Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB), TÜSİAD, OSD ve SEDEFED, organizatörlüğünde Türk Sanayisine Sektörel Bakış: Otomotiv Sanayi konulu konferans gerçekleştirildi
Konferansa katılan Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, TUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, UİB Başkanlar Kurulu Başkanı Ferit Süneli, TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Burhanoğlu, TOFAŞ CEO su Ali Pandır ve Oyak Renault CEO su Tarık Tunalıoğlu ekonomi gündemini ve sektörü değerlendirdiler.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan; Türkiye dünyayı sarsan finansman krizinin ardından stratejik bir yol belirleyerek bu yolu izleyecek
Türkiye de bir sanayi envanterinin olmayışını ciddi şekilde eleştirildiğine dikkat çeken Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye nin artık bir yol haritası çizerek nasıl bir strateji ve yol izleyeceğini belirleyeceğini söyledi. Çağlayan, Türkiye ve dünyada herkesi etkileyen, batmaz denilen şirketleri batıran bir krizle karşı karşıyayız. Türkiye nin sektörel bazda strateji geliştirdiğini ve bunun önemini kavrar hale geldi dedi.
Uludağ İhracatçıları Birliği nde TÜSİAD ve Sektörel Dernekler Federasyonu tarafından düzenlenen Türkiye Sanayisine Sektörel Bakış: Otomotiv Sektörü konulu seminere katılan Bakan Çağlayan, ekonomi gündemini değerlendirdi. Ankara da çok yoğun işleri olmasına rağmen toplantıya katıldığını anlatan Bakan Çağlayan, artık Türkiye nin sektörel bazda strateji geliştirdiğini ve bunun önemini kavrar hale geldiğini söyledi.
Çağlayan, Türkiye nin Otomotiv Sektöründe Strateji Olması İçin Önce Kendi Gelen Stratejisi Olmalı
Türkiye de bir sanayi envanterinin olmayışını ciddi şekilde eleştirildiğine dikkat çeken Çağlayan, Bundan şikâyetçi olurdum. Şikâyet etmek kolaydı. Ama öneri geliştirmek de çok önemli. Türkiye nin otomotiv sektöründe strateji olması için önce kendi gelen stratejisi olmalı. Türkiye artık bir yol haritası çizerek nasıl bir strateji ve yol izleyeceğini belirleyecek. Bunları babadan kalma metodlarla mı yapacağız ki yapamadığımızı gördük. Yoksa dünya ile yanı yolumu izleyeceğiz. Bir yol ayrımındayız. Aslında küresel kriz önemli. Bu kriz kimsenin tecrübesini olmadığı küresel finansal kriz. Hiç kimsenin bir tecrübe ve deneyiminin olmadığı son yüz yılın en büyük krizlerinden biri. Türk sanayisinin çok büyük bir krizi yaşadığı bir ortamda, Türk özel sektörü kabuk değiştirirken krize yakalandı. Üretimde, mesleki eğitimde, inovasyonda adımların atıldığı bir dönemde krizle karşı karşıya kalındı. Her kriz bizi terbiye ediyor. Her krizde ders alıyoruz. Keşke 2001 krizi 98 lerde olsaydı. Bir balonda 2008 de patladı. Bu küresel bir balon. Bizim balonumuzdan farklıydı. 35 ülkede 15 trilyon dolardan fazla kurtarma paketleri ortaya çıkarken, batmak denilen şirketlerin battığı, onlarca bankanın battığı, kredi derecelendirme kurumları başta olmak üzere birçok kurumun tartışıldığı, kapitalizmin tarihinin değiştiği bir krizle karşı karşıya kaldık. Böyle bir çerçevede ülkelerin gerek ekonomi, mali, bütçe disiplinlerinde birçok avantaj ve dezavantajının ön palana çıktığı bir dönem. Artık biliyoruz ki şirketin kasası patronun cebi olmaktan çıkmak zorunda. Araştırma geliştirmeyi olmazsa olmaz kabul edilir diye konuştu.
