Osborne ve Gaebler in Hükümetin Yeniden Yapılandırılması: Girişimci Ruh Kamu Sektörünü Nasıl Dönüştürmekte başlıklı kitabı 1992 yılında yayınlanmış ve kısa zamanda en çok satan kitaplar arasında yerini almıştı. Bu kitapta vurgulanan kavram ve fikirler, 1993 yılında A.B.D. de Başkan Clinton döneminde başlatılan ve aynı adla anılan Hükümetin Yeniden Yapılandırılması (Reinventing Government) adlı girişime ışık tuttu. Başkan Yardımcısı Al Gore un liderliğinde başarıyla yönetilen ve daha düşük maliyetle, daha iyi çalışan bir yapılanma görüşüyle oluşturulan bu yaklaşımla, 1993-1999 yılları arasında 111.8 milyar ABD doları tasarruf sağlandı.
Toplam Kalite Yönetiminin temel ilkeleriyle ve araçlarıyla tam olarak örtüşen bu kitabın özünde yatan kavram sistem yaklaşımıdır. Sorunlar kamuda çalışan insanlardan değil, kamu çalışanlarının içinde çalıştığı sistemlerden kaynaklanmaktadır. Kamu kurumları, Boğazda seyreden hantal ve manevra yeteneği çok zayıf dev tankerler gibi olmamalıdır. Güncelliğini yitirmiş hantal yapılardan, daha verimli ve etkin kamu yönetimine nasıl geçilir? Hızla gelişen bilgisayar ve iletişim teknolojisine bağlı olarak yeniden yapılanma, kamuda gerekli işgücünün doğru ölçeklenmesi (rightsizing), Türkiye nin bilgi toplumuna dönüşümü ve e-Türkiye girişiminin temelini oluşturmaktadır. Bu yazıda yenişimci (innovative) ve girişimci (entrepreneurial) kamu sektörüne nasıl dönüşülür sorusunu irdeleyerek mevcut duruma güncel istatistiklerle ayna tutacağız.
Çağdaş kamu yönetimine doğru dönüşüm nasıl sağlanabilir?
Her şeyden önce, bürokrasiye dayalı yukarıdan aşağı yaklaşım yerine, yurttaşın ve sivil toplum kuruluşlarının etkisini artırarak, aşağıdan yukarı doğru katılımcı bir yönetim anlayışıyla ciddi bir paradigma değişimi sağlanmalıdır. Toplam Kalite Yönetimindeki sürekli iyileştirme ilkesi ve Kaizen yaklaşımı, bu doğrultuda yapılacak kıyaslama çalışmaları, hiyerarşik dikey yapılar yerine, katmanların azaltıldığı daha yatay ve yalın yapılara geçiş, stratejik planlama ve performansa dayalı yönetim anlayışı, sunulan hizmetin kalitesi ve miktarına odaklanan çıktı göstergeleri yanısıra iş sonuçlarına odaklanmak söz konusu dönüşüm için gerekli yaklaşımlardır. Sorunlar çıktıkça üzerine gidip çözmeye çalışan bir kamu yönetimi anlayışı yerine, öngörülü ve önleyici bir yaklaşımdan söz etmekteyiz.
Kamu yönetimi, yurttaşların gereksinim ve beklentileri doğrultusunda, onların katılımıyla çalışmalıdır. Kamu yönetiminde yurttaş odaklı yaklaşımdan söz ederken, hizmet sürecinde yurttaşın konumunu ve bu role dayalı olarak beklentilerini iyi değerlendirmek gerekir. Yurttaşın konumuna dört boyutta bakabiliriz. Vergi ödeyen, hizmet alan, hizmet sunan ve denetleyen yurttaş rollerine göre beklentiler de farklılık gösterecektir. Vergi ödeyen rolüyle yurttaş, israf ve kayıpların yok edildiği, toplanan vergilerin en doğru şekilde kullanıldığı bir yapılanma bekleyecektir. Verimlilik ve etkinlik ön plana çıkacaktır. Hizmet alan kişi olarak baktığımızda, en az maliyetle, en kaliteli ve en hızlı hizmetin sağlanması önem kazanmaktadır. Hizmet veren kamu çalışanı için ise kolay ve etkin çalışma ortamı beklentileri oluşturmaktadır. Yurttaşa denetleyici rolüyle baktığımızda ise, iyi yönetişim ilkeleri beklentilerin temelinde yatmaktadır.
