SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   26 Eylül 2020, Cumartesi

Mart 2009 Sayısı

Yıl : 6 | Sayı : 59

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Arşiv
     İletişim

http://www.subconturkey.com.tr




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 

























 

Prof.Dr.Ali Rıza Kaylan
Kalder Yönetim Kurulu Başkanı


Yönetimde kadın erkek eşitliği: Eşitlik güçlendirir


Türkiye Kalite Derneğinin öncülüğünde hazırlanan Yönetimde Kadın Erkek Eşitliği Bildirgesinin Eşitlik güçlendirir şeklindeki başlangıç cümlesi, Toplam Kalite Yönetiminin özünde de var olan bir kavramdır. Kuruluşların rekabet güçlerini artırabilmek, sürekli öğrenme, yenilikçilik ve iyileştirme çabalarıyla mümkün olmaktadır. Bu çabaların etkinliği ise tüm çalışanların yetkinliklerini dengeli bir şekilde kullanmakla sağlanabilir. Kurumsal demokrasi olarak da tanımlanabilecek toplam kalite felsefesinde, insana değer veren bakış açısı, eşitlik ve katılım temel ilkeler arasındadır. Yönetim için doğru adam bir kadın yetenek de olabilir. Dolayısıyla kadın yeteneklerden yönetimin her kademesinde yararlanmamak kurumlara yapılabilecek ciddi bir haksızlıktır.
 
Türkiyede kağıt üzerinde haklar anlamında önemli bir sorun olmamasına rağmen, hakların kullanımında, yani fırsat eşitliğinde sorun devam etmektedir. Demokrasi kaynakların eşit dağılımıyla değil, fırsatların eşit dağılımıyla gelişir. Kadınların ekonomide, sosyal yaşamda ve siyasetteki rolü o ülkenin demokratik gelişmişliğinin temel göstergelerindendir.Türkiyede ve Dünyada kadın-erkek eşitliğinin mevcut durumu ve bildirgenin hazırlanış sürecinden  bahsetmeden önce,  öncelikle bu bildirgeye niçin gerek duyduğumuzu anlatmak istiyorum. 

Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Kadın Erkek Eşitliği

Bildirgenin esin kaynağı, Birleşmiş Millletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (KİS). Başka bir deyişle, Türkiyenin ve dünyanın önemli bir sorunu olan ayrımcılık ve fırsat eşitsizliği konuları KİS çerçevesinde değerlendirilebilir. Bilindiği gibi Sayın Kofi Annan öncülüğünde 26 Temmuz 2000de başlatılan KİS kurumların topluma ve geleceğe karşı sorumluluklarını ön plana çıkaran gönüllü bir uygulama. İnsan hakları, çalışma koşulları, çevre ve yolsuzlukla mücadeleyi ele alan 10 temel evrensel ilkeden oluşan sözleşme tüm kurum ve kuruluşlar için gelecekteki uygulamalarına yön verecek bir pusula görevi görmekte.  KalDer kurumsal sosyal sorumluluk çerçevesinde ve kurumsal dünya vatandaşlığı bilinciyle 2002 yılında Türkiyeden bu sözleşmeye ilk imza koyan kuruluş. 2007 yılında düzenlenen ve Küresel Rekabet ve Dünya Vatandaşlığı temasını işleyen 16. Kalite Kongresi sırasında Sayın Kofi Annanın katılımıyla sözleşmeye imza atan kurum  sayısı 100ü geçmişti. Şubat 2009 da ise Türkiyeden katılım 162ye ulaşmış durumda. Dünya genelinde toplam sayı ise 120 ülkeden 6684 kuruluş. Sözleşmeye imza koyan kuruluşlar, daha yaşanabilir bir dünya için kendi etki alanlarında KİS ilkelerine sahip çıkacaklarını ve yaygınlaştıracaklarını taahhüt etmekteler.
 
KİSin birinci ilkesi insan haklarıyla ilgili ve İş dünyası ilan edilmiş insan haklarını desteklemeli ve bu haklara saygı duymalı şeklinde kaleme alınmış. Bu ilkenin kapsadığı hakları sorguladığımızda, uluslararası düzeyde kabul görmüş ve şirketlerin de saygı göstermesi gereken insan hakları standartlarına ilişkin 6 sözleşme karşımıza çıkmaktadır.
 
Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW), BMin altı temel insan hakları sözleşmesinden biridir. 1979 yılında kabul edilmiş olan ve kadınların anayasası olarak da adlandırlan bu sözleşmenin amacı, kadına yönelik cinsiyete dayalı ayrımcılığı ortadan kaldırmak ve kadınların insan haklarını korumaktır. Türkiye sözleşmeye 1986 yılında taraf olmuştur. Çalışma standartları grubunda yer alan 6. ilke ise İşe alım ve işe yerleştirmede ayrımcılığa son verilmeli demektedir.
 
