Türk kalıp sektörünün hizmet verdiği ana sektörleri otomotiv, beyaz eşya, elektrik, elektronik ve ambalaj sektörleri olarak sıralayabiliriz. Bu sektörlerde ortalama ithal kalıp tedarik oranı %60 lar seviyesinde, hatta otomotiv sektörü için bu oran %80 lere kadar tırmanmaktadır.
Karel Kalıp Sanayi A.Ş., plastik kalıbı yapımında öncü şirketlerden biri olarak İstanbul-Tuzla da bulunan tesislerinde 5.000 m2 kapalı alanda ağırlıklı olarak otomotiv sanayine, termoplastik enjeksiyon kalıpları, termoset kompresyon kalıpları ve kontrol aparatları üretmektedir. Ortalama 5.000.000 Euro ciro yapan Karel Kalıp Sanayi A.Ş. bir KAREL kuruluşudur ve cirosunun yaklaşık %20 si ihracat gelirlerinden gelmektedir. Örnek olarak, 2008 yılında Karel, ağırlıklı olarak İngiltere, Portekiz ve Almanya ya ihracat yapmıştır.
İçinde bulunduğumuz güncel piyasa koşullarını değerlendirirsek;
Sektör 2008 yılında kapasitesini kriz öncesi alınan siparişler ile kullandığı için göreceli olarak az etkilenerek kapatmış olmasına rağmen, geçtiğimiz günlerde medyaya da yansıyan, global mali kriz nedeniyle ötelenen yeni Ford Transit projesi gibi yeni araç projelerinin ertelenmesi veya iptal edilmesi kalıp sektörüne talebi azaltmıştır. 2009 yılında tüm sektörlerde yaşanan pazar daralması Türk Kalıp Sektörü nü de etkileyecek ve krizin yapısı nedeniyle, zaten çok sert koşullarda yaşanan uluslararası rekabet iyice sertleşecek, maliyetleri karşılamak gün geçtikçe zorlaşacaktır.
Kalıp Endüstrisi her gün daha da daralan pazarlarda ve sertleşen rekabet koşullarında yer bulmaya çalışmaktadır. Katma değeri yüksek olan kalıpçılığın üretim için vazgeçilmezliği ve ekonomimize katkıları genellikle göz ardı edilmektedir. Krizin etkisiyle kalıp sektörünün küçülmesi ülkemiz üretimini, özellikle otomotiv ve beyaz eşya üretimini kötü yönde etkileyecektir.
İlgili kurumlar otomotiv, beyaz eşya gibi sektörlerdeki yeni projeleri teşvik etmelidir. Yerli üreticiler uluslararası rekabetin giderek sertleşen etkilerinden belli oranda korunmalı ve böylece sektör ayakta tutulmaya çalışılmalıdır.
2008 de Karel hedeflerine ulaşmıştır. 2009 da Karel çalıştığı sektörde ısrarcı olup, sertleşecek rekabete olumsuz katkıda bulunmayı düşünmemektedir. Şirketimiz krizi aşmak amacıyla, farklı sektörler ve coğrafyalardaki potansiyel iş olanaklarını değerlendirmektedir.
Yatırım kararları açısından incelediğimizde; kararlarımız genellikle krizlerden etkilenmez, tersine Karel büyük yatırımlarını kriz dönemlerinde yapmıştır. Örneğin 2001 de işleme kapasitemizi iki misline çıkartmıştık. 2008 de de Avrupa da ilk olan çok kaliteli ve büyük bir freze tezgahı yatırımı yaptık. 2009 da bu yatırımımızın yan yatırımlarını yapmayı sürdüreceğiz.
Kalıpçıların yapması gerekenler
Sektöre yapılabilecek eleştirilerden biri, mühendisliği üretimine yansıtmaya direnen, teknolojiyi sadece ekipman yatırımı ile izlemeye çalışan, elemana yatırım yapmayan kalıpçı çoğunluğudur.
