Hiç kimsenin bu krizin ne şekilde nasıl biteceğini bilmediğini ifade eden Çağlayan Bu kriz freni patlamış kamyon gibi, nerede duracağı belli değil dedi.
Türkiye nin krize güçlü bir bankacılık sektörü ile yakalandığını kaydeden Çağlayan, Eğer 2001 deki gibi bankacılık sektörü ile yakalansaydı, ringte nakavt olurdu dedi.
Bankacılık sektörünün güçlü olmasının nedenini Türkiye nin yakalamış olduğu siyasi istikrar olarak gösteren Çağlayan Türkiye 2002 den sonra siyasi istikrarı yakalayamamış olsa, rekor anlamdaki büyümeyi gerçekleştirememiş olsaydı bankacılık sektörü de bu kadar güçlü olamazdı diye konuştu.
Çağlayan, bazı bankaların geçmişten kalan bir takım alışkanlıkları, tiklerinin olduğunu, küresel kriz başladığında bazı bankaların ani frene bastıklarını, herkesin defansa çekilmeye başladığını ifade ederek Ne bankacılık sektörünün ne reel sektörün defansa çekilmeye hakkı yok diye konuştu.
Bakan Çağlayan krizle ilgili olarak önlemlerin geç alındığı konusundaki eleştirilere kesinlikle katılmadığını belirterek, Almanya, Fransa daki krizle Türkiye deki krizin aynı olmadığını, Almanya da, Fransa da krizden dolayı bankaların battığını, herkesin bu krizden etkilenmesinin farklı olduğunu söyledi.
Çağlayan Şu ana kadar 53 tedbir açıkladık. Bugüne kadar alınmış olan 53 tedbirden bir tanesinin işe yaramadığını bana kimse söyleyemez şeklinde konuştu.
Krizin psikolojik boyutunun son derece önemli olduğuna değinen Çağlayan, Bana göre şu andaki şartlar dahilinde inebileceğimiz kadar dip noktaya inmişizdir, gerek kapasite kullanımında, gerek işsizlik noktasında. Artık bundan sonra ümit ediyorum ki bir çıkışın başladığı, sıfıra doğru da olsa bir çıkışın başladığı bir dönem. Burada bankacılık kesimine, finans noktasında çok ciddi görevler düşüyor. Faizler tek haneli rakamlara indi. Sağ olsun bankacılık kesimi de faizleri indirdi ama nerede? Mevduata verdikleri faizleri indirdiler. Şimdi olmaz bu, sevgili kardeşim bu olmaz diye konuştu.
Türkiye nin gelecek için yıldızı parlayan bir fırsatlar ülkesi olduğunu söyleyen Çağlayan, 2010 yılı için büyüme ve enflasyon için konulan hedefler var. Gerek büyümede ve gerek enflasyonda. Tabiki amacımız konulan hedefleri gerçekleştirmek dedi.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Tanıl Küçük ise küresel krizin Batıda finans krizi olarak başladığını ifade ederek ancak Türkiye de finans kesiminden çok reel sektörü özellikle sanayiyi vurduğunu söyledi.
Sanayi üretimindeki düşüşün daha önceki aylarda olduğu gibi istihdamı olumsuz etkilemeye devam edeceğini kaydeden Küçük, En son işsizlik verilerine göre sanayi sektöründe istihdam edilenlerin sayısı son bir yılda 316 bin kişi azalmıştır. Bu veri istihdamda en ağır çöküntünün sanayi sektöründe yaşandığını açıkça göstermektedir dedi.
Küçük Pek çok kesimin kabul ettiği üzere Türkiye krize karşı önlem almakta yavaş kalmıştır. Krizin şiddetlenmesinden altı ay sonra da olsa, mart ayı içinde 4.ve 5. paketlerin ard arda açıklanmasıyla ümitlenmiştik. Şimdilerde ise hükümetimizin bir dönem memnuniyetle karşıladığımız önlem alma yönündeki çabaları tekrar yavaşlamasının üzüntüsü ve şaşkınlığı içindeyiz şeklinde konuştu.
Bankacılık sektörünün kredi vermek için yeterli kaynağa sahip olduğunun altını çizen Küçük Mevcut durum itibariyle kredi mekanizması kaynak değil, güven sorunu nedeniyle işlememektedir. Mesele bu güven sorunun aşılmasıdır. Merkez bankası faizi indirmekte, ancak bu indirimler yine güven sorunu nedeniyle kredi faizlerine yansımamaktadır. Kredi garanti fonun devreye girmesi, bankaların risk endişesini azaltarak kredi mekanizmasının yeniden işler hale gelmesine önemli katkı sağlayacak diye konuştu.
Hilmi Develi: Türkiye gerçek gündemine dönmeli
TOSYÖV Başkanı Hilmi Develi ise, Yerel seçimlerin üzerinden bir ay kadar süre geçti ve Türkiye artık gerçek gündemine döner diye konuştu. Hilmi Develi, Türkiye ne ekonomiye ağırlık verse sorunlar çözülür hale gelmiş, ne zaman siyaset ve bunun getirmiş olduğu yapay gündemler Türkiye nin gündemine gelmiş olsa Türkiye nin sorunları bir çırpıda katlar hale gelmiştir dedi. Develi, sadece KOSGEB in cansuyu kredileriyle, KOSBEB in istihdam destekli kredileriyle istihdam sorununu çözmek yeterli değildir. Dolayısıyla artık son projeler zaman geçirmeden mutlaka gerçekleşmeli diye konuştu.
IMF ile anlaşma yapılmalı
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş ise Türkiye nin IMF ile anlaşma yapması gerektiğine değinerek, Bugün IMF ile yapılan anlaşmanın değeri bizler açısından maddi değerden çok psikolojik değerdir. Hem ulusal ekonomimize olan güvenin tazelenmesi hem de özellikle Türkiye de krizle karamsar öngörülerin önüne geçebilmesi için Türkiye nin IMF ile anlaşma yapması lazım. Çünkü biliyoruz ki ekonomide belirsizlik olursa eğer güven sarsılırsa bu ekonomide bundan sonra gelen ilk sentom kredi mekanizmalarının kesilmesi olur şeklinde konuştu.