Yurttaşa verilen önem arttıkça, yurttaş girişimlerine de önem verilmesi ve bu kanalla yurttaşın yönetime aktif katılımı doğal olarak artacaktır. Bunun sonucunda bürokrasinin karşısına kar amacı gütmeyen ve siyasal partilerin dışında yer alan sivil toplum örgütleri çıkmaktadır.
Kamu yönetiminde hizmet kalitesinden söz ederken, kaynakların israfı, yavaşlık, yüzeysellik, bilgisizlik, kamu çalışanlarının hizmet alan yurttaşa önem vermemesi, toplumsal çıkarları gözetmemesi, esnek olmaması, farklılaşmaya izin vermemesi, değişikliklere duyarsız olması, kendilerine kişisel çıkarlar sağlaması sayılabilir.
Kamu Yönetiminde İyileşme Ne Ölçüde Hissediliyor?
2000 li yıllarda ülkemiz kamu yönetimi, tarihinin en yoğun ve kapsamlı değişim süreçlerini yaşamaktadır. 2001 krizi sonrasında kamu yönetiminde uygulanan reformlar ve Avrupa Birliği uyum süreci, yurttaşla devleti daha farklı bir konuma getirmiştir. Kamu hizmetlerinin yurttaşların gereksinim ve beklentilerine göre yeniden oluşturulması son 10 yılda daha çok önem kazanmıştır. Bu dönüşüm sürecinde, yurttaşların kamu yönetimi ve hizmetlerindeki değişime ilişkin algılamasını izlemek, yürütülen reform süreçlerinde önümüzü daha iyi görmemizi sağlayacaktır. Böylece yurttaşlarla yapılan anketler ve onların nabzını tutmak yürütülen çalışmalara yön verecek ve güç katacaktır.
Prof. Dr. Fikret Adaman, Prof. Dr. Ali Çarkoğlu ve Prof. Dr. Burhan Şenatalar tarafından 8 Kasım-23 Aralık 2008 tarihleri arasında gerçekleştirilen Toplumun Kamu Yönetimine ve Kamu Hizmetlerine Bakışı anketi çerçevesinde 25 ilde kent nüfusunu temsil eden 2040 kişi ile görüşülmüştür.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) için yapılan bu çalışmanın, daha önce 1999/2000, 2004 ve 2008 tarihlerinde yapılmış olması, aradan geçen sürede yapılan reform ve değişikliklerin yurttaş tarafından nasıl algılandığını izlemek açısından çok değerlidir. Bu çalışmanın zaman içinde algılardaki değişimi izlemek yanı sıra, ileriye yönelik olarak da bekleyişler konusunda ışık tutması doğaldır. Çalışmanın bulgularından bir kısmına kısaca değinelim. Herhangi bir dernek, kulüp, sendika, vakıf gibi gönüllü kuruluşa üye misiniz sorusuna olumlu yanıt veren yurttaş %10 dur. Demek ki yurttaşların sivil toplum kuruluşlarına verdiği önem şu anda çok yetersizdir.
