Türk Otomotiv Sanayi son yıllarda yapmış olduğu yatırımlar sonucunda üretiminin yüzde 80 gibi önemli bir kısmını ihraç edebilir hale gelmiş ve üretim adetlerini 2008 yılında 1.147 milyon adede yükseltmiştir. Özellikle 2003 yılından itibaren, AB ülkeleri ile entegrasyon sürecindeki yoğun gelişmeler ile birlikte sanayimizin ihracat potansiyeli hızla gelişmeye başlamış ve 2000 yılına göre ihracatımız beş kat artmış, sanayimiz Türkiye ihracat sıralamasında yedinci sıradan birinciliğe kadar yükselmiştir.
Ancak bilindiği gibi, 2008 yılı son çeyreğinden itibaren AB ülkelerinde satışlar düşmeye başlamış ve dolayısıyla ihracatımızın yüzde 90ını bu bölgeye gerçekleştirmemize bağlı olarak, üretim adetlerimiz de önemli oranda azalmaya başlamıştır. Gerek yurtiçi pazar, gerekse ihracat adetlerindeki önemli düşüşler, 2009 yılında da etkisini arttırarak devam etmiştir.
Öte yandan Mart ayının ikinci yarısında başlayan ÖTV indirimi ile otomobil pazarında olumlu bir gelişme yaşanmış, Mart ayından Haziran ayına kadarki dönemde, pazardaki artışa bağlı olarak üretimdeki daralma bir miktar azalmıştır.
Ancak hafif ve ağır ticari araçlarda ÖTV indiriminin yetersizliği düşük talebin devamına ve üretimde sert düşüşlere neden olmuştur. Kamyon ve otobüslerden oluşan ve yatırım malı olarak nitelendirilen ağır ticari araçlarda, özellikle krizden dolayı durgunluk döneminde bulunan ekonomi nedeni ile talepteki düşüş, 2009 yılı içinde ay bazında yüzde 60lar düzeyine kadar ulaşmıştır. Ayrıca 2009 yılı ilk dokuz aylık dönemde bir önceki yılın aynı dönemine göre, tarım traktörlerinde pazardaki daralma yüzde 35 ve üretimdeki daralma ise yüzde 40 gibi önemli büyük boyuttadır.
Ancak ÖTV indiriminin Eylül ayı sonunda sona erecek olması ve bu tarihe sayılı günlerin kalması, Eylül ayında talepteki hareketliliğin tekrar başlamasına ve özellikle otomobil pazarının önemli oranda artmasına neden olmuştur. Eylül ayında 52 bin adet düzeyinde gerçekleşen otomobil pazarı, 2009 yılının en yüksek değerine ulaşmıştır.
Diğer taraftan, 2009 yılı son çeyreğinde, ÖTV indirimine bağlı olarak gelecekteki talebin de öne çekilmesiyle birlikte, özellikle otomobil satışlarında keskin düşüşlerin yaşanacağı ve zaten ticari araçlarda devam eden daralmanın da, yapısal tedbirlerin uygulanmaması durumunda devam edeceği beklenmektedir.
30 Eylül 2009 tarihi itibariyle, ÖTV indirimi uygulamasının sona ermesiyle birlikte, özellikle sanayi faaliyetlerimizin yüzde 50sini oluşturan ticari araçlar ve traktörler ile birlikte tüm sanayimizi kapsayacak, KDV indiriminin de dahil olduğu daha yapısal tedbirlerin uygulanmaya başlaması, son aylarda önemli oranlarda düşen ticari araç ve traktör üretiminde olumlu bir gelişmenin sağlanması açısından çok önemli olacaktı. Sanayimizin, bugüne kadar bu uygulamanın başlamamış olması nedeniyle üretim adetlerindeki kaybı çok önemli boyuttadır ve özellikle ağır ticari araç üretimi yapan firmalarımızda, çalışma günlerinin 2/3 ünde üretime ara verilmiştir.
Önemli ihraç pazarımız olan ABde küresel krizin otomotiv sanayi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak ve daralan pazarı canlandırmak amacı ile ilgili Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan paket kapsamında düşük faizli fon ile özellikle sanayide Ar-Ge teşviklerinin özel olarak arttırıldığı değişik önlemler uygulamaya konulmuştur.
Sanayimizin çok önemli bir pazarı olan ABnin bazı ülkelerinde, teşviklerle hareketlenen pazar ihracatımıza tam olarak yansımamıştır. ABde uygulanan teşviklerin otomobil pazarı üzerindeki olumlu etkilerinin, 2009 yılı sonlarına doğru daha çok hissedilmeye başlanacağı, ancak ülkemizde de olduğu gibi AB ağır ticari araç pazarındaki daralmanın, bu araç sınıfının yatırım aracı olarak değerlendirilmesi nedeni ile daha çok ekonomide pozitif sinyallerin beklendiği 2010 yılı içinde düzelmeye başlayacağı tahmin edilmektedir.
Öte yandan son zamanlarda, Orta Avrupa otomotiv sanayinin, rekabet açısından yapısal sorunlar yaşamakta olduğu bilinmektedir. Son dönemlerde yaşanan şirket ortaklıkları ile birlikte, küresel sanayide yeniden yapılanma süreci yaşandığı bilinmekte olup; bu gelişmelerin önümüzdeki dönemlerde küresel krizin sona ermesi ile otomotiv sanayinde bazı küresel fırsatların çıkmasını sağlayacağı tahmin edilmektedir. Orta vadede, sanayimiz yatırımlarını, hem kapasite artışı sağlayacak hem de yeni teknoloji ve yeni modele yönelik yatırımları da kapsayacak şekilde planlamaktadır. Bu nedenle, hem yeni model hem de mevcut ürünlerde kapasiteyi artırmaya yönelik orta vadeli kararlarda, birçok ürünün üretim merkezi olan Türk otomotiv sanayi firmalarının sahip olduğu işgücü maliyeti, kalite ve verimlilik gibi rekabetçi unsurların etkili olacağı beklenmektedir.
Sanayimiz için çok önemli bir konu olan yatırım teşvik sistemi ile ilgili mevzuat çalışmaları, beklentilerin aksine bazı eksik yönleri ile tamamlanmıştır. Buna karşılık 2009 yılı Şubat ayında yürürlüğe giren kanun ile Ar-Ge mevzuatında personel teşvikleri yeniden düzenlenmiştir, bu mevzuatın sanayimize ek rekabet üstünlüğü sağlaması beklenmektedir. Bu nedenle, krizden çıkış sürecinde, eğer bu koşullar sanayimizin sahip olduğu bu avantajlar ile birlikte iyi değerlendirilebilirse, Türkiyenin birçok fırsat elde edebileceğine inanıyoruz.
Sanayimizde, pazar ve ihracattaki olumsuz koşullara rağmen, küresel banka ve finans sistemindeki son olumlu gelişmeler dünya ekonomisinin nispi bir toparlanma sürecine girdiğini göstermektedir. Ancak bu olumlu gelişmelere rağmen halen risklerin bulunduğu bilinmektedir.
Diğer taraftan bu süreçte, küresel pazarlarda da olduğu gibi, ülkemizde de otomotiv sanayinin 2007 yılındaki üretim ve pazar adetlerine tekrar ulaşabilmesinin, 3–4 yıl gibi uzun bir süre alacağı da bilinmektedir. Bu zorlu dönemde, sanayimize yönelik yapısal tedbirlerin önemini bir kez daha vurgulamak isteriz.