Otomotiv sektörü başımızın tacı
Birçok alanlarda da vergisel desteklerle şirketlere destek getirileceğini ifade eden Bakan Çağlayan, Cumhuriyet tarihinde ilk defa sanayi stratejisi belgesini hazırladık. AB de bir faslın kapanışıydı bizim bakanlığımızca gerçekleştirildi. AB üyeliğine son derece kararlıyız. Bununla ilgili bakanımızın olması çok önemli. Çok büyük çalışmalar yapıyor. AB ye olan çalışmalarda Türkiye en iyi şekilde devam ederken, diğer yandan da sanayi stratejisi belgesinde de AB nin kapanış kriteri olan 7 sektörde de konuları gönderdik. Devam ettik 27 sektöre çıkarttık. Sektör sektör strateji çalışmaları yapacağız. Otomotivle ilgili yaptık. Otomotiv sektörü son derece önemli. Yağ çekecek halim yok. Ama yüzde 60 civarında küçülme görüldü. Küresel kriz önce finansman krizi olarak çıktı. Ama ikinci vurduğu sektör otomotiv sektörü oldu. Dolayısıyla otomotiv sektörü aslında, Türkiye nin şanslı gelmiş olduğu durum. Türkiye nin yaptığı ihracatı ve üretimdeki gerek nüfusu, gerek diğer konularla, bazıları otomotiv sektörünün Türkiye nin geleceği açısından önemli olmadığını söyleyebilir. Ama bence Türkiye otomotiv açısından geleceği en parlak olan ülkedir. Ben bu sektörü çok güveniyorum. Hepimiz Gümrük Birliği nin ülkeyi batıracağını söylemiştik. Ama ben dahil hepimiz yalancı çıktık. Otomotiv sektörü tam aksine destanlar yazdı. Sektör başımızın tacı. Bunu her fırsatta söylüyorum. Biz bu noktada, madem yeni bir yapılanmaya gidiyoruz. O zaman otomotiv sektöründe de, başta ben, TÜSİAD ve tüm kuruluşlar artık strateji ve eylem yol planını ortaya koymamız lazım. Türkiye gerçekten çok önemli bir ülke. Doğu ile batı arasında geçiş koridoru. 72 milyon nüfus var. 37 milyonu 30 yaşın artında. Yaş ortalamamız 28. Gelişmiş ülkelerde 2 kişiye bir otomobil düşüyor. Bizde 12 kişiye bir otomobil düşüyor. Türkiye otomotiv sektöründe doymamış aç ve dinamik bir pazar. Bunu iyi yönetecek, iyi pazarlayacak bir stratejimizin olması lazım. Otomotiv sektöründe bana göre bir kere bu konuda bir şansı vardır. Önümüzdeki yılları çok iyi planlıyor alması lazım. Biz hükümet olarak proaktif bir davranışı içinde olduk. İlk başlarda iyi anlaşılamadı. SSK da bir puan düşüş, çok ciddi bir vergi kaybıdır ama biz 5 puan indirdik. Firmaların rekabet gücü artsın diye. Biz 18 milyar dolarlık bir yabancı sermaye aldık. diye konuştu.
Çağlayan, Kurumlar Vergisi nin indirilmesi önemli bir konudur
Kurumlar Vergisi nin indirilmesinin önemli olduğunu anlatan Bakan Çağlayan, işadamlarının dikkatinden kaçan İstihdam Yasası nın iki yıl önce çıkarıldığını da hatırlatarak, kısa çalışma ödeneğinin piyasayı rahatlattığını vurgulayan Zafer Çağlayan, düzenlemeyle dev firmaların işçi çıkarmalarını geri aldıklarını, bazı otomotiv firmalarının da 24 saat üretime geçtiğini belirterek, 3 bin 299 firmanın kısa çalışma ödeneğine 216 bin 953 kişi için başvurduğunu belirtti.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Bankacılık sektörü övünç kaynağı
Bankacılık sektörünün durumunun iyi olduğunu ve kriz dönemindeki mevcut durum değerlendirmesi yapıldığında bu sektörün durumunun iyi olmasının övünç kaynağı olduğunu da ifade eden Bakan Çağlayan, Bu sektör çok sağlıklı bir yapıda. Dünya ortalamasının çok çok üstünde. Dünyada bankalar batarken bizimkilerin burnu bile kanamadı. Reel sektör dışarıdan gelen kaynaklardan daha etkin faydalanacak. Kredi garanti fonuyla ilgili bir çalışmayı da sayın bakanımız yapıyor. Çok kısa bir süre içinde sonuna gelindiği kanaatindeyim. Bankalar Birliği nin bir çalışması var. Kredilerin yeniden yapılandırılması konusunda. O da önemli. Bu kriz bitecek ama ben ümit ediyorum ki artık rakamlar daha kötüye gitmeyecek. Ben bir dip yaptığı kanaatindeyim. Bizim büyümemiz yüzde 3,6 negatif. Bunda değişme olmaz. Benim ümidim, elimizdeki bilgiler bundan daha kötüye gitmeyeceğini gösteriyor. Artık sıfıra doğru bir gidiş yaşanacak. İşsizlik var evet doğru. Bir değişme olamayacaktır. Ama Mart-Nisan rakamları açıklandığında da işsizlik meselesinde bir iyileşme görülecektir. Şimdi kriz sonrasını planlıyor olmamız lazım bizim. Bu kriz bitecek. Biz kriz sonrasında şirketlerimizin artık geleceğimizi iyi dizayn etmek mecburiyetindeyiz. Bu ülkenin bu krizden en az zararla en çabuk çıkacağını ümit ediyorum ve görüyorum. 3 saat uçuş mesafedeki ülkelere ihracatını yapabilen bir ülkedir diyerek sözlerini tamamladı.
