SubconTurkey

HoÅŸgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   23 Mayıs 2012, ÇarÅŸamba

Mart 2009 Sayısı

Yıl : 6 | Sayı : 59

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     ArÅŸiv
     İletiÅŸim

http://www.ankiros.com


http://maktekfuari.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış ÅŸekilde ulaÅŸmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 



























 

Can Komar
Neksport Danışmanlık


Kriz sonrası çelik sektörü


Çelik sektörünün kriz sonrasında nasıl bir görünüm alacağını ve fiyatların hangi seviyelerde olacağını düşünmenin zamanı geldi.  Åžirketlerin bugünden doÄŸru pozisyon almaları için bu beyin jimnastiÄŸini yapmak çok yararlı olacaktır.

Öncelikle krizin ne kadar süreceÄŸi ile ilgili görüşümüzü belirtmek isteriz. 

Ekonomistler baÅŸlangıçta, yaÅŸadığımız krizin basit bir resesyon olduÄŸunu söylemiÅŸlerdi. Resesyon kelimesi gerileme demektir. Yani, ekonominin bir miktar küçülmesi demektir. Ve eklemiÅŸlerdi, 1929 buhranına benzemiyor  diye… Buhran kelimesi ise ekonomik çöküntü anlamına gelir.  Ancak, son zamanlarda, tüm ekonomistler yaÅŸadığımız belanın 29 Buhranına benzediÄŸini, hatta daha bile kötü olabileceÄŸini söylemektedirler.

1929 krizinde neler olmuÅŸtu

29 Ekim 1929 günü New York borsasının çöküşü ile baÅŸlayan kriz, 1939 yılına kadar, tam 10 yıl, ekonomik göstergelerin bozulması ile devam etmiÅŸti. Öyle bir ekonomik cehennem yaÅŸanmıştı ki, tüm geliÅŸmiÅŸ ülkeler, dünya ticaretini bırakarak, kendi iç pazarlarını ve üreticilerini korumak için korumacı önlemler almaya baÅŸlamışlardı.  Korumacılık bir süre sonra milliyetçi siyasi akımlara yol açmış ve İspanyada Franco, İtalyada Mussolini, Almanyada 1929 buhranının ürünleri olmuÅŸlardı. Krizin yarattığı daralma ve travma o kadar güçlü idi ki, ekonomilerin içe dönmesi kaçınılmazdı. İçe dönen ekonomilerin, siyasete yansıması ise milliyetçi akımlar ÅŸeklinde olmuÅŸtu.  1929 krizi, ikinci dünya savaşına neden olmuÅŸ ve 1945 yılında sona ermiÅŸti. Yani, tam 16 yıl sürmüştü.

Bugünkü krizde, de-globalizasyon diye bir terimden bahsediliyor. Yani, küreselleÅŸmenin terse dönmesi diye tercüme edebileceÄŸimiz bir terim. KüreselleÅŸen ekonominin terse dönerek, ülkelerin içlerine kapanmalarını, bölgesel veya ülke pazarları ile yetinmeye çalışmalarını görmeye baÅŸlıyoruz. ABD kongresi verdiÄŸi trilyonlarca dolar teÅŸvike  Amerikan Malı Kullan ÅŸartını koyması, Hindistan, Brezilya ve Türkiyede gümrük duvarlarının artması, korumacı önlemlerin alınmaya baÅŸlandığının iÅŸaretleridir. Bunlar henüz baÅŸlangıçtır.  Hiç şüpheniz olmasın gerisi gelecektir.

2008 krizi ne kadar sürer?

Krizden çıkmak için mutlaka önlem alınmalıdır. 1929 krizinden çıkarken de, borsayı ve ekonomiyi düzenleyen bir dizi önlem alınmıştı. Bu kriz, küreselleÅŸen dünyanın ilk krizi olma özelliÄŸini de taşıdığı için, alınacak önlemlerin de küresel bazda olması gerekmektedir. İngiltere baÅŸbakanı Gordon Brownın dediÄŸi gibi,  Nisan ayında yapılacak olan G20 zirvesi, bunun için ideal bir platform oluÅŸturmaktadır.  Bu zirvede alınacak olan kararların, dünyanın en büyük 20 ekonomisi tarafından uygulanmasını takiben 2-2.5 yıl içinde kriz sona erecektir. Ama eÄŸer bu fırsat kullanılmaz ve herkes kendi başına bir ÅŸeyler yapmaya kalkar ise, sonuç bir felaket olabilir.  Biz, tahminlerimizi yapabilmek için, G20 zirvesinin baÅŸarılı olacağını varsayıyoruz ve ekonomi 2011 ortalarında düzelecek diyoruz. Ancak, krizin aşılması ekonomik bir patlama getirmeyecektir. Ayrıca, alışık olmadığımız yeni bankacılık kuralları ile karşılaÅŸmayı da beklemeliyiz.

