Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, … diye başlayan klişe cümle yapısını bir çoğunuzun hatırlayacağını umuyorum. Bir dönemlerin bu popüler söyleminin, eylemlerle desteklenerek toplumumuzun birlik ve beraberliğini ne kadar katkıda bulunabildiğini sizlerin takdirine bırakıyorum. Birden fazla kişinin ortak çıkarlar, ortak hedefler, ortak amaçlar, vs için birlikte hareket edebilmesi, birbirlerinin eksikliklerini tamamlaması ve sinerji yaratmasının kolay olmadığını hepimiz yaşadığımız çevredeki kendi deneyimlerimizden biliyoruz. İçlerinde yer aldığımız ve bir parçası olduğumuz; şirketlerde, gruplarda, platformlarda, komitelerde, takımlarda, meclislerde, derneklerde, odalarda, sendikalarda, vakıflarda, örgütlerde, partilerde ve diğerlerinde istediğimiz birlikteliği oluşturamamanın sıkıntılarını yaşıyoruz. Bu yazımızda Ben den Biz e dönüşümün iş hayatına getireceği olumlu katkılara birlikte göz atacağız ve bu dönüşümü nasıl yapabileceğimizi araştıracağız.
Birlikte Hareket Edebilme Becerisi
ABD Başkanı Barack Hussein Obama, ön seçim döneminde kendi partisinden Hillary Clinton ile başkan adaylığı konusunda kıyasıya yarışırken; ön seçimi kaybeden Clinton ın başkanlık seçimlerinde Obama ya tam destek vermesi ve akabinde Obama nın Clinton a Dış İşleri Bakanlığı gibi önemli bir görevi vermesi, birlikte hareket edebilme becerisine güzel bir örnek teşkil etmektedir. Yine Obama ailesinin tüm seçim süreci boyunca ve sonrasında sergilediği birliktelik te sadece Amerika nın değil tüm dünyanın sempatisini kazanmıştı.
Bugün artık ABD gibi bir dev, diğer ülkelerin desteğini almadan küresel krizle mücadele etmede başarı sağlayamayacağını anlamıştır. Yine krizi yoğun olarak yaşadığımız aylar boyunca, tüm ülke borsalarının ABD borsalarına paralel hareket etmeleri, ülkelerin ekonomilerinin birbirlerine ne kadar bağlı olduğunu göstermiştir. Bu sebeplerden ötürü, G-20 ülkeleri krize karşı birlikte hareket edeceklerini tüm dünyaya duyurmak zorunda kalmışlardı. Nitekim G-20 nin birlikte hareket edecekleri taahhüdünde bulunmalarının pozitif etkileri hemen hissedilmeye başlamıştır.
Yurtdışından örneklerden sonra gelin Enka Holding Onursal Başkanı Dr. Şarık Tara nın, EDUPLUS ve TAKTX tarafından Nisan ayında düzenlenen 6. Liderlik Zirvesi ndeki sözlerine bir göz atalım: Bir şirketin muvaffak olabilmesi için mutlaka şirketteki tüm çalışanları seveceksiniz ve takdir edeceksiniz. Gençlere görev vereceksiniz ve göreceksiniz ki sizden daha iyi yapıyorlar. Siz mutlu olacaksınız ve herkesi mutlu edeceksiniz. Tek başına bir iş yapılmaz. Mutlaka bir takıma ihtiyacınız var. Sayın Tara da konuşmasında takım oluşturmanın ve birlikte dayanışma içinde çalışmanın liderler ve şirketler için önemine vurgu yapıyor.
Herkes, Herhangi Birisi, Birisi ve Hiç Kimse
Yapılması gereken önemli bir iş vardı. Herkes, Birisi nin bu işi yapacağına emindi. Gerçi işi Herhangi Biri de yapabilirdi ama Hiç Kimse yapmadı. Birisi buna çok kızdı. Çünkü iş Herkes in işiydi. Herkes, Herhangi Biri nin bu işi yapabileceğini düşünüyordu. Ama Hiç Kimse, Herkes in yapmayacağının farkında değildi. Sonunda Herhangi Biri nin yapabileceği bir işi, Hiç Kimse yapmadığı için Herkes, Birisi ni suçladı.
