Dünyada her geçen zaman diliminde değişim hızını artırarak yol almaya devam ediyor. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak cümlesi 11 Eylül saldırısından sonra söylenmişti ama bu cümle aslında şu anda dünyanın geldiği durumu çok iyi anlatıyor. Hiç bir şey artık eskisi gibi değil ve bu zaman dilimindeki değişimin hızını yakalamak adeta imkansız gibi.
Aslında dünyada bilinmeyen yeni bir düzene doğru gittiğini görmek hiç de zor değil. Dünün Sanayi Avrupası bugün hızla bu özelliğini yitiriyor. Her ne kadar Almanya teknolojik ürünleriyle bugün ihracat rakamlarında Çinle yarışmaya devam etse de yakın gelecekte bu başarıyı gösteremeyeceğini herkes kabul ediyor. Sanayinin beşiği İngilterede artık sanayi kalmadı. Fransa İngiltereden çok farklı değil. Maliyet baskısı tüm Avrupa ülkelerini Polonyaya yöneltti ama yakın gelecekte arz talep dengesi burada da kurallarını koyacak ve Polonyadaki maliyetlerle de rekabetçi ürünler yapmak mümkün olmayacak. Türkiye ise şansını yanlış politikalarla zaten kaybetti. Bugün Türkiyenin ihracatı yüz milyar civarında oluyorsa da bunun büyük bir kısmının ithalat yoluyla getirilen mallar üzerinde düşük katma değerli işlemlerden sonra gerçekleştiriliyor ve bu durum ülkeye ciddi anlamda bir getiri maalesef sağlamıyor.
Bu değişim birçok kuralın da değişmesine yol açıyor. Birkaç yıl öncesine kadar fuarlar her sektör için çok önemliydi ve buralarda kazanılan başarılar firmaların gelecek projeksiyonlarını tayin ederdi. Bu durum başta Beyaz Eşya Sektörü olmak üzere tüm sektörle de artık önemini kaybetti ve girmek için yer bulamadığımız sektörün en büyük fuarı Domotechnica bile artık yapılamıyor ve bu yıl Türkiyedeki şansız girişimde aslında beklenen bir sondu. Son fuarlarda zaten Çinli firmaların istilasıyla geçti ve aslında bu görüntü dünyanın gelecekteki görüntüsünün bir demosuydu.
Yarın ne olacak bunu kimse bilmiyor. Sanayi sektörüne Çinliler tamamen hakim olduğunda ve peşinden Hindistan girdiğinde dünyanın geri kalan nüfusu ne yapacak. Özellikle ikinci dünya savaşından sonra dünya yeniden şekillendi ve süreç yakın geçmişte Rusyanın ve diğer Doğu Bloğu ülkelerinin dağılarak bir sürü yeni devletin kurulmasıyla aslında tamamlandı. Şimdi artık yeni bir dönem başladı ve bu dönemde Çinin ekonomik istilasını tüm dünyanın hiçbir şey yapmadan kabullenmesi aslında çok kaygı verici. 2012 yılı kehanetlere göre dünyanın yeni bir zaman dilimine girmesi ve birçok kuralın yeniden yazılması olarak yorumlanıyor ve bu sadece bir kehanet ama Çinin bu gelişiminin dünyayı yakın gelecekte yeni bir sürece sokacağı kehanetin çok ötesinde bilinen bir gerçek .
İnsanlığın en önemli ihtiyacı teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin sadece gıda istediğiniz kadar tüm teknolojik fabrikaları kurup en iyi ürünleri üretin eğer insanlığın temel ihtiyacı gıda sektörünüz geri kalmışsa bugün Afrikadaki insanlık dramını her zaman yaşama tehlikesiyle karşı karşıyasınız demektir. Dünyadaki birçok ülke gibi bizde ülke olarak maalesef Tarım ve Hayvancılığı öldürerek aslında geleceğimiz yok ediyoruz. Bugün çamaşır makinamız, arabamız, televizyonumuz olmazsa yaşayabiliriz ama yiyecek bulamazsak yaşamak mümkün değil ve yarın kötü bir dönüşüm olursa bunun en önemli sebebi bu olacaktır.