Uluslararası İlişkiler ilk çağlardan itibaren Kabileden - Devlete geçiş süreciyle birlikte başlamış olup çeşitli ritüellerden sonra sloganı Fraternite- Liberte- Egalite yani Kardeşlik - Hürriyet ( Özgürlük ) - Eşitlik olan 1789 Fransız Devriminden sonra Ulus-Devletlerin kurulması ile bugünkü ritüelin temeli atılmıştır. Modern anlamda uluslararası ilişkiler; Devletlerin birbirleriyle olan siyasi-askeri-ekonomik-kültürel ve ticari ilişkilerinin uluslararası kabul gören yöntemlerle yürütülmesi ve ihtilaflarının da karşılıklı yarar temelinde, adalet ve hakkaniyete uygun ve barışçı yollarla çözülmesi olarak tanımlanabilir. Bir başka tanım ise uluslararası ilişkilerin; Devletlerin GÜÇ ve REKABET YARIŞI olarak ifade edilmektedir. Güçten; 17. yydan-19.yya kadar askeri gücü anlarken, 20. yyın 2. yarısından itibaren askeri güç; yerini Ekonomik Güce, henüz ilk 10 yılı içinde olduğumuz 21. yy da Bilgi Gücüne bırakmıştır. Bugün dünyada en büyük güç ve zenginlik kaynağı bilgi olmaya başlamıştır. Buna Türkçe terminolojiye yumuşak güç olarak giren soft power denmektedir.
Uluslararası ilişkiler tarihine geri dönersek, Roma İmparatorluğunun yıkılması üzerine Avrupada çok sayıda Krallar ve Prensler tarafından yönetilen devletler ve devletçikler ortaya çıkmıştır. Bu dönemde özellikle küçük prenslikler ve şehir devletleri arasında sürekli güç ve hegemonya mücadelesinden ötürü savaşlar olmuştur. Avrupa ülkelerini idare eden Hanedanlar arasındaki kız alıp verme dolayısıyla oluşan akrabalıklar ve Hıristiyanlığın bütün devlet ve devletçikler üzerindeki çok kuvvetli etkisi sonucu Papanın devreye girmesi ile devletler ve küçük prenslikler arasındaki itilaflar ve savaşlar ritüelik olmayan ve belirli kurallara tabi olmayan gizli diplomasi yolu ile çözümlenmiştir. Bu güç ve hegemonya rekabeti bazı küçük toprak parçalarının bir devletten diğerine verilmesi, borç verilmesi veya savaş tazminatı ödenmesi ve akrabalık ilişkilerini geliştirecek hanedanlar arasında yeni evlilikler yapılması yoluyla geçici sürelerle SULH le (Barış) sonuçlanmıştır. Ancak İngiltere ve Fransanın desteklediği 300 kadar Protestan Alman Prenslikleri ile Katolik Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu arasında 1618-1648 yıllarında 30 yıl süren ve Alman Prensliklerinin zaferi ile biten 30 yıl savaşları sonunda ilk defa olarak Adhoc da olsa uluslararası kurallara tabi 1648 Westfalia Barış Antlaşması yapılmış ve eş zamanlı olarak Almanyanın Westfalia Eyaletinde bulunan 2 ayrı şehirde yapılan birine büyük devletler ve krallıkların diğerine küçük şehir devletleri ve bölgesel prensliklerin katıldığı konferanslar ile tarihte ilk defa uluslararası ihtilafların birkaç ay süren, birden çok taraf devletin katıldığı ve belirli baştan konulmuş ve herkesin uyduğu uluslararası kurallara göre sürdürülen bir uluslararası barış konferansı ile uluslararası ilişkilerin Diplomasi yoluyla çözümlenmesi kavramı ortaya çıkmıştır. Ayrıca Protestan Alman Prensliklerinin Katolik Kutsal Roma-Germen İmparatorluğuna tabiliğini ve bağımlığını azaltacak şekilde ilk defa olarak Devletler için Egemenlik ( Sovergnity ) kavramı uluslararası arenada kabul edilmiştir. Daha sonra İspanyadan Moskovaya kadar bütün Avrupayı Hegemonyasına alan ve kardeşlerini ve diğer akrabalarını İspanya, Belçika, Napoli, Venedik, Polonya kralı atayarak bütün Avrupa coğrafyasını değiştiren nihayet 1814 de Waterlooda İngiliz, Prusya, Rusya ve Avusturya ordularına yenilen Napolyondan sonra Avrupanın sınırlarının yeniden uluslararası konferanslarla düzenlendiği 1815 Viyana Kongresini ve 1. Dünya Savaşı sonrası Paris Barış Konferansı ve akabinde kurulan ilk defa Geçici yani Adhoc değil Daimi yani Permanante Konvan türü bir örgütlenme olan Milletler Cemiyeti yada Cemiyeti Akvamı görüyoruz.
Esas itibariyle Devletlerin Güç ve Rekabet mücadelesinin askeri güçten iktisadi güce kaydığı AVRUPA kıtasını mahveden 2. Dünya Savaşından sonra, Avrupa başta olmak üzere Dünya çapında uluslararası siyasi-askeri-ekonomik-kültürel-sosyal ve ticari örgütlenmelerin muazzam bir hızla arttığını görmekteyiz. En başta evrensel boyutta 1945 San Fransisco Konferansı ile kuralları oluşturularak New Yorkta daimi bir genel sekreterliği olacak şekilde kurulmasına karar verilen BM (Birleşmiş Milletler) Teşkilatı, daha sonra fonksiyonel ve bölgesel olarak kurulan binlerce uluslararası örgüt günümüz uluslararası ilişkilerini belirleyen ve yönlendiren en etkili uluslararası aktör haline gelmişlerdir.
Bugün uluslararası ilişkileri belirleyen aktörler:
A) Devletler,
B) Uluslararası Örgütler,
C) Uluslar-aşırı Güçler (Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları, Uluslararası Baskı ve Çıkar Grupları, Çok Uluslu Şirketler, vd.)
D) Uluslararası popülaritesi olan Kişiler. (Henry Kisinger, Olaf Palma vd.)
Ortaçağda, şehir devletleri, küçük krallıklar ve prenslikler döneminde uluslararası ilişkilerin başat aktörü Papa ve Papalık ile Avrupalı Hanedanlar iken, 18. yüzyıldan itibaren başat aktör Devletler olmuş, 20. yy da bu görevi Uluslararası Örgütler devralmış, 21. yy da ise Uluslar-aşırı Güçler ön plana çıkmaya başlamışlardır. Ünlü kişilerin uluslararası ilişkilerde belirleyici aktör olarak rol oynaması 12. yy dan itibaren her zaman görülmüş olmasına rağmen hiçbir zaman başat aktör olmamış ancak sorunların çözümlenmesini kolaylaştırıcı katalizör etki yapmışlardır.