Bunun yanı sıra, sektörün ayakta kalabilmesi ve rekabetçi yapısını koruyabilmesi bakımından maliyet hesaplarının doğru yapılması çok kritiktir. Firmaların rekabet gücünü korumaları ancak işlem bazında yapılacak iyileştirmeler ile mümkün olmasına rağmen birçok kalıpçı firma maalesef maliyet muhasebesi yapılmadan duygusal kararlarla yönetilmektedir.
Kalıp üreticileri ayakta kalabilmek için düzenli olarak Ar-Ge çalışmaları yapmalı, yenilikleri uygulamaya çalışarak rekabet gücünü kaybetmemeli, verimliliği iyileştirmeye yalnızca kriz dönemlerinde değil, sürekli olarak odaklanmalıdırlar.
Özellikle içinde bulunduğumuz kriz döneminde kalıpçıların farklı alanlara dağılıp yeni iş seçenekleri oluşturmaları gerekmektedir.
Bu yönde hareket etmeyen firmalar küresel rekabete çok kısa sürede yenik düşmektedirler.
Sektör açısından önemli bir gelişme ise Ulusal Kalıp Üreticileri Birliği nin yönetiminin son dönemde değişmiş olması ile daha aktif bir çalışma dönemine girilmiş olmasıdır. Kanımızca Birliğin iyileştirebileceği konular şunlardır:
1. Üye Firmaların denetlenmesi ve gruplandırılma sistemi. Bu sistem ile tüm üyeler uzmanlık alanlarına göre gruplandırılabilir.
2. Bu gruplandırma yöntemi müşterilere sunularak güvenleri kazanılabilir.
3. Müşterilere farklı ürünlerinde işbirliği yapabilecekleri farklı Kalıp Üreticileri önerilebilir.
4. Kalıpçılar arasında farklı güçlü yanların Birlik içerisinde paylaşılması sağlanabilir. Tüm üyelerin faydalanabileceği bir Mükemmeliyet/Verimlilik merkezi oluşturulabilir.
5. Müşteriye Ulusal Kalıp Üreticileri Birliği olarak, ortak kapasite sunulabilir.
Kalıp müşterilerinin yapması gerekenler
Türk Kalıp Sektörünün yıllardır süregelen sorunları için ise bugüne kadar yapıcı hiçbir girişim maalesef başlatılamamıştır.
Örneğin, geçerli bir istatistiki veri olmaması nedeniyle ülkemizdeki kalıp üreticisi sayısı bile net olarak bilinememekle birlikte, tahmin edilen kalıpçı sayısı kimine göre 2.000, kimine göre 10.000 dolayındadır. Ancak bu firmaların sadece 20 ile 30 tanesi ana sanayinin kalite ve teslim süresi beklentilerine cevap verebilmektedirler.
Ana sanayi firmaları yerli kalıp üreticilerine fırsat tanımamakta, dolayısıyla yerli üretimin/ sektörün gelişmesi zorlaşmaktadır. Ana sanayi, ithal edilen kalıpların bir kısmını risk alarak yerli üreticilere ürettirerek sektöre şans vermelidir. Bu şans verilmeye başlandığı zaman yan bir fayda olarak yabancı kalıp üreticileri Türkiye den sipariş almakta zorlanıp Türkiye de yatırım yapmaya başlayacak ve kalite rekabeti artacak ve orta vadede hem müşteri kalite beklentisi daha yüksek oranda karşılanmaya başlanacak, hem sektör geliştirilmiş olacak, ekonomiye sağlanacak katma değer artacaktır.
Göz ardı edilen bir başka konu, yerli ve ithal kalıp maliyetlerini karşılaştırırken yapılan hatadır. Müşteriler genellikle ithal kalıp üretimi sırasında proje takibi için yapılan seyahat giderleri vb. proje giderlerini Genel Giderler e yazıp kalıp maliyetine yansıtmamakta, dolayısıyla ithal kalıpların gerçek maliyetini net olarak hesaplamamaktadırlar.