Can Komar
Grand Trade International Türkiye Baş Temsilcisi
Türk otomotiv endüstrisi büyüyor. Hükümetin koymuş olduğu hedeflere göre, daha da büyümesi gerekiyor.
Bugün için otomotiv sektörünü ilgilendiren ve bir arada gelişen birçok olay var. Gelin bunları bir bir sayalım:
1- Bölgesel rekabet (Rusya ve Doğu Avrupa)
2- Gelişmiş teknoloji ve üstün verimlilik sayesinde büyüme (OEM ve Yan Sanayinin gücü)
3- AB Krizi – düşen alım gücü
4- İç ve dış satışları artırmaya yönelik 2023 hedefleri ve stratejileri
5- Yeni yatırımlar (mevcut ve yeni üreticiler) ve teşvikler
6- Elektrikli araç yatırımları
7- Yerli otomobil
8- Cari açık ve otomotiv sektörü
Sektörü çok yakından ilgilendiren bu konular hem aynı anda gelişmekte, hem de bir birlerini etkilemektedirler.
Bu yazımızda, bu güçlerin bileşkesinin sektörü yakın, orta ve uzun vadede nasıl etkileyeceğini inceleyeceğiz.
Ancak her zaman olduğu gibi, sabırsız okuyucular için son sözü baştan söylemek istiyoruz:
Yakın vadede
Yakın vadede sıkıntı görünüyor (1-2 yıl). Dikkatli olun. Türk otomotiv sanayi, Avrupa için üretim yapmaktadır. Avrupada en az 2-3 yıl sürecek bir kemer sıkma dönemi yaşanacaktır. Daha önceki yazılarımızda ifade ettiğimiz önlemleri almanızı tavsiye ederiz. Bir gözünüz orta ve uzun vadeli perspektifte olmalı. Bugün gardınızı alırken, büyüme dönemi geldiğinde fırsatları kaçırmamalısınız.
Maliyet düşürerek hayatta kalmaya çalışan Avrupalı ana ve yan sanayi, Türkiyeyi güvenli bir liman olarak görebilir ve yatırım için gelebilir. Fırsatları kaçırmayın.
Orta vadede
Orta vadede (2-5 yıl), unutmayın ki bu kriz Avrupanın krizidir. Türkiyeyi dolaylı olarak ilgilendirmektedir. Hükümetin aldığı ve alacağı önlemlerle iç piyasa canlı olacaktır. 2023 Hedeflerinin ve Strateji Belgesinin uygulaması, iç pazarı desteklerken, yeni yatırımları Türkiyeye çekecek ve ihracatı artıracaktır. Hızlı bir büyüme dönemi başlayacaktır. Avrupada fazla üretim kapasiteleri kapanmış ve bunlar Rusya ile Türkiye arasında paylaşılmış olacaktır. Rusya, o dönemde Almanyaya eş değer bir otomobil pazarı haline gelecektir. Türkiyenin, Rusya pazarına ilgisi giderek artacaktır.
Uzun vadede
Uzun vadede (10-15 yıl) başarılı bir Türk otomotiv sanayini görüyoruz. Avrupa krizi nedeni ile otomotiv ihracatımız 75 milyar dolara (bugünkü değerler ile) gelemese bile, bu yolda oldukça ciddi bir yol kat edilecektir. Araç üretimimiz, 2-2,5 milyon adet arasında olacaktır. Elektrikli yerli ve yabancı markalar üretilecektir. Verilecek teşvikler ile 2-3 yeni ana sanayi Türkiyede üretim yapıyor olacaktır. Mevcut ana ve yan sanayiler, boyut olarak büyüyeceklerdir. Yan sanayi için yeni fırsatlar belirecektir (Rusya ve Doğu Avrupa için üretim ve oralarda yatırımlar). Hatta sıkıntıya düşen Avrupalı ve Amerikalı bazı büyük yan sanayi firmaları, Türkler tarafından alınabilecektir. Bugün için cari açığın büyümesine katkıda bulunan otomotiv sanayimiz, daha verimli ve tam tersine katma değeri yüksek bir hale gelecektir. Bugünden alınan önlemler kapsamlı, radikal ve hedefe yönelik akılcı önlemlerdir.
Bu konuların hepsi, 24-25 Kasım 2011 tarihinde İstanbulda düzenleyecek olduğumuz OTOMOTİVİN BUGÜNÜ VE YARINI konferansında ele alınacaktır. Konferans ile ilgili duyuruları beklemenizi rica ediyoruz.
Şimdi, sektörü ilgilendiren dinamikleri incelemeye devam ediyoruz.
Bölgesel rekabet
Unutulmamalıdır ki, Türkiye, otomotivde de, diğer sektörlerde de, belirleyici olarak Avrupa için üretim yapmaktadır. Avrupanın düşük maliyetli, fakat hem teknolojik, hem de kültür olarak gelişmiş bir üretim merkeziyiz. Rakiplerimiz olan Doğu Avrupa (Romanya, Polonya, Çek Cumhuriyeti ) de aynı şeyi yapmaktadır. Rusya ise büyük bir iç pazara sahip olduğu için, Avrupa pazarına ek olarak görülmektedir. Ancak Rus yan sanayi, Avrupa için de üretim yapmaktadır.
