Tüm okuyucularımın yeni yılını kutluyorum. Yılbaşı temennilerinde daima yeni yılın daha iyiyi, daha fazla parasal kazancı, mutluluğu ve sağlığı getirmesi dilenir. Her ne kadar 2010 yılının ekonomik anlamda büyük değişikliklere neden olmayacağını düşünsem bile, yeni yılın hepimize önce sağlık, sonra evde mutluluk ve daha sonra da işlerinizde başarı getirmesini diliyorum. Ama unutmayın ki, bunların hiç biri kendiliğinden gelmez. Hepsi için uğraş vermek zorundayız.
Sağlığınız ve mutluluğunuz için uzman görüşler sunamayacağım için onları size bırakıyorum. Üçüncü konu ile ilgili ise çabalarınıza ışık tutabilecek bazı konulardan bahsetmek istiyorum.
Dünyanın en büyük çelik üreticisi ArcelorMittalın, gazetelere yansıyan bir haberi, 2010 yılında demir çelik sektörüne damgasını vuracaktır. Alınan haberlere göre şirket bu yıl, 10.000 kişiyi işten çıkartacaktır. Bu bilgi, ArcelorMittalın 2010dan beklentilerini göstermektedir. Diğer çelik üreticilerinin de bundan farklı bir 2010 beklemediklerini de ifade etmeliyim.
Bu durumda neleri beklemeliyiz 2010dan?
Öncelikle, inen çıkan bir fiyat tablosunu beklememiz lazım. Önceki yazılarımızda konu ettiğimiz zıplayan top örneğinde olduğu gibi düşen şey zıplar. Fiyatlar ve talep önümüzdeki dönemlerde de inip çıkacaktır. Çelik üreticileri, zaman zaman parlayan talebe artık kanmayacak ve kapasitelerini kısma yönünde çalışmalar yapacaklardır. ArcelorMittalın yaptığı da budur. Üretim kapasitesini azaltmaktadır.
2010un en belirgin özelliği, aranılan malzemelerin her zaman kolaylıkla bulunamayacak olmasıdır. Kapasite kısıntısına giden üreticiler, istenilen zamanda istenilen ürünleri teslim edemeyecektir. O nedenle, sanayicilerin en fazla ihtiyaç duyduğu tedarik güvencesi ve kesintisiz hammadde akışı, her zamankinden daha fazla risk altındadır.
Kriz nedeni ile beyaz eşya ve otomotivde de süregelen sıkıntılar ve kapasite düşüşleri, gelirleri %25-30 seviyelerinde azaltmış durumdadır. Sanayiciler, hayatta kalabilmek için, o oranda maliyetlerini azaltmışlardır (azaltamayanlar ise kapılarını kapatmıştır). Şimdi ise, malzeme yokluğundan dolayı, zaten azalmış gelirlerin daha da azalması tehlikesi baş göstermektedir.
Peki, ne yapılmalı?
Çelik servis merkezleri bu sorunun cevabıdır. Ancak, dikkatli olunmalıdır. Elinde bir boy kesme, bir de dilme makinesi olan tüccarlar, kendilerini çelik servis merkezi olarak tanıtmaktadırlar. Hâlbuki bunlar sadece kesme ve dilme makinesi olan tüccarlardır. Çelik servis merkezi olabilmeleri için farklı şekilde örgütlenmeleri gerekir.
Çelik servis merkezi nedir?
Çelik servis merkezi ile tüccar arasındaki fark şudur: Tüccar, iç veya dış piyasalarda uygun şartlarda bulduğu ve satabileceğini düşündüğü malzemeleri alır ve stoklar. Müşterilerden talep olunca, onlara stoktan satar. Bu satışlardan bir kısmını da boya kesilmiş veya dilinmiş olarak yapar.
Öbür taraftan çelik servis merkezi (ÇSM), hiçbir zaman müşterisinden kopuk satın alma yapmaz. Bir ÇSM, müşterisinin tedarik zincirinin parçasıdır. Yani, başlangıç noktası müşterinin ihtiyaçlarıdır. Müşterisinin, hangi tarihte, hangi malzemeden, ne kadar ihtiyacı olacağını bilir. Sanki müşterisinin satın alma bölümü gibi çalışmaktadır. O malzemeyi, araştırır, bulur, uzun dönemli anlaşmalar ile o malzeme(ler)in tedarikini güvence altına alır, satın alma stratejileri geliştirir, eğer bir kaynakta sıkıntı oluşur ise, alternatif kaynakların nereleri olduğunu çok iyi bilir ve onlarla da zaten anlaşmalar yapmıştır. ÇSMnin lügatında elimde yok yoktur. Müşterisine malzemeyi, istenilen tarihte, istenilen ebatlara boyutlandırarak teslim eder ve müşterisinin ödeme planına göre, ödemesini alır.
Bunları yaparken, tedarik kaynaklarına hâkimdir, iç ve dış planlamayı son derece etkin biçimde yapar, finans kaynaklarını oluşturur. Elbette bütün bu hizmetlerin karşılığını da alır. ÇSM, müşterisinin toplam maliyetini düşürür.