Yukarıdaki paragrafın kaynağını bilemediğim için sizlerle paylaşamıyorum. Ancak iş hayatında olan herkesin en az bir kez okuma ya da dinleme şansı bulduğunu düşündüğüm bu hikayeyi; herkesin bu kadar sevmesinin ve herkese tanıdık gelmesinin nedeninin bir şekilde başlarından benzer olayların geçmiş olması gerekçesine dayandırıyorum. Tabii ki, hiçbirimiz bu hikayenin yaşandığı şirkette çalışmak istemeyiz. İşte bu sebeple, birlikteliği sağlamak ve ahenkli çalışma ortamını oluşturmak hepimize ve işimize artı değer katacaktır.
Beyin Fırtınası: Bir Grup Çalışması
Birlikte düşünmeyi ve birlikte hareket edebilmeyi gerektiren Beyin Fırtınası (Brainstorming), çok yoğun olarak kullanılmasa da zaman zaman firmaların başvurduğu bir grup çalışması yöntemidir. Beyin Fırtınasının bir yönetim tekniği olarak kullanılması 1940 yıllara rastlar. Amerikalı bir reklam yöneticisi olan Alex Osborn tarafından popüler hale getirilen bu teknik; bir toplantı ortamında, katılımcıların belli bir probleme çözüm bulmak amacıyla o anda akıllarına gelen fikirleri söylemesi prensibine dayanmaktadır. Beyin fırtınasında uygulanması gereken dört temel kural vardır. Bunlar:
1. Hiçbir fikrin eleştirilmesine müsaade edilmemeli
2. Mümkün olduğu kadar çok fikir üretilmesine çalışılmalı
3. Başkalarının fikirleri üzerine yeni fikirler yaratılmaya çalışılmalı
4. Sıra dışı, çarpıcı fikirlerin oluşturulması teşvik edilmeli
Beyin fırtınası ekibin tüm üyelerinin katılımıyla birlikte yapılabilecek eylemlere güzel bir örnek teşkil ediyor. Bu teknik kullanılarak her ne kadar yeni ürün fikirleri ve/veya radikal yeni üretim süreçleri ortaya çıkarılmış olsa da teknik hakkında bazı olumsuz yargılarda vardır. Bir çok uygulama da temel kurallara riayet edilse dahi yetersiz ya da hayal kırıklığı yaratan sonuçlara ulaşılabileceği belirtiliyor. Araştırmalar bireysel olarak çalışılarak bulunan fikirlerin, ekip çalışmasında bulunabilenlere göre daha orijinal ve kaliteli olduğunu söylüyor. Ekip çalışmasının ise; bireysel çabalara göre kalitesi düşük te olsa daha çok fikir üretebildiğini ve daha verimli olabildiğini gösteriyor. Ekip çalışmasının yeni fikir yaratımından çok yaratılan fikirlerin değerlendirilmesinde faydalı olacağı belirtiliyor.
Beyin fırtınası çalışmaları istenilen sonuçları vermese dahi, ekipte yer alanların moralinin yükseltilmesi, işten alınan tatminin artırılması ve takım çalışmasının geliştirilmesi gibi faydalar sağlar. Ata sözlerimizde yer aldığı üzere: Sora sora Bağdat bile bulunur , Akıl akıldan üstündür , Taş taş üstüne konur ve Bir elin nesi var, iki elin sesi var bize sanki bu tekniğin kullanılmasının faydalı olabileceği yönünde geçmişten işaretler veriyor. İş yerlerimizde hem bireysel hem de ekip çalışmasından yararlanarak maksimum fayda elde etmeye çalışmalıyız. Nitekim kalite yönetim sistemleri her iki yöntemin kullanılmasını teşvik eder. Bireysel öneri sistemleri (Suggestion System) ve kalite çemberleri – sürekli iyileştirme/geliştirme ekipleri (Continous Improvement Teams) kalite yönetim sistemlerinin başarıyla uygulandığı çağdaş şirketlerde gözlenen uygulamalardan bazılarıdır.
