Binek otomobildeki bu gelişmelerin yanında üyelerimizin önemli oranda ürün sevk ettiği ticari araçlar grubunda herhangi bir destek olmaması üretimleri nerede ise durdurma noktasına getirmiştir. Mevcut üretim kapasitelerinin %10-%15inin kullanıldığı midibüs ve kamyon ürün grubuna tedarikte bulunan sanayimizin beklentisi, talep ettiğimiz KDV indiriminin ivedilikle hayata geçirilmesidir.
Küresel ekonomik krizin ardından Avrupa ülkelerinde açıklanan teşvik paketleri ile otomobil ve hafif ticari araç ihracatı her ay bir önceki aya göre artmış iken geçen senenin ilk 9 ayına göre otomobil ihracatı %37, hafif ticari araç ihracatı %52, ağır ticari araç ihracatı ise %55 azalmıştır. Mart ayında başlayan dalgalı yükseliş trendi devam etmektedir. Son üç aydaki araç ihracatı temposunun devam etmesi durumunda yılsonu öngörüsü 390.000i otomobil olmak üzere toplam 620.000 araç şeklindedir.
Otomobil ihracatı 2008 yılının ilk 9 ayında 441.117 araç iken 2009 yılının aynı döneminde %37lik düşüş ile 278.519 adet olarak gerçekleşmiştir. Hafif Ticari Araç ihracatı ise 2008 yılının ilk 9 ayında 317.077 araç ihraç edilmiş iken 2009 yılının aynı döneminde %52 oranında bir düşüş ile 151.221 adet olarak gerçekleşmiştir.
2009 yılının ilk 9 ayında Otomotiv Ana Sanayi ihracatını toplamda 6,6 milyar USDa yükseltmiştir. Yan Sanayi İhracatı ise ilk 9 ayda 3,5 milyar USD seviyesine yükselmiştir. Toplamda otomotiv ihracatı 10,2 milyar USD seviyesine ulaşmıştır. 2008 yılının ilk 9 ayına göre otomotiv ihracatı %45 oranında azalmıştır. 2009 yılı sonunda öngörülen ihracat tutarı, ana sanayi için 9,5 milyar $ ve yan sanayi için 5 milyar $ olmak üzere toplam 14,5 milyar $dır.
Otomotiv yan sanayisinin iş hacmi geçen senenin ilk 9 ayına göre %38 azalarak 8,6 milyar USD seviyelerinde gerçekleşmiştir. Sene sonu iş hacmi öngörüsü ancak 2006 yılının üzerinde bir değerin gerçekleşeceğidir.
Yan Sanayimizin iş hacmi ise aşağıdaki gibidir.

2008 yılının ilk 9 ayında 176.000 adedi yerli, 242.827 adedi ithal olmak üzere toplamda 418.827 adetlik bir iç pazar satış adedi gerçekleşmiş idi. 2009 yılının ilk 9 ayında 195.348 adedi yerli, 237.790 adedi ithal olmak üzere toplam 433.138 adetlik bir iç pazar rakamına ulaşılmıştır. Geçtiğimiz seneye göre iç pazar satışları %3,4 artarken yerli araç satışında artış %11 seviyesindedir. Bu durum ÖTV indiriminin yerli araç satışlarını ne kadar olumlu yönde etkilediğinin bir göstergesidir. 2007 yılının Aralık ayından beri görülen en yüksek iç Pazar satış rakamı 83.385 adet ile 2009 yılının Eylül ayında gerçekleşmiştir.
İhracatta ve istihdamda lider sektörümüz otomotiv sanayi küresel olmanın da getirdiği nedenlerden dolayı zor günler geçiriyor. Bu zor günleri kolaylaştırıcı önlemlerin başında gelen ÖTV indirimi ve eksik çalışma ödeneği uygulamalarının olumlu sonuçlarını hepimiz gördük.
ÖTV indirimi, ÖTV oranının yüksek olduğu orta sınıf (1600 cc) araçlarda ciddi şekilde ve nispeten de hafif ticari (Doblo, Transit Connect tipi) araçlarda oldukça pozitif şekilde hissedildi. Bu sayede artan üretim rakamlarından dolayı da hepimiz biraz nefes aldık. Ancak ÖTVnin çok düşük olduğu otobüs (%0), midibüs/minibüs (%2), kamyonet (%2), kamyon (%1) da aynı etkiyi doğal olarak alamadık.
ÖTV ve KDV indirimi uygulamalarının sona ermesi satışlarımızda da ciddi oranda bir düşüşe sebep olacak ve özellikle nefes almakta oldukça zorlanan ticari araç sektöründeki sıkıntılar gittikçe artacak. Bu durumda iç pazarda ciddi kırılmalar yaşanacak.
Ticaretin, küresel krizde %30–40 civarına düştüğünü gözlemliyoruz ancak ticari aracın %80–90 oranlarındaki düşüşü ticaretle aynı paralelliği göstermiyor ve bu sektör çok daha negatif etki yaşıyor. Doğal olmayan bu durumu hareketlendirmek; gerçekten krizi derinlemesine hisseden ticari araç sektörünü canlandırmak gerekmekte.