Türkiye nin çözülmesi gereken en önemli sorunu nedir sorusunun yanıtları incelendiğinde ilk beş, işsizlik (%39), ekonomik istikrarsızlık ve kriz (%20), enflasyon ve hayat pahalılığı (%20), eğitim (%5), rüşvet ve yolsuzluk (%3) olarak görülmektedir. Parantez içinde görülen yüzdesel dağılım toplam %86 yı oluşturmakta, demokrasi ve fikir özgürlüğünün olmaması (%2), ahlaki yozlaşma (%2), sağlık ve sosyal güvenlik (%1), Irak taki karışıklıklar (%1) olarak sıralanmaktadır. Değişimin yönü ve büyüklüğünü görmek açısından ilk beşe giren sorunların 2004 yılı değerleri incelendiğinde ise, sırasıyla %37, %10, %21, %9 ve %10 görülmektedir. Rüşvet ve yolsuzlukla ilgili algılama %10 dan %3 e gerilerken, ekonomik istikrarsızlık ve krizle ilgili algılama %10 dan %20 ye çıkmıştır.
Merkezi yönetimin hizmetlerinden memnuniyet ortalaması 2004 değeri olan %5.8 den %4.9 a gerilerken, yerel yönetimlerin hizmetlerinden memnuniyet %5.3 ten %5.5 e yükselmiştir. Hizmet türlerine daha ayrıntılı bakıldığında, yerel hizmetlerde çöp toplama, sokakların temizliği, oyun ve park alanları ve sokakların aydınlatılması gibi konularda memnuniyet artışı açıkca görülmektedir. Merkezi ve yerel yönetimin kayırma ilişkilerine ne ölçüde girdiğine ilişkin algılar sorulduğunda alınan yanıtlar, 2004 yılına göre kayırmanın merkezi yönetimde hafifçe artmış, yerel yönetimde ise hafifçe azalmış olduğu yönündedir. Kurumlarda algılanan rüşvet düzeyine ilişkin sorulara alınan yanıtlar 2004 yılına göre belirli alanlarda bir iyileşme algısını yansıtmaktadır. Örneğin 0–10 arası bir ölçek (0=hiç rüşvet yok ve 10= rüşvet çok yaygın) kullanılarak yanıtlanması istenen bu soruya alınan yanıtlara göre, ortalama puan hastaneler için 5.3 ten 4.3 e, trafik polisi için 7.6 dan 6.5 e gerilemiştir. Diğer kurumlarda kayda değer bir değişme saptanmamıştır.
Rüşvet verme eylemleri ve deneyimleri ile ilgili sorulara alınan yanıtlar, bu konuda dikkate değer bir azalma olduğunu göstermektedir. Bu noktada, araştırmanın ortalama yurttaşın karşılaşabileceği küçük ölçekli yolsuzluklara ilişkin durumları incelediği vurgulanmalıdır. Hizmetlerin kamu kuruluşlarında yaygın biçimde bilgisayar ortamına taşınmış olması veya önemli kapasite artışlarının gerçekleştirilmiş olması söz konusu düşüşte önemli rol oynamış olabilir.
Türkiye E-Dönüşümün Neresinde?
Yurttaşlara daha kaliteli ve hızlı kamu hizmeti sunabilmek için, katılımcı, saydam, etkin ve basit iş süreçlerine sahip olmayı ilke edinmiş bir devlet yapısı oluşturacak koşulların hazırlanması e-Dönüşüm Türkiye Projesinin amacını belirlemektedir. Bilgi toplumu olma yolundaki daha önceki çalışmaların bütüncül, ülkeye ekonomik katma değer kazandırmayı ve toplumsal refahı artırmayı öncelikli gören e-Dönüşüm Türkiye Projesi, 27 Şubat 2003 tarihinde yayınlanan 2003/12 Sayılı Başbakanlık Genelgesi nde ayrıntılı olarak tanımlanmıştır.