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ: Türkiye önümüzdeki birkaç yılda kendi yağı ile kavrulacak
Türkiye nin ihracata yönelmesi gerektiğini ve bundan sonraki ilk yıllar içerisinde kendi yağı ile kavrulacağını belirten TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Hepimiz biliyoruz ki önümüzdeki birkaç yıl içinde kendi kendimize kalacağız. Kendi yağımızla kavrulacağız dedi. 2008 yılında TÜSİAD olarak Türkiye sanayine sektörel bakış raporu hazırladıklarını ve bu raporun ilk toplantısını otomotivin kalbinin attığı Bursa da yapmayı istediklerini ifade eden TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Bu başarı öykülerinin beşiği de aslında Bursa. Bu nedenle yayınladığımız raporun ilk
seminerini bu sektörümüzden ve Bursa dan başlattık. Yanılmıyorsam toplam otomotiv üretiminin yüzde 10 u burada. Sadece Bursa değil, Marmara Bölgesi, otomotiv sanayinde önemli yer tutmakta. Otomotiv üretiminin yüzde 85 i burada yer almakta. Marmara bölgesi AB düzeyinde bir kümeleşme örneği sergilemekte. İnsan kaynakları anlamında ölçek anlamında. Aslında bölgemizde sektörün bundan sondaki vizyonunu dünyanın büyük şirketlerinin araştırma geliştirme faaliyetlerine bir baz oluşturmasını Uludağ üniversitesinin sanayinin bakış açısıyla bu vizyonumuzu en kısa sürede gerçekleştiririz, umarım şeklinde konuştu.
Krizi aÅŸma yolunda birlikte hareket etmeliyiz
IMF nin dünya ekonomisinin 2009 yılında 1.9 oranında daralacağını öngördüğünü ve 2010 yılında ise 1.3 oranında bir büyüme göstereceğini açıklayan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, G20 zirve toplantısına katılımımızda yapılan tespitlerin en önemlisi, bu krizi aşma yolunun birlikte hareket etmek olarak ortaya çıktı. Toplantıda tartışılan bir başka konuysa, bu ekonomik krizin yaratabileceği korumacılık tehlikesiydi. Ülkeler krizden çıkmak için bazı korumacılık tedbirleri alabilirler ve bu krizden çıkmayı biraz zorlaştırabilir. Bununla ilgili alınabilecek önlemler konuşuldu. Dünya ticaretinin daralmasıyla dünya ticaretinin finansmanı konuşuldu. Üçüncü dolarak IMF, Dünya Bankası ve bazı global kuruluşların görev ve sorumluluklarının yeniden tespit edilmesiydi dedi.
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Yalçındağ: Önlemler gecikmeden alınmalı
TÜSİAD Başkanı Yalçındağ iç tasarrufun az olmasına rağmen dışarıdan alınan yatırımcılarla büyümenin sağlandığını dile getirerek, yaşanan krizde de Merkez Bankası nın sorumlu ve dikkatli, doğru davranış sergilediğini söyledi. Türkiye de yaşanan yerel seçim süreci ile genel seçim havası yaratılarak ekonomik krizin ikinci plana atıldığını vurgulayan Başkan Yalçındağ, Gereksiz bir seçim ortamı yaşadık aslında. Yerel seçimi genel seçim gibi yaşadık. Ekonomiyi ikinci plana attık ama bundan sonra yapmamız gerekenleri ivedilikle yapmamız lazım. Önlemleri gecikmeden almamız lazım. Soğuyan ekonomiyi canlandırmak, çarkları yeniden çevirmek zor biliyoruz. Ama Türkiye dünyada büyük bir güç olma potansiyeline her zaman sahip diyerek sözlerini tamamladı.