16 yaş üstü hurda indirimi
Kyoto anlaşması / karbon emisyon oranlarındaki beklentiler / kaza istatistiklerinde ticari araç oranı ve yaşı / ölüm risk faktöründe trafik Türkiyede 1. sırada ( Avrupada 9.) / yakıt tüketim oranları ve petroldeki dışa bağımlılığımız düşünüldüğünde, esnafımızın dükkanı, sanayi ve ticaretle uğraşanların yatırım malı olan ticari aracın hurda indirimi formülüyle hareketlenmesi sağlanmalıdır. Formül kısaca; 16 yaş üstü araçlar için aracını hurdaya teslim edenlerin KDV muafiyetiyle yeni araç almasına olanak sağlayacak.
Bu sayede yukarıda saydığımız olumsuz sosyal etkenler düzeltileceği gibi, ekonomik olarak hareketlenme sağlanacak, satışları sıfıra yaklaşan ve hiçbir şekilde vergi toplanmayan bu sektörde KDV dışında tüm ara malı, yan sanayi ve satış sonrası hizmetlerin KDVleri ve kurumsal vergileri alınacağı gibi SSK primlerinde de artış olacak. Devletimiz de eksik çalışma ödeneği harcamasında bulunmak zorunda kalmayacak.
Hükümetimizden beklentimiz; binek araçlarda ÖTV indiriminin kademeli olarak devam etmesi
Zira birçok ticari araç üreticisi firmamızda yılbaşından bugüne çalışma %10‘lara düştü, dolayısıyla yan sanayimizde de kapasiteler %10a geriledi ve birçok yan sanayicimiz nakit sıkıntısı içinde küçülme, hatta kapanma yoluna gitti.
Önerimiz devletimizin bütçesini bozmayacak, ekstra harcama yaratmayacak, tam tersine gelir sağlayacak bir çözümdür. Ayrıca, önerimiz ile daha fazla dayanma gücü kalmayan ticari araç sektörüne nefes aldırılmış olacaktır.
Hükümetimizden beklentimiz; binek araçlarda ÖTV indiriminin kademeli olarak devam ettirilmesi ve ticari araçlarda ise ya direkt olarak daha düşük bir KDV oranı uygulanması ya da hurda indirimi metoduyla KDV muafiyetinin sağlanmasıdır.
Kısa vadede üretim miktarlarımızı 2 ile çarpmayı düşünürken içinde bulunduğumuz günleri hep birlikte yaşamaktayız. Maalesef dünyadaki iklim, enerji, nüfus, talep, teknolojik ve ekonomik değişimlerden en çok etkilenen sanayi Otomotiv sanayisidir.
İleriki günlerde bazı ana sanayi firmalarının küçüldüğünü ya da birleştiğini görmek pek de sürpriz olmayacak. Bunları büyük yan sanayicilerin altında gruplaşan yan sanayiler ya da maalesef kapananlar izleyebilir.
Otomotiv sektörü bir maraton koşusuna benzer. Sürekli teknolojiyi takip etmek, makina ve teknoloji yatırımları yapmak zorundayız. Bu nedenle de bizim; yeni enerjiler, yeni malzemeler, yeni tüketim trendleri ile birlikte hiç bitmeyen bir yatırım yapma gereğimiz var.
Gelecek senaryoları çok farklı. İyimser, kötümser ve referans olarak adlandırabileceğimiz üç farklı senaryo var.
Referans senaryoya göre dünya genelinde 2009-2013 yılları arasında yıllık %2 civarında bir büyüme öngörülürken daha ileri dönemde büyümenin
yıllık %3,5 seviyelerinde olacağı yönünde bir beklenti var. Bu senaryoda gelişmiş ülkelerde büyüme oranı yıllık %2,3 seviyelerindeki iken, gelişmekte olan ülkelerde bu oranın yıllık %5,5 seviyelerinde olacağı öngörülmektedir.
İyimser senaryoya göre dünya genelinde 2009-2013 yılları arasında yıllık %3,5 takip eden dönemde de yıllık %5lere varan büyüme oranları öngörülürken gelişmiş ülkelerde bu oran 2009–2013 yılları arasında yıllık %2,5 takip eden dönemde yıllık %4 olarak öngörülüyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise büyüme oranı yıllık %6 seviyelerinde öngörülmektedir.
Kötümser senaryoya bakacak olursak dünya genelinde 2009-2013 yılları arasında yıllık %1lik bir büyüme öngörülürken daha ileri dönemde bu oran yıllık %1,5lar seviyelerinde beklenmektedir. Gelişmiş olan ülkelerde bu oran 2009–2013 yılları arasında yıllık %0,5 takip eden dönemde yıllık %1 olarak öngörülüyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise büyüme oranı 2009–2013 yılları arasında yıllık %2 daha ileri dönemde de %2,5 seviyelerinde öngörülmektedir.
Hangi senaryo gerçekleşecek olursa olsun önümüzde meşakkatli bir yol var, doğru stratejilerle hep birlikte bu dönemi kayıpsız atlatmayı diliyorum.

* Mevcut tesisler dikkate alınmış, yeni yatırımlar göz önüne alınmamıştır