Daha yaşanabilir bir dünya için KİSi imzalamış kuruluşlar bu ilkeleri ne ölçüde uyguladıklarını görebilmek için dönemsel olarak durum değerlendirmesini yapmalıdır. Mevcut durumun resmini çekerek, güçlü ve gelişmeye açık alanlar belirlenmelidir. Ayrıca kıyaslama çalışmalarında yer alarak diğer kurumlardaki dünya standartlarındaki iyi uygulamaları da değerlendirmelidir. Sürekli iyileştirme çabalarını mükemmellik yolculuğunda olduğu gibi özdeğerlendirme çalışmalarının ve kurum kültürünün bir parçası yapmalıdır. 
Kadın-Erkek Eşitsizliğinde Durum Değerlendirmesi

Dünya Ekonomik Forumunun (WEF) her yıl yayımladığı, dünyada kadın-erkek eşitliğinin durumu hakkında hazırlanan Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu (Global Gender Gap Report) 2008 yılında 130 ülkeyi değerlendirmektedir. Raporda Türkiye 130 ülke arasında 123. sırada görülmekte. Türkiye`den kötü durumda olan yedi ülke sırasıyla Mısır, Fas, Benin, Pakistan, Suudi Arabistan, Çad ve Yemen. 
 
Endeksin temel göstergelerinden olan ekonomik yaşama katılım ve fırsat eşitliği göstergesine bakıldığında Türkiyenin performansı 0.4123 ve sırası da 124. Bu göstergenin altında en zayıf boyut ise 0.08 performans ile kadın hukukçu,  kamu ve özel sektör yönetici oranı.

Bu durumun faturasını sadece kadınların değil, tüm ekonominin ödeyeceğini bilmemiz gerekir. Kadın nüfus gerçek üretim potansiyelini ortaya koyamıyorsa doğal olarak ekonomi de bundan olumsuz etkilenecektir. Kadın erkek eşitsizliğini kapatmadaki başarı, ülkelerin ekonomik gelişmesine yansıyacak. Kadınların ekonomik yaşama katılmasıyla ülkelerin rekabet güçleri de artacaktır.

Kadın-Erkek eşitsizliğini vurgulayabilmek için Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü`nün hazırladığı ve Ocak 2009da yayınlanan Türkiye`de Kadının Durumu raporundan bir kaç istatistik vermek istiyorum. Türkiye`de okuryazar olmayanların yüzde 75,5`ini kadınlar oluşturmakta. Hala yaklaşık 5 milyon 732 bin kadın (5 kadından biri), okuma yazma bilmiyor.

Kadınların yetkinlikleri, Türkiyede uzmanlık gerektiren mesleklerde kadın oranlarında önemli ölçüde görülmektedir. Örneğin, üniversitelerde kadın öğretim elemanı oranı yaklaşık %39 dur. Toplam profesörler içinde kadın oranı %27ye ulaşmıştır. Mimarların %36sı, doktor ve operatörlerin %29u, avukatların ise %33ü kadındır. O zaman bu meslek sahibi kadınlar niçin ayni oranda yönetim kademelerine tırmanmamaktadır? Karar alma mekanizmalarında kadın yönetici oranı Türkiye`de %6. Bu oran ABD`de %46, Almanya`da %36, İngiltere`de %33, İtalya`da %29, Yunanistan`da ise %26. Parlamentoya katılım oranı ise Türkiye`de %9, Almanya`da %32, İngiltere`de % 20, ABD`de % 16, Yunanistan`da % 14. 
 
Kadınların bürokrasi içerisinde üst düzey karar verici konumlarda yer alması da oransal olarak düşüktür. Türkiyede halen 21 adet kadın mülki idare amiri bulunmaktadır. Ülkemizde kadın Vali yoktur. 408 Vali Yardımcısından 5i ve 857 Kaymakamdan 16sı kadındır. Yerel yönetimde kadın istatistikleri de benzer tablo sergilemektedir. Belediye Başkanı Binde 5.6, Belediye Meclis Üyesi Binde 24, İl Genel Meclisi Üyesi ise binde 18dir.

Yönetimde kadın erkek eşitsizliğini nasıl azaltabiliriz?

Mevcut istatistikler, yönetimde eşitlik konusunda oldukça kötü bir tablo sergilemektedir. Bu tabloyu iyileştirmek için konuya üst düzey yöneticiler olarak sahip çıkmak kaçınılmaz. Tüm çalışanların bilinçlenmesi ciddi bir kültürel değişim süreci. Konuyla ilgili tüm süreçlerin iyileştirilmesi için ciddi çaba harcanması, kurum ve ülke imajını geliştirmekte önemli rol oynayacaktır. Çalışanların ve müşterilerin kuruma karşı saygınlığının artacağı ve bunun finansal sonuçlara da olumlu yansıyacağı bir gerçek.
  