Sinerji Yaratabilmek
Sinerji grubun toplam gücünün, grubu oluşturanların bireylerin güçlerinin tek tek toplamından daha fazla olması şeklinde tanımlanmaktadır. Takım olmanın, birlikte hareket etmenin en önemli nedenlerinden biri sinerji yaratabilmektir. Futboldan örnek verelim. Seyrine doyum olmayan oyunu, gerçekten takım olabilmiş 11 kişi birlikte gerçekleştirir. Onların bireysel yetenekleri mükemmel olmayabilir. Ancak onlar hücum yaparken de savunma yaparken de birbirlerine destek olurlar. Konuşmasalar da birbirleri ile anlaşırlar. Kimin nerede ve nasıl hareket edeceğini bilirler. Birbirlerine güvenleri tamdır. Onlar, oyunda yenik düşseler de eksik adamla oynamak zorunda kalsalar da hedefe kilitlenmişlerdir. Onlar tüm yürekleri ve akılları ile oynarlar. Onlar bir bütünün parçası olmaktan gurur duyarlar. Öbür taraftan öyle bir klüp düşünün ki, oyuncularının her biri ayrı bir yetenek olsun. Klüp oyuncularına en iyi imkânları sunsun. Tüm futbolcular; kendilerini geçmişte ispat etmiş olsalar da, bireysel egolarını bir kenara bırakıp takım olmayı başaramadıkça, arzuladıkları hedeflere ulaşmada başarılı olamaya-caklardır.
Batılı toplumlarda, özellikle ABD de, bireysellik ve bireysel çıkarlar ön plana çıkarken doğulu toplumlarda grubun çıkarları bireysel çıkarların önünde yer alır. Ancak küreselleşme günümüzde, doğuda da bireyi ön plana çıkarmaya başlamıştır. Alman Komünist Partisi Kurucusu, Siyasetçi Karl Liebknecht e göre Kapitalizmin temel yasası ya sen ya bendir. İkimiz birden değil. Öte taraftan Adam Smith Görünmez El söylemiyle; herkes kendi çıkarını maksimize ederse, toplumunda refahı o nispette yükseleceğini ifade eder. Bireyselleşmenin bu kadar övüldüğü bir dönemde çalışanları bir takımın parçası olmaya ikna etmek, takım halinde daha başarılı olacaklarına inandırmak gerçekten zordur.
Haydi diyelim şirketinizde kurduğunuz proje grupları, iyileştirme takımları ve diğer benzer ekipler yaptıkları işlerde belli başarılara imza attılar. Peki, bu yeterli midir? Yüzlerce kişinin çalıştığı işletmelerde birbirinden bağımsız, yerel problemlere odaklanmış, sayıları neredeyse bir elin parmaklarını geçmeyecek üyelerden oluşan, birkaç ekibin elde ettikleri kazanımlar işletmeyi pazarda arzu edilen rekabetçi bir yapıya kavuşturabilir mi? Elbette bu çalışmalar faydalıdır ve desteklenmelidir. Ancak esas önemli olan işletmenin tamamının bir takım halinde birlikte hareket edebilmesidir. Sadece bedeniyle, sadece aklıyla veya sadece yüreğiyle çalışanlar değil, her şeyini işlerine verebilecek çalışanlar şirketlerini zirveye taşıyabilirler.
Misyon, Vizyon ve DeÄŸerler
Şirketinin misyonunu, vizyonunu ve değerlerini bilen ve bunları benimseyip bu doğrultuda hareket eden çalışanlarla şirketler hedeflerine ulaşabilir. Yöneticilere düşen görev; en alt düzeyden en üst düzeye tüm çalışanların kendini büyük bir ekibin, bir ailenin üyesi olarak görebilmesini sağlamaktır. Bir çok şirkette misyon, vizyon ve değerlere yeterince önem verilmemektedir. Çalışanların benimsemediği, paylaşmadığı, hayalini kurmadığı ve uğrunda mücadele vermediği misyon, vizyon ve değerler; duvarlarda, kitaplarda, klasörlerde, web-sitelerinde yazılı birkaç satırdan başka bir şey olamayacaktır.
