Global dünyanın bugün itibarı ile mücadele ettiği üç temel alan vardır. Birincisi, büyüme, ikincisi yatırım ve üçüncüsü ise istihdamdır.
Nasıl büyüme sağlarız?
Devlet destekli büyüme ve yeniden sektör olarak desteklenecek seçilmiş stratejik iş kolları ile devlet ya da devlet ve özel sektör iştiraklerinin birlikte değerlendirildiği kamusal sermayeye dayalı başka bir ifade ile kamu işletmeleri vasıtası ile başta kırsal kesimde olmak üzere büyük iktisadi üretim teşebbüslerini harekete geçirmek gerekmektedir.
Büyümenin sanayi, hizmetler ve tarımsal üretime dayalı üretim odaklı ve istihdam sağlayıcı ölçekte yeniden dizaynı ile gerek iç pazara yönelik ucuz ve kaliteli kitle üretimine gerekse öncelikle çevre ülkeler olmak üzere Kuzey ve Orta Afrika dan Latin ülkeleri ve Uzak Asya ya kadar yeni pazar arayışları ya da karşılıklı kazanım satış stratejileri ile global krizin etkisi altına aldığı tüm ülkelerle yeni ticaret ilişkileri ve iletişim ağları geliştirmeliyiz. Bunu yaparken uluslararası politikada dış ilişkiler ile dış ticaretin özellikle bu iki alandaki bürokrasinin tüm bu süreci destekleyici yönde yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Büyük ölçekli kitlesel ve kaliteli ucuz ürüne dayalı kamu finansmanlı işletmelerin ekonomiye, yatırım ve istihdama doğrudan etkisinin yanı sıra dolaylı olarak yan sanayiye, hizmet sektörüne ve lojistiğe yapacağı katkılar hesaba katıldığında 1950-60 lı yıllarda dünya ekonomisinde yaşanan altın yıllara benzer bir dönüşüme neden olmasa da ülkeyi resesyondan kurtaracak, istihdama dayalı tüketimi artıracak ve piyasada arz talep dengesini yeniden oluşturacak bir etki yapabilecektir.
Yatırımlar nasıl teşvik edilir?
Türk ekonomisinin en temel problemlerinden birisi kapital birikimi ya da yatırım için yeterli tasarruf sağlayamamasıdır. Türk ekonomisi içinde özel sektörün büyük ölçekli, istihdam yaratıcı, yüksek teknoloji merkezli ve büyük sermaye gerektiren yatırımları karşılayacak capital birikimleri olmadığı ve Türk özel sektörünün hali hazırda yüksek borçlanma içinde varlığını devam ettirdiği gerçeğinden yola çıkarak büyüme ivmesini sağlayacak kitlesel istihdam olanağı yaratacak yatırımların ancak kamu sermayesi ya da çok uluslu yatırımcılar tarafından gerçekleştirilebileceği bir realite olduğuna ve bu gerçekler içinde yabancı sermayenin global krizden dolayı eskisi gibi bu misyonu üstlenmekte çok hevesli olamayacağı ihtimalinin yüksek olması nedeniyle kamu yatırımlarının tek seçenek olduğunu gozlemlemekteyiz. Bu durumda sermayesi yetersiz ve %90 ı KOBİ statüsündeki yerli sermayenin yatırım ve istihdam yaratma potansiyelini harekete geçirmek için de ciddi bir devlet desteği, devletin koruyucu ve kollayıcı yardımı ve bölgesel ekonomik kalkınma stratejileri ile perçinlenmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda esnek üretime ve esnek uzmanlaşmaya dayalı üretim ile yeni ihracat stratejileri geliştirerek çoğu zaman bu küçük işletmelerin elinden tutularak büyük pazarların oyun alanlarına götürülerek kendileri ifade etmeleri ve büyük iletişim ve ticaret ağlarının bir parçası haline getirmek gerekmektedir.
İstihdam için neler yapılmalıdır?
Yukarıda yaptığımız tespitler direkt olarak istihdamı müspet yönde etkileyecektir. Bunun dışında iş gücü piyasalarının yeniden regülasyonu aracılığıyla esnek çalışma yöntemlerine geçmek de istihdamı artırıcı önemli bir rol oynayacaktır. Başka bir ifade ile tam istihdam ile bir kişiye iş sağlamak yerine kriz döneminde işsizliği azaltmak için bir kişinin yapacağı bir işi part time, kısa süreli çalışma, belirli süreli çalışma, geçiçi çalışma, çağrı üzerine çalışma, evde çalışma vb. iş kanununda tanımlanmış diğer esnek çalışma müesseselerine işlerlik kazandırılarak daha fazla kişiye iş ve aş sağlamaya teşvik edebiliriz. Ayrıca, iş paylaşımı (job sharing) yöntemi ile aynı işi bir kaç kişiye bölerek işi genişleterek daha fazla insanın ekmek yemesini sağlayabiliriz. Özellikle kamusal alanda tam zamanlı çalışan istihdamı yerine, kısmi süreli çalışan istihdamına yönelebiliriz. Örneğin geçtiğimiz günlerde devlet geçici olarak 500 bin kişiyi alacağını ilan etti. Bu aynı zamanda 500 bin iş demektir. Oysa ki bu 500 bin işte kısmi süreli çalışma uygulansa bu rakam 1 milyon işsize iş anlamına gelebilmektedir. Elbette kısmi ya da yarım zamanlı işte ücretler düşük olacaktır. Ancak buradaki tercih ya yokluk ya da karın tokluğuna çalışma olacaktır. Kaldı ki bu önerimiz dünyanın ve Türkiye nin ekonomik anlamda toparlanmasına kadar olan süreci tarif etmektedir.
Diğer taraftan insanları meslek sahibi yapacak mesleki eğitimi de ayrı bir paragraf açıp eğitim boyutu ile tüm kaynakların teknik eğitime, meslek edindirme ve beceri kazandırma eğitim ve projelerine kanalize etmeliyiz.
Son olarak, bugün itibari ile dünyada ilk sıralarda yer alan ve istihdam üzerinde işverene ağır yükler getiren, işçi çalıştırmaktan alıkoyan ve nihayet istihdam dostu olmayan tüm vergi, sosyal güvenlik, sigorta primi gibi mali yüklerin hafifletilmesi ve zorunlu istihdam kategorilerinin AB ortalamasının hemen altına çekilmesi gerekmektedir. Asgari ücretten vergi alınmaması dahil her türlü alternatif üzerine düşünme zamanı çoktan gelmiştir. Unutmayalım ki işsizlik, sonuçları itibari ile bir tek kişiyi değil aileleri ile birlikte milyonları etkileyen ekonomik ve sosyal bir olgudur. Her türlü terörün, çürümüşlüğün, ahlaki ve sosyal çöküntülerin beslendiği bir kaynaktır.
Son söz ne mutlu işim var diyenlerin sayısını artırmadığımız sürece Türkiye nin başı ağrımaya devam edecektir.