Çelik sektörü için tahminlerimiz

Yüksek fiyattan alınmış büyük stoklarla ve yatırımda yakalanan çelik sektörü, kredilerin daralması ve alacakların tahsilinde zorluklar yaÅŸanması nedeniyle zincirleme sorunlar yaÅŸamaktadır.  Ayrıca, otomotiv, beyaz eÅŸya, makine imalatı, gemi inÅŸaat gibi çelik tüketen sektörlerin de krizde olması nedeni ile talepte keskin düşüşler vardır. Talebin, dolayısı ile satışların azaldığı, kredi borçlarının ödenmek zorunda olduÄŸu bir ortamda fiyatlar ister istemez 1200 dolarlardan, 400 dolarlara kadar düşmüş ve hala da düşmeye devam etmektedir.

ArcelorMittal ve Corus – Tata Steel

Kriz öncesinde de fiyatlarda belli bir düşüş olacağını tahmin etmiÅŸtik; ancak, ArcelorMittalin devreye girerek düşüşü üretim kısıntıları ile frenleyebileceÄŸini düşünüyorduk.  Böyle olmadı. Gördük ki, ArcelorMittal de 118 milyon ton kapasitesi ile yetersiz kaldı.  Sektörün en büyüğü olduÄŸu ve bugüne kadar fiyatlar da dahil olmak üzere bir çok ticari faaliyeti düzenlediÄŸi için ArcelorMittali biraz daha yakından incelememiz gerekecektir.

Mittal, son 3 yıl içinde 100 milyar doları aÅŸkın bir borçlanma içine girerek, Arcelor da dahil olmak üzere bir çok ÅŸirket satın almıştır.  Bu kredilerin büyük bir kısmı, yatırım bankaları tarafından finanse edilmiÅŸtir.  BilindiÄŸi gibi 2008 krizi, yatırım bankalarından çıkmıştır.  Åžimdi, Amerikan hükümeti, bu yatırım bankalarını kurtarmak için trilyonlar harcamaktadır. Elbette, ABD hükümeti bu paraları harcarken, bazı ÅŸartlar öne sürecektir.  Bu ÅŸartlar mutlaka, bankaların riskini azaltmak için, verilmiÅŸ kredilerin geri çaÄŸrılması ÅŸeklinde olacaktır.  Bu durumda, ArcelorMittalin de kredilerinin geri çaÄŸrılma riski vardır. Nitekim, ArcelorMittalden yapılan açıklamada, 2008in son çeyreÄŸinde 7 milyar dolarlık bir kredi geri ödemesi yapıldığını biliyoruz.  Åžirket ne kadar büyük olursa olsun, satışların bu denli düştüğü bir ortamda, bu rakamları geri ödemek zorunda olmak son derece zorlayıcı olmalıdır.  Corus-Tata Steelde benzer bir durumdadır. Her iki firmaya da baÅŸarılar diliyoruz.

Kimler yok olacak?

Krizden en çok zarar görecek olan firmalar, yatırımda ve borçlu yakalananlardır. Hele hele, yatırımlarını kısa vadeli finansmanla çözmeye çalışan firmalar büyük bir tehlikededirler.

Tüccarların pek çoÄŸu, 2008deki fiyat artışları ve yüksek satışların hep devam edeceÄŸini düşünerek, tedbiri elden bırakmışlar, kısa vadeli finansman kullanarak stoÄŸa girmiÅŸlerdi. Bu firmalar da büyük tehlikededirler. 

Krizin yıkıcı etkilerinden başka, daralan piyasalardan pay kapmaya çalışan firmalar arasındaki rekabet hızlanacak, fiyatlar daha da aşağılara düşerken, bir çok firma havlu atacaktır.

Otomotiv ve inÅŸaat sektörleri çöküntü içindedirler. Otomotiv Sanayicileri DerneÄŸi genel sekreteri Ercan Tezer hoca, sektörün en erken 3, en geç 4 yıl içinde düzeleceÄŸini söylemektedir.  İnÅŸaat sektörü ise tam anlamı ile durmuÅŸtur. İnÅŸaat demirini ihraç ettiÄŸimiz en büyük Pazar olan OrtadoÄŸu pazarı da büyük bir sıkıntı içindedir. Kaldı ki, bu 2 sektör Türkiyenin en fazla ihracat yapan lokomotif sektörleridir. Bunlardaki zafiyet, ülke gelirlerini, hükümet bütçesini ister istemez etkileyecektir.  Ancak, buna raÄŸmen hükümet krize karşı bir önlem almamakta israr etmekte ve sanayicilere sanki düşmanca bakarak, zuladan mangırları çıkartmaları istenmektedir.  Ekonomiden sorumlu bakan, sorumsuzca, otomotiv ve teksitilin desteklenmemesi gerektiÄŸine inanmaktadır.  Bu hatalar, ekonomiyi ve hükümeti daha da zorlayacak hatalardır.