Bugün birçok şirkette gözlenebilen birbirine yabancılaşan çalışanlar, çalışanlar arası yaşanan çatışmalar, bölümler arası oluşan çekişmeler, rahatsız eden alt-üst ilişkileri, sendika-işveren geçimsizlikleri, çalışan ve yönetici işe giriş ve çıkış trafiğinin yoğunluğu; bize başarılı olması gerektiği halde arzu edilen başarıyı yakalamayan şirketlerde birlikteliğin sağlanamadığının birer kanıtıdır. Bir işletmede farkı yaratacak olanların o işletmenin sahip olduğu insan kaynakları olduğunu birçok kez duymuşsunuzdur. Ancak futbol kulübü örneğinde olduğu gibi bir işletmeye sadece en yetenekli, en zeki ve en bilgili çalışanların alınması yeterli değildir. Bunlardan daha önemlisi çalışanların bir takım ruhu içerisinde hareket etmelerinin sağlanmasıdır. Birlikte hareket ederek herkes ve işletme daha fazlasına erişebilecektir.
Takım Oluşturmada Roller
İnsan Kaynakları Bölümü işletmelerde yönetimin hemen arkasında ikinci sırada yerini almalıdır. Yönetim, beyin fonksiyonu görüyor ve sinir sistemi vasıtasıyla vücudu yönetiyorsa, İK nın rolü kalbin fonksiyonu olmalıdır. Kalp dolaşım sistemi vasıtasıyla temiz kanı vücudun tüm organlarına pompalarken ve kirli kanı da toplayarak temizlenmesini sağlamaktadır. İK da işletmelerde tüm bölümlere ulaşmalı, tüm çalışanların uyum içerisinde çalışmalarını sağlamalı ve çalışanların birlikte maksimum faydayı elde etmelerine yardımcı olmalıdır. İşin temposuna göre gerektiğinde ekibe uygun yeni çalışanları işletmeye katmalı, gerektiğinde uyum sağlayamayan ve katkıda bulunamayanları ekipten uzaklaştırmalıdır. 360 derece performans değerlendirme, çalışan memnuniyeti, kişisel ve profesyonel gelişim gibi konular üzerinde çalışarak ekibin ve bireyin kendilerini geliştirmesine vesile olmalıdır.
Yönetim, şirketin tamamının ekibi oluşturmasında en önemli rolü üstlenir. Dayanışmanın oluşması ve birlikteliğin sağlanabilmesi için:
1- Güven ortamı yaratılmalıdır.
2- Çalışanlarla iletişim kanalları açık olmalıdır.
3- Çalışanlara adil ve eşit davranılmalıdır.
4- Zaferler birlikte kutlanmalı, problemlerle birlikte mücadele edilmelidir.
5- Kişisel başarıların, ekip başarılarının önüne geçmesi engellenmelidir.
6- Ben yerine Biz teÅŸvik edilmelidir.
Doğan Cüceloğlu nun yazdığı, 1998 yılında Remzi Kitapevi tarafından yayınlanan kitabı İçimizdeki Biz de, iş yaşamı da dahil her alanda biz bilincinin, birlikteliğin ve dayanışmanın insan, toplum ve iş hayatına yaptığı olumlu katkılar detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Ben bu kitabı daha önce okuyanlara dahi, hatırlamak amacıyla tekrar okumalarını tavsiye ediyorum. Sayın Cüceloğlu, BİZ bilinci içindeki yönetimin temel yaklaşımlarını kitabında şöyle sıralamaktadır:
• Doğru olanı yapmak en güçlü güdüyü ve kılavuzu sağlar.
• Her birey, tümün vazgeçilmez bir parçasıdır.
• Uzlaşma ve barış içinde olma; yarışma veya hasım ilişkileri içinde olmaktan iyidir.
• Herkesin sorumluluk alması gerekir.
• Olumluluk sağlıklı ilişkinin doğal sonucudur.
Okuduklarımızdan fayda sağlamak için, üzerlerinde düşünmek ve uygulamaya geçmek gerekir. Lütfen sizlerde çalıştığınız şirketlerde, görev aldığınız ekiplerde ve diğer bulunduğunuz gruplarda birlik, beraberlik ve dayanışmanın arttırılması için çaba gösteriniz. Kısa vadeli kişisel çıkarlar yerine uzun vadeli ekip çıkarlarını arttırıcı eylemlere yöneliniz. Göreceksiniz ki birlikte hepimiz çok daha fazlasını elde edeceğiz…