Bu sorular endüstriyle yakından ilgili olan herkesin merak ettiği sorular. Türkiye ilk seri üretim otomotiv yatırımının yapıldığı 1959 yılından beri çok ciddi mesafeler kat etti kuşkusuz. Bugün kriz öncesini esas aldığımızda otomotiv endüstrimizin ana ve yan sanayii ile birlikte yıllık toplam ihracatı 25 milyar dolar seviyelerine erişmiş durumda. Bu tutar daha 2000li yılların başında sadece 2,1 milyar dolar olduğunu hatırlarsak kat edilen mesafelerin ciddiyeti bir kere daha ortaya çıkar.
Bu önemli orandaki ihracat hacmi ülkemizin en önemli problemlerinden biri olan dış ticaret açığının kapanması yönünde pozitif katkı sağlamakta olup, 2008 yılında endüstrinin bu yöndeki net katkısı 5,5 milyar dolar ile önemli bir seviyeye ulaşmıştır.
Bu kuşkusuz önemli bir büyüme. Ancak bugünden geleceğe baktığımızda karşımızda olağanüstü fırsatların olduğunu bunları doğru değerlendirdiğimiz takdirde çok daha göz kamaştırıcı bir büyümenin yaşayacağımızı söylemek mümkündür.
Nedir bu olanaklar.
Yıllar içinde inşa etmeyi başardığımız yetenekler en önemli olanağımızdır. Nitelikli, özverili ve yeterli insan kaynağına sahibiz. Ancak bundan daha önemli bir yeteneğimiz var.
Beyaz ve mavi yakalısıyla tüm çalışanlarımızın sistem entegrasyon hızı inanılmaz.
Çok kısa sürelerde son derece karmaşık sistemler kurabiliyor ve kurulu sistemlere entegre olabiliyoruz. Bu yeteneğin üretimde ve tasarımda küresel otomotiv endüstrisine vaad ettiği şeylere hızlıca bakarsak şunları görürüz. Durumu daha iyi kavramak için önce şu soruya cevap arayalım. Herkes neyin peşinde herkes ne arıyor. Herkes iki şeyin peşinde ve iki şeyi arıyor. Birincisi küresel ölçekte rekabet gücü. Günümüzde özel durumlar olmadığı taktirde hammadde fiyatları herkes için aynı, şimdilerde rekabetin sürdüğü ana alanlardan biri de inovasyon.
Şimdiki soru şu. Kim müşteriyi cezbedecek ürünleri en hızlı ve en düşük maliyetlerle geliştirecek. Türkiye bu soruya yanıt arayanlar için son derece cazip bir aday. Aranılan diğer şey ise müşteri. Türkiye 70 milyon nüfusu ve etrafındaki yaklaşık 270 milyon nüfusa hitap edebilme gücüyle hem cazip bir pazar hem de önemli bir merkez olma adayı.
Söylenmesi gereken şudur;
Türkiye otomotiv endüstrimiz için yalnızca ortalama bir üretim merkezi değil aynı zamanda gayet avantajlı bir tasarım ve ürün geliştirme merkezi haline gelmiştir.
Türkiyenin çok kısa sürede inşa ettiği bu yeteneği gören dünya markaları ürün geliştirme ve üretme planlarını Türkiye faktörünü hesaba katarak yapmaya başladılar. Türkiye otomotiv endüstrisinin üstünlüklerini ve rekabet avantajlarını şöyle sıralamak mümkündür.
a- Biz kendi iş segmentlerinde dünyanın en başarılı endüstrilerinden birisiyiz: Türkiyedeki gerek ana gerekse yan sanayi fabrikaları, küresel markaların en iyi, en kaliteli ve en verimli fabrikaları.
Bir ürünün Türkiyede üretilmiş olması bazı ülkelerde satış vaadi olarak kullanılmakta ve satın alma sebebi olmaktadır. Bu son derece önemli, övünülecek ve bu işte bizim nereye geldiğimizi gösterecek bir şeydir.
b- Diğer bir yandan biz katma değeri yüksek segmentler için ciddi bir tedarikçiyiz:
Son derece başarılı bir yan sanayiye sahibiz ve yan sanayimiz son 10 yılda inşa ettiği yetenekler toplamı ile en katma değerli segmentlerin tedarikçisi konumundadır.
c- Otobüs kategorisinde de dünyanın büyük markalarına üretim ve tasarım üslüğü yapıyoruz. Dünyada rekabet eden ve çok başarılı olan kendi markalarımıza sahibiz.