Konuyla ilgili bilinçlenme ve farkındalık yaratabilmek için bir bildirge hazırlanması ilk adım olarak öngörülmüştür. Böylece KİSin birinci ve altıncı ilkeleri doğrultusunda, yönetim dünyasında belirleyici olanın yetenek olduğunu ve bunun da cinsiyete bağlı olmadığını gündeme taşımak hedeflenmiştir. Bu çerçevede 17 Eylül 2008 tarihinde, ilgili akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası temsilcilerinin davet edildiği  bir çalıştay gerçekleştirilmiş ve sonuçta Yönetimde kadın erkek eşitliği bildirgesi tasarlanmıştır.

Söz konusu bildirge, KalDer Yönetim Kurulunun da onayı ile 17. Kalite Kongresi kapsamında gerçekleştirilen 24 Kasım 2008 tarihli Küresel İlkeler Sözleşmesi Türkiye Network Toplantısında ilk kez duyuruldu. Amacımız bildirgenin Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, Türk iş dünyası, sivil toplum ve akademik dünyanın temsilcilerinden oluşan geniş bir kitle  tarafından da sahiplenilmesini teşvik etmektir. 

İş yaşamında üst düzey yönetici konumuna yükselecek yetenekli kadınların belirli bir düzeyden sonra yükselmelerini sekteye uğratan temel bir neden, aile yaşamı nedeniyle işini aksatabileceği veya kuruluşu yarı yolda bırakıp işten ayrılabileceği endişesi.  Yükselmeyi engelleyici görünmeyen cam tavanları yok etmek ciddi bir kültürel değişim gerektirmekte. Kadınların aile ve iş yaşamı arasında tercih yapmak zorunda kalabilecekleri düşüncesi yerine,  kadın yetenekleri kaybetmemek ve meslek yaşamlarında daha da gelişmelerini sağlamak için kadınların önlerindeki engelleri kaldıracak çalışmaları yapmak çok daha akılcı bir yaklaşım.
  
Bu doğrultuda, AB sistemi içinde, kadın erkek eşitliği ve çalışma yaşamının uyumlaştırılması yönünde önemli iki belge de Avrupa İstihdam Stratejisi ve Lizbon Stratejisidir. Lizbon Stratejisinde daha güçlü bir ekonomi için kadın istihdamıyla ilgili kritik eşikler belirlenmiştir. Türkiyenin bu alandaki istatistikleri ne yazık ki eşik değerlerin çok altındadır.

Avrupa İstihdam Stratejisinde ise meslek yaşamında kadın erkek eşitliğini sağlayabilmek için kadınların önündeki engellerin kaldırılması için önlemler vurgulanır. Örneğin çalışma yaşamlarına doğum nedeniyle ara vermek zorunda kalan kadınların işe dönüşlerinde, uyum sorunu yaşamamaları için gereken destek verilmelidir. Kadınların çalışma hayatına girmelerini veya orada kalmalarını kolaylaştırmak için çocuklara ve yaşlılara hizmet veren bakım tesislerini iyileştirmek gerekir. Daha çok sayıda kadının çalışma hayatına girebilmesini ve geçmişte erkeklerin başat olduğu branşlara ve mesleklere giriş olanağına sahip olmasını sağlamaya yönelik önlemler alınmalıdır.
 
2007 yılında Küresel İlkeler sözleşmesi imza töreninde olduğu gibi 2 Mart 2009 günü Yönetimde Kadın Erkek Eşitliği bildirgesi 35 kadar kuruluşun üst düzey yöneticisi tarafından toplu olarak imzalanacaktır. İmza töreninin 8 Mart kadınlar günüyle ayni haftada gerçekleştirilmesi anlamlıdır.
 
Arzumuz bildirgeyi imzalayan öncü kuruluşların katılacağı bir kıyaslama çalışması çerçevesinde konuyla ilgili iyi uygulama örneklerini ortaya çıkarmak ve farklı kuruluşlardaki iyi uygulamalardan yararlanmak isteyen diğer kurumlarla da bilgi paylaşımını sağlamaktır. Farkındalık yaratma ve bilinçlenme çabalarıyla  kadın erkek fırsat eşitliğine inanan, ayrımcılığa karşı duran şirketlerin hızla çoğalmasını diliyorum.

Bu çabalar sonuç verirse, Türkiyenin kadın erkek eşitliği konusunda yukarı sıralara sıçraması hiç de zor değildir. Kararlılık ve düşünce kalitemiz, kadınların yönetim ve siyasete katılımında engelleri yok edecektir. 

Projeye destek veren UNFPA, TÜSİAD, TÜRKONFED, TOBB Kadın Girişimciler Komisyonu, GYİAD,  ILO gibi çatı örgütlere ve diğer STKlara , akademisyenlere, özel sektör temsilcilerine katkılarından dolayı teşekkür ederim.

 

  İlgili Haberler

 

İlgili haber bulunamadı!

  İlgili Yazılar

 

İlgili yazı bulunamadı!
 

http://www.subconturkey.com.tr




















































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi