. Avrupa ülkelerinde çelik kullanma oranı Türkiye ye göre çok fazladır. Kullanılan çeliğin galvaniz kaplanma oranı Avrupa ülkelerinde %45 dolayında iken, ülkemizde bu oran %7,5 civarındadır. Yetersiz çelik kullandığımız ve yetersiz galvaniz kaplama tükettiğimiz açıktır. Diğer bir konu da ülkemizde çinko üretimi yoktur. Bu nedenle milyarlarca dolar dövizimiz dışarıya çıkmaktadır. Çinko ülkemiz için çok önemlidir. Çünkü galvaniz, demir çelik, gıda, cam, ilaç, yem ve gübre sanayilerinde çinko kullanılmaktadır. Galvaniz demir çeliğe can katar. Ülkemizde korozyon ve çevre kirliliği sorunu var. Hurdaya ayrılan, yok olup giden, çürüyen tonlarca çelik; kaynaklarımızdan ve milli servetimizden çok büyük kayıplar vermek demektir. Çevresel etkilere ve korozyona karşı çeliği korumanın en etkili ve ekonomik yolu galvaniz kaplamadır
Dr. Veysel YAYAN,
Demir ve Çelik Üreticileri Derneği
Genel Sekreteri
Türkiye deki demir çelik üretim sektörünün önceki konuşmacıların belirttiği kadar karanlık bir tablo çizmediğini, Ekim 2008-Şubat 2009 döneminde stokların eritilmesi amacıyla dibe vurarak tedricen 1.700.000 ton/aya kadar düşen çelik üretiminin Mart 2009 ayından itibaren düzenli bir yükselişe geçtiğini, Nisan 2009 da 2.000.000 tona yaklaştığını ve düzenli yükselişin devam ettiğini belirtti. 2008 yılında önceki yıla nazaran %4,1 (26.800.000 ton) ile en yüksek üretim artışını yakalayan Türkiye nin; 2009 yılının ilk çeyreği itibariyle -%24,5 üretim azalmasına rağmen, -%41 in üzerinde azalma yaşayan Brezilya ve İtalya yı geride bırakarak dünyanın 9. büyük demir çelik üreticisi olmuştur. 2009 yılının ilk çeyreği itibariyle; Türkiye nin nihai mamul tüketiminde %63 azalma olduğu, ancak mamul ihracatında %4 civarında bir artış olduğu belirtilmiştir. Çin de halen çelik üretimi de tüketimi de artış gösteriyor. Bunun nedeni ülkenin kendi şartlarıdır. Bizde de krizin etkilerinin daha yumuşak geçişle düzeleceğini düşünüyorum. Karamsar değilim. Krizin etkilerinin Amerika tarafından derinleştirildiğini düşünüyorum, Amerikan hükümetinin bankacılık sistemindeki açığa geç ve yavaş müdahele etmesi krizi ağırlaştırdı. görüşünü dile getirdi. Yayan, krizde Afrika ülkeleri, özellikle Mısır piyasası bizi çok rahatlattı ve ihracatımız 5 katı arttı. Şu an Brezilya ya bile ihracat yapıyoruz ki bu ülke cevher imkânları açısından en zengin ülkelerden birisidir. Krize rağmen büyüyeceğiz ve ödemeler dengesi açıklarının kapatılmasına daha fazla katkı sağlayacağız. Yassı ürün ihracatı ile de dış ticaret açığının kapatılmasına katkı sağlayacağız. Ben küçülmek yerine istikrarlı bir büyüme öneriyorum. 2010 yılında çelik sektörünün avantajları açısından iyileşme olacaktır. Çünkü çelik kullanıcıları stoklarını erittiler. Kriz zamanı yatırım yapılırsa, iyi zamanlarda onu uygulamaya koyabiliriz. Böylece krizden çıkınca, iyi şartlarda üretim devam eder şeklinde konuştu.
H. Yener GÜR EŞ
TUCSA Genel Sekreteri
Tüm STK ların yapması gerektiği gibi, iki dernek arasındaki ilişkinin ve işbirliğinin önemine değindikten sonra, Türk Yapısal Çelik Derneği hakkında kısa bilgiler vermiş ve daha sonra, Şubat 2009 tarihinden itibaren Türk Yapısal Çelik Derneği nin Krizin Etkilerinin Değerlendirilmesi konusunda yürüttüğü çalışmaları, bundan sonra dernek üyesi firmaların Dış Ticaret Şirketi kurulması konusunda yaptıkları çalışmaları, Dış Ticaret Müsteşarlığı nın ihracatın arttırılması konusundaki çalışmalarını, birikimlerini ve teşviklerini özetle anlatmıştır. Buna paralel olarak, SCI ve AISC ile koordineli olarak hazırlanan TUCSAmark Yeterlik Sertifikasına değinen GÜR EŞ, bu sertifikanın dünyaca tanınması için TURQUALITY kapsamında çalışmalar yapmaya başladıklarını da ifade etmiştir.
Kriz karşısında alınacak diğer önlemlerin yanı sıra, sektörün menfaatinin; özellikle bu kriz döneminde, işin ve paranın olduğu yerlere açılmak olduğunu vurgulayan Gür eş Derneğimizde kriz sorunlarını çözmek için bir toplantı yaptık ve önce sorunlarımızı belirledik. Bunları nasıl aşacağımızı da SWOT analizi ile belirledik. Sonuçta Sektörel Dış Ticaret Şirketi kurmaya karar verdik ve böylece bizim için tehdit olan bütün maddeler fırsata dönüştü dedi.