Öte yandan tüm dünyadaki otobüs ve minibüs kategorisi üreticilerine tedarikçilik yapan son derece başarılı bir yan sanayimiz var.
d- Ticari araçlarda olağanüstü başarılar sağlıyor ve anahtar teslim işler yapıyoruz:
Hafif ticari araçlarda elde ettiğimiz başarıları savunma sanayi için ürettiğimiz hafif zırhlı araçlarda da gösteriyoruz.
e- Coğrafi konumumuzun yarattığı lojistik fırsatları değerlendirirsek olağanüstü rekabetçi bir konuma geçeriz. Dünya coğrafyasındaki yerimizin oluşturduğu Lojistik avantajlarımız çok nettir.
Lojistik altyapımızın gerekli altyapı yatırımları ile güçlendirilmesi karadan taşımacılıkla, denizden taşımacılığın üretim bölgelerini esas alacak şekilde koordine edilmesi halinde yakalayacağımız avantaj Türkiyeyi otomotiv endüstrimiz açısından bölgesinin merkezi haline getirecektir. Bu doğal avantajlarımızdan daha etkin biçimde yararlanmak için dış ticaret ve özellikle gümrük mevzuatlarında gerekli mali ve proses verimliliği sağlayacak, Dünya ile ticaret hız ve entegrasyonumuz arttıracak geliştirmeleri yapmamız bu noktada çok önemlidir.
Türkiyenin taşıdığı avantaj ve fırsatları destekleyen uluslararası gelişmeler yaşıyoruz.
Dünya pazarındaki gelişmeler ve küresel konjonktür bizim lehimize işliyor. Fırsatlar yaratıyor. Bunları şöyle sıralayabiliriz.
1- Dünya otomotiv endüstrisinin en önemli rekabet gücü tüketiciler için yenilikçi ürünler geliştirebilme ve bunu uygun maliyetlerle üretebilme yeteneği haline gelmiştir. Türkiye bu anlamda son derece şanslı bir yerde durmaktadır. Türkiye otomotiv endüstrimiz tasarım dahil anahtar teslimi araç üretimine taliptir. Bunun en büyük kanıtı Otobüs kategorisinde sağladığımız başarıdır.
2- Küresel endüstri Ar-Ge ve tasarım maliyetleri nedeniyle önemli ölçüde kâr kaybetmektedir.
Düşen kâr oranları açısından bakıldığında endüstrinin bunu uzun süre tolere etmesi zor gözükmektedir. Bu durum Türkiyenin dünyanın önemli Ar-Ge ve tasarım üslerinden birisi olarak konumlanmasını sağlayabilecek büyük bir fırsattır.
3- Dünya fosil yakıtlarının meydana getirdiği küresel ısınmanın yarattığı çevre duyarlılıkları noktasında önemli bir değişim geçirmenin eşiğindedir. Küresel endüstrilerin tamamı bu noktada yeni ürünler geliştirmek ve yeni bir tüketim kültürü yaratmak mecburiyeti ile karşı karşıyadırlar. Yenilenebilir enerjilerin kullanımı tüm dünyada artık hızlanmakta olup ülkemiz otomotiv endüstriside bu alanda başladığı Ar-Ge faaliyetlerini Otobüs segementindede gündeme almıştır. Otomotiv endüstrisi bu noktada en büyük hareketliliğin yaşanacağı endüstri olmaya namzettir. Bu değişim süreci büyük fırsatlar yaratmaktadır.
Türkiye bu fırsatları değerlendirecektir.
Küresel otomotiv endüstrisi bu fırsatların farkındadır ve bunları kuvvete çevirecektir.
Bu nedenlerle Türkiye otomotiv endüstrisi dünyanın parlayan yıldızlarından birisi olma yolundadır. Bu yolculuğumuzun başarıya ve hedefe ulaşabilmesi için ülke insanımızın bu endüstriye olan inancını pekiştirmesi ve devlet, sanayici, yatırımcı, çalışan vb. tüm paydaşların ülke refahının bu yolla arttırılabilmesi yönünde ortak anlayış ve çözüm noktalarında buluşmaları çok önemlidir.