2010 ÇSM yılı olacaktır
İşte bu özelliklerinden dolayı, ÇSMlerin hizmetlerinin daha da aranır olacağını tahmin ediyorum. Bu sadece Türkiyede değil, tüm dünyada da böyledir. Büyük çelik üreticileri, kendilerine bağlı çelik servis merkezlerini oluşturmakta ve müşterilerine daha kapsamlı ve derin hizmetler verirken, ürünlerinin katma değerini artırmaktadırlar.
ÇSMler, tanımları itibarı ile sadece bir tek kaynağa bağlı kalmamalıdırlar. Hedefleri, bağlı oldukları çelik üreticisinin mallarını satmak ve karlarını maksimize etmek olmamalıdır. Tam tersine, müşteri odaklı olup, müşterinin ihtiyaçlarını en iyi biçimde tatmin ederken, eğer mümkünse, öncelikle bağlı oldukları üreticilerin malzemelerini satmalıdırlar. Ama hiçbir zaman 100% onlara bağımlı kalmamalıdırlar.
Çelik üreticileri için bir öneri
Çelik servis merkezi, çelik üreticilerinin müşterilerine verdikleri hizmeti artırır ve katma değer ekler. O nedenle, ÇSMler kurulmalı ve yaygınlaştırılmalıdır. Türkiye demir çelik dağıtım sektörü tüccar zihniyetinden kurtarılarak, servis merkezi zihniyetine terfi ettirilmelidir. Bu görev çelik üreticilerine düşmektedir.
Ancak, bu son derece pahalı bir örgütlenmeyi gerektirir. Ayrılacak sermayenin miktarı büyüktür. Bunlar, özellikle böyle kriz ortamlarında daima ertelenecek tipte yatırımlardır.
Ama gelin görün ki, müşterilerin buna ihtiyacı vardır. ÇSMlerini yaygınlaştıran kuruluşlar, satışlarını artırdıkları gibi, imajlarını da tazeleyecek ve tüm demir çelik dağıtım sektörüne hâkim olacaktır.
Üreticilere bu konuda bir öneride bulunmak istiyorum.
Çelik servis merkezi hüviyetine terfi etmek isteyen çok sayıda tüccar vardır. Fakat yapı olarak ÇSM zihniyetine sahip değildirler. Bunların büyük bir kısmı sac ithalatçısıdır.
Yerli bir üretici ki bu Erdemir, Borçelik, MMK-Atakaş, Tat Metal veya Tezcan olabilir; Türkiyede bir ÇSM bayiliği oluşturabilir. Aynen, otomotivcilerin servis ve bayi ağı oluşturması gibi, demir çelik tüccarları da, belirli ön şartları oluşturabildikleri takdirde, üreticilerin ÇSMsi olma hakkını kazanabilirler.
Öncelikle üretici, kendi ismini taşımaya hak kazanacak ÇSM bayisinin hangi şartları karşılayabilmesi gerektiğine karar vermelidir. Bunlar, mali güç (teminatlar), belli miktarda bir kapalı alan, lojistik için düzgün altyapı imkânları, müşterilerin planlaması için gerekli stok alanları, paketleme ve ambalaj imkânları, boy kesme ve dilme hatları, kalite kontrol ekipmanları ve organizasyonu, üretim organizasyonu ve buna benzer konulardır. Ayrıca üretici, müşterilerin siparişlerinin takibi ile ilgili sistemi ve yazılımları oluşturmalı ve ÇSMlerine vermelidir.
Üreticinin ÇSMsi olmak isteyen tüccarların, üst düzey ve orta düzey elemanlarının eğitilmesi de bir diğer önemli nokta olacaktır.
Bu sayede, çelik dağıtım sektörü eğitilecek, müşteri odaklılık ne demektir öğrenilecek ve Türkiyenin en ücra köşesine kadar çelik servis merkezi hizmetleri yaygınlaştırılacaktır.
Bunu yapan üretici, öncelikle kendi üretiminin stoklanması ve satılması konusunu garantilerken, ismini kullanma izni verdiği ÇSMlerini hiçbir zaman 100% kendisine bağlı tutmadan, alternatif kaynakların da devrede kalacağı bir ortam yaratacaktır. Müşteri ihtiyaçlarının tatmini ilk ve öncelikle hedef olacaktır.
Bu önerinin faydalarını sayarsak;
• Üreticinin dağıtım ağı genişleyecek,
• Kaliteli ürünün yanı sıra, kaliteli hizmet de sunuluyor olacak,
• Satışlar artacak,
• Müşteriler tatmin olacak,
• Tüccarlar arkalarını önemli bir üreticiye dayamış olmanın huzurunu ve güvenini yaşayacak,
• Diğer üreticilerin demir-çelik dağıtımında önüne geçilecek ve pazara hâkim olunacak,
• İthallerin önü kesilmeyecek ancak, üreticinin kontrolüne geçecektir
Herkesin yeni yılını bir kez daha gönülden kutluyorum.