Eylül ayı ve Ekim başında bir çok şirket piyasaların açılmasını beklerken yeni yatırım açılışlarını ve ürün lansmanlarını yaptılar, ben bu dönemde hem bu açılışlara katıldım hem de birkaç konferansa da katılma imkanı buldum.Gittiğim açılışlar ve konferanslarda ortak konu son çeyrek ve 2010-2011 periyodu nasıl olacak?
Yerli Üretime Sıfır ÖTV
Eğer ki dünya piyasalarında olağanüstü bir durum söz konusu olmazsa (ülkemizin siyasi süreci buna dahil) beklentiler, tahminler ve özellikle öngörüler şu yönde;
Son çeyrekte iyileşme bekleniyor, temel piyasalar olarak kabul gören USA, Japonya ve Batı Avrupa ülkelerinde iyileşme başladı ve devam ediyor. İyimserlik gerekiyor, bende iyimserim diyen insan sayısı çok, krizin dibe vurduğunu / vurmak üzere olduğunu belirten göstergeler elden ele dolaşıyor. Kriz V yaptı diyen var, L yapacak diyen var, W yaptıktan sonra amuda kalkacak diyen var.
İşin İşin gerçeği krizden artık insanların, özellikle üreticilerin bıktığını ve bir iyimserlik beklentisi içine girdiklerini görüyoruz. Artık herkes bu iyimserliği satın almak istiyor. Önümüzdeki süreçte yapmamız gereken şudur; her şey eskisi gibi iyi olacak diye tedbiri elden bırakmamalı, sadece bildiğimiz işe odaklı çalışmalı ve o işte yeni katma değerli ürünleri nasıl üretebiliriz onun hesabını yapmalıyız. Sanayici olarak Ar-Ge ve tasarım konularına gereken önemi vermeli ve bu alanlara cirodan hatırı sayılır bir pay aktarmalıyız.
İhracat bağlantılarında ise 2010 ve sonrası için dikkatli adımlar atmalıyız. Bazı ekonomistlerin görüşü; (şu anda kulağa komik veya imkansızmış gibi de gelse) 2010 veya sonrasında 1 TL=2 $ ve/veya Dolar ve Avro da kriz sürecinde karşılıksız basılan paranın doğal sonucu olarak önce enflasyon sonunda da devalüasyona sebep olacağıdır. (tahmin en azından 1 TL=1 $)
Konuyu beklentilerden daha somut bir talebe getirmek istiyorum. Sanayicilerimizin hükümetten çok önemli istekleri var. ÖTV ve KDV de uygulanan istisna kaldırıldı her şey altı ay öncesinin normal kabul edilen seviyelerine çıkarıldı. Yerli üretilen maldan ÖTV yi tümüyle kaldıralım. Yerli üretimi ve tüketimi özendirmek için özellikle otomotiv,ticari araç, beyaz eşya vb. ürünlerde ÖTV sıfır olmalı. Nasıl ki AB ülkeleri hurda indirimi adı altında kendi ülkelerinde korumacılık sağladılarsa bizde bir adım daha ileri gidelim, ÖTV yi bu sektörlerde kaldıralım. Bakın o zaman hem üretim patlama yapar, hem de yabancı yatırımcı Türkiye, otomotivde, beyaz eşyada ÖTV yi kaldırdı, ben Türkiye ye mal satabilmek için üretimi orada yapmalıyım diyecektir. Alın size aynı anda yabancı yatırımında da patlama imkanı. Sanayicimizin talebi bununla da kalmıyor, yine çok somut bir talebi var. Yaptığı ihracat rakamının %15-20 si oranında nakliye primi veya nakliyeyi devlet yapsın. Çin hükümeti üreticisine eksi fiyata hammadde temin ettiği gibi nakliyede de büyük destekler veriyor. Bizde sanayicimize madem uzun vadeli ucuz krediler veremiyoruz o zaman bu şekilde farklı destekler verelim.
Buna mevzuat uygun düşer/düşmez orasını bilemem, AB benim kitabıma uymaz der, Gümrük Birliği anlaşmalarına aykırı der, ne derse desin biz bunları veya benzer argümanları bir an önce yapmalıyız/yaptırmalıyız. AB nin açık kapılarını bularak yapmalıyız, hiç açık kapı bırakmamışlarsa Asya pazarlarına, Afrika pazarlarına bu teşviklerle satış yapabilmeyi sağlamalıyız.
Bu talepler sanayicinin olduğu kadar benimde taleplerim, bu taleplere lütfen sessiz kalmayın ses verin, ses verelim.
Kasım sayısında buluşmak dileğiyle.
Şanlı Cumhuriyetimizin 86. yılı kutlu olsun.