Türkiye otomotiv sanayinin temelleri 1970li yıllarda atılmıştır. Yani, 40 yılı aşkın bir deneyim söz konusudur. Bu deneyim, hem ana, hem de yan sanayi için geçerlidir. Türk ana sanayi tesisleri, dünyadaki en verimli araç üretim platformları olarak göze çarpmaktadır. Yan sanayimiz ise teknolojiyi son derece yakından takip eden, yalın üretim tekniklerini uygulayan, verimliliğini her geçen yıl artıran bir hale gelmiştir. Rus ve Doğu Avrupalı rakiplerimiz ile kıyaslandığında, tartışma götürmez bir üstünlüğümüz vardır. Ancak, bunun bizi rehavet sürüklememesi gerekir. Çünkü onlar sadece bizim 10 yıl önceki halimizdedir. Arayı kapatmaları bir zaman meselesidir.
Türkiyeyi başarılı kılan bir diğer önemli unsur ise, devletin vermiş olduğu Ar-Ge teşvikleridir. Bu sayede Avrupalı üreticiler, yeni model geliştirme çalışmalarını Türkiye ye kaydırmaya başlamıştır. Tasarım mühendisliğimiz şimdiden gelişme kaydetmeye başlamıştır. Bunun yanı sıra, yine otomotiv için büyük önem taşıyan tasarım yapan mühendislik firmaları da oluşmaya başlamıştır. Bunlar, yerli marka çalışmaları sırasında hazır bir alt yapı olarak karşımıza çıkacaktır.
Bölgesel rekabete karşı yeni geliştirdiğimiz taktik ise, hükümetin belirlediği Otomotiv Strateji Belgesidir. İşte bu stratejilerin uygulanması bizi 2023 hedeflerine doğru harekete geçirecektir.
AB Krizi
AB krizi tüm Avrupa Birliği ülkelerini kapsayan bir hale bürünmüştür. Sorun artık Yunanistanın, İtalyanın, İspanyanın, Portekizin, İrlandanın, Belçikanın sorunu değil, başta Almanya, Fransa ve İngiltere olmak üzere tüm Avrupanın sorunu olmuştur. Son haftalarda memnuniyet verici bir gelişme, Alman parlamentosunun, Avrupa İstikrar Fonuna yapılacak katkıları, Fonun %50sine yakın bir hale getirmesidir. Yani, Alman hükümeti ve halkı Avrupanın diğer ülkelerini yalnız bırakmamaya karar vermiştir. Bir anlamda hepimiz aynı teknenin içindeyiz ve bir birimize destek olmalıyız demiştir.
Bu gelişme, sıkıntıların biraz daha çabuk atlatılmasına neden olabilecektir. Ancak, Avrupayı yine de uzun, dolambaçlı ve zorlu bir dönem beklemektedir.
İtalya, devlet harcamalarından 70 milyar Euro kısıntı yapacağını açıklamıştır. Kısıntıların çoğu 2013 ve 2014 yıllarını kapsamaktadır. Yunanistan, devlet memurlarının maaşlarını %40 kısmıştır. İspanya ve Portekiz bunlara benzer önlemler almışlardır. Avrupalının harcayacak daha az geliri vardır.
Araç satışları, İtalyada bu yıl %8 düşerek 1,8 milyon araca inecektir. İspanyada araç satışları ortalama %27 düşecektir. Portekizde ki düşüş %31,3 civarındadır. Yunanistanda %55,7 düşüş olacaktır. Buna karşılık Rusya pazarında bu yıl 2,7 milyon araç satılacaktır. Bu rakamın 2015 yılında 3,3 milyona çıkması beklenmektedir. Yan sanayimizin bu yeni gelişen Rus pazarını incelemelerini tavsiye ediyoruz.
Yeni yatırımlar
Sektörümüzü hedefler doğrultusunda yönetebilmemiz, Türk otomotiv sanayinin küresel kriz ortamında büyümesini sağlayacak en önemli güdümü olacaktır. Bu amaç doğrultusunda, var olan ana ve yan sanayiler boyut olarak büyüyecektir. Ayrıca, yeni ana ve yan sanayi firmaları da Türkiyeye geleceklerdir. Bu yatırımların büyük bir kısmı mevcut, içten patlamalı motor teknolojisine hizmet etmekle birlikte, bir kısmı ise elektrikli araçlar için olacaktır.
Elektrikli araçlar, 2020 yılına kadar Avrupada %10 Pazar payına sahip olacaktır. E-Araçlar fantezi değildir; moda hiç değildir. Bu araçlar giderek artan bir şekilde hayatımıza gireceklerdir. Gelecek bu araçlardadır. Bir elektrikli aracın kaputunu açtığınızda, içinde ne olduğunu bilen sektörden çok az kişi vardır. Belki daha da önemlisi, kaputun altında ne olmadığını bilmek daha da önemlidir. Olmayan yan sanayiler giderek azalan bir Pazar payına sahip olacakları için, yeni yatırımlarını bugünden planlamalıdırlar.
Bu konuya, gelecek yazımızda devam edeceğiz.
24-25 Kasım 2011 tarihinde yapılacak OTOMOTİVİN BUGÜNÜ VE YARINI Konferansına davetlisiniz.
cskomar@gmail.com