UİB Başkanlar Kurulu Başkanı Ferit Sünneli: Gümbür gümbür gelen kriz görülmedi
Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB), TÜSİAD, OSD ve SEDEFED, organizatörlüğünde düzenlenen Türk Sanayisine Sektörel Bakış: Otomotiv Sanayii konulu konferansın ikinci bölümüne Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Doç. Dr. Yavuz Cabbar, Uludağ İhracatçı Birlikler Başkanlar Kurulu Başkanı ve UTAYSİB Başkanı Ferit Sünneli, TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Burhanoğlu, OSD Yönetim Kurulu Üyesi TOFAŞ A.Ş. CEO su Ali Pandır, ve Oyak Renault A.Ş. CEO su Tarık Tunalıoğlu katıldı.
Uludağ İhracatçı Birlikleri Başkanlar Kurulu Başkanı Ferit Sünneli, gümbür gümbür gelen krizin görülemediğini, ülke ekonomisinde üretim, istihdam ve ihracata kadar önemli kayıpların yaşandığını söyleyerek, Geride kalan 6 ay, sektörümüzden ve ihracatımızdan çok şeyler götürdü, işimizin yarısını kaybettik. Geç kalıyoruz dedi.
Konferansta söz alan UİB Başkanlar Kurulu Başkanı Ferit Sünneli, Bursa nın ulaştığı üretim, ihracat, istihdam gücüne değinmesinin ardından global kriz sonrasında ilin geldiği noktayı rakamlarla ortaya koydu. Geçen yıla göre yılın ilk üç ayında yüzde 55 azalma, işsizlikte yine aynı dönemde 20 bin ilave işsiz, vergide ise Maliye Bakanlığı verilerine göre, 2009 un ilk 3 ayındaki vergi gelirlerinde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21 azalma yaşanıyor diyen Sünneli, diğer yandan da başta ABD olmak üzere birçok ülkenin kriz sonrasında yaptığı trilyon dolarlara varan destek paketlerini hatırlattı.
Kriz yönetiminde proaktif olunamadı
Kendilerinin ise başta otomotiv sektörü olmak üzere ilgili bakan ve bürokratlarla toplantılar yaptıklarını, önerilerini sunduklarını vurgulayan Sünneli, Sektörümüzün 5 sivil toplum örgütü olarak (OSD, TAYSAD, UTAYSİB, ODD, OYDER) işbirliği ve fikir birliği içerisinde sürekli uyarılarda bulunduk. Ancak ya sesimizi iyi duyuramadık, ya da söylediklerimizle kendimize inandıramadık. Kriz yönetimi konusunda proaktif olunamadı. Sonuçta gümbür gümbür gelen kriz görülemedi diyerek enflasyonda hedefin şaştığını, imalat sanayinin dip yaptığını, işsizlik oranının yüzde 15.5 ile rekor kırdığını, ihracatın yüzde 60 a yakın gerilediğinin altını çizdi.
Son 6 ayda yüzde 50 kayıp
Krizle ilgili hükümetin yaptığı ÖTV İndirimi, Kısa Çalışma Ödeneği, Ar-Ge Teşvik Uygulamaları, Varlık Barışı, KOBİ lere Cansuyu Kredisi, Eximbank faiz indirimi ve kaynak artırımı gibi uygulamalarının yetersizliğini dile getiren Sünneli, 2008 in son çeyreğinden bu yana geride kalan 6 ay, sektörümüzden ve ihracatımızdan çok şeyler götürdü, işimizin yarısını kaybettik. Geç kalıyoruz. Üretimi arttıracak, işgücü fazlasını ortadan kaldıracak önlemler almamız gerek diye konuştu.