Bu proje kapsamında,
• Bilgi ve iletişim teknolojileri politikaları ve mevzuatının, öncelikle Avrupa Birliği müktesebatı çerçevesinde gözden geçirilerek yeniden düzenlenmesi,
• Vatandaşın, bilgi ve iletişim teknolojileri yardımıyla, kamusal alandaki karar alma süreçlerine katılımını sağlayacak mekanizmaların geliştirilmesi,
• Kamu idaresinin, şeffaf ve hesap verebilir hale getirilmesine katkıda bulunulması,
• Kamu hizmetlerinin sunumunda, bilgi ve iletişim teknolojilerinden azami ölçüde yararlanılarak iyi yönetişim ilkelerinin hayata geçirilmesine katkıda bulunulması,
• Bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması,
• Bilgi ve iletişim teknolojisi alanında kaynak israfını azaltmak amacıyla, kamunun mükerrerlik arz eden veya örtüşen ilgili yatırım projelerinin bütünleştirilmesi, izlenmesi, değerlendirilmesi ve yatırımcı kamu kuruluşları arasında gerekli koordinasyonun sağlanması,
• Sektördeki özel sektör faaliyetlerine yukarıdaki ilkeler ışığında yol gösterilmesi amaçlanmaktadır.
4 Aralık 2003 tarih ve 2003/48 sayılı Başbakanlık Genelgesi yle e-Dönüşüm Türkiye Projesi Kısa Dönem Eylem Planı (KDEP) uygulamaya konmuştur. Ayrıca söz konusu Genelge yle e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu oluşturulmuştur. Kurul un sekreterya hizmetleri DPT Müsteşarlığınca yürütülmektedir.
Dünya Ekonomi Forumu tarafından 2001 yılından bu yana hazırlanan Küresel Bilgi Teknolojisi raporlarında, ülkelerin bilgi toplumuna geçişteki hazırlıkları ve bu konudaki çeşitli göstergeleri dikkate alarak bir sıralama yapılmaktadır. Bu sıralamanın yapılmasında, teknik altyapı göstergeleri kadar, ülkelerin hizmetlerin sunumu ve geliştirilmesindeki durumu, teknoloji üretme yetenekleri, insan sermayesi, hukuki düzenlemeleri gibi pek çok kriter değerlendirilmektedir.
Dünya Ekonomi Forumu nun, Ülkelerin Bilgi Toplumuna Hazır Olma Durumu (Networked Readiness) 2008-2009 sıralaması incelendiğinde, Türkiye 134 ülke arasında 3.91 puanla 61. sıradadır. Sıralamadaki ilk on ülke ve parantez içinde verilen puanları Danimarka (5.85), İsveç (5.84), ABD (5.68), Singapur (5.67) ve İsviçre (5.58), Finlandiya (5.53), İzlanda (5.50), Norveç (5.49), Hollanda (5.48) ve Kanada (5.41) şeklindedir. Türkiye 2007-2008 sıralamasında, 127 ülke arasında 3.96 puanla 55. sırada yer almaktadır.
Ülkemizde 2003 yılında 10,3 milyar dolar seviyesinde olan Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) pazarı, yıllık ortalama yüzde 22 büyüyerek 2007 yılında 21,7 milyar dolara ulaşmıştır. Sektör büyüklüğünün 2008 yılında 26 milyar dolara ulaştığı tahmin edilmektedir. Bilgi ve iletişim teknolojileri alanında önemli ve temel göstergeler olarak kabul edilen sabit telefon, mobil telefon, Internet kullanıcı yoğunluğu ve genişbant abone yoğunluğuna ait veriler incelendiğinde, iki sonuç net olarak görülmektedir. Birincisi, sabit telefon sayısı doyuma ulaşmış olmasına karşın, mobil telefon abone sayısında artış sürmektedir. Mobil telefon abone sayısı 2008 yılı sonu itibarıyla 65,8 milyon seviyesine ulaşmıştır. İkinci gözlem ise, genişbant abone sayısında oldukça hızlı bir büyüme yaşanmaktadır. Ancak, ulaşılan abone yoğunluk oranı henüz AB ve OECD ortalamalarının oldukça altında kalmaktadır. 2008 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 5,7 milyon a erişen genişbant abone sayısı ile yüzde 7,8 genişbant abone yoğunluğuna ulaşılmıştır. Genişbant abone yoğunluğu AB-27 üyesi ülkelerde 2008 yılında yüzde 21,7 düzeyine ulaşmıştır.