Sonuç

Görüşümüz o ki, 2011 Eylülünde, krizden çıkıldığında, ortalık bugünkünden çok daha farklı olacaktır.  Çelik sektöründeki aktörlerin azaldığı göze çarpacaktır. Yatırımda olan ve yatırımları durduramayan, küçülerek maliyetleri azaltamayan çelik üreticileri yok olacaktır. Büyük tüccarların büyük bir kısmı bu krizin sonunu göremeyecektir.

Üretim ve satış rakamları, krizden çıkıldığında bile 2008 başındaki rakamlarda olmayacaktır. Tüm dünya ekonomisi ile birlikte çelik sektörü de sönecektir.  Firmalar ve kiÅŸiler daha az ile yetinmek zorunda kalacaklardır. İşsizlik, ekonomideki en büyük sorunlardan birisi olacaktır.

Siyaset, tüm ülkelerde olduÄŸu gibi Türkiyede de milliyetçi unsurları ön plana çekecektir. Özellikle bizde, mevcut hükümetin toplumda oluÅŸturmuÅŸ olduÄŸu dini duyarlılık, milliyetçilikle birleÅŸerek, malum partilerin yelkenini ÅŸiÅŸirecektir. 

Türkiyede çelik üretimi en az 1/3 oranında azalacaktır. Uzunca bir süre yeni yatırımlar yapılmayacaktır. Uzun mamuldeki aktör sayısı azalacaktır. Galvanizli sac üreten firma sayısı azalacaktır. Yeni yatırımlar durdurulacaktır.

Hurda fiyatları 150-200 dolar aralığında, kütük 250-260 dolar aralığında, inÅŸaat demiri 300 dolar civarında, siyah sac 280-300 dolar bandında olabilecektir. 

Özetle söylememiz gerekir ise, çelik sektörü 2000li yıllar öncesine dönecektir.

Tüm firmaların ve kiÅŸilerin, hiç vakit kaybetmeden masraflarını kısmalarını, kiÅŸi ve kurumların daha az ile yetinebilecek hale gelmelerini tavsiye ediyoruz.  Küçülen ekonomiye ayak uydurabilenler ayakta kalacak, uyduramayanlar ise gidecektir.


Asil Çelikte neler oluyor?
Asil Çelik işçileri, 30 Ocak 2009 günü sabahı aldıkları grev kararını uygulamış ve öğleden sonra ise iÅŸveren aldığı lokavt kararını uygulamaya sokmuÅŸtur.  Åžu anda, Türkiyenin çok deÄŸerli bir firması faaliyetini durdurmuÅŸ, ocaklar sönmüş ve 750 çalışanı iÅŸsiz kalmıştır.

Bugüne nasıl gelindi?
Asil Çelik işçileri, DİSKe baÄŸlı BirleÅŸik Metal İş sendikasına baÄŸlıdırlar. Sendika yöneticileri, 8 AÄŸustos 2008 tarihinde toplu iÅŸ sözleÅŸmelerine baÅŸlamış ve ücretlere  %32,5 zam istemiÅŸti. Buna karşılık iÅŸveren ise gardını alarak hiç zam vermeyeceÄŸini belirtmiÅŸti. 

Objektif olarak bakacak olur isek, küresel krizin tam ortasında, üretimin %10lar seviyesine düştüğü bir ortamda %32,5 zam istemek ne kadar aşırı bir talep ise, iÅŸverenin %0da israr etmesi de bir o kadar aşırı bir istektir. Yani, saÄŸduyu, her iki tarafın da haksız olduÄŸunu söylemektedir. Ancak, görünen o ki, hem sendika, hem de iÅŸveren, köprüde karşılaÅŸan 2 inatçı keçi gibi birbirlerine geçit vermemektedirler. Bundan ise baÅŸta çalışanlar, daha sonra ise Türk sanayisi ve ekonomisi zarar görecektir. 