Hükümetin önlemler paketi arasında yer alan ÖTV indiriminin iç pazarda pozitif etkilerinin görüldüğünü aktaran Sünneli, 15 Haziran dan sonra neler olacağını sorarak önlerini görememekten yakındı ve sözlerini şöyle sürdürdü:
Önlemler orta ve uzun vadeye yayılmalı
15 Haziran sonrasında neler olacağını ne yazık göremiyoruz. Krizin derinleşmemesi için ÖTV indirimi orta ve uzun vadeli diğer önlemler ile birleştirilerek hareketliliğin sürekliliği sağlanmalıdır. Alınan tüm önlemler orta ve uzun vadeye yayılarak krizin ve durgunluğun etkileri kalıcı olarak ortadan kaldırılmalıdır. Bazı yatırım malları için uygulamaya konulan KDV indirimi, yatırım malı niteliğindeki ticari araçlara da uygulanmalıdır. Yaklaşık 1,5 yıldır beklediğimiz yeni Yatırım Teşvik mevzuatı süratle hayata geçirilmelidir. İhracatta yeni pazarlarla ilgili girişimler desteklenmeli, AB Serbest Ticaret Anlaşmalarına Türkiye nin de taraf olması sağlanmalı, uzak yol navlun giderleri desteklenmeli, likit akışının devamı için borçlanma maliyetlerini azaltıcı önlemler alınmalı ve endüstrinin gelişim hedefleri desteklenmelidir.
Pandır: Fırsatları iyi kullanırsak Avrupa ülkelerini geçebiliriz
TOFAŞ A.Ş. CEO su Ali Pandır, otomotiv sektörünün şu anda tarihi bir dönüm noktasında olduğunu söyledi. Pandır, 3 aylık sürede talebe yetişmeye çalışıyoruz. Tabi bu 3 aylık süre sonunda talep bizi bir anda geri itebilir. Türk otomotiv sektörü olarak 2 milyon adet üretim hedefimiz var. 2012 yılında bu hedefe ulaşmak istiyoruz. Otomotiv sektörü olarak önümüzdeki 1-2 yıl, içinde fırsatları iyi kullanırsak Rusya ve Polonya nın önünde yer alırız. Bu arada iç pazarımızı geliştirip dış pazar imkanlarımızı da geliştirerek doğu Avrupa ülkelerinin önüne geçebiliriz dedi.
Burhanoğlu: Ar-Ge teşvikleri ile otomotiv parlayan sektör
olacaktır
Hükümetin alınacak tedbirler konusunda yavaş hareket ettiğini söyleyen TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Burhanoğlu, Otomotiv sektörü olarak siyasi otoriteden çok çektik. Siyasi otorite ile anlaşırsak krizi aşacağız. Türkiye de kriz otomotivle özdeşleşti. Hurda indirimi, otomotiv sektörü için çok avantajlı konu olması ile birlikte çevre açısından da önem arzeden bir durumdur. Otomotiv sektörünün yaşadığı krizi aşabilmek için vergiler ötelenebilir. Otomotiv sektöründe istihdam çok fazla o nedenledir ki her ülke için otomotiv çok önemli sektör olmuştur. Biz istihdam kaynağımızı kaybetmek istemiyoruz. Ancak şu ana kadar sektörümüzde yüzde 15 istihdam kaybı oluştu ve bunun daha fazla artmasını istemiyoruz. Kısa çalışma ödeneği ikinci yarıyılda da devam etmelidir. Ar-Ge teşvikleri ülkemiz için kesin bir milat, bunun meyvesini alabilmek için yeni nesil araçlara yönelik özel Ar-Ge teşvikleri gerekmektedir. Ülkemizin otomotiv sektöründeki geleceği çok açık. Ar-Ge teşvikleri ile yeni araçlarda başarıya ulaşabilirsek kriz sonrasında otomotiv sektörü parlayan sektör olacaktır diye konuştu.
Tunalıoğlu: Kısa çalışma ödeneği yılın ikinci yarısında da devam etmelidir
Oyak Renault A.Ş. CEO su Tarık Tunalıoğlu ise, hükümetin ilave tedbir olarak kısa çalışma ödeneğini çıkartmasıyla Oyak Renault olarak bundan çok yararlandıklarını dile getirdi. Kısa çalışma ödeneğinden yararlanmalarındaki en büyük neden ise istihdamı korumak olduğunu söyleyen Tunalıoğlu, Ancak bu kriz döneminde Oyak Renault olarak 550 kontratlı işçimizle yollarımızı ayırmak zorunda kaldık. Kısa dönem için gerek ÖTV indirimi gerekse dış talepten dolayı önümüzü çok iyi gördük. Taleplere yetişemiyoruz ve bu üretim 2009 un Eylül ayına kadar devam edecek. Ancak ondan sonrası sektörümüz için maalesef meçhul. İstihdamın korunması kısa çalışma ödeneğinin 2009 yılının ikinci yarısında da sürmesini istiyoruz. Hurda teşviki konusunda yapılacak girişim otomotiv sektörü olarak bizi çok olumlu etkileyecektir