E-Devlet hizmetlerinin bütünleşik bir yapıda sunulmasına, tekrarların ve kaynak israfının önlenmesine, kurum içi ve kurumlar arasında elektronik ortamda bilgi ve belge paylaşımına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir. 18 Aralık 2008 tarihinde faaliyete geçirilen e-Devlet Ana Kapısı bu konularda önemli faydalar sağlayacaktır.
Avrupa Komisyonu adına 2001 yılından bu yana Cap Gemini firması tarafından yürütülen 20 temel kamu hizmetinin elektronik ortamda sunumu kıyaslama çalışmasına 2007 yılında Türkiye de dahil olmuştur. AB tarafından belirlenen 20 temel kamu hizmetinin tamamen elektronik ortamda sunumunda, 2007 yılı itibarıyla AB 27+ (AB27 ve Türkiye, İzlanda, İsviçre, Norveç) ortalaması yüzde 59 iken, Türkiye için bu oran yüzde 55 tir. Bu hizmetlerin elektronik ortamda sunumunda ulaşılan olgunluk seviyesi, AB 27+ için yüzde 76 iken, Türkiye de yüzde 69 olarak gerçekleşmiştir. İş dünyasına sunulan hizmetlerin olgunluk seviyesi açısından ise Türkiye yüzde 86 ile yüzde 84 olan AB 27+ ortalamasının da üzerindedir. Kullanıcı odaklı hizmet sunumu, AB 27+ için yüzde 19, Türkiye için yüzde 12 seviyesindedir.
Yeniden Yapılanmanın Anahtarı Yenişim ve Girişim
Toplumun refah düzeyinin yükseltilmesinde önemli rol oynayan rekabet gücü için itici güç bilim, teknoloji ve yenişim yeteneğidir. Türkiye, kendini AB nin bilişim ve bilgi toplumunda rekabet gücünü artırmayı öngören hedeflerinin bir parçası olarak konumlandırırken, AB Lizbon Stratejisi ndeki, 2010 yılına kadar en rekabetçi ve en dinamik bilgiye dayalı ekonomi olma hedefini dikkate almalıdır. Bilgi toplumuna ve bilgi ekonomisine doğru evrilen bir dünyada, bilim ve teknolojideki gelişme sürecinin toplumsal faydaya çevrilmesinde yenişimin rolü toplumların geleceğini belirleyen en önemli unsur olarak kabul görmektedir.
TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu nun koordinasyonunda oluşturulan Ulusal İnovasyon Girişimi, Toplumsal Refah İçin İnovasyon temasıyla, 18 Ekim 2006 tarihinde kamuoyuna tanıtılan bir İnovasyon Çerçeve Raporu hazırladı. Bu raporun kamuda inovasyon bölümünde yapılan üç öneri
• Tüm organlarıyla birlikte devletin öğrenmek ve yenilik yapmak gerekliliğini sağlayacak bir düzen oluşturması,
• Geleneksel kamu sektörü erdemleri olan dürüstlük ve tarafsızlığın, problem çözme, yenilikçilik ve yaratıcılık ile desteklenmesi,
• Memurlar ve kamu yöneticilerinin kamu varlıklarının daha etkin kullanımı yolu ile daha fazla değer üretmeleri şeklinde özetlenmiştir.
Kaynakça:
1. David Osborne, Ted Gaebler (1992), Reinventing Government: How the Entrepreneurial Spirit is Transforming the Public Sector, Addison Wesley.
2. TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu (Ekim 2006), Ulusal İnovasyon Girişimi, İnovasyon Çerçeve Raporu.