İşveren haksız değil
Unutulmamalıdır ki, otomotiv sanayine yakın olsun diye Bursada kurulu olan Asil Çelik, krizin baÅŸlangıcından bu yana hiçbir işçisini çıkartmamıştır. Ancak, öbür yandan sadece Bursada 123 firma kapanmış ve 50.000i aÅŸkın işçi iÅŸsiz kalmıştır. BirçoÄŸu, maaÅŸlarının %20-30lar seviyesinde azalmasına göz yummuÅŸlardır. Çünkü yaÅŸanılan kriz yenilir yutulur cinsten deÄŸildir. İşveren,  böyle bir ortamda zam verecek durumda deÄŸilim, ancak ücretleri de düşürmeyelim demektedir.

Sendika da haksız değil
BirleÅŸik Metal İşin AÄŸustos 2008de yüksek bir zam istemesini de anlayışla karşılıyorum. Çünkü 2008in ilk yarısında çelik fiyatları %100ü aÅŸkın bir zam görmüştü.  Asil Çelik ve tüm diÄŸer çelik firmaları, o dönemde, muazzam karlar yapmışlardı. Bir fabrikanın üretimini yapan işçilerin de oluÅŸan bu karlardan pay alması elbette herkesin kabul etmesi gereken bir durumdur.  Ancak, ikinci yarıda düşen fiyatlar ve düşen üretim nedeni ile 2008de yapılan tüm karlar yok olduÄŸu gibi, zarar da yapılmıştır.  Sendikanın da bunu çok iyi anlaması gerekir. Sendikacılık, çocuksu taleplerde israr etmek deÄŸildir.

Valiye ve Çalışma Bakanına görev düşüyor
Görünen o ki, Asil Çelik sorunu birilerinin konuya müdahale etmesini gerektiriyor. Bursa Valisinin ve Çalışma Bakanı Faruk Çelikin konuyu yakından takip etmektedirler. Çalışanların maduriyetinin bir an önce önlenmesi ve ülkemiz için çok önemli bir sektör olan otomotivin zarar görmemesi için, Asil Çelik sorununun derhal çözülmesi gerekir.   Asil Çelike yakın bir kaynağın ifade ettiÄŸi gibi, sorun ancak İskenderin kılıcı ile çözülebilir. O kılıç da Valinin ve Çalışma Bakanının elindedir.

Asil Çelikin tarihçesi
Asil Çelik, Türkiyenin en büyük ve en eski vasıflı çelik üreten önemli bir tesisidir. Şirket aynı zamanda, otomotiv sanayine de hizmet verdiği için vaz geçilmez bir değerdir. Nitekim 1970li yıllarda Koç grubu tarafından, Almanlardan alınan know-how ve Japonlardan alınan teknoloji ile kurulan Asil Çelik, daha sonraki yıllarda kriz ve karlılık sorunları nedeni ile Devlete geçmiş ve uzun yıllar bir devlet kuruluşu olarak devam etmiştir.

Asil Çelik 8 AÄŸustos 2000 tarihinde, özelleÅŸtirme ile Yazıcı ve GüriÅŸ grupları tarafından oluÅŸturulan bir konsorsiyuma satılmıştır.  Yazıcı Grubu, Türkiyenin çok deÄŸerli bir demir çelik grubudur ve ülkenin ihracatına büyük katkılarda bulunmaktadır. Öbür taraftan GüriÅŸ Grubu ise, güçlü bir inÅŸaat devi ve aynı zamanda da, otomotiv yan sanayi olarak faaliyet gösteren Parsan Grubunun da sahibidir.  Asil Çelik bugün 485.000 ton vasıflı özel çelik üretmekte ve otomotiv sanayine doÄŸrudan destek vermektedir.

 

  İlgili Haberler

 

Avrupa Birliği Çatırdıyor
Gelecek Nelere Gebe
Grand Trade International Türkiye Temsilcisi Can Komar: Motor Etkisi
HOME APPLIANCES SUPPLIERS MAGAZINE-in Üçüncü sayısı hazırlanıyor
HOME APPLIANCES-SUPPLIERS MAGAZINE nin ikinci sayısı çıktı ve yurtdışına gönderildi.

  İlgili Yazılar

 

Sanayi İşletmeleri İçin Tavsiyeler
İnşaat Demiri Tekrar 1000 Dolara Çıkabilir
Demir Çelik Sektörü Fırtınaya Hazır mı?
Haber Sıkıntısı
Sac Tüccarları İçin Önemli Bir Mesaj
 

http://www.commercial-vehicles-turkey.com/?referer=Subcon

http://www.cnrsubconist.com/content/tr_index.asp








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Åžti.

  BahçeÅŸehir 2.Kısım Mah.(BoÄŸazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEÅžEHİR-BAÅžAKÅžEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi